5. bölüm · White Day
4.bölüm
Bir saniye daha dursa… bir şey olacaktı.
İkimiz de farkındaydık.
Efe’nin bakışları yüzümde takılı kaldı. Sonra bir anda geri çekildi. Sanki kendine kızmış gibi.
Arkasını döndü.
Elini ensesine götürdü.
“Ben ne yapıyorum ya…” diye mırıldandı.
Duydum.
Duymamış gibi yapmadım.
Pencerenin önüne gidip dışarı baktı. Omuzları gergindi. Normalde bu kadar belli etmezdi.
“Saçmalama,” dedi kendi kendine. “Odaklanman lazım.”
Onu izledim. İlk defa bu kadar kontrolsüz görünüyordu.
“Efe.”
Dönmedi.
“Uyuman lazım,” dedi düz bir sesle. “Sabah erkenden çıkacağız.”
“Benden mi kaçıyorsun?”
Bu sefer döndü. Kaşını hafif kaldırdı.
“Cidden mi?”
“Cidden.”
Birkaç saniye baktı bana. Sonra kısa bir nefes verdi.
“Senden kaçmak mümkün değil zaten.”
Kalbim yine saçma sapan atmaya başladı.
“Az önce…” dedim yavaşça. “Bir şey diyordun.”
“Demiyordum.”
“Diyordun.”
Gözlerini devirdi hafifçe.
“Destina.”
“Ne?”
Bir an sustu. Sonra daha alçak bir sesle konuştu.
“Bu iş yeterince karmaşık. Sen de işleri daha da… zorlaştırma.”
“Ben mi?”
“Evet sen.”
“Ne yapmışım?”
Bir adım attı ama mesafeyi korudu.
“Vurulduğunda…” durdu. Cümleyi toparlamaya çalıştı. “Hiç hoşuma gitmedi.”
“Efe, bu hiç mantıklı bir açıklama değil.”
“Biliyorum,” dedi hemen.
Sonra daha dürüst bir sesle:
“Sana bir şey olma ihtimali hoşuma gitmedi.”
O an ortam sessizleşti.
“Niye?” diye sordum.
Bu kez kaçmadı.
“Çünkü…” dedi, sonra başını hafif yana eğdi. “Boşver.”
“Hayır.”
Bir an gözlerime baktı. Uzun uzun.
“Çünkü seni kaybetmek istemem.”
Kalbim cidden duracak sandım.
Ama hemen toparladı.
“Bu romantik bir şey değil,” dedi hızlıca. “Stratejik.”
“Tabii.”
“Ciddiyim.”
“Tabii Efe.”
Dudaklarının kenarı hafif kıvrıldı ama gözleri ciddi kaldı.
“Uyu,” dedi sonunda. “Yarın yine inatlaşacağız.”
Arkasını döndü.
Ama bu sefer kaçmıyordu.
Sadece çizgiyi koruyordu.
Ben de battaniyeyi biraz daha çektim üzerime.
Ve ilk defa, yaradan çok başka bir şey canımı yakıyordu.
Gözlerimi açtığımda oda aydınlıktı.
Bir an nerede olduğumu hatırlayamadım. Sonra omzumdaki sızı kendini hatırlattı.
“Of…” diye mırıldandım.
Yan odadan bir ses geldi. Bardak sesi. Kahve kokusu.
Ciddiyim.
Vurulmuşum ama adam kahve yapıyor.
Yavaşça doğruldum. Biraz başım döndü ama umursamadım. Battaniyeyi kenara attım.
Kapıya doğru yürürken adımlarım sandığımdan daha dengesizdi.
Mutfak kısmına geçtiğimde Efe tezgâha yaslanmıştı. Üzerinde yine siyah gömlek vardı ama kollarını sıvamıştı.
Beni görünce kaşları anında çatıldı.
“Yatağında olman gerekmiyor muydu?”
“Yürüyorum işte. Ölmedim.”
“Destina.”
“Ne?”
Birkaç adımda yanıma geldi.
“Yaran yeni kapandı. Dikiş attım ben oraya.”
“Harika,” dedim. “Artık CV’ne doktorluk da ekleyebilirsin.”
Gözlerini devirdi.
“Şaka yapma.”
“Ciddiyim.”
Bir an dengesizleştim. Refleksle kolumu tuttu.
Elinin sıcaklığı… gereksiz bir şekilde dikkatimi dağıttı.
“Ben yaparım,” dedim yine, kolumu çekmeye çalışarak.
“Biliyorum yapabilirsin,” dedi bu sefer yumuşak ama sabırsız bir tonla. “Ama her şeyi tek başına yapmak zorunda değilsin.”
“Sen de her şeyi kontrol etmek zorunda değilsin.”
Birkaç saniye öylece durduk. Çok yakındık.
“Kontrol etmeye çalışmıyorum,” dedi daha alçak sesle. “Seni ayakta görmek istiyorum sadece.”
Kalbim yine saçma hareketler yapmaya başladı.
“Niye bu kadar abartıyorsun?”
“Çünkü dün gece…” durdu. “Neyse.”
“Yine ‘neyse’ mi?”
Kahveyi alıp bana uzattı.
“İç şunu.”
“Zehir koymadın dimi?”
“Cidden mi?”
Bardağı aldım. Parmaklarımız hafifçe değdi.
Ve o an kapının dışından çok hafif bir ses geldi.
İkimiz de aynı anda sustuk.
Efe’nin yüzü anında değişti. O yumuşama gitti. Yerine tanıdığım o ciddi hali geldi.
“Burada kal,” dedi alçak sesle.
“Saçmalama.”
“Destina.”
“Bu inat değil,” dedi dişlerinin arasından. “Bu aptallık olur.”
Kapıya doğru ilerledi. Ben de arkasından.
“Yanımda dur dedin dün gece.”
Durdu.
Arkasını dönmeden konuştu.
“Tamam,” dedi. “Ama benim dediğimi yap.”
Kalbim hızlandı.
Kapıya yaklaştık. Dışarıdan tekrar bir çıtırtı geldi. Kar eziliyormuş gibi.
Efe elini kapının koluna koydu.
“Hazır mısın?” diye fısıldadı.
“Hiç olmadım,” dedim. “Ama sorun değil.”
Bu sefer bakışlarımız aynı şeyi söylüyordu.
Korku vardı.
Ama yalnız değildik.
Efe kapıyı aniden açtı.
Ve dışarıda…
