2. bölüm / 4
Visconti2. Bölüm
Bölümler 4Şu an: 2. Bölüm
- 1 1. Bölüm958 kelime
- 2 2. Bölüm819 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. Bölüm531 kelime
- 4 4. Bölüm602 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
~Bir anlaşmaydı bizim ki, ölümlü, kalımlı.~
Hayat bazen tek bir karşılaşmada bağlar insanları. Ve bu karşılaşmalar hiç beklenmedik şeylere dönüşebilir. Sevda gibi…
“Sizin kocanız yok, kudurun!” Cihan birden Liya’ya yaktı. ‘Ben ne alaka aq.’ Gibisinden sonra Liya’da konuştu. “Tamam en evli sensin, en aşık sensin, en kocası olan sensin.” Dedi bıkkınca. Elbette şaka yapıyordu hepsi.
Meltem (Valeria) “Cihan (Jack) beni restoranta sen bırakır mısın?” Cihan birden rollendi. “Hayırdır kızım? Kiminle görüşeceksin, ben sana demedim mi o adamla görüşmeyeceksin diye!” Elinde tespih sallar gibi yaptı. Liya’da onların bu hallerine güldü.
Meltem, Cihan’ın ensesine vurdu. “Siktir lan pezevenk, yürü.” Onlar gittikten sonra Liya biraz daha bakındı. Sonra çıkışa yöneldi. Asansöre binip ‘0’ a bastı. İnince yan asansörden etrafında 9 adam olan biri indi. Liya yüzüne görmesede o heybetlilikten, kaslılıktan anlamıştı yakışıklı biri olduğunu.
Ama bu çirkinlikle birinin ona bakacağını düşünmüyordu. Adam ilerlerken cüzdanını düşürmüştü. Liya ilerleyip cüzdanı eline aldı. Sıkıca tutarak hızla adama yaklaştı.
“Beyefendi! Bakar mısınız?”
Adamın yanına gelince adam ona döndü. Adam çok karizmatikti, kara gözlerinde hapsolmak istedi bir an. Sonra toparlandı.
“Cüzdanınızı düşürdünüz, buyurun.” Uzattı ve tebessüm etti. “Umarım bir daha düşürmezsiniz, iyi akşamlar dilerim.” Sonra yoluna devam etti. Adam Liya gözden kaybolana kadar ona baktı.
Artık ona ‘adam’ diyemeyiz. Lucian Padre diyebiliriz. Lucian kesince konuştu. *“Scopri tutte le informazioni di quella ragazza.”*
O kızın bütün bilgilerini öğren.
Il Lupo İtalya’da…
Kişisel korumasını dediğini yaptı. İlk defa bir ona cesaret edip yanaşmış, gülümsemişti. Gülümsemişti! Kimdi bu kız? Düşman aileden onu etkilemek için gönderilen biri miydi? Eğer öyleyse az da olsa etkilenmişti. Bunu kendi kafasında reddetti Lucian, ama belkide ileride kabullenirdi.
Lucian malikanesine geldiğinde direkt çalışma odasına geçti. Arkasından kişisel koruması girdi. “Capo, si chiama Liya, il suo cognome è Petrove Ha 24 anni. Doppiatore. Oggi ha fatto un accordo con il suo team per doppiare il nuovo film della tua azienda. Il tuo manager ha accettato. Lui è turco e single. Tesoro, non c'è flirt.”
”Patron, adı Liya, soyadı Petunya . 24 yaşında. Dublaj sanatçısı. Bugün şirketinizin yeni çıkacak filmi için ekibiyle dublajını yapmak için anlaşma yaptı. Müdürünüz kabul etti. Kendisi Türk ve bekar. Sevgili, flört yok.”
Lucian’ın ağzında bir sırıtış belirdi. Bu hiç tekin bir sırıtış değildi. “Quindi non è sposato.”
”Demek evli değil.”**
“Volerò in Turchia, preparerò il mio jet.”
“Türkiye’ye uçacağım, jetimi hazırla.”***
Koruması tereddütle tekrar konuştu. İşte bu söylediği hem Liya’nın hemde Lucian’ın kaderini değiştirecekti.
“Capo, questa donna è la figlia di Vincenzo Morane.”
Patron bu kadın, Vincenzo Morane’nin kızı.****
2 gün sonra…Liya, Valeria, Jack yine göt götelerdi. Meltemin evinde oturmuş kahve içiyorlardı. Jack düşünceli düşünceli konuştu. “Of, çok stres oldum osurmam lazım.”
“Niye? Sen mal mısın? Ne alakası var stresle osurmanın.” Diye sordu Liya anlamazca.
“Siz ne bileceksiniz? Osurmak çok önemli bir eylemdir!” Liya, Jack’in ensesine vurdu.
“Aynen aynen, o kadar önemli bir eylemki, hepimiz zehirleniyoruz.” Valeria kenarda duran gözlüğünü taktı. “Konuş Jack , Lily ile hayat nasıl?”
Jack hemen gülümsedi ve arkasına yaslandı. Kollarını kafasının arkasında bağladı. Duvara daldı. “Çok güzel be Valeria, ben hayatımda bu kadar harika bir insan görmedim.”
Liya üç tane yastık fırlattı üst üste. “Mal, biz neyiz? Hayırsız mıyız?”
“Liya, bir dur kızım ya.” Boğazını temizleyip tekrar duvara daldı. “Şimdi böyle bir kız kalmış mıdır? Ahlaklı, edepli, naif, merhametli, oturaklı, giyimine karışamam ama kendiside açık giyinmiyor. Benim bu kızı kaçırmamam lazım. Zaten yarın evlilik teklifi edeceğim.”
Valeria ve Liya gülümseyerek dinlemişlerdi. “Maşallah lan, bulmuşsun sen.” Valeria’da gözlüğü çıkarıp konuştu. “Gerçekten bulmuş.”
Liya’nın telefonu çalınca ekrana baktı. ‘Morane arıyor…’ derin nefes alıp açtı. “Efendim?” Karşıdan gelen bağırma sesi duyulmasın diye sesi kıstı Liya. “Neredesin sen? Para nerede?”
Kalkıp bahçeye çıktı Liya. “Üç gün dolu Liya, para nerede diyorum!” Liya derin nefes aldı.
“Toplayamadım! Manyak mısın sen üç günde nasıl 90 milyon dolar toplayayım?!”
Vincenzo’dan sinirli bir şekilde nefes verme sesi geldi.
Bir kaç saat sonra… Liya’nın tekrar telefonu çaldı. Derin nefes verdi. ‘Morane arıyor…’ “Vincenzo mu?” Diye sordu her ikiside Liya kafa salladı. “Ne var?” Diye açtı.
“Liya, kızım acil attığım konuma gel.” Ne oluyordu? Liya’nın kalp ritmi hızlandı. Hemen oturduğu yerden kalktı. “Ne… ne oluyor?!” Telefon suratına kapandı.
“Benim gitmem lazım, bir şey oluyor.” Cihan hemen ayaklandı ve konuştu. “Nereye bende geleyim.” Liya birden son gücüyle bağırdı.
“Hayır…” sesini düzeltti. “Hayır, siz burada kalıyorsunuz. Ben sizi arayana kadar beni aramayın.”
Hızla çıkıp arabasına ilerlerdi. Ne oluyordu? Babasının başı tehlikede miydi? Kötü şeyler yapmış olsada o onun babasıydı elinde olmadan panik oluyordu, ona bir şey olacak diye.
Sakin ol, Liya. Hiçbir şey yok. Belki yine bizi oyuna getirmiştir orsb- sus Liya!
Sonunda geldiğinde. Karşısında koca bir malikane vardı. İlerledi korumlar sanki onu tanıyormuş gibi önünden çekiliyordu. Malikaneye girdiğinde bir kadın karşıladı onu.
“Siz bayan Petunya olmalısınız.” Liya hemen kafasını salladı.
“Buyurun, buradan ilerleyin.” Kadın onu uzun koridorlardan geçirdi. En sonra bir odaya götürdü. Kapıyı çaldı kadın ve içeri girip ona kapıyı açtı. Odanın diğer ucunda tam karşısında ki masanın koltuğun sırtı Liya’ya dönüktü.
Liya oyuna gelmişti…
Orada oturan adamın babası olmadığına yemin bile edebilirdi.
Sandalye döndü.
Cüzdanını düşüren adam…
Bölüm etkileşimi
