9. bölüm · VİRAN ~ Abimin arkadaşı~ Yarı Texting

ZEHİRLİ YAKINLAŞMA

SASHA ✞︎

Viran Duman

Oturduğum yerde donmuş bir şekilde abime ve Emire bakarken sanki her an beni göreceklermiş gibi kalbimdeki korku büyüyordu. Ki zaten her an görebilirlerdi de!
Hızla ayağa kalkıp bende Beyza'nın olduğu yöne doğru yürümeye başladım. Beyza geldiğimi fark edip bana baktı.
Karşısındaki barmene bakıp "Herhangi birşey almayalım biz" dedim ve ardından bakışlarımı beyzaya diktim. "Hadi gidiyoruz"

Kaşlarını çattı ve bana garip garip bakmayı sürdürdü. "Daha Yeni geldik kızım. Hem neden gidiyoruz?"

Her an yakalanma korkusuyla tekrar abim ve Emir ikilisine baktığımda ikisininde yanında duran bir adamla koyu bir sohpete tutulduğunu gördüm. Bunların burada ne işi vardı yaa! Sanki İstanbul'da başka mekan kalmamış gibi bizim olduğumuz yeri bulmuşlardı! Abimin beni görmesini istemiyordum çünkü anneme Beyza ile sahile ineceğimizi söyledim. Tabii evden anneme görünmeden çıktım aksi taktirde üzerimdeki elbisenin sahille alakasını sorgulayacaktı.

"Beyza! Abim ve Emir burada..."

Beyzanın gözleri kocaman açılırken gözlerimle abimlerin olduğu yönü işaret ettim. "Oha! Bunların burada ne işi var be" bende tam olarak buna sövüyorum ya işte!

"Abim bir barda içtiğimi görürse beni mahveder! Hadi uzatmada gidelim"

Beyza dudaklarını büzüp bıkkınlıkla bana baktı. "Hadi ama yaa! Günümüz yine boka döndü iyiimi" tam olarak öyle oldu...
Tam çantalarımızı alıp barın arka tarafından çıkmak için hareketlenmiştik ki tekrar arkamı döndüp son Bir kez baktığımda Emir'in bize baktığını fark ettim. Al işte! Kahretsin.

Beyzaya baktığımda 'ne yapıcaz' dercesine bana bakıyordu. Bunu bende bilmiyordum. Umursamayıp yoluma devam etmek istedim ama arkamda bir hareketlenme olduğunda ve birinin kolumdan tuttuğunu fark ettiğimde irkildim. "Ne işiniz var sizin burada?" Sertçe yutkunup yorgunluktanmı yoksa ağlamaktanmı olsa kıpkırmızı olan gözlerine diktim gözlerimi. Bu hali de neydi? Okadar yorgun ve hissiz bakıyordu ki kalbimde ince bir sızı belirdi. "Asıl Sizin ne işiniz var burada?"
Sorusuna cevap vermeyip ona soru yönelttiğimde kaşları çattdı. Korkuyla abimin olduğu masaya baktığımda orada olmadığını gördüm ve bu içimi bir nebze olsun rahatlattı.

Emir bakışlarımı fark etmiş olmalı ki alay ve acıyla karışık bir şekilde gülümsedi. Ama bu gülümseme gerçeklikten tamamen uzak bir tebessümdü. "Korkma... Gitti abin görmez seni benimle" boğazımda bir yumru oluştu ve yutkunamadım. Korkum abimin onu benimle görmesi değildi. Beni burada bu halde görmesiydi. "Belliki kendinde değilsin. Bırakırmısın kolumu, gitmek istiyorum." Gözleri sıktığı koluma inince ağzında birşeyler mırıldanıp elini hızla kolumdan çekti. İncitmekten korkar gibi.

"Özür dilerim Viran. Sıktığımın farkında bile değildim." Koluma eğilip parmaklarını sanki bir kuşun kanadını kırmaktan korkar gibi bileğimde gizdirdi. Bu ise kalbimin dahada ağrımasına sebep oldu. "Çok acıdımı? Kafamı sikeyim! Acıttımmı Viran..."

Bir çocuguğun sesinden farksız çıkan sesiyle boğazım yandı. "Acımadı" onu inandırmak istercesine çıkmıştı sesim. "Sen bilerek benim canımı acıtmazsın ki... Acımadı Emir" gözleri dolu dolu oluyordu. Gerçekten de kendinde değil gibiydi. Ve bu benim eserim di. Ben ise umursamadan eğlenmek için çıkmıştım evden. Nekadar da bencilmişim... Kolumu elinden çekip bakışlarımı beyzaya çevirip ona istekle baktım. "Beyza, sen eve tek başına dönebilirmisin? Benim emirle konuşmak istediğim şeyler var." Beyza anlayışla başını salladı. "Giderim ben güzelim. Sen rahatına bak" en içten gülümsemi ona sundum ve tekrar Emire döndüm. Artık onunla yüzleşmem gerekiyordu. Konuşmam ve anlamam gerekiyordu. Yoksa içimde gün geçtikçe büyüyen bu vicdan azabı asla bitmeyecekti biliyordum.

Emir bana şaşkınlıkla bakarken onunla konuşmak istediğime inanmıyormuş gibi bakıyordu. "Artık seninle konuşmak istiyorum. Konuşabilirmiyiz?" Ama önce abimin burada olup olmadığından emin olmam gerekiyordu. Emir başını sallayıp beni onayladı.

"Olur. Konuşlarım"

"Abim buradamı peki?"

Başını iki yana salladı.

"Hayır, az önce bir işi olduğunu söyleyip gitti o" gözlerimi yumup ona tebessüm ettim. Gözleri gözlerimden ayrılıp yavaş yavaş kıvrılan dudaklarımda oyalandı. Ama haddinden fazla oyalandı. Derin bir nefes alıp ona dahada yaklaştım. "Ama burada değil sakin bir yerde konuşalım." Oda bana yaklaştı. Gözlerimin içine uzun uzun baktı ama birşey demedi. Sonra hiç beklemediğim birşey oldu ve elimi elinin içine hapsetti. Durup gözlerime baktı tepki verecek miyim diye. Ama hiç bir tepki vermediğimi gördüğünde çıkışa doğru yürümeye başladı tabii benide kendiyle beraber sürükledi.

Benden hala vazgeçmediğini ve vazgeçmediğini anladım o an ve bu benim en çaresiz kaldığım andı. Kalbimede söz geçiremiyordum ki... Aklım dur diyor, daha ileri gitme alışma ona iyi şeyler olmayacak diyor. Ama kalbim tam tersini söylüyor. Kendini onun akışına bırak, ne oluyorsa olsun. Sen sevdiğin adamın yanında sevdiğin ve istediğin hayatı yaşa diyor. Bir yanım delicesine kalbimi dinlemek istiyor bir yanım ise aklını kullan diyor. Öyle bir araftaydım ki... Ve bu hikayenin sonu hiç te iyi görünmüyordu. Korkuyordum.

Şu anda elleri ellerimin arasında olan adamın ellerimden kayıp gitmesinden, benden nefret edebilme ihtimalinden ölesiye korkuyordum. O benim çocukluğum, geçmişim herşeyimdi. Ama geleceğim olurmuydu bilmiyordum.

Bir kaç dakika sonra barın biraz aşağısında olan sahile indiğimizde dudaklarımda hüzünlü ve geçmişin bıraktığı bir tebessüm belirdi. Bu sahile hep gelirdik. Ben, Emir, abim ve Yelda. Yelda bize çok takılmazdı. Genelde suskun ve içe dönük bir kızdı Emire yani abisine benziyordu. Ama yinede oda burayı çok severdi. Bu sahil kenarında bile o kadar çok anı biriktirmiştik ki hepsi şimdi birer filim şeridi gibi gözlerimin önünden geçip gitti. Gözlerim doldu. Şimdi yine buradaydık ama ne ben yedi yaşındaki virandım, nede Emir, on beş yaşındaki Emir abiydi. Büyümüştük. Masumluğumuz ve hislerimizde bizimle beraber büyümüştü.

Dolan gözlerimi yanımdaki adama çevirdiğimde onunda dalmış bir şekilde kıyıya vuran dalgaları izlediğini gördüm. Dudaklarında ise belli belirsiz bir tebessüm vardı. "Hiç sevmiyorum eski anılarımızı biliyormusun?" Dediğinde afalladım. Ve kalbimin üzerine bir taş oturdu. "Ne?" O da yutkunup tekrar önünde döndü.

"Hele senin Emir abi Emir abi diye cırlayıp etrafta cirit attığın anları hiç sevmiyorum."

"Neden?"

Gözlerinden içimi yakacak bir hüzün geçti.

"Viran, Ben senin içinde beni abin olarak gördüğün hiç bir geçmişi sevmiyorum. Ve abin olduğum hiçbir geleceğide sevmeyeceğim" bedenim buz tuttu. Birşey diyemedim dudaklarım açılıp kapandı. Ama yine hiç bir şey diyemedim. Ne diyebilirdim ki? Küçük Viran onu abisi olarak görmüştü. Ona böyle öğretmişlerdi.

"Öyle olması gerekiyordu. Bana öyle öğretmişlerdi Emir..." Son kelimelerde sesimin titremesine engel olamadım. O ise söylediklerimle histerik bir kahkaha attı. Komikmiydi? Burada pişmanlıktan ve acıdan kıvranıyordum. Ve benim acım dalga geçilecek bir acımıydı? Bukadarmı basittim ben? O yüzdenmi kimse umursamıyordu içimde kopan fırtınları?

"Kimse seni zorlayamazdı Viran. Beni abin olarak görmeyi ve bana bu eziyeti çektirmeyi sen seçtin" benmi seçmiştim? Ben gerçekten bencildim yani? Öyleydim. Başımı iki yana sallayıp onun söylediklerini inkar ettim kendimce.

"Anlamıyorsun. Anlamıyorsun Emir... Anlasaydın dayanamazdın. Çünkü ben dayanamıyorum artık! Ben bu arafın içinde kalmak istemiyorum artık!" Ellerimi saçlarımın arasından geçirip dolan gözlerimi durdurmak istedim ama engel olamadım sol gözümden yaşlar art arda süzülmeye başladı.

"Dayanamıyorum artık anlasana! Seni seviyorum... Ama Ailemi ve çocukluğumuda seviyorum! Ben çok yorul-" o anda iki eliyle başımdan tutup dudaklarını dudaklarıma bastırmasıyla dünya etrafımda dönmeye başladı.

Beni öpmüştü. Sanki tüm yorgunluğumu almak istermiş gibi öpüyordu beni...

***

Bölüm sonuuu ayayaya biliyorum çok heyecanlı bittiggg💅🤭 devamını hemen istiyorsanızzz beğenip yorum yapmanızın bunda fenasal etkisi olur benden söylemesiii😘