7. bölüm · VARYANT - LYKONLAR

Bozlar 1

Serkan Berk

Sıra laboratuvarda olan en zeki Lykon’a gelmişti.
Denek 0.
"Karan azil avcı "
Bu karar, kimsenin yüksek sesle almak istemediği bir karardı.
Çünkü Karan, diğerlerinden farklıydı.
Kas gücüyle değil, bakışıyla tedirgin ediyordu.
Raporlarda onun için tek bir cümle vardı:
“Uyumlu.
Ama gözlemleri tersine çeviriyor.”
Karan, taş duvarlı odada tek başınaydı.
Camın arkasındaki gölgeleri görüyordu.
Onların seslerini duymuyordu ama niyetlerini sezebiliyordu.
Bu, deneyin parçası değildi.
Bu, yan etkiler listesinde bile yoktu.
Kapı açıldığında irkilmedi.
Ayağa kalkması söylenmedi.
Zaten ayaktaydı.
— “Hazır mısın?” diye sordu genç mucit.
Sesindeki titreme, sorduğu sorunun cevabını bildiğini ele veriyordu.
Karan başını hafifçe yana eğdi.
— “Hazır olmak,” dedi,
— “Seçme hakkı olanlar içindir.”
Koridor uzundu.
Sterildi.
Işıksızdı.
Ama Karan yürürken, duvarların ardındaki ormanı hissediyordu.
Toprak…
Nem…
Ve başka kalp atışları.
Çember’e giden yol, bilinçli olarak sessiz tutulmuştu.
Ne bağırış vardı ne de açıklama.
Bu bir ceza değilmiş gibi gösterilmeliydi.
Bir yerleştirme.
Asansör aşağı indi.
Derinlere.
Şehrin altında kurulmuş bam başka bir hayat, yapay bir evren
İnsan seslerinin bittiği yere.
Kapılar açıldığında Karan durdu.
Karşısında duvar vardı.
Ama bu bir hapishane duvarı değildi.
Bu, kaçışı akıldan silmek için yapılmış bir sınırdı.
Çember.
Metal ve taş iç içeydi.
Üzerinde işaret yoktu.
Ama içeri girenin, geri dönmediği biliniyordu.
— “Burası Lupus Gözlem Sahası,” dedi yaşlı mucit, alışkanlıkla.
— “Uyum sağlayanlar burada gözlemlenecek.”
Karan gözlerini duvardan ayırmadan sordu:
— “Peki ya uyum sağlamayanlar?”
Sessizlik.
Bu kez cevap gelmedi.
Kapı açıldı.
Orman kokusu yüzüne çarptı.
Laboratuvarın metal tadını bastırdı.
Karan’ın omuzları gevşedi.
İçeridekiler onu beklemiyordu.
Ama hissediyorlardı.
Bir uluma yükselmedi.
Henüz.
Karan bir adım attı.
Toprak ayağının altına gömüldü.
Bu, ilk kez bir zeminin onu kabul edişiydi.
— “Beni buraya koymanız,” dedi arkasını dönmeden,
— *“beni kontrol ettiğiniz anlamına gelmiyor.”
Kadın mucit dişlerini sıktı.
— “Sadece izliyoruz.”
Karan başını çevirdi.
Gülümsedi.
— “En büyük yanılgınız bu.”
Kapı kapandı.
Çember, bir kez daha mühürlendi.
İçeride, Karan derin bir nefes aldı.
Orman sessizdi.
Ama bu sessizlik boş değildi.
Gerilimle doluydu.
Ağaçların arasında bir hareket oldu.
Sonra bir diğeri.
Karanın gözleri parladı, vicudu yeniden değişime hazırlandı, kasları ve kemikleri hızla yer değiştirip büyüdü kafasını iki yana salladığında ağzının içindeki sivri dişleri göründü, değişimi kusursuz halde gerçekleşmişti , kulakları seslerin geldiği yöne doğru dikildi, kafasını yere yakın tutup kırmızı gözlerini ileriye dikti,
Karan ön dizlerini hafifçe kırdı, belli ki bir savaş için uğraşmıyordu, bu bi nevi aileye katılma isteğiydi , çalıların arasından biri siyah, dördü gri renkte beş kurt belirdi, siyah kurt dilini dışarı çıkarıp hırlamaya başladı , karan da buna karşılık hırlayıp başını kaldırdı , belki de Karan bir aile istemiyordur , siyah kurtun hırıltıları kesildi
Karanın etrafında daire çizerek

— sen ... sonunda karşılaşabildik
Bi kaç haftadır bunu bekliyordum

Karan Gülerek
— gördüğünden memnun değilsin sanırım

Karan korkmuyordu , o yüzden yeniden insana dönüştü , diyer kurtlar bu meydan okumaya karşılık için saldırıya başladı, ilk gelen gri kurttan epey güçlüydü , bir yumrukla onu iki üç Metre öteye fırlattı, ama kurtlar beraber avlanır ,karanın hepsine gücü yetmezdi, karanın sol tarafındaki ağaçların arasından bi kaç kurt yaklaşmaya başladı, bunu gören siyah ve dört kurt yavaş yavaş geri çekilmeye başladı, karan dönüşmek için kararsız kalmıştı ki yanına gelen kurt sürüsünün başı hemen dönüştü,