1. bölüm / 5
VAKTİMİZ VARKEN1. BÖLÜM
Bölümler 5Şu an: 1. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM4.777 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. BÖLÜM2.366 kelime
- 3 3.BÖLÜM2.622 kelime
- 4 4. BÖLÜM1.659 kelime
- 5 5. BÖLÜM2.155 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın erken saatlerinde gözlerimi yeni güne açmıştım. Bugün bir iş yerine CV`mi bırakacaktım içimde anlam veremediğim bir his vardı neden böyle olduğuna anlam verememiştim bu ilk iş görüşmem değildi ama gariptim. Yataktan çıkıp banyoya girdim elimi yüzümü yıkadım ve banyodan çıkıp mutfağa geçtim. Kahve içecektim sabah uyanır uyanmaz bir Türk kahvesi ve sigara yapardım ayılmak için tam mutfağa giderken yerde sızmış olan babamı gördüm. Babam yine içip içip eve gelmiş ve koridorda sızıp kalmıştı onun üzerinden atlayıp mutfağa geçtim. Belki bu yaptığım hareket dışardan bakıldığında garip duruyor olabilir ama babamın alışık olduğumuz bir durumuydu Türk kahvemi yapıp balkona çıktım ve sigaramdan bir nefes çektim balkonun kapısında annemi görünce ona uzun uzun baktım.
Kahve içer misin? Diye sordum
Evet ama double olsun. Dedi ayağa kalkıp tekrardan mutfağa geçtim annemle diyaloglarımız hep bu kadardı kısa kısa cümlelerden ibaretti annem dediğime bakmayın öz annem değil ben çok küçük yaşta iken annem beni ve babamı bırakıp gitmiş ve bu kadınla evlenmişti çok küçük olduğum için anne demişim ona, haa bana annelik yaptığı için değil ağız alışkanlığı işte kahveyi fincana döküp balkona çıktım
Miray bugün bana para bırak mutfak için bir şeyler alacağım . Dedi
Daha dün iki bin lira bıraktım onunla almadın mı. Diye sinirle sordum bizim evde ki para muhabbeti hiç bitmezdi halbuki o da çalışan bir kadındı ama üniversite okuyan kız kardeşim Elvana baktığını söyleyip eve hiçbir katkısı bulunmazdı babam ise çalıştığını alkole ve kumara yatırırdı o yüzden bütün eve ben bakardım ve bu durum gün geçtikçe beni daha çok gererdi sanki onlara bakmak zorundaymışım gibi
O parayı Elvana gönderdim o yüzden hiçbir şey alamadım , kardeşinden iki bin lira parayı sakınmazsın herhalde Miray. Dedi ve paketimden bir dal sigara aldı. Mevzu kardeşimden para sakınmam değil biliyorsun ki iki ay önce işten çıktım ve her yerde iş arıyorum o yüzden biraz tutumlu olamaz mısınız? Dedim
Miray sen git bunları biricik babanla konuş bulduğu her parayı alkole ve kumara yatırmazsa hiçbir sıkıntımız kalmaz yani canım babanın alamadığı sorumluluğu Elvanın ablası olarak senin alman lazım. Diyip masadan kalktı. Zaten babamın bütün sorumsuzluğunun bedelini hep ben öderdim alışmıştım artık ne olurdu sanki bir kere de kendi dışında beni de düşünseydi kafamı gökyüzüne kaldırıp güneşin o yakıcı ateşine baktım ve derin bir nefes aldım yirmi saniye kadar derin derin nefesler alıp verdim ve masadan kalktım odama geçip dolabımdan kıyafet bakmaya başladım bugün biraz resmi olmam gerekiyordu çünkü başvuru yapacağım yer büyük bir şirketti bu işi arkadaşım Aslı ayarlamıştı şirketin sahibinin şoförlüğünü yapıyordu Erol amca sağ olsun Aslı babası ile konuştu ve Erol amcada patronu ile konuşup benim için rica da bulunmuştu hem onları mahcup etmemem gerekiyordu hem de bana yakışanı yapıp doğru dürüst giyinmem gerekiyordu. Dolabın önünde daha fazla vakit kaybetmemek adına saçlarımı yapmaya başladım upuzun koyu kahverengi saçlarım vardı her sabah onlara kıyıp ya düzleştirirdim ya da maşalardım bugün düzgünümde olduğum için düzleştiricimi takıp saçlarımı taramaya başladım daha sonra ısı koruyucumu uygulayıp saçlarımı düzleştirdim makyajı çok abartmadan tamamlayıp dolabın önüne geçtim elime kahverengi biraz oversize olan blazer ceketimi aldım daha sonra onun altına koyu bir jean aldım ve içime de beyaz ince askılı crop giydim resmi olacaktım ama elimde ki parçalar ile ancak bu kadar oldu ayağıma ise çok uzun olmayan bir topuklu giydim çantamı elime alıp aynaya son kez baktım ve odamdan çıktım. Babam ayılmış koltukta oturuyordu tam evden çıkacaktımki babam
Miray o işi almadan gelme borçlar boğaza dayandı . Dedi ona hiç cevap bile vermeden evden çıktım. Evimiz müstakil bir gecekonduydu evin demir kapsını açıp Erol amcayı bekledim beni şirkete o götürecekti tam saate bakmak için telefonu elime almıştım ki Erol amca geldi arabanın kapısını açıp bindim
Merhaba Erol amca , nasılsın diyip gülümsedim
İyiyim kızım, bugün izinliyim patron aradı gelme bugün dedi şanslısın bugün neşeli gününde sesi pek iyi geliyordu inşallah sana uygun bir iş bulacak seni söyledim mimarlık okudu diye bizim şirket bile olmazsa başka bir yerde buluruz dedi
Ayy inşallah olur Erol amca artık çok ihtiyacım var. Babamı biliyorsun konuşmaya başladı çoktan evde her gün bir huzursuzluk var evden çıkıp çalışmam gerekiyor .Dedim
Bilirim kızım babanı bilmez miyim o yüzden Yiğit Beyden ricacı oldum sağ olsun o da beni kırmadı, soğuk bir adamdır Yiğit Bey gereksiz muhabbete girmez işler iyi giderse gözüne batmaz hiçbir şey ama en ufak aksillikte aman gözüne bile görünme o yüzden çok dikkatli ol bir günü bir gününü tutmaz diyip bana hafifçe gülümsedi bu gülümseme beni rahatlatmak içindi farkındaydım ama bu cümlelerden sonra istesemde rahatlayamazdım bende hafifçe Erol amcaya gülümseyip yolu seyretmeye başladım. Büyük bir şirketin önünde durduğumuzda Erol amcaya dönüp
Her şey için teşekkür ederim Erol amca. Dedim
Ne demek kızım her şey gönlünce olsun. Dedi
Amin, İnşallah. Diyip arabadan indim ve şirketin kapısına doğru yürüdüm adımlarım ne çok hızlı ne çok yavaştı. Şirketten içerip girip resepsiyondaki kıza doğru ilerledim. Hafifçe gülümseyip
Merhaba benim Yiğit Bey ile görüşmem vardı. Dedim
İsminiz nedir. Dedi
Miray Çalışkan. Dedim
Miray hanım Yiğit Beyin toplantısı var ne zaman biter bilmiyorum asistanını arayıp bilgi almam lazım siz ilerde koltuklarda oturun size bilgi vereceğim. Dedi
Tamam teşekkürler . Dedim ve koltuklara doğru ilerledim koltuğa oturduktan sonra çantamdan telefonumu çıkartıp reels izlemeye başladım reels izleme saatim gelmişti benim de kendime göre temel ihtiyaçlarım vardı kahve, sigara, reels ve birkaç bir şey daha ben reels izlerken resepsiyondaki kız yanıma gelip
Miray hanım toplantı bitmek üzereymiş birazdan sizi yukarı alacağım. Dedi ve
gülümsedi. Tamam teşekkür ederim. Diyip gülümsemesine karşılık verdim. O arkasını dönüp gittiğinde bende reels izlemeye devam ettim saate baktığımda saat 11.40 ‘ı gösteriyordu acaba ne zaman biterdi topantı diyip etrafı gözlemlemeye başladım şirketin kapısı döner kapıydı ve onun yanında büyük ayrı bir kapı daha vardı kapıların tam karşısında resepsiyon vardı kapıların yanında oturma grubu vardı ve karşısı full camdı dışarıda olan biten her şey gözüküyordu oturma grubunun ilerisinde iki tane asansör vardı ve ileride de acil kapısı vardı resepsiyonun yanındaki koca çiçeği sulayan resepsiyondaki kıza bakarken bir şey fark etmiştim bu şirkette ki çalışan herkes çok sakin ve mesafeli duruyordu etrafta ki insanlar sakin ama bir o kadar hızlılardı daha sonra resepsiyondaki kızın telefonu çaldı ve telefonu hemen açtı daha sonra tamam iletiyorum diyip kafa salladı ve bana doğru yürümeye başladı dudak okumasını severdim ve her şeyi çok net bir şekilde anlardım kız yanıma gelip
Yiğit Bey sizi bekliyor buyrun. Dedi ve sol eli ile asansörleri gösterdi . Asansörün düğmesine basıp asansörü beklemeye başladık asansör 16. Kattaydı ve gelmek bir türlü bilmiyordu biraz daha bekledikten sonra asansöre bindim ve kıza döndüm elindeki kartı asansörün düğmelerinin altındaki yere okutup 20. Kata yani en son kata bastı. Yiğit Beyin asistanı sizi karşılayacak. Diyip gitti. Kıza bir cevap bile veremeden asansörün kapıları kapandı elimde ki Cv'ye bakıp içimden dua etmeye başladım. Asansör hızla bir şekilde yukarıya çıktı. Asansörden indim ve karşımda bembeyaz teni ve kızıl saçları ile asistanı olduğunu tahmin ettiğim bir kadın karşıladı mini elbisesi vücuduna tam oturmuş bütün hatlarını ortaya sermişti. Kadının vücudundan gözlerimi ayırıp gözlerine baktım.
Merhaba ben Miray. Dedim kadın hafifçe gülümseyip
Biliyorum Yiğit Bey içerde ilerdeki büyük siyah kapı hakkında hayırlısı olsun çok hayırlı olacağını sanmıyorum ama diyip kötü kötü gülümsedi.
Hiçbir şey demeden ileriye doğru yürümeye başladım. Kapının yanında başka bir kapı daha vardı acaba orada ne vardı diye merak etmeye başladım .
Kapıyı tıklatıp gel emrini bekledim.
Gelll, sesini duydum ve kapıyı açtım içimde garip bir duygu oluşmuştu neden böyle olduğunu anlamamıştım ileriye doğru baktığımda önündeki bilgisayar ile ilgilenen genç bir adam vardı ben daha yaşlı birini beklediğim için ister istemez şaşırmıştım tam masanın önünde durduğumda
Merhaba Yiğit Bey ben Miray. Dedim kafasını kaldırıp bana baktı.
Erol senden bahsetti mimarlık bitirmişsin küçük bir ofiste çalışıyormuşsun ama iki ortak işleri ayırınca ortalık karışmış ve seni işten çıkarmışlar. Dedi
Evet, güzel bir ofisti işimden çok memnundum ama patronlarım kendi aralarında
anlaşamayınca işten çıkarmak zorunda kaldılar. Dedim elini çenesinin altına koymuş
sakin bir şekilde beni dinliyordu.
Miray açık konuşmak gerekirse bir mimar açığım yok ama şöyle yapalım seni
asistanımın yanına yardımcı olarak alalım onun da işleri çok yoğun geçiyor hem onun
işleri hafifler hem sende işsiz kalmamış olursun. Dedi aslında bu şirkette kendi
işimden devam etmek istiyordum çünkü Türkiye'nin en büyük mimarlık ve inşaat
şirketiydi burada bu alanda çalışmak benim için çok iyi olurdu ama adamında dediğigibi benim gibi birine ihtiyaçları yoktu tabii ki de olmazdı bu şirkette işe girmek için
insanlar sırada bekliyordu hafifçe kafamı sallayıp
Tamam, peki ne zaman işe başlayacağım. Dedim
Yiğit Bey kafasını hafifçe sağa yatırıp, Miray farkındayım kendi alanında çalışmak
istiyorsun ama elimden gelen bu belki ilerleyen zamanlarda mimarlıkta birine
ihtiyacımız olur ve ilk seni işe alırız. Dedi
Bu cümleden sonra azda olsa moralim yerine geldi ve hafifçe gülümseyip
Tamam Yiğit Bey dedim masanın üzerindeki telefona uzanıp
Tuğçe odama diyip telefonu kapattı. Miray senin de içinde olduğun projeleri görmek
istiyorum yarın bana onları getir. Dedi
Tamam Yiğit Bey. Dedim ve kapı çaldı içeriye adını yeni öğrendiğim ve iş arkadaşım
olacak asistan içeri girdi. Yiğit Bey
Tuğçe, Miray sana yardımcı olmak için işe başladı ona bütün işleyişi anlat. Dedi
Tuğçe mutlu bir şekilde gülümseyip
Tamam Yiğit Bey çok teşekkür ederim benim de bir yardımcıya ihtiyacım vardı. Dedi
Yiğit Bey tamam çıkın. Dedi ve ikimizde odadan çıktık değişik bir adamdı anlam
verememiştim mimikleri sabit ve kendinden fazlaca emin duran bir adamdı
düşüncelerimin arasında Tuğçe'ye baktığımda yüzündeki gülümseme iki metre öteden
bile belli oluyordu neden bu kadar mutlu olmuştu anlam veremedim tamam işi
hafifleyecekti ama bu mutluluk değişik bir mutluluktu bana dönüp
Benim için seni işe aldı vay be diyip daha büyük güldü. Benim masamın yanındaki
masa senin biraz nefes al benim de birkaç işim var onları halledeyim sonra sana her
şeyi anlatayım dedi ve masasına oturdu.
Tuğçe Hanım siz işlerinizi hallederken bende sigara içip gelsem olur mu? Dedim
Kafasını sallayıp ilerde sağda teras var orada çıkıp iç dedi
Masadan kalkıp çantamdaki sigarayı aldım ve terasa doğru yürümeye başladım. Teras
oldukça büyüktü ve bütün şehir ayaklarımın altındaydı sigaramı yakıp terastan
aşağıya doğru bakmaya başladım. Hele şükür bir işim olmuştu bunun mutluluğunu
yaşamaya başladım içimde ama sonra babam geldi aklıma ve ister istemez moralim
bozuldu eve gidince işi soracak maaşımı öğrenmek isteyecek ve maaş günüme kadar
her gün buraya borç var şuraya ödeme var diyip duracaktı bunları düşünürken aklıma
annem geldi o da sürekli Elvan'ın ihtiyacı var para ver diyecekti ve maaşım yine bana
kalmayacaktı ben bunları düşünürken terasa Yiğit Bey geldi.
İlk sigara molan erken olmuş dedi ve zipposu ile sigarasını yaktı. Harika bir yüzü
vardı. Esmer bir tene sahipti yaptığı traş ile harika duruyordu. İçerde stresten fark
edememiştim ama gerçekten yakışıklı bir adamdı bu kadar yakışıklı olup ve zengin
olunca kadınlar peşini kesin bırakmıyordur diye düşünürken Yiğit Bey'e cevap
vermedeğimi fark ettim ve hemen kendimi toparlayıp cevap verdim.
Sonuçta bir iş görüşmesiydi ister istemez stresli geçti sizi rahatsız ettiyse dikkat
ederim kusura bakmayın. Dedim
Kaşlarını kaldırıp hafifçe gülümsedi ve sigarasından uzun bir nefes çekti
Stresli haa, aslında o kadar üstüne gelmedim. Dedi ne diyeceğimi bilemeden
saçmalamaya başladım.Yok sizlik değil yani sonuçta iş görüşmesi ya ondan dedim ben, sizinle alakası yok
kesinlikle ben çok stres yaptım bayadır iş bakıyorum o yüzden ayy tamam ben
susuyorum dedim hızlı bir şekilde ve sigaramı söndürdüm.
Tamam tamam anladım dedi biz böyle konuşurken Tuğçe geldi
Yiğit Bey pardon bölüyorum ama Miray'ın gelmesi gerekiyor dedi ve bana sinirli bir
şekilde baktı.
İyi günler Yiğit Bey diyip yanından uzaklaştım ve Tuğçe'nin suratına bakmadan
içeriye doğru yürüdüm. Bana olan bakışları aşırı rahatsız ediciydi ne bu sinir Allah'ım
ya bu kızla kesinlikle anlaşamayacktım ama mecburdum masama geçip Tuğçe'nin
gelmesini bekledim ona baktığımda Yiğit Bey'e bir şeyler söylüyordu Yiğit Bey ise
elini git gibi yapıp sırtını ona döndü ve bir sigara daha yaktı Tuğçe ise sinirli bir
şekilde yanıma doğru geldi yan durduğu için ne konuştuklarını anlamamıştım ama
anladığım kadarı ile söyledikleri Yiğit Bey'in çokta umrunda olmadı zaten bu adama
ne anlatabilirsin ki kimseyi umursamaz bir tipi var kafamı iki yana hafifçe sallayıp
önüme döndüm Tuğçe yanıma gelip
Miray, Mustafa Bey'in odasında dosyalar var onları getir ve bilgisayara geçir hemen.
Dedi sert bir şekilde Allah aşkına bu konuşma tarzı ne böyle salak mıdır ne denir ya
içimden sabır çekip ayağa kalktım. Tuğçe hanım ben nereden bileyim Mustafa Bey kim, odası nerede dedim ve dik dik suratına baktım.
Niye Miray, Yiğit Bey ile çok güzel sohbet etmeyi biliyordun. Dedi kafamı hafifçe
sağa çevirip derin bir nefes aldım. Dosyalar nerede dedim O salağa cevap falan
veremeyecektim. Yiğit Bey'in odasının yanındaki oda dedi ve tam o sırada Yiğit Bey
içeri geldi. Miray şirketin yanındaki restoranta benim adamı rezervasyon yaptır öğlen
için 4 kişilik sende benle geleceksin ona göre işlerini hallet dedi ve gitti Tuğçe'ye
baktığımda yüzü kıpkırmızı olmuştu bu hali hoşuma gitti ve odaya doğru ilerledim
odaya girdiğimde oda Yiğit Bey'in odası kadar büyük ve ferahtı tek fark
mobilyayalardı onun dışında mobilyaların konumu bile aynıydı kafamı sola doğru
çevirdiğimde koskocaman cam olduğunu fark ettim Yiğit Bey komple odayı
görebiliyordu çok şık duruyordu masanın üstünde ki dosyaları görünce büyük bir
şokla bakıp büyük bir hüsrana uğradım ve masaya doğru yürüyüp dosyaların birazını
aldım o kadar çoktu ki hepsini bir kerede götüremezdim dosyaları alıp camdan Yiğit
Bey'e baktım dikkatli bir şekilde bana bakıyordu bir anda göz göze gelince ne
yapacağımı bilemeden hafifçe gülümsedim ve odadan çıkmak için tabiri caizse
koşarak çıktım. Masamın üzerine dosyaların bir kısmını koydum ve diğerlerini
koymaya yer olmadığını fark ettim ve diğerlerini almaktan vazgeçtim. Tuğçe'ye
dönüp bu kadar dosyayı bir günde bitiremem dedim bana dönüp ağzını yayarak güldü,
niye ben bitiriyorum ama doğru sen bitiremezsin boşver iki günde yap sende diyip
önüne döndü.
Tabii tabii sen yaparsın diyip masaya oturdum ilk işim yandaki restorantı aramak
olacaktı ama adını bilmiyordum Tuğçe'ye dönüp
Tuğçe Hanım yandaki restorant'ın adı ne. Dedim suratıma bile bakmadan cevap verdi.Çekmecede kartvizit var oradan ulaş. Dedi çekmeceği açıp kartviziti aldım ve oradaki
numarayı arayıp Yiğit Beyin adına 4 kişilik rezervasyon yaptırdım bilgisayarı açıp işe
koyulmaya başladım ama tam o sırada Yiğit Bey odadan çıktı.
Miray, hadi restoranta dedi ve masadan çantamı alıp Yiğit Bey'in yanına doğru yürüdüm.
Beraber asansöre doğru yürüdük asansörün düğmesine basıp gelmesini bekledik.
Yiğit Bey bana doğru dönüp küçük bir toplantı olacak ufak tefek notlar tutman gerekiyor
daha sonra onları temize çekip odama getirirsin. Dedi
Tamam Yiğit Bey dedim ve yan profilini incelemeye başladım yutkundukça belirleşen adem
elması ona çok yakışıyordu. Fit bir vücuda sahipti acaba günlük rutinleri nasıl geçiyordu bu
kadar büyük bir şirkete sahip olmak nasıl bir duygu diye içimden geçirirken asansörün
kapıları açıldı. Yiğit Bey çapkın bir şekilde gülüp incelemen bittiyse gidelim. Dedi söylediği
cümle ile utançtan kıpkırmızı olmuştum ne yapacağımı bilemeden hızlıca asansörden indim
ve yürümeye başladım şirketten çıktığımda arkamdan bir ses duydum.
Miraayy diyen sese doğru dönüp baktığımda üniversiteden arkadaşım Ardayı görmüştüm
şaşkınlık ve sevinç içersin de Arda'nın yanına gittim. Arda, naber diyip sarıldım Arda ile çok
iyi bir arkadaşlığımız vardı ikimizde birbirimizin her şeyini bilirdik ve sürekli her konuda
birbirimizi desteklerdik Aslıdan sonra kıymet verdiğim bir kişiydi. Sarılmamız bitince
Arda'ya bakıp burada ne işin var. Dedim
Bir arkadaşım burada çalışıyor onu almaya geldim kahve içicektik asıl sen ne yapıyorsun.
Dedi
Arda ben burada işe başladım. Dedim büyük bir mutlulukla
Kızım yeni bir yere başladığını niye haber vermiyorsun çok mutlu oldum. Dedi ve omzumu
sıvazladı.
Valla bende çok mutluyum Arda artık canıma tak etmişti. Biraz daha iş bulamasaydım evde
kafayı yemek üzereydim haber vermeme durumuna gelecek olursak daha işe başlayalı iki saat
oldu eve geçtiğimde mesaj atacaktım. Dedim Arda bana samimi bir şekilde gülümseyip
Burada işe başlamana çok sevindim harika bir şirket iş hayatın için çok iyi olmuş burası. Dedi
Malaasef burada mimarlık alanında çalışmıyorum. Dedim ve arkadan Yiğit Bey'in sesini
duydum.
Miray sohbetin bitiyse toplantıya geçmemiz gerekiyor. Dedi sesi oldukça sinirli geldiği için
Arda'ya uzaktan öpücük atıp akşam eve geçice arayacağım görüşürüz dedim ve koşarak Yiğit
Bey'in yanına doğru gittim.
Özür dilerim Yiğit Bey arkadaşımı görünce selam verdim bir daha olmaz. Dedim bana hiçbir
şey söylemeden yürümeye başladı bende peşinden yürümeye başladım tam yanına varmıştım
ki restorant yakında o yüzden yürüyerek gideceğiz. Dedi söylediği şeye kafa sallayarak yanıt
verdim. Yiğit Bey çok sakin bir şekilde
Nereden arkadaşın. Dedi ve gözlerimin içine doğru bakmaya başladı.Üniversiteden yakın arkadaşım az önceki durum için tekrar özür dilerim. Dedim
Sorduğu soru garibime gitmişti. Nereden arkadaşım olduğu onu ne ilgilendirir ki tabii
suratına bunu söylemeyeceğim için bu durumu içimden ne kadar garipsesem de dışarıdan
normal bir şekilde cevap vermek zorunda kaldım gerçi bugün çoğu şeye sustum başta kızıl
şeytana şimdi de bu soruya sustum ahh ikisi de benim üstüm olmayacaktı ki onlara neler
yapardım ama şu bir haftayı atlatayım o asistan parçasına neler yapacağım ilk günüm olmasa
elimden kimse alamazdı onu bunları düşünürken dudaklarımı yemeğe kendimi öyle bir
kaptırmışım ki dudağımın kanadığını bile fark etmedim ağzıma kanın demirimsi tadı gelince
elim ile dudağımı yokladım ve telefonumun kamerasından dudağıma baktım şükür ki
dışardan bir şey belli olmuyordu büyük ihtimalle iç kısmı kanadı.
Restorant'ın önüne geldiğimiz de Yiğit Bey kapıyı açıp benim içeri geçmemi beklemişti hızlı
bir şekilde içeriye geçip ayakta karşılamada bekleyen kıza gülümseyip
Yiğit Koroğlu adına rezervasyonumuz vardı. Dedim kız bana bakmadan Yiğit Bey'e cevap
verdi.
Yiğit Bey, hoş geldiniz her zamanki masanız hazır efendim diyip yüzüne samimi ve sıcacık
bir gülümseme yerleştirdi. Şuna bak bana hoş geldiniz bile demeden Yiğit Bey'in üstüne
atladı. Kızın bu tavrından dolayı yüzüne boş boş bakıp Yiğit Bey'e baktım tepkisini aşırı
merak etmiştim. Ama Yiğit Bey hiçbir şey söylemeden içeri doğru geçti. Bu yaptığı hareket
ile beni mutlu etmişti aman gerçi ben niye mutlu oluyorsam bana ne sonuçta diyip Yiğit
Bey'in yanındaki sandalyeye oturdum. Hava oldukça sıcaktı ceketimi çıkarıp çıkarmama
arasında kalmıştım, Yiğit Bey'e dönüp baktığımda ceketimi çıkartma fikrinden vazgeçtim
onun yanında kendimi çıplak gibi hissederdim çünkü içimdeki crop ince askılıydı ve bu
croptan göğüslerim oldukça belirgin duruyordu Yiğit Beyden ziyade toplantıya gelen
adamlardan da çekinirdim o yüzden terlemekten başka çarem yoktu. Yiğit Bey'e dönüp
baktığımda elindeki telefon ile ilgilendiğini görünce bende telefonumu elime aldım ve
whatsappa girdim annem, babam ve Aslı bir mesaj atmıştı. İlk Aslı'nın mesajına cevap
verdim şirkette işe başlayıp başlamadığımı soruyordu ilk ona müjdeli haberi verdim daha
sonra annem ile babama kısa bir cevap yazdıktan sonra birkaç tane story kaydırdım ben
telefonum ile uğraşırken üzerimde bir bakış hissettim ve telefonu kapatıp masanın üzerine
koydum daha sonra Yiğit Bey'e baktığımda bana baktığını gördüm.
Yiğit Bey toplantı ne zaman başlar. Dedim
Beş dakika içerisinde gelmezlerse kalkarız kimseyi bekleyemem. Dedi Yiğit Beyi bekletmek
hiç mantıklı bir harekete benzemiyordu bugün hiçbir şekilde çok agresif ve sinirli bir halini
görmedim ama dışardan bakıldığında bir öfke problemi varmış gibi gözüküyordu mesela
Arda ile konuştuğum zamandaki sinirine anlam verememiştim iş yerindeki terasta ki
muhabbeti hiç beklemezdim gerçekten garip bir adamdı ben düşüncelere dalmışken iki
kişinin bizim oturduğumuz masaya bakarak geldiğini fark ettim daha dikkatli baktığımda
gelenlerden birinin eski patronum Berkay Bey olduğunu anladığımda Yiğit Bey'e baktım
oturuşunu hiç bozmadan gelen Berkay Bey'e bakıyordu. Berkay Bey'i görünce istemsiz bir
şekilde ayağa kalktım. Beni gören Berkay Bey'in yüzündeki gülümseme daha da belirginleştiBerkay Bey elini bana uzatıp
Miray naber, nasılsın? Dedi bende gülümseyerek elimi uzattım ve el sıkıştık.
İyiyim, Berkay Bey siz nasılsınız? Dedim ve yerime geri oturdum. Daha sonra Yiğit Bey ile
Berkay Bey el sıkışıp selamlaştılar sonra Berkay Bey'in yanındaki adam ile el sıkıştılar bu
adamı tanımıyordum. Berkay Bey ve adam oturduktan sonra Yiğit Bey bana dönüp
Berkay Bey ile nereden tanışıyorsunuz? Diye sordu
Berkay Bey eski patronumdu. Dedim ve Berkay Bey'e bakıp hafifçe gülümsedim Berkay Bey
çok sakin ve insan halinden anlayan biriydi. Sarışın ve sempatik bir adamdı kendine has bir
duruşa sahipti. Berkay Bey, Miray çok çalışkan ve çok sabırlı bir çalışanımızdı ondan çok
memnunduk işten çıkartırken çok üzülmüştüm. İşlerimi biraz yoluna koyduktan sonra onu
yanımda işe başlaması için arayacaktım ama iş işten geçmiş anlaşılan benim yanımda
çalışmaktansa daha iyi bir yerde işe başlamış onun adına çok sevindim ilerleyen zamanlarda
çok iyi bir mimar olacağına inanıyorum. Dedi ve bana bakıp gülümsedi.
Teşekkür ederim Berkay Bey sizin yanınızda çalışmak büyük bir keyifti işten çıkarken bende
çok üzüldüm ama nasip bu kadarmış. Dedim ve Yiğit Bey'e döndüm gözlerini Berkay Bey'e
dikmiş bakıyordu.
Üzgünüm Berkay Bey, Miray artık benim şirketimde işe başladı ve işten çıkartmayıda
düşünmüyorum. Dedi tanımadığım adam bana bakarak
Ooo paylaşılamıyorsun anlaşılan Yiğit Bey gibi birisi bile bu cümleyi kurduysa Berkay çok
iyi bir mimar kaybetmiş desene. Dedi Yiğit Bey adama bakıp mimarlıkta çalışmıyor benim
asistanlığımı yapıyor. Dedi bunu duyan Berkay Bey şaşkın ve üzgün bir şekilde bana baktı.
Miray seni mimarlıkta sanmıştım asistan olarak bir yere işe başlayacağını düşünmemiştim.
Dedi Yiğit Bey bana bakıp Miray işinden memnun değil misin? Dedi bakışları donuktu hiçbir
anlam verememiştim bu soruya
Yoo gayet memnunum sizin yanınızda olmaktan hem asistanlığınızı yaparken sizden çok
fazla şey öğreneceğimi düşünüyorum. Dedim ve hafifçe gülümsedim. Yiğit bey elini omzuma
koyup senin adına sevindim. Dedi gelen garson ile masanın havası dağılmıştı biz daha sipariş
vermeden masaya yemekler gelmeye başlamıştı bu duruma oldukça şaşırmıştım Berkay Bey'e
baktığımda onun da şaşırmış olduğunu fark ettim ama bu durumu sorgulayamayacak kadar aç
olduğum için bir yudum su içip yemeğimi yemeye başladım. Yiğit Bey burası benim sürekli
geldiğim yer ve ne yiyeceğimi bilirler. Dedi çantamdan kalem ve not defterimi çıkartım her
an iş ile ilgili konuşabilirlerdi o yüzden defter ve kalemi hazır etmem gerekiyordu çünkü
Yiğit bey en ufak hatayı kaldırmazdı. Ben yemeğimden bir iki çatal aldıktan sonra notlarımı
tutmaya başlamıştım onlar hem yemek yiyip hem de iş ile ilgili konuşuyordu söyledikleri her
şey ufak gibi gözükse de önemli detaylardı o yüzden kaçırmamam lazımdı onların
söylediklerini not alırken yemek yiyemiyordum bende yemek yiyemiyorsam bir sigara
yakayım dedim ve çantamdan sigaramı çıkartım hem sigaramdan içiyor hem not tutuyordum
o kadar hızlı not tutuyordum ki dış dünya ile bağlantı mı kesmiştim. Yiğit Bey daha fazla
detay konuşmayalım bugünlük yeter cuma günü şirkette toplantıda detayları konuşuruzdiyince bende defterin kapağını kapatıp kalem ve defteri çantama attım. Yiğit Bey'e
baktığımda sakin bir şekilde sigara içtiğini fark ettim o kadar dalmıştım ki not tutmaya
yanımda sigara yakıldığını bile fark etmemiştim. Berkay Bey bizimle görüşmeyi kabul
ettiğiniz için teşekkür ederim Yiğit Bey biz artık kalkalım. Dedi ve masadan kalktılar onlar
kalkerken Yiğit Bey hiç ayağa kalkmadan elini uzattı ve cuma günü görüşmek üzere. Dedi
ayağa kalkıp Berkay Bey ile el sıkıştıktan sonra sandalyeme geri oturdum. O sıra Yiğit Bey
garsonu yanına çağırıp yemek siparişi verdi oha daha yeni yemek yememiş miydi bu adam
diye içimden şaşırırken Yiğit Bey karşıya geç otur. Dedi
Neden ? Dedim
Yemek sipariş ettim bu manzaraya karşı yemeğini yemelisin. Dedi bu duruma şaşırmıştım
gerçekten beni mi düşünmüştü.
Teşekkür ederim . Dedim ve tam karşısına geçip oturdum o kadar terlemiştim ki daha fazla
dayanıp ceketimi çıkartmıştım ceketimi sandalyemin arkasına asıp etrafa bakmaya başladım.
Yiğit Bey'e baktığımda göğüslerime baktığını fark ettim. Bu durumun başıma geleceğini
biliyordum ama hiç istifimi bozmadan oturdum. Göğüslerim gerçekten dolgun ve pürüzsüzdü
o yüzden sürekli onları kapatmaya çalışırdım rahatsız olurdum ama çok garip bir şekilde
Yiğit Beyden çekinmedim masaya ilk oturduğumuzda neden çekinmiştim ve neden kendimi
rahatsız hissetmiştim acaba başkaları da gelecek diye mi öyle hissettim diye kendimi
sorgularken yemeğim önüme gelmişti. Ben yemeğimi yemeğe başlarken Yiğit Bey'in bana
olan bakışlarını fark ettim.
Miray ailen ile mi yaşıyorsun. Dedi kafamı sallayıp
Evet ailemle beraberim. Dedim
Kardeşin var mı? Dedi
Bir kız kardeşim var şehir dışında üniversite okuyor. Dedim
Hangi bölüm? Dedi
Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği okuyor. Dedim biz böyle muhabbet ederken karnımın
doyduğunu fark ettim ve yemek yemeği bırakmıştım.
Yemeğin bittiyse kalkalım. Dedi
Bitti Yiğit Bey kalkabiliriz. Dedim ve ceketimi giyip masadan kalktım.
2 SAAT SONRA
Yemekten geldikten sonra şirkete ki işlerimi halletmek için masama oturmuş ve iki saat
boyunca hiç kalkmadan işleri yapmaya çalışıyordum üzerimdeki ceketi çıkartmış saçlarımı
kalem ile topuz yapmış ve sandalye de bağdaş kurmuş dosyaları bitirmeye çalışıyordum
yanımdaki kızıl şeytana bakıp tiksinirmişcesine baktım ve önüme döndüm. İlk günden bu
kadar iş verilir miydi ya kesin bilerek yapmıştı. O da önündeki bilgisayara bakarak işlerini
yapıyordu. Yiğit Bey yemekten geldiğimizden beri hiçbir şekilde odasından çıkmamıştı
sadece bir kere kahve istedi ve kızıl şeytan kahveyi koşarak yapıp götürdü. Bu kız kesinlikleYiğit Beyden hoşlanıyordu bakışlarından her şey fazlaca belliydi. Elimdeki işleri bırakıp
kendime kahve yapmak için ayağa kalktım. Kahvemi yapıp terasa çıktım ve kahvemden bir
yudum aldım o kadar iyi gelmişti ki anlatamam daha sonra sigaramı yaktım ve kahvemi içtim
arkama döndüğümde Tuğçe'nin de buraya geldiğini gördüm ve hemen önüme döndüm hızlı
bir şekilde kahvemi ve sigaramı bitirip masama döndüm Tuğçe hala kahvesini içiyordu ona
bir şey demeden çıkmıştım terastan bağdaşımı kurup diğer dosyanın kapağını açtım daha
sonra telefonumu elime alıp Aslı ve Ardaya mesaj attım iş çıkışımdan sonra kahve içelim mi
diye tabii ki beni reddetmediler ve hemen olur yazdılar şirketten çıkmama çok az kalmıştı.
Bir an önce çıkmak istiyordum çok bunalmıştım Tuğçe yüzünden dosyalara dalmış
çalışıyorken Yiğit Bey odasından çıktı Tuğçe ve bana bakıp ben çıkıyorum sizde
çıkabilirsiniz. Dedi
İkimiz aynı anda Yiğit Bey'e iyi akşamlar Yiğit Bey. dedik Yiğit bey çıktıktan hemen sonra
Ardayı aradım. Ve beni gelip alabilir mi diye sordum o da 20 dakikaya burada olacağını
söyleyince biraz daha çalıştım ben dosyalarla uğraşırken Tuğçe kalkıp gitmişti. Telefonuma
gelen mesaja baktığımda Ardadan olduğunu fark ettim aşağıya in yazmıştı saçlarımı elimle
düzeltip hızlı bir şekilde ceketimi giydim ve telefonumu alıp asansöre doğru yürüdüm.
Şansıma asansör hemen gelmişti lobiye indiğimde resepsiyondaki kızın yanıma geldiğini
gördüm. Hayırlı olsun işe başlamışsın bu asansör için kartın sakın kimseye verme ve
kaybetme. Dedi
Teşekkür ederim dikkat edeceğim diyip kartı elinden aldım ve cüzdanıma koydum şirketten
çıkar çıkmaz Arda tam arabası ile önümde durmuştu hemen arabaya binip ardaya
teşekkürlerimi söyledim Arda bana seslice gülüp kızım senin bu halin ne ilk günden içinden
geçmişler senin diyip dalga geçti.
Hiç sorma Arda ya kızıl şeytanla hiç anlaşamayacağız dedim
Kızıl şeytan kim kızım dedi
Arda kafeye geçince anlatırım hem sana hem Aslıya ayrı ayrı anlatamam diyip kafamı arkaya
yasladım. kafeye geldiğimizde hemen arabadan inip içeriye doğru yürüdüm gözlerim Aslıyı
aradı ve hemen onu gördüm hızlı bir şekilde yanına gittim beni görünce ayağa kalktı ona
kocaman sarılıp öptüm. Yerime oturunca ilk işim içecek bir şeyler sipariş etmek olmuştu
içeceklerimiz gelirken şirkette olan biten her şeyi anlattım ve Aslıda benim gibi bence
adamdan hoşlanıyor olabilir ama bunu anlamak için daha erken dedi Arda bizim bu
konuştuklarımızı tepkisiz bir şekilde dinledi Ardaya dönüp sen ne düşünüyorsun hiçbir şey
söylemedin demedim. Arda elindeki kahve bardağını masaya koyup diyeceğim tek şey
patronun değişik bir insan diyip sesli bir şekilde güldü bende ona bakıp
HAA çok komik Arda dedim bir yarım saat daha sohbet ettikten sonra Ardaya beni eve
bırakabilir misin diye rica ettim çünkü eve gidip toplantıdaki notları temize çekmem
gerekiyordu. kafeden çıkıp Aslı ile sarıldık o kardeşi ile alışveriş yapacaktı o yüzden bizimle
gelmedi tam arabaya binecektim ki defteri almadığım aklıma geldi arabaya binip Ardaya
yalakalık yaparak Ardaaa dedim Arda suratıma bakar bakmaz ondan bir şeyler isteyeceğimi
anlamıştı. Ne oldu Miray. DediArda ben defterimi şirkette unuttum onu almam lazım evde çalışacağım beni şirkete bırakır
mısın? Dedim ve daha geniş gülümsedim Arda içinden sabır çekerek
Yaa kızım senin aklın nerede defterini nasıl unutursun ya. Dedi ellerimi çenemin altında dilek
tutuyormuş gibi birleştirip Ardaa hadi, lütfen. dedim bana bakıp tamam tamam dedi ve
arabayı çalıştırdı tam şirkete yaklaşmıştık ki annesi aradı. Dedesinin geldiğini söyledi
Ardanın dedesi çok otoriter bir insandı Ardayı istediği zaman evde görmezse kesin tantana
çıkarırdı o yüzden Ardanın gitmesi gerekiyordu bana dönüp Miray kusura bakma eve
bırakamayacağım dedemi biliyorsun. Dedi
Ne kusuru Arda asıl sen kusura bakma seni buraya kadar getirdim. Dedim şirketin önüne
geldiğimizde Ardaya sarıldım. Selma Teyzeye selam söyle dedenin de ellerinden öpüyorum
diyip arabadan indim. Şirkete girdiğimde girişteki güvenlik bana bakıp
Miray hanım, Yiğit Bey de şimdi geldi. Dedi Yiğit Bey neden gelmişti ki güvenliğe hiçbir
şey demeden kafa sallayıp asansöre doğru yürüdüm asansör zaten 20. Kattaydı asansör
gelince hemen 20. Kata çıktım. Asansörden inip masama doğru ilerlemeye başladım ben
masaya doğru ilerledikçe sesler artıyordu bu seslerin ne olduğunu anlamaya çalışırken istem
dışı adımlarım durdu ve dinlemeye çalıştım bu aldığım karardan anında vazgeçtim burada
onları dinlediğimi görürlerse çok yanlış anlaşılırdım masamdaki defteri aldım ve çantama
koydum. Yiğit Beyin ben size adamı gebertin mi dedim salaklar diye sesini duydum bu cümle
beynimde yankılanmaya başlamıştı. Algılarımı anlık kaybetmiştim odadan sesler geliyordu
ama anlamıyordum nasıl yani katil miydi ? Ben bu soruyla boğuşurken içerden silah sesleri
geldi ve bir adam Yiğit diye bağırmaya başlamıştı beynim durmak üzereydi hareketsiz bir
şekilde kalakalmıştım çok yavaş bir şekilde kapıya dönüp baktım ve istemsiz bir şekilde
odadaki seslere doğru gitmeye başladım. Yiğit Bey mi vurulmuştu. Hem o odaya girmek
istiyordum hem de buradan vaktim varken kaçıp gitmek istiyordum ama ayaklarım odaya
doğru gitmeyi tercih etmişti Yiğit Bey'i çok merak ediyordum. Odanın kapısını hiç
sorgulamadan açtım ve yerde yatan Yiğit Bey'i gördüm sabah giydiği beyaz gömlek kan
içindeydi ben kapıyı açınca bütün gözler benim üzerime döndü. Ne yapacağımı bilemeden
öylece durdum Yiğit Bey baygın halde değildi yerde uzanmış sağ eli ile sol omzunu
tutuyordu hiç görmediğim bir adam onu kucağına doğru çekmiş öylece duruyordu Yiğit
Bey'in hemen önünde yani tam ayaklarımın dibinde kafasından vurulmuş bir adam vardı
burada ne olduğunu bir türlü anlayamıyordum ama topuklu ayakkabımın sivri ucu kan
olmaya başlamıştı. Kafamı kaldırıp Yiğit Bey'e bir daha baktım ve bana acı çeken bir şekilde
baktığını gördüm.
Bölüm etkileşimi
