7. bölüm · Umutsuz aşk

Umutsuz aşk 7.bölüm

Asmin Erginöz

Rüzgar birkaç gündür ortalıkta görünmüyordu. Işıl yine tek başına sokakları arşınlıyor, her köşe başında onun gölgesini arıyordu. Ama yoktu. Telefonu kapalıydı, mesajlara cevap vermiyordu. Işıl’ın içi yanıyordu. Bu kayboluşun basit bir “kaçış” olmadığını hissediyordu.

Bir gece, odasında otururken camdan gelen bir sesle irkildi. Perdeyi araladı. Aşağıda, sokak lambasının altında biri duruyordu. Rüzgar’dı bu. Ama yüzü tanıdık değil gibiydi. Elini yüzüne atmış, kaşının kenarındaki bir kesiği bastırıyordu.

Işıl hızla aşağı indi. Kapıyı açar açmaz, Rüzgar’ın üzerine atıldı.

— “Neredesin sen?! Ne oldu yüzüne? Ne yaptılar sana?!”

Rüzgar cevap veremedi. Sadece gözleriyle özür diledi. Titreyen bir fısıltıyla “Plan bozuldu…” dedi. “Onlar… benim arkamdan seni izliyorlardı. Sana zarar vermesinler diye kaçtım.”

Işıl’ın kalbi sanki ikiye ayrıldı o anda. Rüzgar acı içindeydi. Fiziksel yaraları vardı, ama asıl yıkım içindeydi. Kırılmıştı. Ezilmişti. Ama Işıl onun hala ayakta kalmasına hayrandı. Sevdiği adam, hayatla tek başına savaşan bir yaralı kuştu.

O gece Işıl, onu evine aldı. Annesi şehir dışındaydı. Yalnızlardı. Rüzgar, Işıl’ın odasında, yere serilen bir battaniyeye uzandı. Işıl başucuna oturdu. Ellerini tuttu. İlk defa, korkusuzca söyledi:

— “Ne olursa olsun… bırakmayacağım seni. Onlar kim olursa olsun, korkmuyorum. Yeter ki sen pes etme.”

Rüzgar gözlerini kapadı. Dudaklarında kederli bir gülümseme belirdi.

— “Sen olmasaydın… ben çoktan vazgeçerdim.”

Sabah gün doğduğunda, Işıl Rüzgar’ın hâlâ elini tuttuğunu fark etti. Uyuyamamıştı. Ama mutlu değildi. Kalbi bir şeyin yaklaştığını söylüyordu. Bir sona, bir kırılmaya, bir kopuşa. Huzur anlık bir nefes gibiydi.

Ve sonra... telefon çaldı. Bilinmeyen bir numara. Rüzgar uyanmadan Işıl cevapladı. Karşıdaki ses buz gibiydi:

— “Seninle de konuşacağız. Onun yanında olmanın bedelini ödemeye hazır mısın?”

Işıl’ın gözleri büyüdü. Ellerinden telefon düştü.

Fırtına artık kapıya dayanmıştı.