1. bölüm · Umutsuz aşk

Umutsuz aşk 1.bölüm

Asmin Erginöz

Yağmur, şehri sessizce yıkıyordu o gün. Sokak lambalarının titrek ışıkları, su birikintilerinde kırılırken, herkes evine koşuyor, herkes sıcak bir yere sığınıyordu. Ama o kız, Işıl, duruyordu. Beyaz kabanının kapüşonunu başına çekmiş, ellerini ceplerine sıkıştırmış, bir duvarın dibine yaslanmış bekliyordu. Ne olduğu belirsiz bir sebeple o sokağa gelmişti. Ne arıyordu? Kendisi de bilmiyordu.

Yetimhane tam karşısındaydı. Gri, soğuk ve sessizdi. Işıl, burada yapılacak sosyal sorumluluk projesine gönüllü olarak katılmıştı. Ailesi zorla göndermişti onu; “insanlarla kaynaş, hayatın gerçek yüzünü gör” demişti annesi. Oysa Işıl, zaten hayatın gerçek yüzünü biliyordu. Sevgisiz bir ev, bağıran bir baba, sürekli uzaklara kaçan bir anne... Belki de kendisi bile farkında olmadan kaçıyordu o gün, sadece başka bir yere ait olmak istiyordu.

Yetimhanenin kapısı gıcırdayarak açıldı. İçeriden biri çıktı. Sırtında eski bir mont, başında kapüşon. Yüzü yarı karanlıkta kaldı ama gözleri... gözleri acı doluydu. Derin, karanlık, insanı içine çeken türden. Rüzgar’dı bu. Kimseyle konuşmayan, yetimhanenin “soğuk çocuğu” denilen Rüzgar.

Işıl ona baktı, o da Işıl’a. Ne bir kelime, ne bir selam... Sadece göz göze geldiler. Yağmur şiddetleniyordu ama ikisi de kıpırdamıyordu. Sanki zaman, o an donmuştu.

Sonra Rüzgar yürüdü. Işıl’ın yanından geçerken göz ucuyla ona baktı, bir şey demedi. Ama kalbinde bir şey çatladı sanki Işıl’ın. İlk defa bu kadar sessiz bir bağ kurmuştu biriyle. Ve işte o gün, her şey başlamıştı.