8. bölüm · Umut Sızan Karanlık

8.Bölüm

Yasemin Avci

hoşgeldiniz,iyi okumalaarr😊

Küçükken yetimhanede ışıklar kapanınca Rabia ile sarılır uyurdum. Karanlığı sevmem, daralırdım ama şuan iki adımlık bir yere kapatıldım. Havasız ışıksız bir yer.
Bağırdım, kapıya vurdum ama benim sesimden başka ses yoktu.

Anladım ki beni burada bırakıp gitmişlerdi.

Sırtımı kapıya yasladım ve dizlerimi karnıma çekip ağlamaya başladım. Küçükken annem elektrik gittiğinde beni yanına alırdı. Sarılıp masal okuyarak beni uyuturdu. Artık sesli hıçkırarak ağlamaya başladım.

"Annem ben seni çok özledim. Yapamıyorum beni de al yanına yalvarırım." dedim, sanki annem beni duyacak ve beni alacakmış gibi.

Ama biliyorum ki artık imkansız annem sonsuza kadar bu hayatı bırakmıştı.

Bu hayatta bir tek Meral için herşeyin en güzeli olsun istedim.

Rabia mutlu olsun istedim.

Ya ben?

Ben ne olacaktım?
Ben bu hayatta kalabilecek miydim? Yoksa annem beni yanına mı alacaktı?

Ağlamaktan artık nefes alamadığımı hissediyordum. Gözlerimin yavaş yavaş kapandığını hissettim. Çantamı aradım yanımda ama yoktu. Beni kolumdan tuttukları sırada düşürmüş olmalıydım. Telefonum ve astım ilacım da dışarı da kalmıştı. Burdan Bora beni çıkarana kadar çıkaramayacağını anladım. Çünkü artık nefes alamıyorum ve başımı dik tutamıyorum. Göğsüm daralıyor hızla inip kalkıyordu. Ayağa kalkmayı denedim tutunarak. Son kez kapıyı açmayı denedim ama olmadı açılmadı. Daha fazla gücüm kalmadığını için yere düştüğümü hissettim ve gözlerim artık kapanmıştı.

🔒

Rabia evin içersinde dolaşıp duruyordu. Stresliydi çünkü Eylül evden çıkalı saatler olmuştu arıyordu açmıyordu. Hava kararmış akşam olmuştu.

"Nerdesin Eylül nerdesin?" diyerek telefonundan aramaya devam ediyordu. Dayanamayıp montunu aldı ve üzerini giyindi.
"Meral ben çıkıyorum.Kapıyı kimseye açma anahtarı alıyorum." dedim ve evden çıktım hemen. Eylül benim her şeyim biz onunla büyüdük. Ne kadar aynı yaşta da olsak o bana da ablalık yaptı. Her zaman kendinden önce beni ve Meral'i düşünür.

Rabia kapıya çıktığında arabanın olmadığını fark etti ve hemen taksi çağırdı. Baysal şirketinin yerini bilmeyen zaten olmadığı için şoföre söyledi ve yola çıktılar.

Taksideyken bile belki açar diye Eylül'ü arıyordum ama açmıyordu.

**
Baysal şirketinin önünde duruyordum. İçeriye girip çalışan bir kadına hemen sordum
"Bora Baysal nerede?" dedim sert bir sesle.
"Randevunuz var mı?"dedi.
"Yok"
"Maalesef sizi alamam hanımefendi" dedi kadın.
"Ya beni şuan alırsın yada burayı başınıza yıkarım anladın mı beni!" dedim masaya elimi vurarak.
"Zorluk çıkarmayın lütfen güvenliği çağırmak zorunda kalacağım." dedi ama zaten ileriden gelen Bora'yı görünce kadına göz devirip ileriye gittim.
"Eylül nerede? naptın ona!" diyerek iki elimle yakasında tuttum.
"Sakin ol Rabia " dedi psikopat manyak!
"Ne sakinliğinden bahsediyorsun sen be! Nerede Eylül çabuk beni ona götürün"
"Yakamı bırak ve peşimden gel götüreceğim."dedi ve yakasını itercesine bıraktım.Tabiki de onu takip edecek halim yok ona da göz devirip çıkışa doğru ilerledim.

Bora ile arabaya bindik ve konuşmaya başladı.
"Seninle tanışma fırsatımız olmamıştı Rabia kısmet bugüneymiş" dedi iki elini yana doğru açarak.
"Kes sesini be seninle ne diye tanışacam." dedim.
"Çok agresifsin sende Eylül gibi papatya çayı ister misin?"

Göz devirdim ve tekrardan Eylül'ün yerini sordum.

"Eylül nerede?" dedim.
"Onu çiftlik evinde bıraktım." dedi rahat bir tavırla.
"Ne alaka Eylül'ün orada ne işi var?"
"Gerçekleri öğrenmek istedi. Bende ona bir gerçeği anlattım.Sonrasında kendisi düşünmesi için kapattım."

Ne diyordu bu kapatmak derken?

"Hangi gerçek? Nereye kapattın Eylül'ü!" dedim sinirle.
"Onun beklemediği bir gerçek Melike."
"Ne olmuş Melike'ye?" dedim şaşkınlıkla.
"Aslında bu durumlara düşmenizin sebebi ve Melike'nin size beni önermesi benim planımdı. Ve istediğim gibide oldu herşey." dedi sanki çok normalmiş gibi.
"Allah senin belanı versin şerefsiz! Eylül'ü nereye kapattın" dedim hızla.
"Düşüneceği küçük karanlık bir yere"
"Eylül astım hastası eğer ona bir şey olursa seni öldürürüm Bora Baysal!"
"Ciddi misin sen?" dedi ilk defa şaşırmış gibi oldu yüzü. Sanıyordum ki birden gülmeye başladı.
"Ne gülüyorsun?" dedim bozguna uğrayarak.
"Bak Rabia ben sizin hakkınızda her şeyi biliyorum.Senin ailenin kim olduğunu bile biliyorum." dedi.
Şoka uğradım o an ve ne yapacağımı bilemedim. Sanki dilim tutulmuştu. Konuşmayı unuttum, düşüncelerim durdu. Benim bir ailem mi vardı?

Kendimi toparlayıp konuşmaya devam ettim.
"Yalan söylüyorsun konuyu değiştirme çabuk ara adamlarını Eylül'ü çıkarsınlar." dedim.
"Ben yalan falan söylemiyorum Rabia sen,buna inanmak istemiyorsun." dedi ve o sırada araba durdu.

Çiftlik evine gelmiştik. Arabanın kapısını açıldığı gibi indim ve eve doğru gittim hızla.
"Nerede Eylül?"
"Aşağıda" dediği gibi arkama bakmadan aşağı indim.

Yerde Eylül'ün çantası ve ilerisinde bir kapı. Hemen koşarak kapıya gittim.

"Eylül beni duyuyor musun?" dedim ve bir yandan kapıyı zorluyordum ama kilitlenmişti.

Bora aşağıya indi ve yanıma doğru geldi.

"Çabuk aç şu kapıyı öldürürüm seni!" dedim yakasından tutup iterek.
"Bir dursan açarım zaten." dedi ve cebinden anahtar çıkarıp açtı.

Kapı açıldığı gibi Eylül'ün baygın bedeni yere serildi. Benim kardeşime nasıl böyle bir şey yapmıştı?

bu seferlik kısa olsunn devamını atacağım yakın zamanda oy ve yorumlarınızı bekliyorum 🫶🏻💖