2. bölüm · Umut Sızan Karanlık
2.Bölüm Mantığımı Kaybettiğim An
İnsan en çaresiz zamanında mantık denilen şeyi unutur ve ben mantığını tamamen kaybetmiş bir haldeyim...
Eczaneden ilaçları alıp Rabia'ya bıraktıktan sonra bir işim olduğunu bir kaç saat içersinde döneceğimi söyledim.
Evet o işim Bora Baysal ile görüşmeyi kabul etmek.
Bal köpüğü saçlarımı at kuyruğu yapıp belime doğru bıraktım. Üzerime bordo saten bir gömlek, altıma ise siyah bir plazzo kumaş pantolon giydim ve üzerime siyah uzun bir palto aldım.Son olarak siyah topuklularımı da giyip yola çıktım. Her ne kadar çaresiz olduğumda dizlerimin üzerine çöküp ağlasam da asla başkalarına karşı öyle görünmeye niyetim yok. İnsanlar sizi en zayıf halinizden vurmayı bekler ve ben o zayıf halimi Rabia ve Meral dışında şuana kadar kimseye göstermedim.
Yarım saat önce Melike'yi arayıp Bora Baysal ile nasıl görüşebilirim diye sormuştum.Bana bir adres atıp Bora hakkında bir kaç şey söylemişti.Bora'nın tehlikeli biri olduğundan bahsetmişti.Bunu tahmin etmek pek de zor olmadı tabiki.Adam mafya!
Bora Baysal'ın 32 yaşında olduğunu, güçlü ve gözü kara bir mafya olduğunu biliyorum.
Bir saatin ardından Melike'nin attığı adrese vardığımda bir malikânenin önünde duruyordum. Büyük görkemli bir malikâneydi ve evin her tarafında siyah takım elbiseli adamlar duruyordu. Büyük kapıya doğru adım attığım da dışarıdaki korumalardan birisi beni sorgusuz şekilde içeri alması ile kuşkulansam da içeri girmeyi tercih ettim. Malikâne içerisine girdiğim de içerisinin nasıl bu kadar büyük olmasını anlamasamda dediğim gibi malikâne işte. Etrafa bakabildiğim kadar baktım ve değişik büyük tablolar ile her tarafın donatıldığını, büyük bir yemek masası ve yan tarafında oturma grupları olduğunu gördüm.Koruma beni koridora yönlendirdiği için önüme döndüm ve bu yolda da tablolar ve biblolar olduğunu fark ettim. Koridorun içersinde topuklu ayakkabımın tok sesi yankılanıyordu.Bir kapının önünde durduğu için bende hemen ardında bekledim ve kapıyı tıkladıktan sonra içeriden kalın bir ses geldi.
"Gel"
ve kapıyı açtı.
İçeriye doğru girdiğim de koyu kahve saçlı,kirli sakallı ve gözleri açık kahve olan Bora Baysal masasının ardında ki koltukta arkasına yaslanmış elinde içki bardağı ile bana bakıyordu.
"Çekinme gel otur" diyerek masa önündeki koltuğu işaret etti.Bir kaç adım atarak gösterdiği yere oturdum ve tekrar o konuşmaya başladı.
"Nasılsın Eylül Akyürek?" adımı geçtim soyadımı nerden biliyordu bu herif.
"İsmimi nerden biliyorsunuz?"
"Sadece ismini değil, senin hakkında birçok şey biliyorum" avuçlarımın terlediğini hissettim ve dizlerime yasladım. Boğazımı temizleyip başımı diktim ve
"O zaman ne için size geldiğimi de biliyorsunuzdur Bora Baysal."
kaşları havalandı bir anlık yada bana öyle geldi.
"Evet biliyorum. Duyduğuma göre evden atılmışsınız ve paraya ihtiyacın var."
"Evet mecbur kaldığım için geldim."
"Eğer kardeşin Meral zatürre olmasaydı gelmezdin. Öyle değil mi?"
Gözlerim şaşkınlıkla ona baktı.Bu adam nasıl her şeyi biliyordu?
"Bu sizi ilgilendirmez. Bana yardım edip etmeyeceğinizi söyleyin."
"Eh, kapıma kadar böyle senin gibi güzel biri gelmişse,geri çevirmek yakışmaz bana" bu tavırlarından aşırı rahatsız olduğumu hissettim.
Öne doğru dikleşti ve masadan bir bardak aldı. İçki şişesinden doldurmaya başladı ve bana doğru uzattı.
"Hayır,kullanmıyorum teşekkürler"
"Başka istediğiniz bir şey varsa getirtirelim."
"Hayır bir an önce şu konuyu konuşsak. Acelem var."
"Ne acelen var canım nasıl olsa kardeşinin başında Rabia var." kahretsin kim bu adam!
"Siz kimsiniz ve neden benim hayatım hakkında birçok şey biliyorsunuz?" kardeşlerimin,canlarımın hakkında konuşmasına tahammül edemeyip sert konuştum.
"Sakin ol Eylül bundan sonra daha fazla vakit geçireceğiz tanırsın zamanla."
O an kalkıp gitmeyi düşünsemde aklıma Meral geldiği için durdum.
Tekrar konuşmaya başladı
"Senin için Meral'in üniversitesine yakın bir ev ayarladım. Adresi sana vericem.Evin anahtarı bende anlaşmayı kabul edersen ev senin ayrıca para da vericem."
"Ne anlaşması?"
"Doktorluğu bırakacaksın.Ben sana ne zaman ne kadar istersen parayı vericem."
"Ne,ne demek bırakacaksın!" bağırarak ayağa kalktım bir anda.
"Mantıklı düşün Eylül kardeşin için"
Mantık mı? mantık bunun neresindeydi?
Ben mesleğimi çok seviyorum nasıl bırakabilirim ki?
Kardeşin için mecbursun Eylül kardeşin daha önemli.Bu anlaşmayı kabul edersem eğer hayatım tamamen değişecekti ve ben bunu kardeşim için kabul etmek zorundayım.
Tekrar konuşmaya başladı Bora Baysal
"Sen zeki bir kadınsın Eylül. Düşün ve iyi bir karar ver."
"Peki, peki tamam kabul ediyorum."
"Şu anlaşmayı imzala"
"Ne anlaşma mı hazırladın bide?"
"Ben her şeyi düşünürüm Eylül."
"Peki istediğin gibi imzaladım ama ya bu anlaşma dışına çıkarsam?"
"Öyle bir hatayı yapmak isteyeceğini hiç sanmıyorum."
"Tehdit mi ediyorsun beni?"
"Nasıl anlamak istersen"
Bu Bora denilen heriften şimdiden nefret etmeye başladım.
"Evin anahtarını ve adresini ver"
"Emrin olur canım" dedikten sonra göz kırptı ve sırıttı. O an gözlerini ne kadar oymak istesem de sakin bir şekilde
"Bana canım diyip durmayın aradaki sınırı aşmayın"
"Sınırlara ben karar veririm" dedi gevşek gevşek.Sakin olmaya gerek varki karşımda böyle biri varken.
"Bana bak biz sadece bir anlaşma yaptık, ben senin kuklan değilim istediğin gibi benimle konuşamazsın haddini bil!"
"Hiç yakışıyor mu böyle bağırmak senin gibi bir hanımefendiye?"
Dalga geçiyor,sinirlerimle daha ilk günden oynuyordu.Ellerimi masaya yaslayıp ona doğru eğildim ve
"Artık şu anahtarı ve adresi ver!"dedim
"Tabi nasıl istersen" gülerek bana adresin yazılı olduğu kağıdı ve anahtarı verdi.
"Bu konuyu Meral ve Rabia bilmeyecek ikimizin arasında anladın mı?"
"Ben anladım ama sen anlamadıysan anlaşmayı bir bakmışsın ikiside elimde"
"Pislik! eğer onlara bir şey yaparsan karşında beni bulursun Bora Baysal anladın mı beni?"
"Ben seni her zaman karşımda görmek isterim"
Sinirden patlayacak gibiydim. Daha fazla bu adamla muhatap olmak istemediğim için hiç bir şey demeden arkamı dönüp çantamı aldım ve kapıya doğru yürüdüm.
Kapı koluna davranacakken tekrardan sesini duyduğum için duraksadım.
"Hastaneye gidip doktorluğu devam etmek gibi bir aptallık yapmazsın umarım.Ne yaparsan yap her adımını biliyor olacağım."
Arkama bakmadan kapı kolunu açtım, çıktım ve kapıyı çarptım.
Malikânenin dışarısına çıktığımda bahçede siyah bir araç önümde duruyordu. Arkadan bir koruma kapıyı açtı ve
"Bora Bey'in emridir.Sizi bu araçla gitmek istediğiniz yere bırakacaklar.
Göz devirip yürümeye başladım.Onun arabasına binmek istemiyorum. Dış kapıya geldiğimde korumalar öylece bakıyordu
"Ne duruyorsunuz açın şu kapıyı gideceğim."
"Açamayız"
"Ne demek açamayız! açın dedim gideceğim."
Burada sabrım fazlasıyla sınanıyordu.
"Açamayız efendim,Bora Bey'in kesin emri var arabayla gideceksiniz"
"Başlatma Bora Bey'inize Açın dedi-"
Bir anda çantamda telefonumun çaldığını duyunca duraksadım ve telefonumu çıkardım. Bilinmeyen bir numara arıyordu.
Telefonu açıp kulağıma doğru götürdüm ve
"Alo"dedim
"Eylülcüm ayarladığım arabayı beğenmediysen başka bir arabayla bıraktırabilirim"
"Allah belanı versin!"
dedim ve telefonu suratına kapattım.Buradan çıkamayacağımı anladığım için arabaya doğru yürüdüm ve koruma tekrardan kapıyı açtı.Arabaya binip
"Hastaneye" dedim ve yol boyu sustum.
En azından kardeşimin üniversitesine yakın bir evde ve kendi evimizde olacaktık.Ama artık hastanede çocuklar ile ilgilenemeyecektim.Her şey kardeşlerim için.
Hastaneye geldiğim de Meral'in oda numarasını öğrenip odaya çıktım.Meral uyuyordu Rabia ise başında oturuyordu.
"Nasıl oldu Meral?"
"Doktor henüz zatürrenin başlangıcında olduğunu söyledi. Eğer iyi bakılırsa kısa sürede toparlarmış. Evde bakabilirsiniz dedi ama.."
"Merak etme ev işini ayarladım ben"
"Ne, nasıl?"
"Eski bir arkadaşım ile evi ayarladık taburcu işlemlerini halledeyim de eve geçelim"
"Eylül"
"Efendim"
"Kim bu eski arkadaşın?"
"Boş ver işte tanımazsın sen"
"Nasıl tanımam, Eylül benden bir şeyler saklamıyorsun öyle değil mi?"
"Hayır"
Dediğim gibi odadan çıktım.Daha fazla yalan söylersem eğer anlardı.Zaten hemen şüphelendi bile.
Taburcu işlemlerini halledip odaya döndüğüm de Meral uyanmıştı.
"Meral, Nasılsın ablacım?"
"Daha iyiyim abla.Serum iyi geldi"
"Tamam şimdi evimize gidicez dinlenirsin."
"Fikret abi ile mi konuştunuz?"
"Hayır o ev değil.Senin üniversitene yakın başka bir evde yaşayacağız."
"Nasıl hallettin?"
"Boşver kafanı yorma böyle şeylere iyileşmene bak sen."
Daha fazla soru sormaması için Rabia'ya dönüp
"Rabia hadi çıkalım artık."
"Tamam"
Hastaneden çıkıp arabaya bindiğimizde adresin yazılı olduğu kağıdı Rabia'ya versem şüpheleneceği için ben şoför koltuğuna geçtim.Ev hastaneye yirmi dakika mesafede olduğu için yolumuz pekde uzun sürmedi.Adresin olduğu yere vardığımızda çevrede pek ev olmadığını fark ettim sessiz bir yerdi.Eski evimizin olduğu konumda sessizdi ama böyle değildi apartmanlar olduğu için ıssız kalmıyordu ama burası öyle değil yolda gördüğüm üzere bir kaç tane müstakil ev vardı.Meral'in okuluna yaklaşık 15-20 dakika uzaklıkta eski evdeyken ise 40-45 dakikayı buluyordu.En azından daha yakın.
Arabadan indiğimizde bahçeli 2 katlı bir ev olduğunu gördüğümde yutkundum.Meral ve Rabia'ya nasıl açıklarım bilmiyorum. Arabanın bagajından valizleri indirmek için arka tarafa gittiğimde ileride siyah bir araba dikkatimi çekti. Gözlerimi kısıp baktığımda şoför koltuğunda siyah takım elbiseli bir adam ve yanındaki koltukta beni izleyen Bora Baysal. Rabia'ya dönüp anahtarı uzattım
"Rabia al anahtarı Meral'i içeri al bende valizleri alıp geliyorum."
"Tamam Meral'i bırakıp sana yardıma gelirim."
"Gerek yok ben hallederim Meral'in başında dur"
"Peki tamam"
Meral ve Rabia'nın içeri geçtiğini gördüğüm gibi Bora'nın olduğu arabaya doğru yürümeye başladım.Bora beni görüp arabadan indi ve kollarını iki yana açtı.
"Eylül görüşmeyeli nasılsın?" pişkin pişkin sırıtıyordu bana sarılmak için hamle yaptığında geri çekildim.
"Ne işin var senin burada?"
"Yerleşmeni görmek istedim"
"Kafan estiği gibi buraya gelip durma sakın"
"Peki eve yerleştiğin zaman sen çaya davet ettiğinde gelirim."
"Bak öyle bir şey olmayacak git şimdi buradan yeter"
"Tamam şimdilik gidiyorum en kısa zamanda merak etme görüşeceğiz"
"İnan hiç merak etmiyorum"
"Biliyorum ama görüşeceğiz sende bunu biliyorsun."
"Biliyorum şimdi defol git buradan."
Daha fazla muhatap olmak istemediğim için valizleri almaya gittim.Valizleri alıp arabayı kilitledikten sonra içeri geçtim bende.
Ev düşündüğümden daha büyük ve güzeldi gerçekten de ama bu durumda keşke olmasaydı. İçeri geçtiğimde Meral ve Rabia'ya salonda oturuyordu.Salonda beyaz oturma grupları ve yemek masası vardı .Masa altı kişilik bir masaydı yan tarafında ise bir mutfak olduğunu gördüm.Meral ve Rabia'nın yanına geçip bende oturdum. Rabia konuştu
"Evet hangi arkadaş burayı buldu ve ayarladı söyleyecek misin?"
"Hayır Rabia tanımazsın dedim işte kapat konuyu neden bu kadar kurcalıyorsun ki?"
"Eylül bizim hiçbir arkadaşımız bu evi ayarlayabilecek güçte değil"
"Evet onlar değil ama benim bir arkadaşım ayarladı işte üstüme gelme zaten yeterince yorgunum"
"Peki öyle olsun şimdilik kapatıyorum."
"Ben yukarıya çıkayım odalara bakarım Meral'i alalım bir tanesine dinlensin."
"Bekle bizde gelelim evi gezmiş oluruz."
"Tamam Meral koluna girmemi ister misin başın falan dönmüyor dimi?"
"Hayır abla yürüyebilirim, iyiyim."
"Tamam canım."
Yukarıya çıktığımızda iki oda ve bir banyo vardı.Odalardan birisi iki kişi için yapılmış
iki yatak, büyük bir dolap ve televizyon vardı. Diğer oda ise tek kişilik ama yatak çift kişilikti.Meral ve Rabia'ya dönüp.
"Kim hangi odada kalmak istiyor?"
Rabia cevap verdi
"Zaten diğer evde de ben ve Meral kalıyorduk biz iki kişilik odaya alalım"
"Tamam o zaman Meral'i geçir valizleri getireyim de yerleşelim."
Meral ve Rabia yorgun olduğu için ikiside odalarında uyuyordu. Bende eşyalarımı yerleştirmeyi bitirip üzerime pijamalarımı giydim ve biraz yatağımda oturup düşündüm. Mesleğimi bırakacağımı söylemiştim ve nasıl olacak bilmiyorum.
Yarın gidip istifamı verecektim ve kalıcı olarak bir daha asla doktorluk yapamayacak üzere bırakacaktım.Peki hayatımın geri kalanı hep Bora Baysal ile mi geçecekti?
Bu sorular beynimi kemiriyor ve bitiriyordu. Bunu kardeşlerime nasıl açıklarım bilmiyorum ama bırakacağımı bir şekilde öğreneceklerdi.
Daha fazla düşünmeyi bırakıp aşağı indim ve mutfağa geçtim. Akşam yemeği için bir şeyler hazırlayacaktım onun için markete gitmem gerektiğini düşündüm ama dolabı açtığımda her şeyin olduğunu gördüm. Bu adam neden böyle bir şey yapıyor anlamadım.Benden sadece onunla iletişim halinde olmamı ve mesleğimi bırakmamı istedi.En azından mesleğime devam etseydim borç olarak ödeyecektim bunu onunla konuşacağım ve borç olarak ödeyeceğim.
Bir saat sonra masayı kurup kızları uyandırdım ve yemeğe geçtik.Yemekte onlara doktorluğu bırakacağımı anlatmaya karar verdim.
"Ben bir karar aldım."
Meral ve Rabia yemeklerini bırakıp bana döndüler ve aynı anda
"Ne kararı?"diye sordular
"Doktorluğu kalıcı olarak bırakıyorum.Yarın gidip istifamı vereceğim."
Rabia başladı ilk
"Ne saçmalıyorsun Eylül nereden çıktı şimdi bu?"
ardından Meral devam etti
"Abla saçmalama niye böyle bir şey yapacaksın sen çok seviyorsun mesleğini."
"Bakın ben kararımı verdim doktorluğu bırakacağım konuyu kapatın konuşmak istemiyorum. Yemeklerinizi yiyin."
Artık hayatımın tamamen değişeceğini biliyorum. Yarın gidip bu değişikliğin 2. adımını atacağım zaten Bora Baysal ile görüşmem ilk adımım olmuştu.
Bundan sonraki adımlarım peki nasıl olacaktı?
