6. bölüm · Ulu Komutan mı?
6.Bölüm: Verdik, Gitti
*2 hafta sonra*
"Zeynep artık sakin olur musun?" Dedim. E yeter yani bende insanım. Daha sabah 06.00 dan beri buradaydım zaten birde ben neredeyse iki haftada, dört kez alaya uğradım. Zeynep ve kendim için mecburen izin aldım. Zeynep'in ailesi burada olmadığı için bütün alış-veriş bana ve Zeynep'e kalmıştı. Ha bu arada bizim erkeklerin cezaları devam ediyordu ama Gökalp'e sonra vereceğim. Çünkü adam evlilik yoluna girdi. Hayırlısı ile şunlar bitsin onun cezası sonraya kaldı.
"Ama Bal hiç yardımcı olmuyorsun ki. Sana alt tarafı "güzel olmuş muyum" diye sordum. Cevap vermiyorsun." Bu kız beni daha ne kadar delirtecek. Neyse heyecandan dolayı böyle yapıyor sakin olmalıyım.
"Bana bak Zeynep sorduğun soruda bir bok yok zaten. Sorun bu soruyu 308. kez sorman da. Bak yemin ederim Hande'yi içeri yolladım çağırırım o uğraşır seninle" dedim e işte kızın makyajını da bozabilirdim değil mi yani?
"Of ya tamam sustum işte ama güzel olmuşum değil mi?" Allah'ım sana geliyorum sanırım.
"GÜZEL OLMUŞSUN ZEYNEP AMA BİR KEZ DAHA SORARSAN YA BEN SİNİR KRİZİ GEÇİRECEĞİM YA DA SENİN SURATINDA MAKYAJDAN BİR KALINTI KALMAZ" Ettiğim tehdide bak ya. Zeynep bu tehtidim biraz (!) korktu.
"Tamam arkadaşım tamam. Sakin ol lütfen sen geç otur içeriye ben de geleceğim tamam mı? Hadi su iç içerde." Bak işine gelince nasıl düzeliyor.
Zeynep'e cevap vermeden hızla salona geçtim. Hande orada oturuyordu ama kucağında benim çantam elinde de benim telefonum vardı. Ne yapmaya çalışıyordu bu kız. Hemen içeri geçtim.
"NE YAPIYORSUN SEN HANDE." bağırarak konuştuğum için Zeynep odadan çıkıp yanıma geldi. Hande ise telefonu çantaya koymaya çalıştı ama koyamadı tabiki.
"K-komutanım ee ben saate bakıcaktımda o yüzden şey yaptım" birde yalan söylüyor. Elimde kalır bu kız.
"Kolunda saat diğer elinde telefon olmasına rağmen neden benim çantamın içindeki telefonu almaya çalıştın?" Dedim ve telefonumu aldım. Şifreyi girmeyi denemiş gerizekalı.
"Ve şifreyi neden denedin? Denedin ve şifreyi girememişsin de." Şuan saçından tutup sürükleyesim vardı. Ama burası Zeynep'in evi idi o yüzden bir şey yapamadım.
"HANDE KOMUTANIM BU EVDEN SAKİNCE OLAY ÇIKARMADAN, ÇIKIN." komutanım demesine bakmayın baya baya bağırdı. Hande altta kalmadı.
"SEN NE HAKLA KOMUTANINA BAĞIRIRSIN. SENİN HAKKINDA TUTANAK YAZACAĞIM" O kıt beyinli kız Zeynep'e mi bağırdı? Ben öyle bir bağıracağım ki.
"PEKİ SEN NE HAKLA KOMUTANININ TELEFONUNU KARIŞTIRIRSIN. NE HAKLA YAPARSIN BUNU." O bağırırsa bende bağırırım.
Hande çıkmadı geri oturdu tabi biz Zeynep ile ilk bakıştık. Daha sonra onun izni ile Hande'ye yöneldim. Hızlı bir şekilde saçını tuttum bileğime doladım. Hande inlerken ben onu duymuyordum. Sürükleyerek kapıdan çıkardım. Tabiki Hande'nin çığlıkları binayı doldurduğu için herkes bizi dinliyordu. Umrumda değildi. En son bina kapısını açtım. Binanın dışına yani sokağa attım. O yerde 2.80 yatarken bende ayakta dikilerek ona bakıyordum.
"BİR DAHA NE ZEYNEP'E NEDE BİR BAŞKASINA BU TARZ DAVRANIRSAN DAHA BETER ŞEYLER OLUR HANDE. BU BENİM SANA İLK VE SON UYARIM. ŞİMDİ DEFOL BURADAN." Dedim. Ben bağırırken yanımda birini hissettim.
"Ne oluyor burada Bal?" Diyen bir adet Emir Kaya.
"Sen karışma Emir." Diye cevap verdim. O da uzatmadı beni nazikçe belimden tutarak binaya götürdü. İçeri girince ben duvara yaslandım nefes almak için. Fakat Emir üzerime geldi.
"Sakinleştin mi?" Diye sordu fısıltıyla.
"Hıhı" dedim. Çünkü lanet olsun ki fazla yakınımdaydı ve bu beni ciddi anlamda mahvediyordu. Kokusu, burnuma geldikçe daha çok koklayasım geliyordu.
"Çok güzel olmuşsun." Dedi. Ben çoktan hazırlanmıştım. Bende karşımdaki adamın kıyafetlerine baktım. Lanet olsun fazla yakışıklıydı. Acaba bu Zeynep'in annesi, teyzesi falan Emire kız ayarlarlar mı? Yok ya yapmazlar herhalde. Yada yapsınlar banane ki.
"Sende çok yakışıklı olmuşsun." Dedim. Gözleri sanki bir an dudaklarıma değdi. Daha sonra gözlerini gözlerimle buluşturdu.
"Ben gideyim Zeynep zaten tek kaldı. Annesi, teyzesi falan gelecekmiş." Dedim. O da kendini toplayarak geri çekildi. Bir kaç kez yutkunduğunu gördüm.
"Tamam sen git bizde akşama doğru geliriz."dedi.
"Anladım zaten biz hazırız sadece dediğim gibi Zeyn-" derken sözümü 4 yaşlı kadın 6 tane yaşlı adam ve toplam 8 tanede gençlerden en öndeki teyze sözümü kesti.
"Yavrum kusura bakma böldük ama Zeynep Bayrak'ın evini biliyor musun? Biz unuttuk onu da aradık ama ulaşılamıyor." Dedi tahminen bu Zeynep'in annesiydi.
"Buyrun teyzem ben Zeynep'in hem komutanı hem arkadaşıyım. Bende yanına gidiyordum. Ben götürürüm sizi. Yanlız iki dakika bekler misiniz?" Diye kibarca konuştum. E kadın benden yaşça büyüktü. Ne yapsaydım yani.
"Tamam evladım. Biz şöyle geçelim." Dedi ve hep bir kenarı geçtiler. Bende son kez arkamı döndüm ve Emire baktım.
"Hande'yi görürseniz bile getirmeyin. Görüşürüz." Dedim. Oda el sallayınca Zeynep'in ailesi ile yukarı kata çıktık.
Zile basınca Zeynep telaşlı bir hal ile açtı kapıyı.
"Komutanım Hand- Anne, baba siz ne zaman geldiniz?" E haklı tabi bir anda görünce şaşırdı. Zeynep'in annesi Melek teyze gözleri yaşlı bir şekilde Zeynep'e sarıldı.
"Yavrum nasıl özlemişim seni. Allah seni bize bağışladı. Nasılsın bir yerinde yara falan var mı?" Diye soruları sıraladı.
Onları kenardan izlerken sadece düşündüm. Acaba benimde ailem olsaydı beni görmeye gelirler mıydı? Yada ben gider miydim? Üzülüyor muydum? Evet üzülüyordum. Peki hasret çekiyor muydum? Evet çekiyordum. Peki gide bileceğim sıcak bir yuva şevkatli bir anne kolu veya başımı okşayacak bir baba en kötü her zaman beni destekleyen, koruyan abi(ler) var mıydı? Hiç yoktu. Hiç bir zaman olmadı, olmayacaktı.
Düşüncelerden sıyrılmama sebep olan Zeynep'in sesi kulaklarıma ulaştı.
"Komutanım iyi misiniz? Daldınız da. Hadi salona geçelim." Dedi.
"İ-iyiyim Zeynep. Geçelim." Dedim. Salondaki sandalyeye oturdum. Melek teyzenin kardeşi -sanırım adı Nuran'dı- konuştu.
"Sende şimdi asker misin kızım?" Bana dönerek sordu. Bende gayet saygılı bir biçimde cevap verdim.
"Evet teyzeciğim bende askerim. Gökalp'in tim komutanıyım." Dedim.
"Kızım senin ailen gelmeyecek mi? Keşke çağırsaydın onları da." Dedi. Zeynep öksürmeye başladı. Ben ise bir cümlenin nasıl bu kadar canımı yakabileceğini sorguladım. Kendimi toplayıp konuştum.
"Benim ailem timim, vatanım, bayrağım, silah arkadaşlarım. Onlar da zaten gelecek teyzeciğim." Cevabımı beğenmiş olmalı ki sustu.
_______________
*Üç saat sonra...*
"Geldiler. Allah'ım geldiler. Komutanım komutanım geldiler." Diye bağırdığı için içtiğim su boğazımda kalmıştı. Ama buna rağmen içeri gittim.
"Zeynep sakin olur musun? Allah aşkına boğuldum geberip gidiyordum yani." Dedim.
"Özür dileri-" diye konuşacakken susturdum onu. Yoksa devam edecekti ve bizim damat ta kapıda kalacaktı.
"ZEYNEP KAPI AÇ!" diye bağırınca Zeynep emir verdiğimi anlamış bir şekilde kapıyı açtı. En önde Gökalp ve ailesi daha sonra bizim tim en son Gök timi en arkada da Emir vardı.
Herkes içeri geçip oturdu. Klasik kız istemese açılan alakasız bir maç ve kadınlar arası dedikodu vardı. E bizde bir süre sonra sıkıldık tabi bende kız tarafı olarak Zeynep'ten ve kuzenleri den izin aldım. Doğruca Emire baktım ve konuştum.
"Ee siz nasılsınız. İyisinizdir inşallah Emir Bey." Diye konuşmayı başlattım. Bizimki de can dı yani. Emir sorduğum soruya cevap verdi.
"İyiyiz, iyiyiz. Siz nasılsınız Bal Hanım, Zeynep kardeşimiz nasıl?." Diyerek devam ettirdi. Tabiki bütün herkes susmuş sadece bizi dinliyordu.
"Sağolun bizde iyiyiz. Zeynep kardeşimiz de gayet iyi tabiki herkeste olan heyecan var. Nasipse bugün bu akşam bitirmeyi düşünüyoruz bu kız istemeyi. Değil mi Ayşe Hanım, Sebahattin Bey?" Vermek istediğim mesajı algılayan aileler. Konuşmaya başladı yine havadan sudan o sırada kahve yapımı için Zeynep ben ve bir kaç kız kuzeni kalktık.
"K-komutanım ben of bayılacak gibi hissediyorum." Dedi Zeynep.
"Zeynep sakın. Bak sakin ol. Erva bir bardak su verir misin?" Dedim. Erva yani Zeynep'in en büyük kuzeni suyu uzattı bende Zeynep'e uzattım.
"Şimdi nasılsın? Daha iyi misin?" Dedim.
"İyiyim iyi. Bir an hiç başlamayacaklar sandım. Teşekkürler." Dedi valla ne yalan söyleyim bende öyle sandım.
"Rica ederim. Ne demek. Bak sen Gökalp'e götür. Ben bizim time Erva sende büyüklere götür." Plan harikaydı bence zaten Zeynep bir kahveyi zor taşıyacak.
"Bal abla kahveler oldu." Dedi Sare.
"Tamam canım. Bakın ben kahveleri doldurdum en önden ben sonra Erva sonra Zeynep anlaşıldı mı?"
"Anladık abla." Dedi Erva. Ben timin kahvesini doldurdum ve içeri girmek için hazırlandım. Sonra Erva hazırladı en son damadın tuzlu kahvesi hazırladı Zeynep ve en arkaya dizildi. Ben ilerledim. Salona girince herkesin gözü bizim üzerimizde oldu. Ben time yönelirken Erva direkt büyüklere yöneldi. Timdekiler dağıtırken onların da kahvelerine bir tık şaka yapmış olabiliz.
En son Emirin kini de verdim. Allahım neden hep en sona Emir kalıyor ya. Valla yeter diye bağıracağım. Biz eski yerlerimize oturunca herkes kahvesini içti. Tabi biz kahveleri yapanlar olarak bir damat'ı bir timi izliyoruz. Sare ise video çekiyordu. Timler kahveyi içince bir kızardılar. Hepsi önce bana baktı. Bu onlara vereceğim son ceza dı tabiki. Benim gülen suratım görünce hepsi bunun son ceza olduğunu anlamıştı.
Sıra damat bey'e geldi ve tahmin edildiği gibi tek seferde içti kahveyi. Valla helal olsun. O kadar da tuz atılmıştı.
Kahveler içildi ama yok bu aileler birbirine düşman mı artık anlayamadım yani. Biz tabi birbirimize bakıyoruz. Emir bana ağzı ile " ne oluyor" dedi bende aynı şekilde cevap verdim "Bilmiyorum. Sen başla artık halledelim şu işi" dedim. O da anladı ve boğazını temizledi.
"Ee Bal Hanımcığım sebebi ziyaretimiz malûm. Gökalp kardeşim ve Zeynep bacım birbirlerini görmüş, beğenmiş ve konuşmuşlar. Şimdi bize düşen kısmı size soruyorum. Allahın emri peygamber efendimizin kavmi ile kızınız, bacımız Zeynep'i, Oğlumuz,kardeşimiz Gökalp'e istiyoruz." Dedi. Evet biraz aileler sinirlenmiş olabilir ama umrumuzda mı? Tabiki hayır. Bu başlangıç ile Zeynep ve Gökalp bize gözleri ile teşekkür ettiler.
"Öncelikle Emir Beyciğim, Gençler birbirlerini tanımışlar, sevmişler ve bir yola girmek istemişler. Bizden ise onlara yardımcı olmamızı, yol göstermemizi istediler. Dediğiniz gibi bize düşen kısım da onlara bu yollarında eşlik etmek ve destek olmak. Bende Zeynep'e sormak isterim. Zeynep sen ne düşünüyorsun? İster misin?" Diyerek Zeynep'e baktım. Zeynep kafasını olumlu anlamda salladı.
Bu sefer tekrar bakışlar bana döndü.
"Zeynep'te bunu onayladığına göre. Bende gönül rahatlığı ile Zeynep'i, Gökalp'e emanet ediyorum. Gökalp, sen benim için ne isen Zeynep'te o. Eğer onun canını yakarsan bir kez bile o gözünden damla düşürürsen işte o zaman cezalardan ceza beğen. Çünkü ben sana kardeşimi emanet ediyorum.
E o zaman Verdik gitti." Dedim. Aileler ve biz sarıldık tabiki. E durum böyle olunca Emirle de sarıldık. Kulağıma bir şeyler fısıldadı;
"İçtiğim tuzlu kahveyi kendime kız istenirken ve senin elinden içmeyi tercih ederdim ama bu da olur."
___________________
Allah Allah o dilin neler söyler senin canom. Anladı mı dersiniz?
Canlar artık Vaveylada da yayınlanıyor kitap ama şöyle bir sorun var. Ben oraya görsel ekleyemiyorum. Bu nedenle görselleri detaylı bir şekilde anlatmaya çalışıyorum. Tabiki çok iyi olmuyor ama olsun.
Burada yazarken artık medyaya eklemeyi düşünüyorum. Ama ne kadar yaparım bunu tartışılır.
Okuma sayımızın artması gerçekten beni çok mutlu ediyor. Tabiki karşılık beklemiyorum ama karşılık alıncada daha fazla seviniyorum. Zorunda değilsiniz ama bir tane yıldıza basmanız veya bir cümle bir şey yazsanız gerçekten daha fazla mutlu oluyorum. Zor bir şey istemiyorum ama tabikide yapmazsanızda canınız sağolsun ❤️
Beni Instagramdan da takip edebilirsiniz
kitaplarhayatimolmus_55
Çizgi studio;kami: e-kitapyazarim
Wattpad beta: e-kitapyazarim
Yeni bir kurgu fikri var aklımda hadi hayırlısı. Aslında kapak tasarımı hariç herşey tamamm.
Seviliyorsunuz canlaarr
31.01.2025
