20. bölüm · Ulu Komutan mı?

19.Bölüm: Dokuz Ay

e-kitapyazarım

*Dokuz ay sonra...*

"Komutanım, Ela yengeye ne alıcaksınız?" Dedi Meraklı melehat Furkan.

"Sanane oğlum. Sen işine bak." Dedim ima yaparak.

"Emredersiniz Komutanım." Dedi ve geri yerine sindi. Ben ise bir açık bulduğum için oradan devam ettim.

"Ee Ahmet, Fatmanur ne yapıyor? Alıştı mı buraya." Dedim. Ahmet ise gayet sakin çıkardığı sesi ile konuştu.

"Evet, alıştı. Zaten yengen ve benim evlatla zaman geçiriyor." Dedi. Furkan domates oldu.

Tam dokuz ay geçmişti. Bu dokuz ayda çok şeyler olmuştu. Mesela Gökalp ve Zeynep evlenmişti. Murat ve Şevval sevgili olmuştu. Kemal'in eşi doğurmuştu ve dokuz ay boyunca kimse onun adını anmamıştı. Şuan neredeydi, ne yapıyordu bilmiyordum. Tek bildiğim onca şeye rağmen hala onu merak ediyor olmamdı.

Kurt timi ise... Ne kadar umursamadığını gösterse bile adlında onu hâlâ merak edip özlüyorlardı.

Görevden dönüyorduk, hatta helikopter durmuştu. Sırayla indik. Karşımızda Albay vardı. Albay bizi tebrik ettikten sonra bizi serbest bıraktı. Biz ise gülüşerek tim odasına gittik.

Tim odasına da gülerek girmiştik. Karşımızdaki kişiyi görene kadar. Hemen silahlara sarıldık. Karşımızda siyahlar içinde oturan kişi ise kafasını kaldırıp tam gözlerimizin içine baktı. Ya da sadece benim. Herkesin buz kestiğini hissedebiliyordum.

"Senin ne işin var burada! Ne hakla buraya gelip karşımıza geçiyorsun!" Dedi Murat.

Bal, gözlerini ona sakince çevirdi. Yorgun, bitkin bakıyordu.

"Haddini aşma Murat. Ben nasıl zamanında sizleri dinlemeyi bildiysem, sizde bileceksiniz." Dedi ama bu Murat'ı sakinleştirmedi.

"Sen bir hai-"

"Ben bir hain değilim!" Dedi sözünü keserek, Bal. "Zorundaydım. Anladınız mı? Zorundaydım. Göreve gitmiştim, esir düştüm, kaçtım ve Albay ile iletişime girdim. O da bana o durumda yapılıcak şeyin Harun Dağlar'ın yanında çalışmam ve bilgi aktarmam olduğunu söyledi. Yaptım, çünkü zorundaydım. Evet, Emir'i vurdum ama ben öldüm. Size orada da dedim git dedim dinlemediniz. Mecbur kaldım bastım o tetiğe. Ama ondan sonra her gece kabuslarımda ben gördüm Emir'in kanlı halini. Ben gördüm sizin bana olan o bakışlarınızı. Çok mu istedim sanıyorsunuz? Ailem dediğim insanlara sırt çevirmek, arkadaşım, dostum dediğim kıza bir bok anlatamamak, sevdiğim adamı vurmak, ondan uzak kalmak. Siz bunların hiç birini bilmiyorsunuz işte. Sizin haberiniz var mı ben orada sırf size kendimi açıklamak için telefon kullandım, yasaktı. Günlerce elektirik yedim ben. Sonra geldim. Buraya geleli benim için bir hafta, doktorların dediğine göre iki ay. Ben iki ay boyunca komadaymışım dövülerek komaya girmişim hemde." Dedi. Kimse konuşmadı, nefes dahi alamadı. O sırada odanın kapısı açıldı ve içeri hiç olmayacak zamanda gelen Ela girdi.

"Emir, sevgilim ben geldim." Dedi. Bal gittikten sonra bir barda tanışmıştık. Sonra sevgili olmuştuk. Yalan söylemiyeceğim. Ela'yı da seviyordum ama öyle değil... Bal'a olan sevgim gibi değil... Çok direndim dedim ona olmaz diye. O ısrar etti evet sevgili olduk ama onun duyguları hala tek taraflı. Ela'yı bir arkadaş gibi seviyordum. Diğreleri de bunu bildikleri için benle dalga geçiyorlardı.

Ela içeri girince karşısında ki kadına, Bal'a baktı. Sonra bana.

"Ne oluyor? Kim bu."

"Asıl sen kimsin?"

"Ben Emir'in sevgilisiyim." Dedi. Bal kafasını bana çevirdi, sonra diğerlerine.

Gözlerinde hayal kırıklığı vardı. Saklamıyordu. Bariz bir şekilde hayal kırıklığı yaşıyordu. Üzgündü, belli ediyordu. Biz ise tim ile izliyorduk. Bırsk konuşmayı, nefes almayı dahi unutmuştuk.

"Anladım. Bende Kurt timinin eski komutanı ve... Ve si yok." Dedi. Daha sonra bana bakıp.

"Ve si de dahası da..." Dedi. Sanki bana; Benden bu kadar kolay mı vazgeçtin? Beni bu kadar mı sevdin? Hiç mi aklına gelmedim? Demek istiyordu.

Onu unutmamıştım. Hayır hayır, onu unutamamıştım. Çok denemiştim ama hep başarısız olmuştum. Meğerse Bal benim içime öyle işlenmişki vazgeçemiyordum.

"Neyse. Ben size buraya kendimi açıklamak için gelmiştim. Sanırım yanılmışım çok fazla yanılmışım. Sizin bana ihtiyacınızın olmamasına sevindim. Bir daha görüşmemek üzere." Dedi ve son kez onlara ve bana baktı. Daha sonra odadan çıktı. Herkes olduğu yerde kalakalmıştı.

Bal çok yanılıyordu. Çünkü ona ihtiyacımız vardı. Onu unutmamıştık. İçimde hep beni yiyip bitiren bir ses vardı.

"Bitti mi Emir? Affettim mi Balımızı? Şimdi kavuşmamıza bir engel kalmadı. Tekrar birlikte olacak mıyız?"

Aramızdaki düşmanlık hissi bitmişti. Onu affetmiştik. Sadece ben değil hepimiz. Çünkü Bal için vatan ve görevler herşeyden üstündü. Zorunda kalmıştı, bize ulaşmak için telefonu kullanmıştı, ceza almıştı. Canı yanmıştı... Belki kendini çok çaresiz belki de yanlız hissetmişti. Şimdi geriye tek bir şey kalmıştı.

Tekrar biz olabilecek miydik? Tekrar başlayabilir miydik? Bizim hikâyemizin sonu mutlu mu bitecekti, yoksa mutsuz mu?

Veya şöyle söyliyim.

Yaşanan herşeyi geride bırakarak. Belkide bu şehri... Tekrardan Kurt timi, Gök timi, Kıdemli Yüzbaşı Bal Arıca, Kıdemli Yüzbaşı Emir Kaya, Bal ve Emir, aile, sığınak olabilecek miydik?

Bunu başarıcak güç bizde var mıydı? Onda var mıydı?

Biz çok yorulmuştuk. Baştan başlamak için ise... Biraz dinlenmeliydik... Belki bir kaç hafta belki bir kaç yıl.

Ama bence biz tekrardan birlikte olucaktık.

Sadece zaman... Zaman

____________________

Selam canitolarıımm. Valla bitti ramazan nasıl geçti sizin için valla benim için gayet iyiydi.

Bayramınız nasıl geçti?? Anlatırsanız dinlerimmm.

Bal hakkında ne düşünüyorsunuz?

Emir hakkında ne düşünüyorsunuz?

Peki Ela?

Murat'ın tepkisi sizce abartı mıydı yoksa gayet normal bir tepki miydi?

Murat&Şevval

Furkan&Fatmanur

Yakında iki görllerle tanışıcaksınızz.

Son olarak beni takip etmeyen can okurlar takip ederse çok mutlu olurum. Çünkü duyuru paylaşıyorum ve bu duyuruları sadece takipçilerim görüyor. Yani kitap hakkında paylaşım saati ve günü atılıyor veya herhangi bir olumsuzlukta bölüm atamazsam buradan duyurulacak. O nedenle bölümler hakkında bilgi almak isteyenler takip etsinn. 🍯❤️

30.03.2025