4. bölüm · T̶h̶e̶ ̶D̶e̶v̶i̶l̶ ̶H̶ım̶s̶e̶l̶f̶
Sırtlanlar
—————
İğneler. Beni hep korkutmuştur, küçüklüğümden beri hep başımı döndürmüştür ki bu olay abimi yerde kolunda bir şırıngayla yatarken gördüğümde kat be kat artmıştı ve şuanda nerdeyse aynı durumdaydım tek fark onun bilinci yerindeydi ve bende artık 16 yaşında bir kız çocuğu değildim. Şırıngayı bastırırken gözlerini kapattı neden hala burda durduğumu kavrayamıyordum içimden bir his gidip ona yardım etmemi söylüyordu fakat kolundaki dövmelerden bile belli olan izler bunun ilk defa olmadığını çok rahat bir şekilde gözler önüne seriyordu ben bunları düşünürken gözlerini açmıştı ve gözleri açık kapıdan bakan bana kaydı hemen kapının arka tarafına doğru geçip o holden çıkıp herkesin olduğu kalabalığa doğru geçiyordum ki kolumda bir el hissetim. Döndüğüm gibi Araz bana sinirli denilebilecek bir şekilde bakıyordu. Beni kolumdan tuttuğu için aramızdaki mesafe azalmıştı fakat boyunun uzunluğundan ona bakmak için kafamı kaldırmam gerekiyordu. “Ne yaptığını sanıyorsun?” diye sordu bana kolumdaki elleri daha da sıkılaşmıştı “Lavaboyu arıyordum ben nerden bilebilirim senin içerden haplanacağını heh?” diye çıkıştım ki ona karşı kozum olduğunu farkedip beni salabilir diye düşünerek fakat o dalga geçer gibi güldü. Onu ilk defa gülerken görmüştüm, tamam daha bugün tanışmıştık fakat gözleri hep boş bakıyordu bu beni biraz şaşırmıştı ki bunu anlayıp “Lavaboyu bilmiyordun demek ki hah?” diye devam etti tam evet diyecekken “Telefon konuşmalarına kulak misafirliği ettiğin yerdi aslında ama” dediğinde şok olmuştum ve sıçtığımı fark ettim beni anlamış olabileceği aklımdan geçmemişti o an gayet kendi işiyle meşgul gibi görünüyordu, bende koz vermediğimden emindim yalanımı devam ettirsem mi ettirmesem mi diye düşünürken en iyisi kozumu hatırlatayım diye “İçerde haplanan birine göre sesin fazla çıkıyor bence” dedim ki beklediğim tepkiyi ondan alamamıştım sadece sırıttı ve “Sen bugün Kaan’ın yanındaki kızlardan biriydin di mi?” diye sordu alakasını anlayamasam da konunun benim kulak misafirliği yapmamdan uzaklaşması beni rahatlatmıştı ve derin bir nefes vererek “Evet” diye cevap verdim bunu duyunca kolumu bıraktı acaba Kaan’dan mı korkuyordu? Ama hem Kaan’a hem de Araz’a bakınca biri birinden korkucaksa bunun Kaan olması gerekmeliydi diye düşünüp bu fikrimi sonlandırdım “Arkadaşlarının yanına git ve eğlen, başkalarının işine burnunu sokma Nİlda” dediğinde beni en çok şaşırtan ismimi hatırlaması olmuştu gerçekten bu gece büyük salaklıklar yapıyordum ve bunların hızlıca sonlanmasını istedim bu sebeple ona son bir defa daha bakıp oradan ayrıldım bizimkilerin yanına geçip iyi hissetmediğimi söyleyerek çantamı aldım mekandan çıkıp taksiye bindim eve girip makyajımı çıkardım ve kıyafetlerimi değiştirdim yatağa oturduğumda aklıma bugün Kaan’ın telefonumu almaya gideceğim diyerek bir anda Araz’la kalkıp gitmesi ve partide hiç gözükmemesi geldi bu çocuk hakkında bir şeyler garipti ama bir bağ bulamadığım için kendimi yormak istemeyerek uykuya daldım.
Partinin üstünden üç gün geçmişti okuldaydım hava bugün biraz daha soğuttuğu için üstümden siyah Champion bir sweatshirt altımdan da blue jean giymiştim günlük makyajımı yapmıştım rujumu tazelemek için lavaboya girdim lavaboda Araz’ın 3 gün önce kafede tartıştığı kızı görmeyi beklemiyordum aynanın önündeyken çantamdan rujumu çıkarken kıza doğru baktım gerçekten çok güzel bi kızdı kısa kahküllü siyah saçları vardı boyu uzundu ve cidden parıldayan sapsağlıklı bir cildi vardı güzel yeşil gözleri büyük dudakları kız oyuncak bebeğe benziyordu rujumu sürerken kız da telefonda biriyle konuşuyordu ve “Bıktım artık Araz’dan da teslimatlardan da Sırtlanlardan da” dediğini duydum Sırtlanlar neydi acaba? diye içimden geçirirken kız lavabodan çıktı bende rujumu sürüp çantama atıp çıktım ki telefonum çaldı arayan Melisa’ydı telefonu açtım “Alo?” dediğini duydum açar açmaz “Efendim canım” diye karşılık verdim ona bu sırada da binanın merdivenlerinden aşağı iniyordum “Nilda biz stardayız okulun ordaki dersin yoksa gel sende burdan da bir yere geçmeyi düşünüyoruz” diye devam etti bende bu sırada tıp fakültesi binasından çıkabilmiştim “Tamamdır on dakikaya ordayım, öptüm” dedim ve telefonumu kapattım yaklaşık bir 10 dakikada starın önüne gelebilmiştim cidden. İçeri girdim fakat bir şey sipariş etmedim kahve içecek havamda değildim, bizimkilerin oturduğu maasaya geçtim hepsi burdaydı: Dora, Onur, Melisa ve Kaan. Hepsine tek tek sarıldıktan sonra Kaan ile Melisa’nın arasındaki boş sandalyeye oturdum masada Melisa’nın ilişkisinin toxicliği konuşuluyordu ne kadar dinlemeye çalışsam da tek düşünebildiğim dünkü geceydi ve Araz’la Kaan’ın arasındaki bağlantıydı. Hafifçe Kaan’a doğru döndüm gözlerim ilk siyah saçlarıyla buluştu Kaan esmer bir çocuktu; siyah gözler, koyu ten, koyu saçlar. Ama bu ona yakışıyordu sonra gözlerim ağzındaki sigaraya takıldı “Kaan” diye seslendim ona diğerleri hala muhabbetlerine devam ediyordu bu daha iyiydi, olayın yayılmasını istemiyordum. “Efendim Nil” diye cevap verdi klasik Kaan’dı ismimin Nilda olduğunu kabullenmeyip tanıştığımızdan beri bana Nil derdi. Tam sigarasından bir duman çekerken “Sen Araz’la nasıl tanıştın?” diye sordum ki bu soruyu beklemediği o kadar açıktı ki dumanı çekerken tıkandı ve öksürmeye başladı. Onur’un gözü de bize doğru döndü fakat Kaan’da duysunlar istemediği için “İyiyim kanka siz devam edin muhabbetinize” şeklinde bir cevap verdi. Sadece bir soru üstüne bu kadar şaşırması bana saçma gelmişti “Cevap vermiyecek misin?” dediğimde “Psikoloji’den o da bizim bölümde” diye devam ettirdi bu çok mantıklıydı gözlem gücüne bakılacak olursa Araz’ın psikoloji okuması ona yardımcı oluyordu demek ki fakat tanışmalarının ve arkadaşlıklarının sadece okul içi olması bana pek inandırıcı gelmemişti. “Niye sordun ki durduk yere?” diye sorduğunda ne diyeceğimi bilemedim ve büyük ihtimalle o an yapabileceğim en büyük salaklığı yaptım “İlgimi çekti” dediğim anda Kaan rahatlamışa benziyordu ve sırıttı geriye doğru rahatça yaslandı “Normaldir yakışıklı bir piç kendisi ama Nil yakından tanımak isteyeceğin bir tip değildir hatta tanımak isteyeceğin bile değildir,olmasın da” dediğinde şaşırmıştım ondan korkmasını beklemiyordum ve ondan bir şeytanmış gibi bahsetmesini de tam neden böyle diyorsun ki diye sorcaktım ki Dora bize doğru “Siz ne fısıldaşıyorsunuz orda” dedi ve konu dağıldı. Kaan rahatlamış hatta mutlu olmuşa bile benziyordu bu çocuk onu niye bu kadar geriyordu anlayamamıştım bu sırada Dora ortaya bir plan attı “Yemek yemeye bebek’e mi geçsek” diye herkes onayladıktan sonra bende kabul ettim masadan kalkıp kafeden çıktık tam siyah bmw’ye doğru yürüyorduk ki telefonumun cebimde olmadığını farkettim “Ben telefonumu masada unuttum gidip alıyım” diyip starın içine girdim oturduğumuz masaya gidip telefonumu aldım bizimkilerin yanına geçerken Kaan’ı uzakta Araz’la konuşurken görmeyi ve benim adımın geçtiğini duymayı beklemiyordum.
