7. bölüm · T̶h̶e̶ ̶D̶e̶v̶i̶l̶ ̶H̶ım̶s̶e̶l̶f̶

Şeytan

Dua V.

————————
Abim. Gerçekten son 6 ay içinde gördüğüm kişinin 16 yıl boyunca tanımış olduğum abimle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktu fakat bende bunu son 2 ay içinde tam olarak kavrayabilmiştim, artık eve neredeyse hiç uğramıyordu, babamdan para bile istemiyordu ailecek İstanbul’da yaşıyorduk ve abim o son 6 ay içinde kendi bir eve çıkmıştı. Babamdan bir kuruş bile almadan leventten büyük bir plaza dairesini kiralamasını aklım alamamıştı ama hiçbir zaman üstünde fazla durmamıştım daha ayrı eve çıkmadan birkaç hafta önce eve boynunda sırtlan gözü dövmesiyle gelmesi de işleri biraz tetiklemişti, babam her zaman kontrol etmeye seven biri olmuştu ve belli kuralları vardı bunlardan biri de dövme yaptıramayacağımızdı. Abimi o gece eve zil zurna sarhoş ve boynunda bir çift gözle gördüğünde babam cidden çıldırmanın eşiğine gelmişti. Babamla abimin arasındaki ilişki hiçbir zaman sağlıklı olmamıştı, hep kavga ederlerdi hatta abimin ayrı eve çıkmadan önceki son gecelerinde babamla büyük bir kavga ettiğine şahitlik etmiştim. Babamın abime attığı tokat sonrası “Siktir git bu evden, benim hapçı çocuğum olamaz” demesi hala arada sırada kulaklarımda çınlardı. Bazen abimi de anlayamazdım o dönem 23 yaşında olmasına rağmen bu kadar problematik bir evde durmaya niye devam etmişti belki erkenden ayrılsa her şey daha farklı olurdu. Onu o şekilde babamın evdeki çalışma odasında yerde yatan şekilde bulmazdım.

Beni bir odanın içine doğru yönlendirmişti ben içeri girdikten ve karşıda duran siyah koltukları oturduktan sonra kapıyı kapattı ve karşımdaki koltuğa yürümeye başladı ve ilk defa bicepsleri hakkında net bir fikir sahibi olabilmiştim çünkü onu ilk defa dar bir siyah tshirt giyerken görüyordum kollarındaki dövmeleri ve iğne izlerini göz önüne seriyordu, kendini şırıngalarla birlikte uyuşturduğunu insanlardan sakladığını düşünüyordum çünkü benim görmem onu korkutmuştu eğer öyle değilse bana şuana kadar niye artık seni rahat bırakmam demişti… Araz hakkındaki herşey kafamı karıştırıyordu, onu hiçbir zaman tam olarak çözemeyeceğimi çok iyi biliyordum. Onu çözmek istiyorsam bunun uğruna birşeyleri feda etmem gerekicekmiş gibi bir his veriyordu bana varlığı. “Sen ne yaptığını sanıyorsun?” diyerek direkt konuya atlamak daha mantıklı gelmişti bu sırada karşıma oturmuştu bile “Ne hakkında?” diye sorduğunda olayı bilmesem gerçekten inanabileceğim kadar güzel yalan söyleyebiliyordu “Kaan’ı gördü bugün, çocuğun yüzü korkunç haldeydi” dedim bir sinirle karşımda gayet normal ve pişkin bir şekilde durması beni deli ediyordu “İlahi adalet” dedi ağzına koyduğu sigarayı cebinden çıkardığı zipposuyla yakarken “Bu kadar yolu gerizekalı bir çocuğu konuşmak için gelmemişsindir diye düşünmekteyim” dedikten sonra sigarasından uzun bir nefes çekti gözlerine gözlerime dikerek “eğer öyleyse sana karşı büyük bir hayal kırıklığı yaşarım” dediğinde ne ima ettiğini anlayamamıştım “Ne demek istiyorsun ya?” dediğimde dudaklarında bir kıvrım oluştu gözlerime uzunca baktıktan sonra “Nilda neyin içine kendini sürüklediğini kavrayamıyor olabilirsin ama iş işten geçtiğinde üzülen sen olursun” dediğinde zaten sürüklendiğim şeyin boktan olduğunu, onun boktan olduğunu farkediyordum hayır onun değil yaptığı işlerin parçası olduğu oyunun boktan olduğunu “Daha dün sen demiyor muydun bundan sonra tek arkadaşın benim, çok fazla şey biliyorsun diye” diye söylenirken “Çok çabuk fikir değiştiriyor olmalısın” diye de ekledim yaklaşık bir dakika boyunca cümlelerimi kafasında tartıyor gibiydi ve sonra “Sadece uyarıyorum birkaç ay sonra yanıma gelip beni bu boktan kurtar dediğinde sana demiştim diyebilmek için Nilda” tam ben cevap verecekken içeri sarışın uzun boylu, Araz tarzında bir adam girdi Araz’ın yanına doğru gelip “Lan telefonumu burda unutmuşum abi” dediğinde gözüm benim yanımdaki koltuktaki İphone X’e takılmıştı “Bu herhalde” diye uzanıp alarak çocuğa doğru uzattım o ana kadar ben oda da yokmuşum gibi davranmıştı ya da cidden beni görmemişti ama bu çok düşük bir ihtimaldi çünkü kapıdan içeri girerken göz göze gelmiştik çocuğun deniz mavisi gözleri vardı tipik bir rus çocuğuna benziyordu benden telefonunu alarak kapıya doğru yürümeye başladı ve tam çıkacakken Araz’a doğru dönüp “Sarp işin bitince beni bul” diyip kapıyı çekti gözlerim ilk bu çocuğun boynunda da bulunan Sırtlan gözleri dövmesine takılmıştı bu bir şeyin simgesiydi ki bu lanet şeyde o kızın lavaboda bahsettiği sırtanlar olmalıydı ben bunları düşünürken Araz “İşlerim var bunları daha sonra da konuşabiliriz, seni evine bırakayım” dediğinde bu centilmenliği bebi şaşırtsa da daha fazla böyle bir yerde durmak istemiyordum ki bu yüzden “Olur” diyip o koltuktan kalkar kalkmaz peşinden gittim kapıyı açık tutup beni önünden geçirdi Devil’s Den i
simli mekandan çıktıktan sonra bu mekanın sadece bir ‘club’ olmadığını anlayabilmiştim burası bir nevi o sırtlanlarla da bağlantılı olmalıydı çünkü çıkarken içerde birkaç tane daha sırtlan gözleri dövmesine sahip insanlar görmüştüm mekanın önünde onun geçen sürerken gördüğüm siyah Ferrari’si
duruyordu gözüm plakaya takılmıştı 06 ASD 666
ilk başta içimden bu çocuk gerçekten bir egoist diye geçirsem de sonra gözüm 666
’ya ve anlamına takıldı ve de mekanın ismine Devil’s Den ‘Şeytanın İni’
bu beni şaşırtmıştı onun kendini gördüğü gibi onu görebilmek ben bunları düşünürken o kapıyı benim için açıp ben bindikten sonra kapattığında ve kendi yerine oturduğunda “Çok centilmensin” dedim sarkastik bir şekilde çünkü hala aklımda bana o parti gecesi karşı olan tavrı ve kolumu sert bir şekilde tutması geliyordu “Unutma Nilda, şeytan baştan çıkarana kadar en büyük centilmendir” diye cevap verdi.