5. bölüm · The Ashes Of Eryndor

4-KIRIK ANILAR

betnes 🌚🌝

Kış erken gelmişti.

Kül Köyü'nün üzerindeki gökyüzü haftalardır griydi.

Ağaçların dalları yapraktan elbiselerini çıkartıp yerlere dökmüşlerdi.

Toprak sertleşmişti.

Ve insanlar yaklaşan savaştan bahsediyordu.

Bu olay hakkında herkesin bir düşüncesi ,bir yorumu vardı.

Olasılıklar o kadar fazla ve korkunçtu ki bu dedikodular yayıldıkça insanların içine bir ürperdi giriyordu.

Maria ise başka bir şey düşünüyordu.

Leon'u.

Her gün.

Her gece.

Her nefeste.

---

Maria bir sabah Aldren'in kulübesinin önünde odun kesiyordu.

Baltanın sesi sessiz havada yankılanıyordu.

Tam o sırada Elias koşarak yanına geldi.

Nefes nefeseydi.

"Maria!"

Maria baltayı bıraktı.

"Noldu?"

"Şehre askerler gelmiş."

Maria'nın yüzü değişmedi.

Son yıllarda asker görmek sıradanlaşmıştı.

Ama Elias'ın yüzündeki ifade farklıydı.

"Kuzey sınırında büyük saldırı olmuş."

Maria sustu.

Sanki ölüm sessizliği

Rüzgâr sakince ikisinin de saçlarını savurdu.

Ağaç dalları hafifçe sallandı.

Elias devam etti.

"Yüzlerce kişi ölmüş."

Maria'nın içine kötü bir his yerleşmişti.

Bu sefer farklıydı, bunu hissedebiliyordu.

Bu işte bir terslik vardı ve bu şeyin kötü olmadığını kimse kanıtlayamazdı.

---

Aynı saatlerde...

Yeraltındaki tapınakta eğitim devam ediyordu.

Leon artık on üç yaşındaydı.

Boyu uzamıştı.

Yüz hatları keskinleşmeye başlamıştı.

Ama gözlerindeki yalnızlık hâlâ aynıydı...

Karşısında üç genç savaşçı duruyordu.

Eğitmen bağırdı:

"Başla!"

Üçü aynı anda saldırdı.

Leon hareket etti.

Birinciyi yere düşürdü.

İkinciyi duvara çarptı.

Üçüncünün yumruğundan son anda kurtuldu.

Her şey birkaç saniyede bitmişti.

Salon sessizleşti.

Eğitmen başını salladı.

Kaşlarını çatarak ve hoş olmayan bir yüz ifadesiyle.

"Yeter sizi işe yaramazlar! Ona dokunamıyorsunuz bile. Sizin gibi zavallıların burda işi ne ha?! Ve Leon. Sana gelicek olursam, bu geçen ki çalışmada yaptıklarını affetmiyor. Ama bu sefer söylemeliyim ki, gelişiyorsun. İyi işti."

Diğer çocuklar Leon'a bakıyordu.

Kimi kıskançlıkla.

Kimi korkuyla.

Leon bunların hiçbirini umursamıyordu.

Çünkü zafer kazandığında bile içindeki boşluk dolmuyordu.

---

Eğitimden sonra Mordrek onu yanına çağırdı.

Eski taş odada yalnızlardı.

Mordrek pencere yerine geçen dar yarıktan dışarıdaki karanlığa bakıyordu.

"Kaç yaşındasın Leon?"

"On üç."

"Ve hâlâ rüya görüyorsun."

Leon dondu.

Mordrek arkasını dönmedi.

"Gece çığlık attığını duydum."

Leon yumruklarını sıktı.

"Önemsiz."

Mordrek hafifçe güldü.

"İnsanlar da hep bunu söyler."

Sonra ona döndü.

Kırmızı gözleri meşale ışığında parlıyordu.

"Rüyanda ne gördün?"

Leon cevap vermedi.

Ama görüntüler zihnine geri döndü.

Bir kız.

Uzun saçlar.

Bir el.

Ve sıcak bir ses.

> "Korkma Leon..."

Mordrek dikkatlice onu izliyordu.

"Onlar sadece hayalet."

dedi.

"Geçmiş yoktur."

Leon ilk kez karşılık verdi.

"Peki neden sürekli unutmam gerektiğini söylüyorsunuz?"

Oda sessizleşti.

Mordrek'in yüzündeki gülümseme kaybolmadı.

Ama gözleri soğudu.

"Çünkü bazı gerçekler insanı özgür bırakmaz."

---

O gece Leon uyuyamadı.

Koridorlarda yürüdü.

Tapınak sessizdi.

Taş duvarlardan gelen damlama sesleri yankılanıyor, ay ışığı yürüdüğü yerleri aydınlatıyordu.

Nereye gittiğini bilmeden sadece yürüdü.

Sonunda ayakları onu eski bir depoya sürüklemişti.

Kapı aralıktı.

İçeri girip girmemek arasında kararsız kaldı ama herkes uyuyordu,
en fazla ne olabilirdi ki?

İçeride kimsenin olmadığını düşünmüştü evet.

Ama vardı.

Nyra.

Eski kitapları karıştırıyordu.

Leon kaşlarını kaldırdı.

"Ne yapıyorsun?"

Nyra sıçradı. Elindeki şeyi hemen arkasına sakladı.

"Hiç."

"Yalan."

Nyra'nın elindeki kitaba uzandı.

Nyra ise onun uzanmasıyla beraber yer değiştirdi.

"Göstermeyeceksin yani ha?"

"Göstersem ne değişicek ki, hem bunlar yasaklı..."

Son kelimeyi söylerken sesi kısılmıştı, bunu söylememeliydi.

Dudağının yanı yukarı doğru kıvrıldı ve

"Yani sen burda yasaklı metinleri okuyordun."

Omuzlarını silkerek.
"Ne yazık aslında ben de kurallara uyan biriyimdir. Şimdi bunu gidip bildirmeli miyim acaba?"
Geriye doğru bir adım attı
Nyra'nın gözlerinde bir korku belirdi hızla kolunu Leon'un kolunu tuttu.

"Hayır!"
Sesine hakim olamayıp biraz sesli söylemişti bunu.

Sesi hafifçe deponun içinde yankılandı.

Nyra iç çekti.

"Öğrenmeden bırakmayacasın değil mi?"

"Sence?"

Sonunda kitabı yavaşça arkasından çıkararak gösteriyordu.

"Eski kayıtlar."

Leon yaklaştı.

Sayfalar çok eskiydi.

Bazıları neredeyse dağılmış,hatta yırtılanlar bile vardı.

Yarısı yırtık olan bir sayfayı çevirdi.

Birisi yırtmış olmalıydı, ama amacı neydi?

Yırtık sayfadaki bir satır dikkatini çekti.

> "Deniz kazasından kurtarılan çocuk..."

Leon'un kalbi duracak gibi oldu.

"Bu ne?"

Nyra hemen kitabı kapattı.

"Hiçbir şey."

"Nyra."

Kız sustu.

Sonunda fısıldadı:

"Mordrek bu kitapların okunmasını yasakladı."

Leon'un içindeki şüphe daha da büyüdü.

"Niye?"

Nyra gözlerini kaçırdı.

"Çünkü bazı soruların cevabı yoktur."

Leon kitabın kapanan kapağına baktı.

Ve ilk kez gerçekten korktu.

Çünkü belki de cevap vardı.

Ve birileri onun öğrenmesini istemiyordu.

---

Aynı gece...

Maria köyün dışındaki tepede oturuyordu.

Ay bulutların arasından güçlükle görünüyordu.

Elias yanında sessizce oturdu.

Bu sefer konuşmadı.

Şaka yapmadı.

Sadece bekledi.

Bir süre sonra Maria konuştu.

"Hiç birini özledin mi?"

Elias başını kaldırdı.

"Dedemi."

Maria sustu.

"Geçiyor mu peki?"

Elias uzun süre düşündü.

Sonra başını salladı.

"Hayır."

Maria gözlerini kapattı.

"Ben de öyle düşünmüştüm."

Elias ona baktı.
"Anlatmak istersen burdayım."

"Aslında anlatılıcak çok şey var...
Hatıralarım çok karanlık. Ama aralarında parlayan bir yüz var.
Leon...
O...
O ellerimin arasından gitti ve ben hiç bir şey yapamadım.
Onu korumam gerekiyordu.
Bunu yapmalıydım.
Ama...
O gitti, ve geriye sadece arkasında anılarını bıraktı.
Aklımdan çıkarmalıyım evet.
Ama yapamıyorum...
Onunla alakalı olan,
yani ailemle alakalı olan her bir şey bana o günü tekrar ve tekrar yaşatıyor.
Beni, o denizin dibine çekiyor..."

Maria'nın gözleri dolmuştu.

Ama ağlamıyordu.

Çünkü bazı insanlar o kadar uzun süre ağlar ki.

Bir gün gözyaşları tükenir.

Ve geriye sadece sessizlik kalır.

---

Uzaklarda...

Karanlık tapınağın en derin odasında...

Mordrek yalnız başına oturuyordu.

Önündeki eski haritaya baktı.

Sonra fısıldadı:

> "Zaman yaklaşıyor..."

Ve ilk kez...

Gülümsedi.

Devam edecek...