8. bölüm · Tam İstediğim Gibisin

8. BÖLÜM

Alisa Svetlaya

Abimin sakinleştirmesinden sonra saatlerdir odamda yatağa uzanmış tavanımı izliyordum. Onu çok mu kırmıştım? Fazlasıyla.
Yanımda duran telefonumu aldım ve ekranını aydınlattım. Mesaj yoktu. Belli ki çok kırmıştım. Bakışlarım o sıra saate kaydı. Gece mi olmuştu? Saaten bile haberin yok Arzu. Aşktan nasıl olsun?
Saat 00.21i gösteriyordu.

'Sen benim için mazi bense senin için fazlayım.'

Belkide biraz dışarıya çıkıp temiz hava almalıyım. O sıra yatağımdan doğruldum ve dolabımın kapağını açıp içinden bi sweat çıkarttım.
Kıyafetlerimi giyinip odamdan çıktım.
Koridordan kapıya doğru yürürken karanlıkta bir silüet görmemle irkildim.
Karanlıktaki silüet ışığa uzandı ve ışıkları açtı. Işığın birden açılmasıyla gözlerimi kıstım ve ona bakmaya başladım. Abim dağınık sarı-kumral saçlarıyla uykulu bi şekilde bana bakıyordu.

"Nereye gece kuşu?"
"Dışarı"
"Bu saatte mi?"
"Çıkamazsın." Cümlesi çok netti.
"Ben artık küçük değilim ki abi"
"Ama ben hâlâ karşımda o bıcırık Arzu'yu görüyorum" diyr yanıtladı beni.
"Ama artık karşında bıcırık Arzu yok çünkü hayat onun bıcırıklığını bir şeyle almak zorunda kaldı.." derken çenem titredi.
Abim bu cümlemin üzerine sessizliğini korudu. Dudaklarını hafifçe ıslattı.
"Neyse, peki tamam çık."
"Ama çok geç kalmamak şartıyla söz mü?" diye sordu.
"Tamam, söz."
Abim mutfağa doğru giderken bense çantamı koluma taktım ve ayakkabılarımı giyinip çıktım.


Aklım fazlasıyla Kayra'ya takılmış bir şekilde bar sandalyesinde rahatsızca oturuyordum. Hâlâ yazmadı.
Keşke ona karşı böyle konuşmasaydım. Ekranın uzun bir süre karanlık kalmasıyla beraber içimde bir burukluk oluşmuştu, yavaş yavaş tüm bedenimi sarıyordu.
Sıkıntılı bir şekilde önümdeki bardaktaki son yudumuda içtim.

Kayra.
Yine beni sev.

O sırada şaşırtıcı bir şekilde telefonumun ekranının aydınlanmasıyla bakışlarımı telefona çevirdim. Bakışlarım puslu gördüğü için mesajı tam seçemiyordum.
Kayra🤍: Seni bana en çok anımsatan şarkılar var biliyor muydun?
Kayra🤍: Mesela Mavi'nin "Aşk" şarkısı gibi güzelim..
Kayra🤍: Çıkarır olay, ay gibi güzelliğin.
Kayra🤍: Bi'tanem benim.
Kayra🤍: Seni okadar çok seviyorum ki.
Kayra🤍: Fakat sen. Neden bu şekilde davranıyorsun anlamıyorum güzelim.

Mesajları seçmeye ve okumaya çalışıyordum. Mesajları tek tek okuduktan sonra içim çok garip oldu. Sanki başım döndü. Dünyam annemi kaybettikten sonra bir kez daha yıkıldı gibi. Ellerim buz tuttu. Titreyen parmaklarım klavyeye hiç dokunmadı.

Bir süre bakışlarımı etrafta gezdirdim. Nefes alamadım.
İçimin gittiği o güzel gözleri, gözlerimdeydi...

Kayra yavaşça yanıma doğru gelirken kalp atışlarım hızlandı.
Yanıma ulaştığında bir elini yüzüme attı ve koyu kahve bakışlarını bana sabitledi.
"Çıkarır olay, ay gibi güzelliğin.." diye fısıldadı kulağıma doğru..
Nefesini bu denli yakınımda hissettiğimde kalbim daha çok çarpmaya başladı.

Kayra'nın bu cümlesinden sonra bakışlarımı ona çevirdim.
"Özür dilerim..."diye mırıldandım.
Kayra'nın yüzümdeki eli yanağımı hafifçe okşuyordu. Bu dediğim cümleye karşılık hiçbirşey dememişti. Sessizlik hakimdi.
"Bana çok mu kırgınsın?" Gergince yutkundum. Ondan gelecek cevaptan fazlasıyla endişeliydim.
"Sorun yok, nasıl bir dönemde olduğunu gerçekten unutmuşum asıl sorun bende." diye yanıtladı ama sanki dediklerine kendiside inanmıyor gibi görünüyordu. Belli ki onu çok kırmışım.
"Gerçekten çok ama çok özür dilerim..."
O sıra yüzümdeki elini hafifçe kavradım.
Kavradığım elime hafif bir öpücük kondurdu ve bakışlarını gözlerime çevirdi bir süre izledi sessizce. Düşünceli gibiydi. Saatler geçen bir sessizlik vardı sanki aramızda ikimizde konuşmamıştık.
"Affediyorum.." o sıra saçlarıma küçük bir öpücük bıraktı.
Ardından dudaklarını ıslattı ve bir süre bakışlarını etrafta gezdirdi.
"Hesabı ben ödeyeyim geç oldu kalkalım." konuyu kısa kestirip atmıştı.
Bakışları garsonu bulduğunda garsonu yanımıza çağırdı ve hesabı ödedi.


Çıkış kapısına geldiğimizde karşıma tanıdık bir silüet çıktı.
"Arzuu"
"Naberr uzun zamandır görüşmüyordukk" o sıra kollarını bana doladı.
Bense sarılmasına karşılık verip bir süre ceylini izledim. Aynı yerde uzun bir aradan sonra karşılaşmak değişik gelmişti.
"İyiyim sen?" Diye sordum.
Bakışları bir süre Kayra'yı süzdü o sıra.
"Manita da yapmışız" diye ekledi, bakışları hâlâ Kayra'daydı ve bu beni rahatsız etmişti.
"Bende iyi nolsun" diye yanıtladı beni.
"Ayy bak ben sana ne haber vercem güzeliim"
"Ne haberi hayırdır?" O sıra meraklı gözlerle doğrudan ceylini izliyordum.
"Annemm" bir süre duraksadı. "Babanla evleniyorr" dedi sesi mutluydu.
Bu dediği cümleye karşın donakaldım.
Annem, babanla evleniyor.
Babam... evleniyor.
Hayır.
Yanlış duydum..
Duymuş olamam...
Ceylin birşeyler söylemeye devam ederken kulaklarım uğulduyordu.
Nefesim boğazımda düğümlendi. Kalbim delicesine atıyordu. Etrafımdaki sesler birbirine karışıyordu. Ceylin hâlâ bir şeyler diyordu ama kulaklarıma ulaşmıyordu. Soğuk soğuk terliyordum.

Dizlerim titredi, midem bulandı. Böyle birşey olabilir miydi?
Yaşadığım şok dalgasıyla elimi Kayra'ya doğru uzattım, ona tutunmak ister gibi. Parmaklarım havada kaldı.

Gözlerimin önü karardı.

Son duyduğum şey sadece kendi kalp atışlarımdı...

Ve sonra... hiçbirşey.

౨ৎ

"Abim.. aç haydi gözlerini.."
Elimin üzerinde bir el hissettiğimde gözlerimi kırpıştırdım. İçeriye dolan gün ışığı gözümü almıştı. Bakışlarımı mavi gözlerine çevirdim.
"Abi..." diye mırıldandım.
"Babam..." bir süre etrafta gezindi harelerim.
"Babam ne?" diye sorguladı.
"Babam evleniyor mu?" diye sordum.
"Arzu ne evlenmesi? Annemiz daha yeni vefat etti."
"İnanmam.." diye kelimeyi bastırarak söyledim.
"Ceylin.." diye mırıldandım.
"Bana kardeş olacağımızı ve babamın onun annesiyle..." ellerimi şakaklarıma götürdüm ve başımı sıvazladım.
"...Evleneceğini söyledi." diye cümlemi tamamlayabildim.
O sıra Kayra araya girmişti.
"Arzu dün gece öyle birşey yaşanmadı ki?"
"Ben seni direkt arabaya götürdüm."
"Hayır ben eminim." diye itiraz ettim.
O sıra uzandığım yataktan doğruldum.
"Babam nerde? Ona soracağım." Kararlıydım. Babama gidip durumu öğrenmem gerekiyordu.
Odadan çıkıp koridordan yan odanın kapısını hafifçe araladım. İçeriye bakındığımda babam içerideydi.
"Kızım gel bakalım, bir şey mi oldu?" diye sordu.
Kapıyı araladım ve içeriye girdim.
"Baba seninle birşey konuşacaktım." O sıra babamın yanına geçtim. Pencerenin orda ayakta duruyorduk.
"Dinliyorum bitanem." O sıra bir elini omzuma atmıştı ve omzumu hafifçe okşuyor dikkatli gözlerle beni izliyordu.
Kafamda aslında birden fazla soru vardı. Mesela annem hastanedeyken neden hastanede olmadığı gibi fakat onları şuan soramazdım öncelik bunu sormam gerekiyordu.
"Sen Ceylin'in annesiyle mi evleniyorsun baba?" Sorduğum soru kalbimi acıttı. Annem daha henüz yeni vefat etmişken babama bu soruyu sormak okadar canımı yaktı ki.
Babam sorduğum soru karşısında durakladı bir süre soru soran gözlerle beni izledi. Şaşırmış görünüyordu.
"Kızım ne evlenmesi?"
"Ben annene okadar âşıktım ki?"
"Buda nerden çıktı ayrıca?"
Babam evlenmiyor muydu yani? Benim hatırladıklarım da neydi ozaman?
"Ben..." o sıra donakaldım bir süre.
Ortalıkta benim dediğim gibi birşey yoktu.
Dudağımı hafifçe ısırdım. Şu an bunu babama nasıl açıklayabilirdim aklıma mantıklı bir açıklama gelmiyordu.

"Ben rüya görmüşüm demek ki.." diye mırıldandım.
"Yani okadar gerçekçiydi ki bir anda cidden gerçek sandım ve yanına geldim kusura bakma baba.."
Babam o sıra kollarını bana sıkıca sardı ve saçlarımı okşadı.
"Sorun değil kızım olabilir öyle şeyler."


Ellerimi saçlarıma geçirmiş gergince abimi izliyordum.
"Bu nasıl olabilir öyleyse?"
"Ben sana dedim ama 2'den fazla içme diye belli ki hayal görmüşsün kafan kendi kendine kurmuş böyle birşeyi."
Bir süre balkondan dışarıyı izledim.
"Bilmiyorum.." diye yanıtladım onu.
O sıra sigara paketinden bir sigara çıkartıcekken abim almamı engelledi.
"Arzu.." sesi uyarır gibiydi.
"Bari buna izin ver zatem başka içmicem." diye mırıldandım.
"Olmaz aç karnına mı içiceksin? Sabahta bişey yemedin."
"Sabah bişeyler atıştırdım ama yinede."
"Tamam ben artık bişey demicem sen bilirsin."
"Ama bir psikologa gitmemiz şart."
O sıra abimin cümlesini çok ciddiye almamıştım. Bence psikologluk bişey yoktu. O sıra paketten bir sigara aldım ve çakmakla yaktım.
Sigarayı dudaklarıma götürdüğümde abimin bakışlarıyla karşılaştım.
"Az önceki cümlelerimde ciddiydim Arzu." diye cümlesinin altını çizdi.
Sigarayı küllüğe bıraktım.
"Abi ne psikologu? İhtiyacım yok." diye itiraz ettim.
"Gitmen gerekli."
Bir süre derin bi nefes aldım alırken hafifçe öksürdüm.
"Olmaz."
"Gitmiyorum.." diye ekledim.
"Arzu sen durumun ciddiyetinin farkında değil misin kızım?"
O sıra bir süreliğine sessiz kaldım ve dudağımı hafifçe ısırdım.
"Durumumda hiçbirşey yok.." o sıra oturduğum sandalyenin koluna elimi koydum ve ayaklandım.
"O psikologa da gitmiyorum."
O sıra balkonun kapısını açtım ve balkondan salona girdim. Odama koridordan geçip girdiğimde kıyafetlerimi değiştirdim ve çantama evin anahtarını ve telefonu attım. Odadan çıkıp kapının oraya ulaştığımda montumu askılıktan uzanıp aldım. Montumu üzerime geçirirken abim balkondan çıkmış ve yanıma gelmişti.
"Nereye?" bakışları sorgulayıcıydı.
"Okula." dedim tekdüze bi şekilde.
"Okulda ne yapacaksın Arzu?"
"Bu seni ilgilendirir mi abi?"
O sıra montumu giyindim ve ayakkabılarımıda giyindikten sonra dışarı çıktım. Kapıyı abimin yüzüne kapatırken son kez kapıya baktım. Kapıyı açıp cevap bile vermemişti.


Müdür yardımcısı Enes'in kapısını tıklatırken gergince ellerimi saçlarıma geçirdim.
"Girebilirsin."
Kapıyı hafifçe araladığımda gözlerim Enes'in kahve gözleriyle buluştu.
"Hoşgeldin Arzu." O sıra ayağa kalkmıştı.
"Buyur gel." bakışları üzerimdeydi.
O sıra kapıyı kapattım ve içeriye girip koltuğa oturdum.
"Nasılsın? Daha iyi misin?"
O sıra yutkundum.
"İyi gibi işte, ne yapayım iyi olmasakta olmak zorundayız." burukça gülümsedim.
"Sen nasılsın? Eşin nasıl? Adını hatırlayamadım şuan ama." Eşinin ismini hatırlayamamıştım.
"Bende iyiyim. Elisa da iyi napsın aynı."
"Seni buralara hangi rüzgar attı bakalım?" o sıra elindeki kalemi çeviriyordu.
"Ben şeyi sorucaktım.." bir süre duraksadım Enes'in elindeki kalemi izledim. Bakışlarım kalemde takılı kalırken kısa süreliğine gözümün önü kararmıştı. Elimi gözümün önüne götürdüm ve bir süre gözlerim kapalı bir şekilde bekledim.
Beklerken yanıma doğru adım sesleri işittim.
"Arzu?"
"Arzu iyi misin?"
"Kolonya.."
"Kolonya vereyim mi?"
"Veya.. veya çikolata?"
"Arzu?"
O sıra ellerimi gözlerimden çektim ve kafamı Enes'e doğru çevirdim. Bana doğru eğilmiş ve endişeli gözlerle beni izliyordu. Yüzlerimiz çok yakındı. Bakışlarım Enes'in yüzük parmağındaki yüzüğe takıldı evliyken nasıl bukadar yakın durabilmişti?
"Kolonya.." diye mırıldandı. Bakışları kısa süreliğine dudaklarıma kaymıştı.
"Kolonya vereyim mi diyecektim.."
O sıra ayağa kalktı ve masasından kolonyayı hızlıca aldı ve yanıma geldi. Eli ayağına dolanmış gibi görünüyordu. Kolonyayı bana uzattığında gözlerini gözlerimden ayırmamıştı. O sıra kolonyadan biraz elime döktüğünde burnuma götürdüm.
"İyi..İyisin değilmi?"
"İyiyim.. bi an gözümün önü karardı sadece..."
"Acaba kan şekerin falanmı düştü?"
"Çikolata verebilirim." O sıra çekmecesine doğru ilerledi ve çekmeceyi açtı içini karıştırırken hızlı davranmaya çalışıyordu.
"Bulamadım..ama..ama istersen nöbetçi öğrenciyi çağırıp aldırayım. İster misin?"
"Gerek yok gerçekten."
"Ben.. sadece sorumun cevabını öğrenmek için geldim."
"Ozaman sor bakalım." Kahve gözleri üzerimdeydi.
"Kaç günlük iznim olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. Annemin vefatı için kaç günlük iznim olduğunu öğrenmek için gelmiştim aslında.." o sıra saçlarımı geriye doğru attım.
Enes o sıra bilgisayarından bir süre bakındı.
"7 günün var."
"Bugün Pazartesi 6 günün kalmış."
"Yani haftaya okulda kesin olman gerekli.."
O sıra kapı açıldığı an irkildim. Elisa gelmişti.
"Hayatımm" dedi mutlu bir ifadeyle yüzü gülüyordu. Bakışları Enes'ten bana çevrildiğinde ise gülümsemesi kaybolmuştu.
"Ben kalkayım.." diye mırıldandım.
"Gitmesen." O sıra bakışları beni buldu.
"Anlamadım?"
O sıra Elisa'da Enes'e bakıyordu.
"Yani..." o sıra ellerini saçlarına götürdü."
"Yani yolda bişey felan olmasın yine bayılırsın falan.." cümlesini toparlayamamıştı.
"Noluyor burda?" Karısı sorgulayıcı bakışlarını Enes'e çevirmişti.
"B-bayıldı." Diyebildi.
"Yani.. bayılma değil."
"Ee.."
"Biraz kötüleşmişti. O-o yüzden gitme dedim ona."
"Yoksa güzelim tabikii biz baş başa duralım da.."
"Ben gideyim.. siz kalın başbaşa." O sıra bakışlarım Enes ile Elisa arasında dolaştı. Enes bakışlarını benden hiç ayırmamıştı.
"Görüşürüz."

O sıra Elisa'nın yanından geçip kapıyı açtım ve koridora çıktım.
Kapıyı kapattığımda içeriden sesler gelmeye başlamıştı.
"Sen.."
"O bakışların neydi öyle?"
"Hemde hiç bakışlarını bile ayırmadın. Enes noluyor?"
"Enes bana bunu açıkla diyorum!"
"Daha demin kem küm ettin sürekli, bişeyi bile açıklayamadın!"
"Bak yoksa sen?" O sıra sesler kesilmişti.
Elisa'nın kapı kulpunu oynattığını görünce bir kaç adım geriye gittim ve nöbetçiyle konuşuyormuşum gibi nöbetçinin yanında durdum.
"Gizem'i görmüş müydün?" O sıra nöbetçiyle sohbet ediyomuş havası vermem gerekiyordu.
"Görmedim hocam ama öğretmenler odasındadır."
Elisa o sıra yüzündeki renk solmuş bi şekilde odadan çıktı.
Sert bakışları benim gözlerimi bulduğunda gözleri hafiften dolmuştu. Burnundan soluyup hızlıca merdivenlerden indi. Arkasından bakarken kapı açılmıştı.
Enesle göz göze geldiğimizde bakışlarını kaçırdı.
"Sana bişey demedi değil mi?"
"Hayır yanımdan geçip gitti sadece."
"İyi bari ben akşama onunla konuşurum sorun yok."
Kafamı hafifçe salladım.
"Ben bir sınıfıma bakayım görüşürüz."
"Görüşürüz Arzu."

Ben merdivelere doğru giderken Enes'te odasına geri dönmüştü.
Merdivenlerden çıktım ve sınıfımın olduğu koridora geldim. Koridor sakindi. Bir süre etrafa bakarken sınıfımdan bir kaç öğrencimle karşılaştım.
"Hocamm hoşgeldiniz" Utku kapının önünden yanıma hızlıca yanıma gelmişti.
Utkuya hafifçe gülümsedim. "Hoşbuldum."
Güneşte o sıra yanıma gelmişti.
"Hocamm geri mi geldiniz? Valla bu tarih hocası hiç iyi değil ya sizi özledimm."
"Henüz gelmiyorum ama sizi özlediğim için bir bakmaya geldim."
"Yaaa hocamm birtanesiniz" o sıra Güneş bana sıkıca sarılmıştı. Bende kollarımı Güneş'e sararken hafifçe gülümsedim.
"Haftaya buluşuyoruz amaa"
"Haftaya geliyor musunuz? Kesin miii ohaa."
"Çok mutlu oldummm"
"Zaten hepimiz sizide çok özlemiştik hocam." diye ekledi.
"Bende sizi çok ama çok özledim.."
Bir süre bakışlarım sınıfta gezindi.
Acaba buna hazır mıydım? Tekrar okula gelebilecek miydim?
"Ben gideyim.."
"Daha aşağıya da inmem gerekiyor Gizem'le Erdem'e bakacaktım."
"Görüşürüz canlarım." o sıra Utku ile Güneş'e elimle kalp yaptım.
"Görüşürüz hocamm" demişti ikiside.
Onlara hafifçe gülümsedim ve merdivenlerden ağır ağır inmeye başladım.

౨ৎ
Bir hafta sonra
(Enes'in anlatımıyla)
Odamda doldurulması gerekilen evraklarla uğraşıyordum. Tükenmez kalemimi masaya bıraktım bir süre kağıtları inceledim. Yanlış doldurmuşum. Onu düşünürsen tabii yanlış doldurursun.
O sıra aynı kağıdın temizinden tekrar aldım ve doldurmaya başladım. Acaba okula gelmiş miydi? Bugün okulda olması gerekiyordu. Bir süre elimi saçıma götürdüm. Telefonu elime alıp son görülmesine baktım. Görünmüyordu. Telefonu umutsuzca geri kapatıp masaya bıraktım. Bu nasıl olabilmişti? Okula ilk geldiği zaman onu ilk gördüğüm an kalbime bir şeyler olmuştu. Çok garipti. Kelimelerle tarif edemediğim bir duyguydu. Güneşte dalgalı sarımsı-kumral saçları ve o bakışları.
Ben bunları düşünürken kapının açılmasıyla irkilmiştim. O gelmişti.
Koyu kahve bakışlarım üzerinde gezinirken bir tık fazla kalmıştı gözlerim o güzel saçlarında.
Bakışlarımı gözlerine sabitledim.
"Selam." dedi odama çekinerek gelmişti bu sefer.
"Selam hoşgeldin." hafifçe gülümsedim.
"Hoşbulduk." bir süre masamın üzerindeki kağıtlara baktı.
"İşin vardı sanırım."
"Ha-hayır ya topluyordum tamda otursana bu arada." o sıra kağıtları hızlıca topladım ve şeffaf dosyaya kaldırdım. Şeffaf dosyayıda kenara koymuştum. Ben dosyayla uğraşırken o ise oturmuş beni izliyordu. Bakışları üzerimde olması kalbimi çarpıtıyordu. Hemde çok hızlı.
"Umarım o gün ki olayınızı çözmüşsünüzdür.. " diye sessizce söylemişti. O sıra elleriyle oynuyor bakışları ise bana bakmıyordu.
"Ta-tabii hallettik gönlünü alabildim." hafifçe gülümsedim.
"İyi ozaman yoksa gerçekten kendimi kötü hissetmiştim."
"Hayır senlik birşey yoktu ki kendini kötü hissetmene gerek yok." kendini suçlu hissetmesin diye çabalıyordum.
"Anlaştık mı? Hem bugün okula da yeni geldin sen bunları düşünme bakalım." diye rica ettim.
Kafasını olumlu şekilde salladı.
"Ben çıkayım bi uğramak istedim öyle konuşuruz diyerek."
"Zilin çalmasına az kaldı hem." diye ekledi.
"Tamam sonra görüşürüz ozaman."
"Görüşürüz." hafifçe gülümsedi.
Arzu odadan çıkarken kapının aralığından esilayı görmüştüm.
Esila içeriye girerken kapıyı kapattı ve bir süre bana baktı.
"Yine mi buradaydı?"
"Öyle çok sık uğramıyor ki. Sen geldiğin zamanlar ne hikmetse denk geliyor." bir süre Esila'daki yüzüğe takıldı bakışlarım.
"Kesin öyledir."
"Bana inanmıyor musun?"
"Bilmem bazen çok şüpheli konuştuğun için olabilir mi?" derin bi nefes aldı.
"Herneyse.." bakışları farklılaşmıştı sanki onu benim odamdan çıkarken görünce kırılmış gibiydi.

౨ৎ
Esila'yla birlikte küçük masamıza oturmuş yemeğimizi yiyorduk. Esila fazlasıyla sessiz ve dalgın görünüyordu. Önündeki yemeğiyle ilgileniyor ve sıkılmış gibiydi. Derince bir nefes aldı ve sessizliğini bozdu.
"Arzu hanımla bukadar yakın olduğunuzu bilmiyordum." Kendi kendine hafifçe gülümsedi ardından yüzündeki gülümseme kaybolmuştu.
Ellerimi yüzüme götürdüm ve yüzümü sıvazladım.
"Bunu şimdi mi konuşmak zorundayız?" dedim sıkıntılı bi şekilde.
"Zaten tek yemekte konuşabiliyoruz." diye yanıtladı.
"Bak sana şöyle açıklayayım birtanem.." o sıra masanın üzerindeki elinin üzerine elimi koydum.
"Arzu bizim okulda bir öğretmen ve onu görmezden gelemem sonuçta meslektaşız." dedim yumuşak bi sesle.
O sıra elinin üzerindeki elimi elinden çekmişti.
"Meslektaşsınız diye bukadar yakınmı olmanız gerekli?" Ela gözleri dolu bir şekilde bakıyordu bu sefer bana.
"Güzelim bak.."
"Sus! Hiçbir açıklamanı da duymak istemiyorum..."
O sıra önündeki bardağı hızlıca aldı ve yere fırlattı. Bedeni titrerken yavaşça masanın altına doğru çöktü.
Esilanın yanına doğru gelip eğildiğim sıra ela gözleri bana kırgınlıkla bakıyordu.
"Git! İstemiyorum..."
"Herşeyi ama herşeyi mahvediyorsun.."
"Ben..." vücudu titrerken konuşmakta zorlanıyordu.
"Bitanem..."
"Sus..." diye mırıldandı.
"Ben sana..." duraksadı o ela gözlerindem bir damla yaş süzüldü.
"Ben sana hamile olduğumu söyleyecekken herşeyi mahvediyorsun..." sesi gittikçe alçaldı.
"Ne?"
O sıra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı.
"Kesin istemiyorsun değilmi?" Gözyaşlarını kazağına silerken.
"İstemiyorsan.. ben onu aldırırım."
Burukça gülümsedi.
"Esila.."
"Adımla hitap ettin.. demek ki istemiyorsun. Ben anlamıştım zaten."
O sıra ayağa kalktı. Ela gözleri gözlerimle buluştuğunda bakışları canımı yakmıştı.
Esila bana bakmasının ardından odasına gitmişti.


Yanına gittiğimde esila sırtı dönük bir biçimde gözleri kapalıydı.
"Uyuyor musun?"
Esila'nın anlatımıyla*
Enes'e cevap vermemiştim. Ona okadar kırgındım ki.
Enes ise benden cevap alamayınca telefonuna bakmaya başlamıştı. Bakışlarımı telefonuna kaydırdığımda birisiyle mesajlaşıyor gibi görünüyordu. Belki bi arkadaşıdır diye o an okadar umursamak istemedim.


Arzu'nun anlatımıyla
Kayra'nın omzuna kafamı koymuş bir şekilde öylece düşüncelere dalmıştım. Telefonumun ekranı aydınlanırken telefonumu elime aldım ve bildirime baktım. Enes mesaj atmıştı.

Enes: Napıyorsun okulun bugün nasıl geçti? Çok görüşemedik. Daha iyisindir umarım. (00.22)

Mesajı okumuştum fakat bir süre cevap yazmadım.
"Bu kim balım?"
Kayra'nın sorusuyla afallamıştım.
Bakışlarım Kayra'ya çevrilirken "Bizim okulda müdür yardımcısı.." diye fısıldadım. Uyku yavaş yavaş bedenimi esir alıyordu.
"Sana neden bu saate mesaj atıyor ki?" O sıra telefonumu elimden aldığını bile sonradan idrak edebilmiştim.
"Kayra.. sevgilim."
"Bu saate sana mesaj atamaz."
"Ona mı yazacaksın?"
Kayra o sıra soruma yanıt vermemişti.


Enes'in anlatımıyla
Arzu'nun görüldü atmasından sonra telefon ekranım aydınlanmıştı. O arıyor. Esila bakışlarını telefonuma çevirdiğinde aramadaki ismi ve aramayı gizlemeye çalışıyordum.
Esila ise çoktan onun ismini görmüştü..