2. bölüm · Tam İstediğim Gibisin

2. BÖLÜM

Alisa Svetlaya

Gözlerimi açtığımda tam olarak onun yanında onun göğsünde uyuyordum. Gördüğüm kabusta onu başka bir kızla görmüş ve ona bağırıp hesap soruyordum ve ardından ise uyanmıştım. Bir süre karanlıktaki simasını izledim. Siyah uzun önüne dağılmış saçlarını. "Sadece kabus gördün güzelim ne gördün bakalım anlatmak ister misin?"dedi sanki kulağıma fısıldar gibi.
Ona gördüklerimi anlatmak istemedim. Sonuçta, sonuçta onun öyle birşey yapabileceğine hiçbir ihtimal kondurmuyordum. Onu seviyor muydum? Yoksa Kayrayı unutmak için miydi? Emin değilim. Kafam çok karışık. Bir süre sessiz kaldım ve onu izledim. Ve ardından ise
"Yok birşey.." diye geveliyiverdim ağzımın içinde. Ellerimi saçlarıma götürdüm ardından.
"Yani önemli değil klasik kabus." dedim ve kafamı yastığa gömdüm. Bir süre sessiz kaldım.

Tabii nerden bilebilcektim ki? Çillerimden nefret ettiğini. Kumralları sevmediğini. Ve en başından beri kalbimi kullandığını.

"I'll never forgive you for one thing, my dear"

"You wasted my prettiest years."

"Dönüp özür dilesen mahveder mi seni

Bıraktığın izi görsen umursamazsın tabi

Gururundan yedirtme hiç

Yansıt bana bedelini

Dönüp özür dilesen mahveder mi seni

Zordu seni sevmek

Bunu bile bile hep

Tutundum küllerine

Değdi mi tüm bu hamlelerin

Vicdanın yokmuş senin

Yüzleşmeden yine kalkıp gittin

Ne de olsa hep kaçarsın sen

Yanılmışım o sevgisiz kalbine."

"Ama ben sensiz uçabilirim

Gölgemsiz beceremedin

Gördük kim nolmuş ve sonunda kaybolmuş

Maskensiz nereye kadar

Bak zaman siler seni yavaş yavaş

Gördük kim nolmuş ve sonunda kaybolmuş."

Günümüz

21 Yaşımdayken Kayrayı biraz olsun aklımdan için bir sevgilim olmuştu ve daha sonra onun beni sevmediğini öğrenmiştim ve hatta başka bir kızla çıktığını. Benim ilk sevgilim olduğu için oldukça kötü bir deneyimdi. Şuan ise hâlâ Kayrayı özlüyor ve onunla konuşmak istiyordum. O sıra soğumuş kahvemden bir kaç yudum aldım ve bir süre bunları unutmaya çalıştım. Çantamdan telefonumu aldım ve saate baktım. Zaman ne çabuk geçmişti öyle demekki o anı çok fazla düşünmüş ve teneffüsün çalmasına az kalmıştı. Soğumuş kahvemi içmeye devam ettim. Bir yandanda telefonda geziniyor ve birşeylere bakıyordum. Parmaklarım bi anda sanki benden bağımsız bir şekilde hareket etmiş, WhatsApp'a girip Kayranın profiline tıklayıp bakışlarımı sabitlemiştim. Yakışıklı çocuk. Seni hiçbir zaman unutamadım biliyor musun? Seni kalbimin en derinine sakladım. Yıllarca. Hiçbir zaman usanmadım oradaydın 'kalbimde'. Hiç gitmedin. Kimse seni kalbimden çıkartamadı bende seni hiç çıkartmadım zaten. Hiçbir zaman. Seni hâlâ çok seviyorum.

Kafamı bu cümlelerden sıyırdım ve az kalan kahvemi kafama diktim. Telefonumu krem rengi çantamın içine attım ve koluma takıp, elime boş kupa bardağını aldım. Sandalyeden doğruldum ve derin bir nefes çektim ciğerlerime. Elimde kupayla arka taraftan çıktıktan sonra okula girip 1. Kattaki çay odasına kupayı bırakıp kapıyı çektim. Öğrenci zili henüz yeni çalıyordu. Ağır adımlarla 11/A'nın olduğu yeri arıyordum. 2. kata merdivenlerden çıkıp koridora geldiğimde Gizemi görmüştüm. Dalgalı orta uzunlukta kahverengi saçlarıyla bana gülümseyen gözlerle bir bakış attı ve sıkıca sarıldı.
"Kuşum" dedi içten samimi bir sesle. Bende bir an onu görünce çok mutlu olmuş ve sarılmasına karşılık verip, "Hayatım" deyivermiştim. Onuda çok seviyordum çok iyi bir dost ve aynı zamanda ablam gibiydi.
"Dersin nereye birtanem?" diye bir soru yöneltti kollarını benden çektiği zaman. Kahverengi gözleri doğrudan üzerimde geziniyordu. "11/A" dedim başımla çaprazdaki 11/A sınıfını işaret ederek. "Benimde 11/B ne tesadüf birtanem" dedi ve ardından gülümsemişti. Demek ki yanyana olmamız hoşuna gitmişti. Aslında benimde gitmişti sonuçta diğer teneffüs beraber sohbet edebilirdik tabikii. "Eh ozaman ben sınıfıma kaçar yolcu yolunda gerek" deyip yüzüme kocaman bir gülümseme kondurdum ve işaret parmağım ve orta parmağımı kafama yaklaştırdım ve sonra 11/A'yı gösterdim. Gizemde gülümsedi bu hareketime karşılık. "İyi dersler kuşum" dedi ve kendi sınıfına doğru yürümeye başladı. "Sanada iyi dersler" diye seslendim arkasından ve bende 11/A'nın olduğu yere doğru yürümeye başladım.

Sınıfın kapısını hafifçe araladım. İçeriye girdiğim an ayağa kalkmışlardı ve sınıfa bir sessizlik çökmüştü. Tahtanın tam ortasına geldim ve hafifçe gülümseyerek "İyi dersler" dedim. Bakışlarım bir süre sınıfa odaklandı, onları izliyordum. Sağol dediklerini duyduğumda da sandalyenin olduğu yere ilerledim. Hafifçe çektim ve oturdum. Krem rengi çantamı masaya bıraktım. "Ee naptınız bakalım" diyip sınıfa kısa bir bakış attım. Ardından ise sınıf defterini açtım. Bir öğrenciden kalem isteyip defteri doldurmaya başladım. "Aynı hocam ne olsun" kafamı kaldırdım ve sesin sahibine baktım. Sedefti. "Önceki dersiniz neydi?" diye bir soru yönelttim sınıfa. O sıra defteri doldurmayı bitirmiş, kapağını kapatıp kenara bırakmıştım mavi kapaklı defteri.

"Matematik hocam"

"Ay hiç sevmiyorum hocam ben ya"

"Hocam adam çok gıcık"

O sıra bunu söyleyen Deniz'e bir bakış attım. "Peki bunu benim ona demeyeceğim ne malum?" bunu benim ona demeyeceğim ne malum?" o sıra hafifçe gülümsedim.

"Hocam siz demezsiniz ya"

"Bencede hocam yani aa"

"Demem ya niye diyim" o sıra sınıfı izliyordum.

"Ben öyle birisi değilim sonuçta" o sıra bakışlarım sınıfta geziniyordu.

O sırada genelde dersleri kaynatan ama benim dersimi dinleyen Utku bana bir soru yöneltmişti.

"Arzu hocam bişey sorabilir miyim" dedi ve sınıfa göz kırptı.

"Sor bakalım" o sıra Utkunun sorusunu bekliyordum.

"Hocam sevgiliniz varmıı" o sıra bir yandan gülümsüyordu ve sınıfa tekrar bir bakış atmıştı.

"Utkucuğum şuan bunun sırası mıydı sence?" dedim ve gülümseyerek onu izledim.

O sıra ilk Utku'yu destekleyen kişi Sedef olmuştu. "Hocam söyleyin" demişti. Ardından ise sınıfta bir kaç kişi daha destek çıkmışlardı.

"Lisede aslında..." biraz duraksamama sebep olmuştu. "Birisi vardı yani.. ama karşılıklı değildi diyeyim size kısacası" o sıra bir süreliğine sınıf defterine dalmıştı bakışlarım. 15 Dakika sonra anlatmayı bitirdim. Biraz sessiz sessiz kaldım. Sınıf bana şaşırmış bir şekilde bakıyordu. Utku o sıra hafiften gülümseyip "Hocam aman boşverin ya o kaybetmiş sizi valla hiç üzülmeyin" "Dimi yani?" O sıra sınıftan yardım isteyen bir bakış atmıştı. Utkunun yardım dolu bakışlarını sınıf farketmişti. "Evet hocam yani" diye söylemişlerdi.Tam sınıfa kompozisyon yazmalarını söyleyecekken zil çaldı ve “Çıkabilirsiniz çocuklar yarın ilk derste görüşürüz kitap getirmeyin sizinle çok eğlenceli birşey yapacağız”dedim ve gülümsedim.Ela tam sınıftan çıkarken yanıma geldi ve “Hocam anlattığınız olayın ilerliyişine göre bence o çocukta birazda olsa sizi seviyordu, (Ela konuşmaya devam ederken içimden keşke demiştim) o yüzden eğer numarası veya instagram hesabı varsa yazın ben sizin arkanızdayım”dedi ve yanıt vermemi beklemeden gitti. Aslında Ela’nın dediği mantıklıydı yazsam iyi olurdu ama ya sevgilisi varsa veya evlendiyse diye yazmaktan çekiniyordum.Sınıf defterini müdür yardımcısı Enes Beyin odasına bırakıp çıkarken Enes Bey bana seslendi ve “Arzu Hocam akşam müdüre veda edeceğimiz yemeğe katılacak mısınız?”sorusunu sordu.Bir an duraksadım aslında gitmenin iyi olacağını düşündüm ama hiç gidesim yoktu o yüzden nazik bir şekilde bu soruya hayır cevabını verdim görüşürüz diyip odadan çıktım arabama geçip arabayı çalıştırdım radyoda “Mo Ava-Hiç Uyanmasam” çalıyordu.

Şarkıda şöyle diyordu sözler

Her gün dünün aynısı
Geçmiyor ki sancısı
Bilmiyorum hangisi
Kalbimi daha kırar

Hiç sana dokunmamak mı?

Hiçbir yerde görmemek mi?

Ne yaptığını bilmemek mi?

Gözlerim seni arar…

Şarkı sözlerine eşlik etmiş bir şekilde trafik ışıklarında bekliyordum ama birden şarkı kesildi arabaya arkadan biri çarpmıştı.”Yapılacak iş mi bu ya”diye söylenerek arabadan indim ve çarpan kişi arabadan inmiş arabama bakıyordu bende ona baktım,o da bana baktı.Yüz şekli çok tanıdıktı bakışlarına odaklandım.Bu bakışları nerede görsem tanırdım, bu onun bakışlarıydı…

Umarım bölümümü beğenmişsinizdir. Gelecek bölümler için takipte kalın!♡