7. bölüm · Tam İstediğim Gibisin
7. BÖLÜM
Abimle birlikte Erdem ve Gizemle buluşmuş, küçük bir kafede oturuyorduk. Bakışlarım kafede dolanırken kahvelerimiz gelince bakışlarımı dumanı üstünde olan kahvelere çevirdim. Abim yanımda oturuyordu karşımda ise Gizem ve onun yanında da Erdem oturuyordu. Masada bi sessizlik vardı.
Gizem bu sessizliği bozmak için bir konu açmıştı.
"Rusya nasıl? Doktorluk yapıyordun değilmi?" Bakışları abimdeydi.
"Güzel 1. Yılım henüz ama şuan iyi gidiyor." hafifçe gülümsemişti.
"Arzu" dediğinde bakışlarını bana çevirdi.
"Sende birgün Rusya'ya gitsene hem biraz değişiklik olur. Hemde abin var sonuçta orda tekte değilsin."
"Bilmem, hiç düşünmemiştim." Omuz silktim.
"Belki birgün."
Aklımdan Rusya değilde Ankara'ya gitmek geçiyordu. Ama oraya gitmeli miyim bilmiyordum. Kendimi hazır hissetmiyordum bunun için. Sonuçta uzun bi süre sonra Ankaraya gidicektim. Aklım bu düşünceler ile meşgulken telefonumun ekranı aydınlandı. Birisi arıyordu.
Kayra.
Beni neden arıyor olabilirdi ki? Bir an kalbim tekledi. Onun ismini okuduğum zaman.
Aramayı yanıtladım ve kulağıma götürdüm.
"Alo?" Kalbim çarpıyordu.
Karşı taraftan ses gelmedi bir süre.
"Arzu?"
İsmim dudaklarından döküldüğü zaman kalbimin çarpıntısı dahada arttı. Dışarıdan nasıl görünüyordum hiçbir fikrim yoktu.
"Nasılsın?" Sesi biraz garip geliyordu. Sarhoş muydu? Yoksa uykulu mu? Anlayamamıştım. Yutkundum.
"İyi dışarıdayım sen?"
"Tek misin?"
Bunu neden sormuştu? Bakışlarımı Abimde Gizemde ve Erdemde gezdirdim.
"Değilim." dedim tekdüze bir sesle.
Karşı taraftan derin bi iç çekiş sesi duydum. Birşey söylemek istiyordu sanki.
"Arzu.."
"Güzelim..."
Güzelim mi?
"Anlamadım?" dediği kelimeyi idrak etmekte zorlandım.
"Arzu ben." Bir süre sessiz kaldı.
"Ben sana çok aşığım bunu farketmedin mi hâlâ?" derken kalbim duydukları karşısında nerdeyde durma noktasına gelmişti.
Kalbim çok hızlı çarpıyordu. Donup kalmıştım.
"Kayra.." diyebildim sadece.
O sıra abimin bakışlarını üzerimde hissettim.
"Ben.." bakışlarım hepsinin üzerinde gezindi bir süre. Hiçbirşey diyememiştim Kayra'nın cümlelerine karşı.
"Sonra konuşalım mı?" Kafam karmakarışık olmuştu.
"Sonra mı?" Sesi soru sorar gibiydi.
"Arzu benim duygularımı daha sonraya mı konuşcaz? Gerçekten mi?" Sesinde sitem vardı. Hissetmiştim.
"Bak..şuan" duraksadım.
"Şuan gerçekten olmaz."
"Lütfen.."
"Lütfen," diye yineledim.
"Daha sonra konuşalım." dedim ve telefonu kapattım.
Önümdeki kahvemi alarak bir kaç yudum içtim. Sıcaktı. Ama umursamadım. Boğazım hafifçe yanarken öksürdüm. Bir süre kafeyi inceledim. Kahveyi tutan ellerim titriyordu.
"Arzu?" Gizem'in ismimi söylemesiyle bakışlarım onu buldu. Titreyen ellerimle kahve bardağını masaya bıraktım.
"Efendim?"
"Arayan kişi Kayra mıydı?" Abim Gizemden daha önce davranıp sormuştu.
Kafamı hafifçe salladım.
Abim bana "ne diyor?" gibi bir bakış atmıştı.
Bense bakışlarımı abimden masaya çevirmiş ve ona bakmamıştım.
☆
Kahveyle beraber sohbet ettikten sonra birbirimizle vedalaşıp ayrıldık.
Yol boyu bakışlarımı abimden hiç ayırmamıştım.
"Kayra seni rahatsız mı ediyor?" bi anda sormuştu.
Ansızın gelen sorusu karşısında ne yapacağımı bilememiştim. Abime cevap vermeyip ellerimle oynamaya başlamıştım.
"Cevap?" Bakışlarını üzerimde hissettim. Kalbim daha hızlı çarpmaya başladı. Arabanın camını hafifçe açtım. İçeriye soğuk bir rüzgar girdi.
"Tamam sorgulamıyorum ne yaparsan yap Arzu." Buz mavisi gözlerini yola çevirmişti.
☆
Abim arabayı yolun kenarına dikkatlice park etmişti. Nihayet arabadan çıktıktan sonra evimize doğru yürürken bizim apartmanın kapısının önünde taşa oturan bir erkek silüeti duruyordu. Sırtı bize dönük olduğundan kim olduğunu anlayamamıştım. Belki komşumuzdur diye düşündüm.
Fakat gerçeği o yüzünü bize çevirince farketmiştim. Kayraydı. Bir zamanlar yüzünü görmek için can attığım Kayra...
Ben birşey diyemeden abim olaya el attı.
"Bu burda ne arıyor?" Abimin çatık kaşları bana çevrilmişti.
Ben ne cevap verceğimi düşünürken Kayra sendeleyerek ayağa kalktı. Kalktıktan sonra parmaklarıyla şakaklarını ovuşturdu.
Bakışlarım abim ve Kayra arasında geziniyordu o sıra.
"Şey...bilmiyorum." gergince mırıldandım.
Kayra iç çekerek alnına dökülen tutamlarını geriye attı ve bakışlarını bana çevirdi.
"Sen burda ne arıyorsun?" Abim yargılayıcı bakışlarını bu seferde Kayra'ya çevirmişti. Kayra abimin sorusunu umursamadı. Gözleri doğrudan bana kilitlenmişti.
"O telefonu kapatmamalıydın." Sesi tekdüze bir şekilde çıkmıştı.
"Ne saçmalıyosun lan sen?!" Abim bir anda parlamıştı.
"Arzu ne diyor bu?" Abim hâlâ birşeyler söylüyordu ama ben Kayra'ya odaklanmıştım.
"Kayra.. Lütfen, şuanda gerçekten bunun hiç sırası ve zamanı değil..." diye sakince uyardım.
Kayra umutsuzca başını salladı.
"O telefonu kapatmamalıydın..." sesi bir öncekinden daha umutsuz çıkmıştı. Bana doğru bir kaç adım atmıştı o sıra.
Abim aramıza girdi ve Kayra'yı omzundan hafifçe itti. Kayra hafifçe geriye doğru sendelerken abimi farketmişti. Kayra'nın o çok sevdiğim dudaklarında acı bir gülümseme peydah olmuştu.
Abim tam Kayra'nın bu ifadesine birşey diyecekken araya girdim. Elimi abimin omzuna koydum. Yalvaran gözlerle abime baktım. Ardından bakışlarımı Kayra'ya çevirdim. Ama bu sefer bakışlarım öncekinden sertti.
"Beni kaybetmek istemiyorsan defol git." tekdüze bir biçimde söyledim. Kalbim bu cümleyi söylediğime inanmıyordu. Ama aklımla hareket etmiştim.
Benim sözlerim abimin itmesinden daha çok etkilemişti Kayra'yı. Açıkça belli ediyordu o güzel gözlerinin ardındaki kırgın bakışları. Onu kırmıştım fakat benim kalbim çoktan unufak olmuştu.
"Özür dilerim..." diye mırıldandım göz yaşlarım göz pınarlarıma doluştuğu anda.
"Arzu.." abim cümlesini tamamlamadan apartmanın kapısını ittim ve içeri girdim. Merdivenleri buğulu gözlerle hızlıca çıktım. Kapının anahtarını kapı deliğine sokmaya çalışırken ellerim titriyordu. Kapının deliğini bulamayıp kapıyı açamayınca dayanamayıp yere çöktüm ve ağlamaya başladım...
