1. bölüm / 5
Takas1
Bölümler 5Şu an: 1
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Gençler ödevleri masanın üstüne bırakın."
Sınıftaki herkes ayaklandı. 3 kişi hariç. Şaklabanlıkla meşgul olduğu için kitap nedir bilmeyen, onun yancısı ve çalışkan kız. Normalde artıların yolunu gözlerken bugün hiç umurunda değildi. Avuçlarını kaldırmış ellerinin olduğunu yeni fark etmiş gibi bakıyordu.
"Nasıl ödevini yapmadın? Senden beklemezdim."
Hoca yanına gelmiş, şakayla karışık kıza doğru konuştu. O hâla büyümüş gözlerle ellerine bakıyordu. Ağzını açamadı sadece içinden geçirmekle kaldı.
"Neler oluyor?"
Dalgalanma. Hissettiği derisini altüst eden tek duyguydu. Nasıldı bilmiyordu ama zaman bile okyanusmuşçasına dalgalıydı.
Kötü ya da iyi bir his değildi sadece her şeyi durduracak kadar yoğundu. Zihnini bile. Duyduğu uğultular uykusunu getiriyordu. Kendini teslim etmek istemese de artık bedenini o kontrol etmiyordu. Ellerindeki çatlaklar büyüdü, büyüdü. Hatta o kadar büyüdüler ki birinin içine, karanlığa düştü.
*******
"Everybody loves somebody sometime
Everybody falls in love somehow
Something in your kiss just told me
My sometime is now"
Gözlerini ışığa alışmaları için kısarak açtı. Dean Martin şarkısını hiç bir şey olmamış gibi söylüyordu ama kız için bu durum hiç normal değildi.
"Zorladıysa meyve suyu vereyim."
Parmağıyla şakağını ovalarken elindeki şişeyi sertçe masaya koyan kadın söylenerek kızın başını havaya kaldırdı. Tepesindeki lambayala birlikte gözleri iyice acıyan kız kendini geri çekti.
"Biliyorum bana kızgınsın ama bari işimizi kutlayalım be!"
Kendine geldiğini hissedince kaşlarını çattı.
"Neresi burası?"
"Şaka yapacak hâlin var yani."
Kız ağzını açtığında ona sus işareti yapıp konuşmaya devam etti.
"Git ve uyu, sana bir günlük izin veriyorum iyi değerlendir."
Ayağa kalkıp eteğini düzeltti. Ardından kızın yanağına öpücük kondurup masadan uzaklaştı.
Şaşkınlık, korku, merak ve titreyen vücuduyla etrafına bakındı. Bar? Daha önce hiç bara gitmemişti gerçi. Yüksek bir binada olduğunu şehir manzarasından anlıyordu. Daha iyi görebilmek için ayağa kalktı.
"Ne..."
********
"Harika bi rüya gerçekten ahahhaha. Aaa.... Evet rüya yoksa kabus mu? Yarın edebiyat yazılım var ders çalışmam gerekirken uyukluyor muyum harbiden? Tam bir kabus kesinlikle."
Camdan baktığında ışıl ışıl asla Ankara'ya benzemeyen şehir manzarası onu delirtmişti. Bir de üstüne lanet olası uçağın içindeydi.
Tuvaletin duvarına yaslanıp kendini tokatlamaya başladı.
"Uyan uyan uyan uyan uyan..."
Rüyalarda acı hissetmemesi gerekmez miydi? Gözünden yaş gelecek kadar sert tokatlarını hissetmemek mümkün değildi. Tabiki gerçek hayatta.
Buğulu gözlerle lavaboya yöneldi. Korkuyordu ama 1 dakika önce gördüklerini teyit etmek istiyordu. Kırık aynada mavi ışığın altındaki kişi baktı.
Patlamış dudak ve burun deliğindeki kuru kan. (Patlak dudak nasıl olur bilmiyordu sadece tahmin.) Gözlerinin altı mosmordu. Mermer gibi kanı çekilmiş soluk ten, omuzlarına dökülen düz siyah saçlar.
Karşısındaki kesinlikle kendisi değildi. O hiç bir zaman bu kadar güzel olmamıştı.
*******
Ne yapacağını bilemez halde oradan oraya savruluyordu. Garsonların arasından hızlıca sıyrılarak koridora çıktı. Tanımadığı bir yerde yapabileceği tek şey orayı terk etmekti. Fazla göze batmaması gerektiğini müşterilerin belindeki silahtan anladı. Olabildiğince normal davranarak koridorda ilerlemeye devam etti. Sonunda restorant bölümü sona ermiş, sıra sıra kapıların bulunduğu hole gelmişti. Nedendir bilinmez rahatsız hissediyordu. Sanki biri onu izliyor gibi. Hatta o kişinin nerede olduğunu bile sezebildi.
Tam arkasında.
Arkasına hızlıca döndü.
"Kimse yok."
Birisi vardı ve onun sıcak nefesini bile hissetmişti. Ejderha gibi ateş püskürten nefes. O kişi her kimse kana susamışlığı ruhunu ürpertti.
Kulaklarını çınlatan anonsla başını kaldırdı.
"Sayın yolcularımız, hava aracımız 5 dakika içerisinde alana iniş yapacaktır. Bizi tercih ettiğiniz için teşekkür eder ve keyifli günler dileriz!"
Bölüm etkileşimi
