3. bölüm · Sunda

3. Bölüm

Sema Nur Bakar

Affan, sabahın ilk ışıklarına kadar dışarıda oturmuş en nihayetinde dayanamayıp Fersah’ın yanına gitmişti. Kapıyı yavaşça açıp içeriye girdi. Ardından tekrar sessizce kapatıp onun yanına ilerledi. Fersah onun hayal edemeyeceği kadar güzel bir kızdı. Saf, masum bir güzelliği vardı. Bir başkası onun yüzünü görmesin diye her şeyi yapmayı aklından geçirmişti. Yatağın yanına geçip çöktü. “Seni gördüğüm andan beri, aynada kendime bakıyormuş gibiyim. Gözlerin tıpkı benim çocukluğum gibi. Tüm kadınların masum olmadığını düşünürdüm. Sen onların arasında değilmişsin. Kötülüğün içine batmış bu dünyada masum olman haksızlık.” Elini saçlarına götürüp oynamaya başladı. “Seni bana getiren yol, acılarını senden almalı. Sana bu zulmü yapana en büyük acıları yaşatacağım.” Biraz doğrulup onu alnından öptü. Geldiği gibi sessizce odadan ayrıldı.
Zerda hanım Fersah’ı kontrol etmek için odasına gelirken Affan’ın oradan çıktığını gördü. Buna gülümseyip gitmesini bekledi. Oğlu bir gecede çok değişmişti. Bu kızı kim görse değişirdi. Masum ve saf kişiliği hayran olunasıydı. Oğlu gidince odaya girip onu kontrol edip tekrar çıktı.
Fersah, kapı sesine gözlerini açtı. Çoktan sabah olduğunu görünce hızla yataktan kalktı. Fakat üzerinde sadece bornoz vardı. Bu afallamasına neden olmuştu. Yatağa geri oturup düşünmeye başladı. Kıyafetleri Affan’ın odasında kalmıştı. Gidip oradan alamazdı. Eğer bu şekilde çıkarsa insanlar onu yanlış anlayabilirdi. Etrafa bakındı ama hiç bir şey bulamadı. Mecburen beklemek zorundaydı. Elbet biri yanına gelirdi.
Affan, üzerini değiştirdikten sonra işe gitmeden Fersah’ı görmek istedi. Odasının kapısını sessizce açıp odayı inceledi. Fersah uyanmış yatağın üzerinde oturuyordu. İçeri girip kapıyı kapattı. “Bu şekilde durmamalısın, üşüyebilirsin.” Fersah, korku içinde ayağa fırladı. “Seni korkutmak istemedim.” Başını öne eğip öylece durdu. Affan yanına yaklaştı. “Gözlerini görmek istiyorum, başını eğmeni değil.” Çenesinden tutup kafasını kaldırdı. “Mavilerini üzerimden çekme. Şimdi söyle bakalım neden bu şekilde duruyorsun?”
“Kıyafetlerim, sizin odanızda.”
Parmağını onun dudaklarının üzerine bıraktı. “Bana Ağir diyebilirsin.” Kimsenin kullanmasına izin vermiyordu lakin Fersah’ın öyle söylemesini istemişti. “Bu hoş sesinden adımı duymak istiyorum.”
Yanakları utançtan nar gibi kızarmış, tekrar başını önüne eğmişti. Bu sırada annesi içeri girdi. “Senin burada ne için var! Çabuk uzaklaş kızdan! Defol işine git!”
“Karımın yanına geldim, bir başkasının değil!”
“Resmi nikahınız kıyılana kadar o senin karın felan değil! Çık şimdi şu odadan. Kızım sende ne diye böyle duruyorsun!”
“Kıyafetleri benim odamda olduğu için olabilir mi anne!”
“Git kızın valizini getirip kapının önüne bırak, sonrada işine git, seni gözüm görmesin!” Annesinin azarından sonra odadan çıkmıştı. Kendi odasına gidip Fersah’ın valizini getirdi, ardından da işine gitti.
Zerda hanım valizi içeri alıp kapıyı kapattı. “Hadi otur kızım, kremini süreyim sonra üzerini giyin.”
“Ge-gerek yok.”
“Artık ben senin annen sayılırım, benden utanma lütfen.” Fersah yinede utanmıştı. Zerda hanım böyle olmayacağını anlayınca gidip kızı Ferda’yı çağırdı. Fersah ile neredeyse aynı yaştalardı. Belki ona izin verir diye düşünmüştü. “Hadi kızım geç içeri yengene yardımcı ol.” Ferda annesinin dediğini yapıp içeri girdi.
Fersah gelen kişiye baktı. Dün akşam onu hiç görmemişti. “Merhaba, ben Ferda. Affan abimin küçük olan kız kardeşiyim. Dün nikahınıza, hastanede olduğum için katılamadım. Kusura bakma. Annem yaralarından bahsetti, iznin olursa bakmak istiyorum.” Tufan abisi sayesinde üniversitede hemşirelik okuyordu. Fersah ayağa kalkıp omuzlarını açtı. Ferda gördüklerinin şaka olmasını o kadar çok istediki kelimelere sığmazdı. “Lütfen otur, ayakta kalma. Ben hemen kremleri süreceğim.” Fersah oturunca oda yatağa çıkıp arkasına geçti. “Bunlar, böyle evde krem ile iyileşecek yaralar değil, seninle hastaneye gitmemiz gerekiyor.”
“İ-istemiyorum.”
“Sana söz veriyorum, başka kimse olmayacak. Sen ve ben gideceğiz. Şoför bizi bırakır.”
“Olmaz-“
“İtiraz istemiyorum! Hadi giyin üzerini gidiyoruz.” Ferda zorla onu konaktan çıkardı. Kimse farkına varmamıştı. Şoföre söyleyip hastaneye bırakmasını istedi. Hastaneye geldikten sonra acil bölümüne girip onu tedavi ettirdi. Yaşı küçük olduğu için tutanak tutulmak zorunda kalındı. Fersah korkusundan hiç bir şey söyleyememişti. Ferda ise yaptığı hatanın farkına çok geç varmıştı. Yaklaşık bir saat sonra annesini aradı. “Anne çok kötü bir şey oldu!”
“Sen Fersah’ın odasında değil misin?”
“Anne ben onu hastaneye getirdim. Tutanak tuttular, onu alıp babasına götürdüler.”
“Ne yaptın sen! Çabuk eve gel! Ben abine haber vereceğim!” Telefonu kızının yüzüne kapatıp hemen Affan’ı aradı. “Oğlum, oğlum Fersah’ı babasına götürüyorlar! Bir şey yap engel ol! O adam kızı öldürür, yaşatmaz!”
“Ne demek lan bu! Fersah evde değil miydi! Nasıl alırlar onu!”
“Ferda onu hastaneye götürmüş, jandarmalar tutanak tutup almışlar.”
“Söyle o kızına sakın ola gözüme gözükmesin! Ben karımı hastaneye götürmeyi bilmiyor muyum lan!” Affan yerinden kalkıp koşarak şirketten çıktı. Arabasına binip Fersah’ın evine sürdü. Zamanında yetişmesse o adam Fersah’a zarar verirdi. Toprak alamayacağını öğrendiği zaman zaten zorluk çıkarmış, şirketi birbirine katmıştı.
Affan, toprağı kazıyarak arabayı durdurdu. Arabadan inip evin bahçesine girdi. “Battal! Çık lan dışarı!” Sesi tüm köyde yankılandı.
Battal dışarı çıktı. “Kız felan yok lan sana! Madem toprak vermiyorsun sana kız yok!”
Affan kendini tutamayıp onu dövmeye başladı. “Nerede lan karım! Öldürürüm seni! Nerede karım!”
“Bi-bilmiyorum.”
Bir yumruk daha geçirdi suratının ortasına. “Ne demek bilmiyorsun lan! Sana karım nerede dedim!”
“Sattım, Civan Karabay’a sattım. Çok para verdi bende sattım.”
Affan’ın vuruşu sertleşti. “Benim karımı elli yaşında adama nasıl satarsın! Bu zamana kadar ona ettiğin eziyet yetmedi mi lan! Öldürürüm lan seni!”
Tufan’lar evden çıkmış, buraya gelmişlerdi. Abisinin sinirlerine hakim olamayacağını biliyordu. “Abi dur! Dur öldüreceksin onu!” Abisini tutup kenara attı.
“Karımı satmış lan, el kadar kızı elli yaşında adama satmış! Ben o yirmi yaşına gelene kadar dokunmayacaktım lan!”
Tufan duydukları karşısında şok geçirdi. “Ulan şimdi bitirdim seni!” Abisinden daha beter dövmeye başladı.
Affan yerden destek alıp kalktı. “Civan Karabay’ı bulmaya gidiyorum! Sakın bunu yaşatma!” Arabasına binip Civan’ın konağına sürdü. Konağın önüne gelince arabadan inip silahını çıkardı. “Nerede lan karım!” Havaya üç dört el ateş açtı. “Çık lan dışarı! Sana karım nerede dedim!”
Civan’ın oğlu Lerzan dışarıya çıktı. “Babam evde yok! Senin karınla ne işi olur lan!”
Silahı ona doğrulttu. “Baban karımı almış lan! Söyle, çabuk söyle nereye götürmüş olabilir!”
“Dağ evi, dağ evine gitmiştir.”
“Geç arabaya! Beni oraya götüreceksin!” Babasının başkasının karısına el koyduğu duyulursa idam edilirdi. İtiraz etmeden arabaya bindi. Yolu tarif edip dağ evine doğru gıttıler. “Eğer karıma elini sürdüyse, yaşatmam öldürürüm babanı!”
“Senden önce ben öldürürüm onu! Hangi kitapta yazıyor başkasının karısını almak!”
Dağ evinin kapısını omzuyla açtı. Yukarıdan sesler geliyordu. Koşarak çıktı. “Yapma! Dokunma! Hayır, hayır, hayır, hayır dokunma...” Fersah’ın çığlıklarını duyduğu odaya girip Civan’ı karısının üzerinden aldı. Tam zamanında yetişmişti. Onu dövmeye başladı.
“Benim karıma dokunmaya nasıl cüret edersin lan! “ Fersah kendini köşeye çekti. Dizlerini geriye çekip kafasını yasladı. Daha sonra ise sallanmaya başladı. Affan, Civan’ı döverken anlık olarak gözüne karısı çarptı. Adama bir kez daha yumruk geçirdikten sonra karısının yanına gitti. Ceketini çıkarıp üzerine örttü. “Sakin ol, sakin ol ben buradayım. Sana bir şey yapmasına asla izin vermem.” Karısını kucağına alıp arabaya indirdi. Onu koltuğa yerleştirip kemerini taktı. Şoför koltuğuna geçip arabayı çalıştırdı.
Fersah, gözlerini tek bir noktaya sabitlemiş, öylece duruyordu. Affan, onu hastaneye götürmenin daha doğru olduğunu düşünüp konağa gitmekten vazgeçti.
Lerzan babasının yanına gidip yerden kaldırdı. “Evli bir kadına bunu yapmayı nasıl düşünürsün sen! Ölmek mi istiyorsun baba!”
Dudağının kenarındaki kanı elinin tersiyle sildi. “Umrumda değil! O kız er ya da geç benim olacak! Onu Affan’a bırakmayacağım!”
“Nasıl anama ihanet edersin sen!”
“Genç ve güzeli dururken karta kaçmış ananı ne yapayım ben! Alacağım o kızı! İster Affan’ın ister başkasının karısı olsun, onu alacağım. Karşı duranı öldürmekten geri kalmam, buna ananda dahil!”
“Ne halin varsa gör baba!”