5. bölüm · Söylenemeyenler
Kabul edecek mi?
Şerif Fadime'yi ve Eleniyi izlemek şartıyla bıraktı abisine söyleyemezdi çünkü abisinin tek hamlede Şerifi öldüreceğini ve hapise girecegini biliyordu.
Ertesi gün...
Furtuna ailesinin çay fabrikasında sabahlar her zamanki gibi başlıyordu.
Makinaların sesi, işçilerin konuşmaları ve çayın buharı… ortamın rutinini oluşturuyordu.
İso, fabrikanın bir köşesinde defterine notlar alıyordu.
Gözleri ciddi, zihni tamamen işteydi.
“Ula şu paketleme hattı düzgün çalışsın da bi daha aksama olmasun…” diye söyleniyordu.
Tam o sırada kapı açıldı.
İso başını kaldırdı.
Fadime içeri girdi.
Bu geliş… diğerlerinden farklıydı.
Çünkü Fadime’nin yüzünde her zamanki alaycı ifade yerine, daha düşünceli bir hâl vardı.
İso kaşını kaldırdı.
“Hayırdur… yine ne planun var Çeyrek mafya?”
Fadime omzunu silkti.
“Planum yok.Geçiydum”
İso hafifçe güldü.
“Geçişin bile bela getiriyi.”
Fadime cevap vermedi bu sefer.
Sadece etrafa baktı.
İso bunu fark etti ama üstünde durmadı.
Gün ilerledikçe ikisi aynı ortamda bulunmaya devam etti.
Ama alışılmış tartışmalar bu kez daha azdı.
Bazen sadece kısa bakışmalar…
bazen yarım kalan cümleler…
İso farkında olmadan Fadime’nin ne yaptığını takip ediyordu.
Fadime de farkında olmadan İso’nun bulunduğu yere daha sık bakıyordu.
Ama ikisi de bunu “tesadüf” sanıyordu.
Oruç, yine ortamı bozmak için araya girdi.
“Ula siz bugün fazla sessizsunuz… hayırdır, barış mı ettiniz yoksa?”
İso hemen tersledi:
“Saçmalama abi!”
Fadime ise hafifçe kaşını kaldırdı:
“Baruşmamuz bizum size konağu vermemuz kadar olasu!”
Ama sesi… eskisi kadar sert değildi.
Günün ilerleyen saatlerinde işler yoğunlaştı.
İşçiler arasında küçük bir aksama oldu.
İso hemen müdahale etti.
“Ula dikkat edin! Bu işi düzgün yapmazsanuz akşama kadar uzar!”
Tam o sırada Fadime yaklaştı.
Bu sefer alay yoktu.
“Şurayi değiştirirsenuz daha hızlı olur.”
İso başını çevirip ona baktı.
İlk kez… Fadime bir işe gerçekten yardımcı oluyordu.
“Ula ağlayacağum şimdu,yulda bir gerçekleşan o olay!Sen biza yardum mi ettun? ” dedi şaşkınlıkla.
Fadime omzunu silkti.
"Yoo,sonuçta bu fabrika bizum olacak aruzalaru halletmam lazum"
İso kısa bir süre sessiz kaldı.
Sonra başını salladı.
“Fena değil.”
Bu cümle, onların arasında nadir söylenen bir şeydi.
Gün bitmeye yaklaşırken fabrika yavaş yavaş sakinleşti.
Ama bu kez farklı bir şey vardı.
Ne kavga vardı ne de bağırış…
ama aralarındaki mesafe de eskisi gibi değildi.
İso fabrikanın kapısında dururken Fadime yanından geçti.
Durdu.
İkisi kısa bir an göz göze geldi.
Bu bakışta ne alay vardı…
ne öfke…
Sadece kısa bir sessizlik vardı.
Fadime hiçbir şey demeden yürüdü.
Ama bu sefer içinden geçen düşünce farklıydı:
“Bu kılcuk… neden eskisi gibi sinir etmiyi beni?ULA,ULA NOLIYI BAĞA!?…”
İso da arkasından bakarken aynı şeyi düşündü:
“Bu kız… neden artık daha farklı geliyi ULA BANA NOLİYİ?!…”
Ama ikisi de bunu yüksek sesle söylemedi.
Çünkü bazı duygular…
henüz adlandırılmak için erken olur.
Ve böylece…
Kavga hâlâ vardı.
İnat hâlâ vardı.
Ama aralarındaki görünmez şey…
yavaş yavaş büyüyordu.
Henüz kimse farkında değildi.
Ama bu sadece başlangıçtı.
