4. bölüm / 6
SOYKAN |Takıntılım3.Bölüm
Bölümler 6Şu an: 3.Bölüm
- 1 Giriş53 kelime
- 2 1.Bölüm505 kelime
- 3 2.Bölüm2.023 kelime
- 4 3.Bölüm1.135 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 4.Bölüm2.247 kelime
- 6 5.Bölüm2.669 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Elimdeki çanta ile bankada, sıra bekliyordum.
Para çekecektim, hesabımda çok yüklü miktar olmasa da gideceğim için bana lazımdı.
Şehir dışına çıkmaya karar vermiştim. O adamdan kurtulmam lazımdı. Belki onlara karşı cesur davranabiliyordum, ama bir kadın olarak içten içe o kadar çok korkuyordum ki, kimse anlamazdı.
Belki beni kaçırıp saatlerce dövebilirlerdi, belki taciz ederlerdi ya da organlarımı benden alıp bir kaç kağıt parçası -para- uğruna hayatıma son verebilirlerdi.
Bunların hiç biri saçma senaryolar değildi, toz pembe dünya değildi burası. Herkesin özgürce dolaştığı, hayatın güzelliklerde dolu olduğu düşümcelerinden ibaretti, ama bunların hiç biri değildi.
Hayat acı verirdi.
Hayır, sil.
Hayat değil, hayattakiler acı verirdi.
Hayır, sil, bu da değil.
Hem hayat, hemde hayattakiler ölesiye ızdırap çektirirdi.
İnsan bazen kendi hayatının celladı olurdu. Korkularını büyütür, ihtimalleri geceleri yatağının başucuna oturtur ve sabaha kadar tek tek boğazına dizerdi. Benim yaptığım da buydu belki.
Henüz yaşanmamış şeylerin yasını tutuyordum.
Elimdeki çantanın sapını biraz daha sıktım.
İçinde birkaç parça eşya, biraz para ve kaçıp gidebilmek için kurduğum koca bir umut vardı.
Önümdeki kişi parasını çekince ben yerime geçtim ve kartı koyup şifreyi girdim. Hesabımda 50.000 TL vardı. Onları çekecektim. Anneyle aram hiç iyi olmadığı için maddi ihtiyaçlarımda bana hiç yardımcı olmazdı.
Beni sevmiyordu. Ve açık açık dile getiriyordu. Nedenini öğrendiğim gün ise canımdan can gitmişti.
Anne, para karşılığında bir çocuk yapmayı kabul etmişti.
Evet, babanın işi o zamanlar iyiydi, hatta baya baya. O zamanlar anneye karşı hoşlantı hisleri vardı içinde. İleride mülkünü bırakmak için bir varisi olmalıydı.
Bir oğlu.
Baba ise anneme teklif sunmuştu, Sen bana bedenini verirsen, bende sana hayatında hiç göremediğin kadar para veririm.
İğrençti.
O kadar iğreçti ki, onlara annem, babam demezdim.
Anne ve baba.
Onlar annem ve babam değildi, anne ve babaydı.
Anne ise kabul etmişti. Ama bu ilişkiden sonra bir oğulları olmamış, ben dünyaya gelmiştim.
Anne, çocuk doğurduğu için bir gece beni babanın yanında bırakıp, paraları almış, ve kaçmıştı. Baba ise pek peşinden koşmamıştı. Çünkü bir kere olmuştu artık, daha fazla ilişkiye girmek istemiyordu.
Baba, bana yedi yaşına kadar bakmıştı. Hayatımın geri kalanını hep özel ve yatılı okullarda geçirmiştim. Anne ve baba sevgisi hiç bilmezdim. Aslında sevgi de pek bilmezdim.
Severdim, ama sevilmezdim.
Baba, işi iyi olduğu için tanınan biriydi. Anne ile ilişkilerinin asıl nedeni ortaya çıkınca onlar yerine hep ben ayıplanmış, hep ben hakaret yemiştim.
Escortun kızı derlerdi bana.
Hayır, sil.
Sende annen gibi bedenini millete mi satacaksın, escortun kızı?
Hayır, bu değil.
Escortun kızını sınıfımdan alın, şimdi anası gibi orospuluk yapar.
Hayır, baştan al.
Sevgililerinize sahip çıkın, escortun kızı burada. Ayartmasın şimdi.
Okullarda hep bu denli anıldığım için hayatım boyunca, küçük yaşlarım hariç bir arkadaşım bile olmamıştı. Sanki anne ne yaptıysa, bende onu yapacakmışım gibi.
Elimi boynuma atarak kolyeme tutundum, sıktım.
Kolye bana ait değildi, belki bu hayatta aldığım ilk hediyeydi.
Hatırlıyordum, bir çocuk vermişti bunu bana.
Katil bir çocuk.
Ben beş yaşındayken, vermişti. O benden biraz daha büyüktü. Tahminen on. Beni bir sürü takım elbiseli adamın yanından kırtarıp, ellerimden sıkı sıkı tutan bir çocuk.
Elleri kanlı bir çocuk.
Ama on yaşlarında pek görünmediğini hatırlıyorum yarım yamalak. Yüzü küçüktü, koyu yeşil gözleri vardı. Bebek gibiydi yüzü. Bembeyazdı teni. Utanmasam, ya da erkek olmasaydı huri bile derdim.
Bebek gibiydi.
Elleri kolları kanlı çocuk.
Hayır sil.
Elleri kolları kınalı bebek.
Hayır.
Elleri kolları kanlı bebek.
O zamanlar kan nedir bilmezdim, ölüm, katliam, tehdit nedir hiç bilmezdim. Ne yaşadığımı da hatırlamıyordum.
Sadece o çocuk gözümün önünde bir kadını ve bir adamı hıçkıra hıçkıra, titreye titreye ağlarken vurduğunu hatırlıyorum.
Sonra elindeki şeyi -silahı- bıraktığını, adamın cebinden bir telefon alıp, kolumdan tutarak sokak boyu koştuğumuzu hatırlıyorum.
Diyaloglarda yoktu bende. O zamanlar kan bilmediğim için, çocuğu sevmiştim. Sadece bir kaç kelime vardı aklımda.
"Benim hiç arkadaşım yok, benimle arkadaş olur musun?"demiştim çocuğa.
O ise hıçkırıklarını zar zor azaltmış, her an ağlayacak gibi bakıyordu. "Gitmem lazım, küçük kız, ailene dön."
Omuz silkmiştim. "Benim ailem yok ki, sen bana aile olur musun, hı? Gitmesen olmaz mı? Benimle kalıp, oyunlar oynasan olmaz mı?"
Çocuk cevap vermemiş, ben ise devam etmiştim. "Hem tek kişili oyunlar sıkıcı, benimle oyun oynar mısın?"
Nefes vermişti. "Şimdi gitmem lazım, ama söz geleceğim ve oyun oynayacağız. Sen şimdi sadece evine dön tamam mı?"
"Ne zaman gelirsin peki?"
"Bir sürü zaman sonra."
"Bir sürü zaman sonra beni nasıl tanıyacaksın ki?"
O ise biraz düşünmüş bakışlarını yere indirmişti. Sonra aklına bir fikir gelmiş gibi bakışları çok hafif parlamış, elini boynuna atarak kolyeye benzer bir şey çıkarmıştı.
"Bak bu kolye benim, sana bunu vereceğim. Ve geri döndüğümde seni bu kolyeden hatırlayacağım."diyip kolyeyi elime vermişti.
Kolyeye baktığımda gümüş, ince bir zincir vardı. Ucunda ise çok küçük olmayan bir pusula, pusuladaki ibrenin ise Kuzey'i işaret ettiği vardı.
Kolyeye gülerek bakıp göğsüme sıkı sıkı bastırmıştım.
"Ya peki ben seni tanımazsam?"
"Ben seni hep tanırım. Bulurum."demişti hemen.
Sonra bir soru daha yöneltmiştim. "Ya beni unutursan?"
Başını iki yana sallamıştı. "Ben seni hiç bir zaman unutmayacağım, peri kızı."demişti.
Gülmüştüm. "Peli kızı mı?"demiştim bozukça. "Peli ne?"
"Periler çok güzel, kanatları olan, çiçek kokanlardır. Bu yüzden sende benim peri kızımsın. Ben asla perileri unutmam."
Bunları derken gözyaşlarını tutamamış, dudakları titriyordu.
Tüm bunlara rağmen hafifçe ona doğru kalkıp burnunun ucuna minik bir buse bırakmıştım. Adım gibi.
Sonra el sallamıştım. "Gel, timam mı?"
O ise cevap bile vermeden hızla arkasını dönmüş ve ağlaya ağlaya koşmaya başlamıştı.
Belki günlerce, haftalarca, aylarca onu beklemiştim. Şu an avcumun içinde kalan o pusula çarmını yanımdan hiç ayırmamaya çalışmıştım. Ne zaman üzülsem, korksam, streslensem, endişelensem bu kolyeyi sıkıca tutup derin derin nefesler verirdim.
Düşüncelerimden sıyrıldım. Parayı çektikten sonra hızlı adımlarla biraz ileride beni bekleyen taksiye ilerledim. Arabaya binip şoföre, "Otogara."dedikten sonra arkama yaslandım.
Bir saat sonra otogara vardığımızda taksiciye ücretini ödeyip arabadan indim ve İzmir otobüsüne bakınmaya başladım. Karakola dün gitmiştim, geceyi otelde geçirmiştim. Hatta otobüs bileti bile alıp korkudan eve gidememiş, saklanmaya çalışmıştım kendimce.
Evimin önünde bir sürü adam vardı, geri dönüp eşyalarımı almaya çalışmak kesinlikle aptallıktı.
Otobüs anonsunu duyunca hızla otobüse binmiş, ve koltuğumu kapmıştım. Otobüs yaklaşık yarım saat önce kalkmış ve hareket etmişti.
Neyseki kulaklıklarım çantamdaydı. Kulaklıklarımı takıp spotifyden en sevdiğim grup olan Dolu Kadehi Ters Tut'tan bir şarkı aramaya başladım. Ve seçtim.
Sahte Dualar - Dolu Kadehi Ters Tut.
Şarkı sözleri akıp giderken istemsizce gözlerim kapandı.
"Yüzüme düşen ışığını alıp da gitme n'olur
Hâlim yok, zaten hep karanlığa doğduk
İçimi yakan ateşini alıp da gitme n'olur
Bir yolu var, bir sonu var ama soğuk
Sahte dualarım her gece
Boşluğa dalmışım öylece
Kalbimi kor alev almış
Gel imdadıma sadece
...
Hanginiz en suçsuzu?
Verin ona vursun bizi
Kime yarar Hak yargısı?
Kalmamışken korkusu
Cennetten düşüş gibi
Cevaplar hep alış gibi
Sabır, sabır, umut taşır
Yok oluş gibi
...
Gözlerim ardını görmüyor
Her yanım ayrı bi' bilmece
Şeytan aklına koymuş
Gel imdadıma sadece
Elleri kanlı, dinleri sanrı ve dolu yalanlar
Zalimler karşıya geçmiş gülüyorlar
Bir koca halk nehirden denize nasıl ağlar?
Duysa ya Tanrı, çocuklar ölüyorlar..."
《~~~~~~》
Selaaammm
Nasılsınızzz
Bölüm nasıldııı
Oy verip yorum yapmayı unutmayıınn
Yeni bölüm için iki takip alırım, yoksa gelmezz
