SON SİPER kitap kapağı

6. bölüm / 8

SON SİPER

BÖLÜM 6 — KARANLIKTAKİ İSİM

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: BÖLÜM 6 — KARANLIKTAKİ İSİM

Güneş henüz doğmamıştı.

Karahisar'ın üzerine çöken sis, köyün taş evlerini ve uzaktaki tepeleri yutmuştu. Yusuf önde yürüyordu. Arkasında Ali Çavuş, Nuri, Zehra ve Selim vardı.

Hiçbiri konuşmuyordu.

Yusuf'un zihninde aynı soru dönüp duruyordu:

Mustafa Rauf Bey nerede?

Elindeki mektup hâlâ cebindeydi.

“Yusuf, Kemal'e güvenme. Fakat Selim'e de güvenme.”

Bu cümle artık bir uyarıdan çok bir tehdit gibi geliyordu.

Ali Çavuş sessizliği bozdu.

— Teğmenim.

Yusuf durmadan cevap verdi.

— Söyle.

— Ya kilisede kimse yoksa?

— O zaman başka bir iz buluruz.

— Ya bizi bekleyenler varsa?

Yusuf bu kez durdu.

— O zaman onlar bizi beklediğini sanırken biz onları bekleriz.

Ali hafifçe gülümsedi.

— İşte şimdi eski Yusuf'a benzediniz.

Yusuf gülmedi.

— Eski Yusuf çok şey bilmiyordu.

Zehra bunu duydu.

— Şimdi biliyor musun?

Yusuf ona baktı.

— Hayır.

Kısa bir sessizlik oldu.

— Ama artık kimden şüphe etmem gerektiğini biliyorum.

Selim arkadan konuştu.

— Bazen en tehlikeli şey, kime güveneceğini düşünmektir.

Yusuf başını çevirdi.

— Sen bugün fazla konuşuyorsun, Selim Efendi.

Selim'in yüzünde belli belirsiz bir ifade oluştu.

— Çünkü bugün susarsam hepimiz ölebiliriz.

Tam o sırada Nuri ilerideki yolu gösterdi.

— Kilise.

Sislerin arasında eski yapı görünüyordu.

Yıkılmış taş duvarlar, kırılmış pencereler ve gökyüzüne uzanan tek bir çan kulesi...

Yusuf elini kaldırdı.

Herkes durdu.

— Silahlar hazır.

Yaklaştıkça Yusuf bir şey fark etti.

Kilise kapısı açıktı.

Üstelik kapının önünde taze ayak izleri vardı.

Ali Çavuş eğilip izlere baktı.

— Dört kişi.

Selim hemen ekledi:

— Beş.

Yusuf ona baktı.

— Nereden çıkardın?

Selim duvarı gösterdi.

— Beşinci kişi at nalı izi bırakmış.

Yusuf'un yüzü gerildi.

At.

Kemal'in kaçarken bıraktığı izler...

— İçeri giriyoruz.

Kapının eşiğine geldiklerinde içeriden hafif bir ses duyuldu.

Bir sandalye sürüklenmişti.

Yusuf silahını kaldırdı.

— Kim var?

Cevap yoktu.

İçeri girdiler.

Kilise tamamen terk edilmiş görünüyordu.

Fakat yerde yeni söndürülmüş bir kandil vardı.

Zehra kandile baktı.

— Burada biri vardı.

Yusuf sunağın arkasına geçti.

Taş zeminde küçük bir metal parçası gördü.

Eğilip aldı.

Bir yüzük.

Üzerinde aynı sembol vardı.

Karahisar'ın anahtarı.

Zehra'nın yüzü bembeyaz oldu.

— Babamda da bundan vardı.

Yusuf yüzüğü çevirdi.

İç tarafında küçük harflerle bir isim kazınmıştı.

K. A.

Yusuf'un nefesi kesildi.

— Kemal Arslan...

Bir anda kilisenin arka tarafından silah sesi patladı.

PAT!

Kurşun Yusuf'un başının birkaç santim üzerinden geçti.

— YATIN!

Herkes yere kapandı.

İkinci kurşun pencereye çarptı.

Ali Çavuş karşılık verdi.

— Sağ tarafta!

Yusuf duvarın arkasına sığındı.

— Nuri! Zehra'yı koru!

— Emredersiniz!

Selim kilisenin arka kapısına doğru ilerledi.

Yusuf onu gördü.

— Selim! Nereye gidiyorsun?

Selim dönüp bağırdı:

— Ateş eden kişi içeride!

Yusuf'un gözleri büyüdü.

İçeride.

Demek dışarıdan saldırmıyorlardı.

Bir başka silah sesi duyuldu.

Bu kez ses hemen yanlarından gelmişti.

Yusuf arkasını döndü.

Nuri yere düşmüştü.

— Nuri!

Yusuf koşup yanına çöktü.

Nuri'nin omzunda kan vardı.

— İyiyim teğmenim...

Yusuf yarasını bastırdı.

— Kımıldama.

Zehra yanlarına geldi.

— Kurşun sıyırmış. Ölümcül değil.

Yusuf ayağa kalktı.

Artık sabrı tükenmişti.

— Çık ortaya!

Kilise sessizleşti.

Sonra karanlık koridordan bir adam çıktı.

Silahını yere bıraktı.

Yusuf namlusunu ona çevirdi.

Adam yavaşça başlığını çıkardı.

Yusuf dondu.

Karşısındaki yüzü tanıyordu.

Kemal.

Ama bu kez Kemal'in yüzünde korku yoktu.

Sadece yorgunluk vardı.

— Yusuf...

Yusuf'un parmağı tetiğin üzerindeydi.

— Bir adım daha atma.

Kemal durdu.

— Seni öldürmeye gelmedim.

— O zaman neden Nuri vuruldu?

Kemal başını salladı.

— Onu ben vurmadım.

Selim hemen öne çıktı.

— Yalan söylüyor.

Kemal'in bakışları Selim'e döndü.

— Hâlâ aynı yalanları anlatıyorsun.

Yusuf ikisinin arasına baktı.

— Yeter!

Kemal cebinden küçük bir zarf çıkardı.

— Bunu sana vermek için geldim.

— Ne var içinde?

Kemal zarfı yere bıraktı.

— Mustafa Rauf Bey'in gerçek emri.

Yusuf zarfı aldı.

Mührü gördüğü anda yüzü değişti.

Mühür gerçekti.

Ama tarih...

Üç gün sonraydı.

Yusuf yavaşça başını kaldırdı.

— Bu imkânsız.

Kemal acı bir şekilde gülümsedi.

— İşte bütün mesele bu, Yusuf.

Sonra arkasındaki karanlığa baktı.

— Çünkü Mustafa Rauf Bey üç gün önce öldü.

Kilise bir anda sessizliğe gömüldü.

Zehra'nın elindeki kandil titredi.

Ali Çavuş fısıldadı:

— Ne dedin?

Kemal gözlerini Yusuf'tan ayırmadı.

— Mustafa Rauf Bey öldü.

Yusuf'un elindeki mektup yere düştü.

Çünkü o mektup...

Mustafa Rauf Bey'in mührünü taşıyordu. Yusuf'un elindeki mektup yere düştü.

Kilise sessizliğe gömülmüştü.

Kimse konuşmuyordu.

Sadece dışarıdaki rüzgârın kırık pencerelerden içeri süzülen uğultusu duyuluyordu.

Yusuf, Kemal'e baktı.

— Üç gün önce öldü dedin.

Kemal başını salladı.

— Evet.

— Nerede?

— Karahisar'ın güneyindeki geçitte.

Ali Çavuş öne çıktı.

— Cesedini gördün mü?

Kemal'in bakışları yere indi.

— Hayır.

Yusuf'un gözleri daraldı.

— O zaman öldüğünü nereden biliyorsun?

Kemal cevap vermeden önce birkaç saniye düşündü.

— Çünkü onu öldürmek için oradaydım.

Bu söz kilisenin içinde yankılandı.

Ali silahını kaldırdı.

— Demek sonunda itiraf ettin!

Kemal elini kaldırdı.

— Hayır. Beni dinleyin!

Yusuf sertçe bağırdı:

— Anlat!

Kemal derin bir nefes aldı.

— Rauf Bey bana bir emir gönderdi. Onu Karahisar'ın dışında karşılamamı istedi. Gittiğimde pusuya düştük.

— Kimler vardı?

— Osmanlı üniforması giymiş on iki adam.

Yusuf'un yüzü gerildi.

— Yine onlar...

— Evet. Ama bu kez farklıydı.

Kemal cebinden küçük bir mermi çıkardı.

Yusuf mermiyi eline aldı.

— Rus yapımı.

Kemal başını salladı.

— Aynen.

Selim bir anda sessizleşti.

Kemal ona baktı.

— Sen bunu biliyordun.

Selim cevap vermedi.

Kemal devam etti:

— Rauf Bey çatışma sırasında vuruldu. Ben onu oradan çıkarmaya çalıştım. Ama...

Sesi kesildi.

Zehra yavaşça sordu:

— Ama ne oldu?

Kemal gözlerini kapattı.

— Onu benden aldılar.

Yusuf bir adım yaklaştı.

— Kim?

Kemal gözlerini açtı.

— İçlerinden biri.

— Kim?

Kemal'in cevabı gecikmedi.

— Mustafa Rauf Bey'in yardımcısı.

Yusuf'un yüzündeki ifade değişti.

— Hangi yardımcısı?

Kemal cevap vermek üzereyken dışarıdan bir boru sesi duyuldu.

Tek uzun nota.

Kemal'in yüzü bir anda gerildi.

— Geç kaldık.

Yusuf silahını kaldırdı.

— Ne oldu?

Kemal kilisenin penceresine koştu.

Sislerin arasında hareket eden gölgeler vardı.

Birçok gölge.

— Bizi buldular.

Ali Çavuş pencereye baktı.

— Kaç kişiler?

Kemal:

— Yirmiden fazla.

Yusuf hemen emir verdi.

— Herkes mevzi alsın!

Nuri yaralı omzuna rağmen tüfeğini kaldırdı.

Zehra taş duvarın arkasına geçti.

Selim ise hareketsiz duruyordu.

Yusuf ona baktı.

— Sen neden ateş etmiyorsun?

Selim yavaşça cevap verdi:

— Çünkü gelenleri tanıyorum.

— Kim?

Selim'in yüzü gerildi.

— Bizimkiler.

Yusuf şaşkınlıkla dışarı baktı.

Adamlar Osmanlı üniforması taşıyordu.

Başlarında ise genç bir subay vardı.

Subay elini kaldırdı.

— Teğmen Yusuf Karahan! Silahlarınızı bırakın!

Yusuf cevap vermedi.

Subay tekrar bağırdı:

— Mustafa Rauf Bey'in emriyle teslim olmanız isteniyor!

Yusuf'un kalbi hızlandı.

Üç gün önce öldüğü söylenen bir adamın emri...

Yusuf elindeki mektuba baktı.

Sonra dışarıdaki subaya.

Bir şey doğru değildi.

— Kemal.

— Efendim?

— Bana Rauf Bey'in son sözlerini söyle.

Kemal bir an düşündü.

— “Kimseye güvenme.”

Yusuf başını salladı.

— Hayır.

Kemal şaşırdı.

— Ne?

— Rauf Bey'in bana söylediği son sözleri sen bilemezsin.

Yusuf silahını kaldırdı.

— Çünkü sen o gün orada değildin.

Kemal'in yüzü dondu.

Yusuf bir anda namluyu ona çevirdi.

Ali Çavuş şaşkınlıkla:

— Teğmenim?

Yusuf'un sesi buz gibiydi.

— Kemal, sen bize doğruyu anlatmıyorsun.

Kemal geri çekildi.

— Yusuf...

— Rauf Bey'in öldüğünü söylüyorsun ama cesedini görmedin.

Bir adım daha attı.

— Sonra yardımcısının onu kaçırdığını söylüyorsun.

Bir adım daha.

— Şimdi de dışarıda Rauf Bey'in emriyle bizi almaya gelen askerler var.

Kemal sustu.

Yusuf'un gözleri karardı.

— Sen bu oyunun neresindesin?

Kemal'in yüzündeki ifade değişti.

İlk kez korkmuş görünüyordu.

— Yusuf...

Dışarıdan silah sesleri yükseldi.

PAT! PAT! PAT!

Kilise duvarına kurşunlar yağmaya başladı.

Taş parçaları havaya savruldu.

Zehra bağırdı:

— Ateş ediyorlar!

Kemal bir anda Yusuf'un üzerine atıldı.

İkisi yere yuvarlandı.

Bir kurşun Yusuf'un az önce bulunduğu yere saplandı.

Kemal bağırdı:

— Beni vurmak istiyorlar!

Yusuf birkaç saniye ona baktı.

Sonra Kemal'i ayağa kaldırdı.

— O zaman yaşayacaksın.

Kemal şaşırdı.

— Ne?

Yusuf tüfeğini kavradı.

— Çünkü seni öldürmeden önce bütün gerçeği senden öğreneceğim.

Ali Çavuş gülümsedi.

— İşte şimdi işler karıştı.

Kilise yeniden kurşun yağmuruna tutuldu.

Yusuf pencereye baktı.

Dışarıdaki subay hâlâ bağırıyordu:

— Teslim olun!

Yusuf cevap verdi:

— Gel de al!

Ve ilk kurşunu kendisi sıktı.

Karahisar'da yeni bir savaş başlamıştı.

Ama bu kez Yusuf'un karşısındaki düşman sadece dışarıda değildi.

İçlerinden biri, çoktan kilisenin içine girmişti. Yusuf'un attığı ilk kurşun, kilisenin önündeki taş duvara saplandı.

Dışarıdaki askerler bir anlığına geri çekildi.

— Şimdi! diye bağırdı Yusuf.

Ali Çavuş ve Kemal aynı anda ateş açtı.

Kilise avlusundaki adamlardan ikisi yere düştü.

Nuri, yaralı omzunu unutmuş gibi tüfeğini sıkıca kavramıştı.

— Teğmenim! Sağ taraftan geliyorlar!

Yusuf baktı.

Kilisenin yan duvarının arkasından dört asker ilerliyordu.

— Ali! Sağ taraf!

Ali Çavuş mevzi değiştirdi.

Zehra ise Nuri'nin yarasını yeniden sardı.

— Daha fazla dayanabilir misin?

Nuri dişlerini sıktı.

— Ben bu kadar kolay ölmem, Zehra Hanım.

Zehra istemeden gülümsedi.

— Güzel. Çünkü seni taşımaya niyetim yok.

Bir kurşun hemen yanlarındaki taşa çarptı.

Zehra eğildi.

— Konuşmayı sonra yaparız!

Kilise yeniden silah sesleriyle doldu.

Kemal, Yusuf'un yanına geldi.

— Kuzey duvarında gizli bir çıkış var.

Yusuf ona baktı.

— Nereden biliyorsun?

— Çünkü buraya daha önce geldim.

— Ne zaman?

Kemal cevap vermedi.

Yusuf'un bakışları sertleşti.

— Kemal!

— İki ay önce.

— Kimin emriyle?

Kemal sustu.

Yusuf bu kez bağırmadı.

Sadece:

— Kimin?

Kemal başını eğdi.

— Mustafa Rauf Bey'in.

Yusuf'un yüzü değişti.

— Rauf Bey seni buraya daha önce de göndermiş.

— Evet.

— Neden?

Kemal cebinden siyah defteri çıkardı.

— Çünkü babasının sakladığı şeyin ne olduğunu bulmamı istedi.

Zehra bunu duyunca ayağa kalktı.

— Babamın sakladığı şey...

Kemal başını salladı.

— Sadece bir belge değildi.

Zehra'nın gözleri doldu.

— Neydi?

Kemal cevap vermeden önce dışarıdan yeni bir ses geldi.

— Kemal Arslan!

Herkes sustu.

Dışarıdaki subay bağırıyordu:

— Sana son kez söylüyorum! Silahını bırak!

Kemal pencereye baktı.

— Onu tanıyorum.

Yusuf hemen sordu:

— Kim?

— Yüzbaşı Cemil.

Ali Çavuş kaşlarını çattı.

— Osmanlı ordusundan mı?

Kemal acı bir tebessüm etti.

— Eskiden.

Yusuf'un eli tetiğe gitti.

— Açıklayacaksın.

Kemal pencereye yaklaştı.

— Cemil, Rauf Bey'in yardımcısıydı.

Yusuf dondu.

— Sen az önce Rauf Bey'in yardımcısının onu kaçırdığını söyledin.

— Evet.

— Ve şimdi dışarıdaki adam Cemil.

Kemal başını salladı.

— Çünkü onu ben gördüm.

Yusuf:

— Rauf Bey'i öldüren o muydu?

Kemal birkaç saniye sustu.

— Hayır.

— O zaman kim?

Kemal cevap vermedi.

Selim ilk kez konuştu.

— Ben biliyorum.

Herkes ona döndü.

Selim'in yüzü bembeyazdı.

— Rauf Bey'i vuran kişi...

Bir an durdu.

— Benim adamımdı.

Yusuf'un gözleri büyüdü.

— Senin adamın mı?

Selim başını eğdi.

— Teşkilat içinde bana bağlı çalışan biriydi.

— Adı?

Selim dudaklarını araladı.

— Murat.

Yusuf'un zihninde bir şey yerine oturdu.

— Murat...

Selim devam etti:

— Ama Murat üç hafta önce ortadan kayboldu.

Kemal sertçe güldü.

— Kaybolmadı.

Selim ona baktı.

Kemal'in sesi soğudu.

— Cemil'in yanında.

Yusuf'un yüzü gerildi.

Dışarıdaki askerler yeniden saldırıya geçti.

Kapı sarsıldı.

Bir kez.

İki kez.

Üçüncü darbede tahta çatladı.

Ali Çavuş bağırdı:

— Kapı fazla dayanmaz!

Yusuf hızla karar verdi.

— Gizli çıkış nerede?

Kemal kilisenin arka tarafını gösterdi.

— Sunağın altında.

Yusuf, Zehra'ya baktı.

— Nuri'yi götürebilir misin?

— Götürürüm.

— Ali, sen benimle kal.

Ali başını salladı.

Selim'e baktı.

— Sen de geliyorsun.

Selim şaşırdı.

— Bana hâlâ güvenmiyor musun?

Yusuf silahını kaldırdı.

— Hiç.

Sonra Kemal'e döndü.

— Sana da.

Kemal hafifçe gülümsedi.

— En azından adiliz.

Yusuf sunağın önüne geldi.

Taş zemindeki küçük halkayı gördü.

Çekti.

Gıcırdayan taşların altında karanlık bir merdiven ortaya çıktı.

Tam o anda kilisenin kapısı parçalandı.

Cemil'in sesi duyuldu:

— Yusuf Karahan!

Yusuf dönüp baktı.

Kapının arkasında onlarca asker vardı.

En önde Yüzbaşı Cemil duruyordu.

Elinde tabanca vardı.

Ve boynunda Yusuf'un daha önce hiç görmediği bir madalyon asılıydı.

Zehra madalyonu görünce dondu.

— O...

Yusuf ona baktı.

— Ne oldu?

Zehra'nın sesi titredi.

— Babamın defterinde o işaret vardı.

Cemil gülümsedi.

— Nihayet fark ettiniz.

Yusuf silahını ona doğrulttu.

— Rauf Bey nerede?

Cemil cevap vermedi.

Sadece cebinden küçük bir kâğıt çıkardı.

Yusuf'a doğru yere attı.

Kâğıt açıldı.

Üzerinde tek bir cümle vardı:

“Mustafa Rauf Bey ölmedi.”

Yusuf'un nefesi kesildi.

Cemil gülümsedi.

— Çünkü onu öldürmek için değil...

Bir adım attı.

— Bize katılması için götürdük.

Yusuf'un gözleri karardı.

— Yalan.

Cemil başını salladı.

— O halde neden kendi mührüyle sana emir gönderdiğini düşünüyorsun?

Yusuf cevap veremedi.

Çünkü cebindeki mektup yeniden aklına geldi.

Gerçek mühür.

Gerçek imza.

Ve imkânsız tarih.

Kemal Yusuf'un kolunu tuttu.

— Gitmeliyiz.

Yusuf hâlâ Cemil'e bakıyordu.

Cemil son kez konuştu:

— Yusuf Karahan...

— Ne?

— Rauf Bey'i bulmak istiyorsan kuzeye gitme.

Yusuf kaşlarını çattı.

Cemil'in yüzündeki gülümseme kayboldu.

— Güneye git.

Sonra askerlerine döndü.

— Ateş!

Yusuf bağırdı:

— HERKES AŞAĞI!

Kurşunlar havayı yırtarken Yusuf, Zehra, Nuri, Ali, Kemal ve Selim karanlık tünele doğru koştu.

Taş kapak üzerlerine kapandı.

Kilise dışarıda kaldı.

Karanlığın içinde yalnızca nefes sesleri vardı.

Yusuf elindeki mektubu çıkardı.

Mührün üzerine bir kez daha baktı.

Sonra Kemal'e döndü.

— Güneye gidiyoruz.

Kemal başını salladı.

— Orada ne var biliyor musun?

Yusuf:

— Hayır.

Kemal'in yüzü karardı.

— Karahisar'ın altındaki eski karargâh.

Selim fısıldadı:

— Orası yıllardır terk edilmiş.

Kemal başını kaldırdı.

— Terk edilmedi.

Karanlığın derinliklerinden uzaktan bir kapı sesi geldi.

Güm.

Herkes sustu.

Sonra ikinci kez.

Güm.

Nuri fısıldadı:

— Teğmenim...

Yusuf silahını kaldırdı.

Tünelin karanlığında bir gölge belirdi.

Ve karanlıktan bir ses yükseldi:

— Yusuf...

Yusuf'un yüzü bembeyaz oldu.

Bu sesi tanıyordu.

Ama bu kez ses...

Mustafa Rauf Bey'in sesiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18