9. bölüm · SON NEFES, SON VEDA
GÖKYÜZÜNÜN ÖZGÜRLÜĞÜ
9. BÖLÜM: GÖKYÜZÜNÜN ÖZGÜRLÜĞÜ
Gece, konağın üzerine ağır bir yorgan gibi çökmüştü. Duru odasında dört duvarın üzerine geldiğini hissediyordu. Nefes alamıyordu; ne o altın kolye ne de odanın lüksü içindeki yangını söndürmeye yetiyordu. İçinde tarif edemediği, kötü bir his vardı ama ne olduğunu henüz o da bilmiyordu. Sadece çok daralmıştı.
Dayanamadı, odasından çıkıp Devran’ın odasına gitti. Kapıyı çaldı, Devran kapıyı açtığında karşısında solgun ve dertli gözlerle ona bakan bir Duru gördü.
Duru: "Devran, ben artık çok sıkılıyorum... Yarım saat yürüyelim, sadece yarım saat. Nefes alamıyorum bu evde."
Devran dışarıdaki karanlığa, Urfa’nın tekin olmayan gece vaktine baktı. Sesi kararlı ama bu sefer daha sakindi.
Devran: "Olmaz Duru, saat çok geç oldu. Yarın çıkarız, söz."
Duru hiçbir şey demedi, sadece "Tamam" dedi ve arkasını döndü. Ama odasına gitmek yerine merdivenlere yöneldi ve konağın en üstüne, gökyüzüne en yakın olan o geniş çatıya çıktı. Kapıyı açtığında yüzüne çarpan serin rüzgar, ona haftalar sonra ilk kez gerçekten nefes aldırdı.
ÇATIDAKİ SESSİZLİK VE ŞAL
Duru çatının kenarına oturdu. Kendi kendine fısıldadı: "Ben niye daha önce gelmedim ki buraya? Buradan yıldızları izlemek varken..." Gökyüzü o kadar büyüktü ki, sanki tüm dertlerini yutabilirdi. O sırada arkasından hafif bir adım sesi duyuldu. Devran, elinde kalın bir yün şalla gelmişti. Hiç konuşmadan şalı Duru'nun omuzlarına bıraktı ve yanına oturdu. Yaklaşık iki saat boyunca, Urfa’nın ışıklarına karşı yan yana oturdular.
Duru: "Hayırdır Devran? Beni amcana karşı savundun, şimdi de buraya kadar geldin... Neden yaptın?"
Devran, gözlerini karanlıktan ayırmadan o sarsılmaz sesiyle cevap verdi:
Devran: "Seni asla kimseye ezdirmem Duru, sen de bunu böyle bil. Ne olursa olsun, sen benim yanımdaysan sana kimse dokunamaz."
Duru’nun bu sözler hoşuna gitmişti ama asiliğinden ödün vermeyerek belli etmedi.
Duru: (Hafif bir gülümsemeyle) "Sen de mi bu kitabı okudun yoksa Devran?"
Devran: (Gülerek) "Okudum, okudum karıcığım... Gayet güzelmiş."
Duru: "Bir daha bunu dersen seni buradan aşağı atarım!"
Devran gülümsedi. Aralarındaki buzlar ilk kez bu kadar incelmişti. Duru, Devran’ın içindeki o merhameti ilk kez hissedebiliyordu ama yine de tek isteği bu hayallerinin peşinden koşmaktı. Gece boyunca Bilgehan’la (kendi içindeki o sesle) konuşur gibi sustular. Sessizlikleri, Urfa’nın en uzun cümlesi gibiydi.
