3. bölüm · SON NEFES, SON VEDA
BÖLÜM: MÜHÜRLENMİŞ KADER
3. BÖLÜM: MÜHÜRLENMİŞ KADER
Urfa’nın sabah güneşi konak avlusuna vururken, Duru için vedalaşma vakti gelmişti. Hatay’daki teyzesinin hastalığı üzerine annesi daha fazla bekleyememiş, bir an önce kız kardeşinin yanında olmak istemişti. Duru’nun kalbi bir yanda kalırken, aklı gidecek olan ailesindeydi.
HÜZÜNLÜ UĞURLAMA
Avluda Devran’ın hazırlattığı araç kapıda bekliyordu. Duru’nun annesi, Ali’nin elini tutmuş, nemli gözlerle kızına bakıyordu
Annesi: "Kızım, gönlüm elvermiyor seni burada bırakmaya ama teyzen hasta, bana ihtiyacı var... Ali’yi de yanıma alıyorum, o da burada perişan olmasın. Hakkını helal et yavrum."
Duru, annesinin ellerine sarıldı. "Git anne, teyzem seni bekler. Ali sana emanet, siz iyi olun ben her şeye katlanırım," dedi. Tam o sırada Devran’ın Pis Halası (Sultana), elindeki kahve fincanıyla avluya süzüldü. O zehirli diliyle yine sahnede yerini almıştı.
Hala: "Yolunuz açık olsun... Ama gidenlerin yeri tez dolar Duru kızım. Artık bu kapıdan içeri sadece bu konağın kuralları girer. Tabii, gerçek bir gelin olmayı becerebilirsen! Bu konak her kadını hanımağa yapmaz, kimini de eritir bitirir."
Duru, halanın gözlerine dimdik bakarak cevap verdi: "Benim ailem her zaman kalbimde, senin zehrin ise sadece o kirli dilinde kalacak Hala!" Annesini ve kardeşini Urfa’nın tozlu yollarına uğurlarken, içindeki boşluğun büyüdüğünü hissediyordu.
NİKAH ŞOKU VE ECRİN’İN UYARISI
Araba gözden kaybolur kaybolmaz, avlunun diğer ucunda ak sakallı bir hocanın beklediğini fark etti. Devran’ın kız kardeşi Ecrin, elinde beyaz ve ağır işlemeli bir şalla yavaşça Duru’nun yanına geldi.
Ecrin: "Yenge... Bunu takman lazım. Hazırlanmalısın."
Duru şaşkınlıkla sordu: "Bu ne saçmalık Ecrin? Annemi yeni uğurladım, bu şal da neyin nesi?"
Ecrin, ablasına destek olur gibi bir sesle fısıldadı: "Yenge, bizde usul böyledir, herkes yapıyor bunu. Dedem kesin emir vermiş; 'Dini nikah kıyılmadan lokma bile yenmeyecek!' demiş. Dedemin sözü bu topraklarda kanundur, kimse onun sözünün üstüne söz söyleyemez. Hadi, zorluk çıkarma da hazırlanalım."
DEVRAN’IN SERT HAMLESİ VE NİKAH MÜHRÜ
Duru hışımla Devran’ın yanına indi. Devran, hocanın yanında heybetli bir şekilde durmuş, tespihini çekiyordu.
Duru: "Sen ne yaptığını sanıyorsun Devran? Ben sadece bir söz verdim, ruhumu teslim etmedim! Annemin gidişini mi fırsat bildin?
Devran, Duru’nun kolunu sertçe tutup onu kendine çekti. Gözleri Urfa fırtınası gibi karanlık ve tavizsizdi.
Devran: "Bak Duru, bu konakta dedemin sözü esastır. O 'olacak' dediyse, o nikah şimdi burada kıyılacak. Eğer itiraz edersen, annenin Hatay yolundaki güvenliğini de, Ali’nin geleceğini de tek bir telefonla bitiririm. Ben sadece anlaşmamızın gereğini yapıyorum. Şimdi o şalı tak ve yanıma otur!"
Duru, sevdiklerinin güvenliği için boyun eğmek zorundaydı. Ecrin’in uzattığı beyaz şalı başına örttü ve Devran’ın yanına oturdu. Hoca dualara başladığında avluda derin bir sessizlik oldu. Hoca "Kabul ettin mi?" diye sorduğunda, Duru'nun sesi buz gibi ama kararlı çıktı:
"Bu nikah senin için bir zafer olabilir Devran... Ama benim için sadece intikamımın başlangıç duası olacak! O yüzük parmağıma değil, senin boynuna dolanacak bir ip olacak!"
Kaderin mührü o gün Urfa’nın taş avlusunda, dualar ve sessiz yeminler eşliğinde basılmıştı.
