SON İZ kitap kapağı

7. bölüm / 6

4.BÖLÜM BİLİNMEYE DOĞRU

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 4.BÖLÜM BİLİNMEYE DOĞRU

Parkta koşu yaparken yanımdan geçen insanlara göz gezdirdim. Bir süre daha koştuktan sonra nefesimi toparlamak için boş bir banka oturdum. Telefonumu cebimden çıkarıp ekrana baktım.
Bugün görev yerlerimiz belli olacaktı.
Hayatımın yeni bir sayfası mı açılacaktı, yoksa yıllardır verdiğim emeğin karşılığını alacağım asıl yolculuk bugün mü başlayacaktı?
Bilmiyordum.
Bildiğim tek şey, bu mesleği isteyerek seçtiğim ve karşıma çıkacak hiçbir zorluğun beni yolumdan döndüremeyeceğiydi.
Telefonumun çalmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım. Arayan Efe'ydi.
"Efendim, Efe."
"Eve gelmeyi düşünmüyor musun?" dedi.
"Geliyorum."
"Tamam, çok da hızlı ol. Yoksa bugün sucuklu yumurtaların hepsini yerim."
Gülerek başımı iki yana salladım.
"Hı hı, tamam."
Telefonu kapatıp ayağa kalktım. Eve doğru ilerlerken adımlarımı hızlandırdım. Çünkü o salakın sucuklu yumurtalarımı yemesine kesinlikle izin veremezdim.
Apartmana girip merdivenleri hızlıca çıktım. Kapının zilini çaldığımda kapıyı açan kişiyi görünce olduğum yerde durdum.
İzel.
Saçı başı dağılmış, gözleri kızarmış bir şekilde karşımda duruyordu.
"N'oldu kız, sevgilinden mi ayrıldın yoksa?" diye şakayla karışık sordum.
Şaka yaptığımı biliyordum ama karşımdaki kızın bir anda ağlamaya başlayacağını tahmin etmemiştim.
Hem de ne ağlamak!
"Kız, ne oldu? Ben şakasına dedim."
"Abla..."
"İzel, senin sevgilin mi vardı?"
Burnunu çekerek yüzüme baktı.
"Babama söyleme, nolur."
Kaşlarımı kaldırdım.
"Mal mısın?"
"Ablaaa!"
"Tamam, tamam. Önce bir sakinleş."
Kolundan tutup içeri girdim. Ayakkabılarımı çıkarırken onu da peşimden sürükledim.
"Yemekten sonra konuşacağız bunu, tamam mı?"
Başını salladı.
"Tamam. İyi ki varsın abla."
Boynuma sarılınca gülümseyerek saçlarını okşadım.
"Ben de iyi ki varım. Hadi bakalım."
Üzerimdeki spor kıyafetleri çıkarıp daha rahat bir şeyler giydim. Odadan çıktığımda İzel'in hâlâ pek toparlanamadığını fark ettim.
Masaya oturup Efe'ye baktım.
"Ne?" dedi ağzındaki lokmayı çiğnerken.
"Hiç."
Babam işte olduğu için masada yalnızca üçümüz vardık. Yemeğimi bitirince İzel'le birlikte odasına geçtik.
"Evet, dinliyorum."
"Şimdi anlatmayayım. Dışarı çıkalım abla, nolur. Evde konuşmayalım."
"İzel..."
"Abla, nolur."
Bir süre yüzüne baktım. Belli ki anlatmak istemediği bir şey vardı.
"Tamam. Dışarı çıkıyoruz. Hazırlan ama. Zaten sen hazırlanırken ben ihtiyarlıyorum."
Gözlerini devirerek gülümsedi.
"Çok komiksin."
"Farkındayım."
---
Saçlarımı kuruturken hâlâ makyajını yapan İzel'e aynadan baktım.
"İzel."
"Efendim?"
"Acaba sen benim duştan çıkmamı mı bekledin?"
"Yoo, ne alakası var?"
"Böyle bir de yalan atıyor."
Saçlarımı kurutup yüzüme birkaç bakım ürünü sürdükten sonra üzerimi giyindim.

Üşümek gibi bir niyetim yoktu. İzel'in aksine hava durumunu dikkate alan insanlardandım.
Ona baktığımda hafifçe kaşlarımı çattım. Üzerindeki kıyafetler havanın soğukluğuna pek uygun değildi.

"İzel, sen böyle mi çıkacaksın?"
"Abla, üstüme ceketimi alacağım ya."
"Bana üşüdüm dersen kızarım."
"Tamam, anne."
"Annen değilim, ablanım."
"İkisi arasında pek fark yok."
Gözlerimi devirdim.
İkimiz de hazırlanınca annemin yanına gittik.
"Efe, arabanın anahtarını ver."
Efe başını kaldırıp bana baktı.
"Ben sizi bırakırım, istediğiniz yere. Dönüşte de alırım."
Ona mal mısın dercesine baktım.
"Senin bizi götürmeni isteseydim arabanın anahtarını ister miydim?"
"Tamam ya, askılık olan ceketimin cebinde."
"Eyvallah."
İzel'le kapıya doğru yürüdük. O ayakkabılarını giyerken ben anahtarı aldım. Ardından ayakkabılarımı giyip evden çıktık.
Arabaya binip emniyet kemerlerimizi taktık. İzel'e göz ucuyla baktım. Biraz önceki hâlinden eser yoktu. Hatta fazlasıyla keyifli görünüyordu.
"Anlatacak mısın artık?"
"Tamam, başlıyorum."
"Hı?"
"Abla, biz yaklaşık bir senedir sevgiliyiz."
"Bir sene mi?"
Şaşkınlıkla ona döndüm.
"Evet. İşte sonra ben gereksiz, saçma bir kıskançlık yaptım. Biraz tartıştık. Sonra da küstük sanırım ama..."
"Ama?"
"Ama ben bugün onunla barışacağım."
Başımı hafifçe salladım.
"İyi, güzel. Peki ben neden buradayım?"
"Çünkü seni de onunla tanıştırmak istiyorum."
O an kendisine attığım bakışı görmenizi isterdim.
"Neee?"
"Abla, nolur! Hem bugün barışırız hem de seninle tanışır."
"İzel, siktir git."
"Küfür ettiğini anneme söylerim."
"İzel, konuyu değiştirme."
"Onun da abisi varmış hem."
Bir elim direksiyondayken diğer elimle koluna hafifçe vurdum.
"Ne alaka kızım?"
"Ne bileyim, belki sen de tanışırsın."
"Ben buraya senin sevgilinle tanışmaya geliyorum. Başka bir beklentin olmasın."
"Tamam abla."
Gösterdiği kafeye geldiğimizde arabayı park edip indik. İçeri girerek boş bir masaya oturduk.
"Abla, geliyorum. Sakın bir yere gitme."
"Tamam."
Telefonumu çıkarıp ekrana bakmaya başladım. Birkaç dakika sonra masaya yaklaşan çocuğa göz gezdirdim.
Açıkçası İzel'in anlattıklarından sonra daha farklı birini bekliyordum ama karşımdaki gayet normal bir gençti.
"Merhaba."
"Merhaba."
Arkasından gelen kişiye de baktım. Sanırım abisiydi. İkisi birbirine oldukça benziyordu.
O sırada İzel ayağa kalkıp çocukla sarıldı. Küçük bir öksürükle dikkatlerini kendime çektim.
İkisi de ayrılıp yanıma oturdu.
"Abla, sevgilim Çağan."
Ardından çocuğa döndü.
"Çağan, bu da ablam Efsun."
"Tanıştığımıza memnun oldum, Efsun abla."
"Ben de."
"Abi, bu da İzel ve ablası Efsun abla."
Çağan'ın yanındaki adam başını hafifçe salladı.
"Ben Poyraz."
"Memnun oldum."
"Ben de."
Kısa bir sessizlik oldu. Poyraz gözlerini İzel'e çevirerek sordu:
"Kaç yaşındaydı ablan?"
"Yirmi iki," dedi İzel gülerek.
"Tesadüf, ben de yirmi iki yaşındayım."
"Gerçekten mi?" dedi İzel.
Bakışlarımı ona çevirdim. Biraz önce buraya Çağan'la tanışmak için geldiğimizi söyleyen kendisi değil miydi?
"Mesleğin neydi?" diye sordu Poyraz bana dönerek.
Ellerimi göğsümde birleştirdim.
"Askerim."
"Asker mi?" dedi Çağan şaşkınlıkla.
"N'oldu, şaşıracak bir şey mi var?"
"He... Yok, sadece..."
"Devam et."dedim.
Çağan kısa bir an duraksadı. İzel ise koluna hafifçe vurdu.
"Çok cesaret isteyen bir meslek. Ben de mimarlık okuyorum," dedi Poyraz.
"Aynen."
Başımı sallayıp İzel'e döndüm.
"İzel."
"Efendim abla?"
"Çağan'la nasıl tanıştınız?"
"Okuldan."
"Anladım."
Bir süre daha oturduktan sonra İzel bana döndü.
"Abla, biz sadece bir saatliğine beraber dışarı çıkabilir miyiz?"
Saatime baktım.
"Sadece bir saat. Süreniz başladı."
İkisi de hızlıca ayağa kalktı. İzel gitmeden önce yanağıma küçük bir öpücük kondurup Çağan'la birlikte kafeden çıktı.
Ben de çantamı alıp ayağa kalktım. Tam masadan uzaklaşacakken arkamdan gelen sesle durdum.
"Efsun Hanım, bir dakika."
Başımı çevirip Poyraz'a baktım.
"Buyurun?"
"Numaranızı alabilir miyim?"
Kaşlarımı hafifçe kaldırdım.
"Yok."
"Bari tanısaydınız beni, belki..."
"Yok dedim ya."
Kolumu kurtarıp çantamı omzuma yerleştirdim.
"İyi günler."
Kafeden çıkıp arabaya bindim. Bir süre direksiyonun başında öylece oturdum.
Derin bir nefes aldım.
Eve gitmek istemiyordum ama gidecek başka bir yerim de yoktu.
Telefonumu çıkarıp ekrana baktım. Saat henüz erkendi.
Tam o sırada görev yerlerimizin açıklanacağı aklıma geldi.
"Allah'ım, hayırlısı olsun."
Telefonumu kenara bırakıp arabayı çalıştırdım.
---
Eve geldiğimde kapıyı açan Efe oldu.
"Hoş geldin, abla."
Ayakkabılarımı çıkarırken ona baktım.
"Sen kime abla diyorsun?"
"Bugünlük öyle olsun."
"Çekil önümden."
Gülerek kenara çekildi. Salona geçtiğimde annemin koltukta oturduğunu gördüm.
"İzel nerede?"
"Arkadaşlarıyla biraz daha kalacağını söyledi."
Başımı sallayıp yanlarına oturdum.
Efe elindeki telefonu bana doğru uzattı.
"Bak bakalım, görev yerleri açıklanmış."
Bir anda doğruldum.
"Ne?"
"Az önce geldi."
Telefonu elinden alıp ekrana baktım.
Kalbimin atışları hızlanmıştı.
İşte şimdi başlıyordu.
Gerçekten başlıyordu.
Ve o an, hayatımın bundan sonraki kısmını değiştirecek haberi okumaya başladım...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…