SON İZ kitap kapağı

4. bölüm / 5

SON İZ

2.BÖLÜM YENİ BİR BAŞLANGIÇ

Yazar: Lunorisolzey .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 2.BÖLÜM YENİ BİR BAŞLANGIÇ

Yemin töreninin üzerinden birkaç saat geçmişti.
Üzerimdeki üniformanın ağırlığı artık sabahkinden farklı geliyordu. Meydanda ettiğim yemin, yalnızca birkaç cümleden ibaret değildi. Her kelimesinin, her hecesinin ardında taşıdığım bir sorumluluk vardı. O bayrağın altında verdiğim sözün ne anlama geldiğini biliyordum.
Artık yalnızca Efsun Arslan değildim. Üniformamın omuzlarına yüklenen sorumluluğun da farkındaydım.
"Pişt, nereye daldın?"
Yanımdan gelen sesle düşüncelerimden sıyrılıp başımı çevirdim. Efe'yle yan yana oturuyorduk.
"Hiç, öyle."
Bacaklarımı üst üste atıp ona döndüm. Başımda duran şapkayı çıkararak saçlarımı sıkıca tutan tokayı çözdüm. Koyu siyah saçlarım omuzlarıma dökülürken derin bir nefes aldım.
"Saçlarını toplamayı sevmiyorsun hâlâ. Görevde zor olmayacak mı?" diye sordu.
Ona doğru döndüm.
"Efe, iyi misin sen?"
Kaşlarını çattı.
"Gayet iyiyim. Sende bir sorun mu var?"
"Fazlasıyla olgun davranıyorsun da ondan."
Omzunu benim omzuna çarparak sırıttı.
"İkizimin ben. Zaten olgunum, anlasana."
Dudaklarımı büzüp gözlerimi devirdim.
"Tabii, tabii. Çok olgunsun."
Bir süre etrafı izledikten sonra yeniden bana döndü.
"Sence görev yerimiz neresi olacak?"
"Bilmem."
"Hadi ama, bir tahmin yürüt."
"Niğde ya da Hakkâri."
Başını salladı.
"Ben de aynı şeyleri düşünüyordum."
Tam cevap verecektim ki bakışları kalabalığın arasına kaydı.
"Anneme, babama baksana."
Onun baktığı yöne çevirdim başımı. Ailelerimiz bir araya gelmiş, Alp'in ailesiyle sohbet ediyorlardı.
Alparslan'la çocukluk arkadaşı olmamız, ailelerimizin de yıllardır birbirini tanıması bazen güzel, bazen de oldukça can sıkıcıydı. Çünkü ne zaman bir araya gelsek mutlaka birileri bizi yan yana getirmek için bir bahane buluyordu.
"Efsun, Efe! Gelsenize buraya!"
Alp'in babası Ömer abinin sesini duyunca Efe'yle aynı anda ayağa kalktık. Yanlarına doğru ilerledik.
Ömer abi, Efe'yi baştan aşağı süzdükten sonra gülerek omzuna vurdu.
"Aferin lan Efe, adam oldun sonunda!"
Efe gülümseyerek başını salladı.
"Sağ ol, Ömer abi."
Ardından bakışları bana döndü.
"Efsun kızım, gel bakayım buraya. Aferin sana da zilli!"
Gülümseyerek yanına yaklaşıp sarıldım.
"Teşekkür ederim."
Beni bırakıp biraz geri çekildiğinde babam etrafına bakınmaya başladı.
"Alparslan nerede?"
Demet abla ellerini beline koyup başını iki yana salladı.
"Ha bu uşak! Kaybolup duruyor.Daha demin buradaydı ilayda anini gördünmü"dedi demet abla.
İlayda bana baktı ben tepkisiz kalırken annesine döndü.
"Yok anne görmedim abi en son sendeydi "dedi barlasa .
Alparslan, Barlas ve İlayda kardeşlerdi.
"Yok ana bende görmedim" dedi Barlas.
Sıkıntıyla bir iç çekti.
O sıra bende istemsizce etrafa göz gezdirdim.
Bir süre sonra ağacın altında tek başına oturan Alp'ı gördüm.
Sessiz kalmayı tercih ettim.
"Ben gidiyorum," dedim.
Annem hemen bana döndü.
"Kızım, bir şeyler yeseydin bari."
Masanın üzerindeki yiyeceklere göz gezdirdim.
"Ellerinize sağlık ama aç değilim."
"İyi o zaman," dedi annem.
Yanlarından ayrılıp Alparslan'ın oturduğu ağaca doğru ilerledim.
Yanına geldiğimde başımı hafifçe eğerek ona baktım.
"Sen gelir miydin?" diye sordu.
Ellerimi göğsümde birleştirdim.
"İyi, ben gidiyorum o zaman."
Arkamı dönüp birkaç adım atmıştım ki kolumdan tutarak beni kendine doğru çevirdi.
Boy farkımız yüzünden başımı yukarı kaldırmak zorunda kaldım. Bir anlığına göz göze geldik.
"Efsun."
"Hı?"
Bakışlarını gözlerimden ayırmadan konuştu.
"Sence tekrar görüşür müyüz?"
Omuzlarımı hafifçe kaldırdım.
"Bilemem."
Bir süre yüzüme baktı. Ne düşündüğünü anlamak mümkün değildi. Ben ise onun ne kadar uzun olduğunu düşünmekten kendimi alamadım.
Tam bir şey söyleyecektim ki arkamdan tanıdık bir ses yükseldi.
"Efsun!"
Alparslan'ın kolumdaki elini çekmesiyle başımı sesin geldiği yöne çevirdim.
"Efe, ben geleceğin zamanı sikiyi—"
Cümlenin devamını duymadım bile.
"Efendim Efe?" diye seslendim.
"Eve gidiyoruz."
"Tamam, gidelim."
"Eee, haydi o zaman!"
Alparslan'a son bir kez bakıp geri çekildim. Efe'nin yanına doğru ilerledim.
"Sen git, geliyorum," dediğinde ona ters ters baktım.
"İyi."
Başka bir şey söylemeden ilerledim.
...
İLAHİ BAKIŞ AÇISI
Efsun'un uzaklaşmasını izleyen Efe, bakışlarını yanındaki Alparslan'a çevirdi. Birkaç saniye boyunca arkadaşını süzdükten sonra ellerini beline koydu.
"Alp."
Alparslan başını ona çevirdi.
"Efe."
Efe, etrafı kontrol ettikten sonra sesini biraz alçalttı.
"Sen Efsun'a mı âşıksın lan?"
Alparslan önce arkadaşına, ardından Efsun'un uzaklaştığı yöne baktı. Elini yüzüne götürüp çenesini sıvazladı.
"Söylesene lan!" diye üsteledi Efe.
Alparslan dudaklarının kenarını hafifçe yukarı kaldırdı.
"He, aşığım. Sorun mu var?"
Efe'nin kaşları çatıldı.
"Var tabii oğlum!"
Alparslan'ın gülümsemesi biraz daha belirginleşti.
"Neymiş o sorun?"
"O senin çocukluk arkadaşın. Yan gözle mi bakıyorsun lan ablam?"
Alparslan kahkaha atacak gibi oldu.
"Yan gözle değil, direkt dümdüz baktım."
Efe'nin yüzündeki ifade daha da ciddileşti.
"Bir de dalga geçiyor ya! Bak Alp, ablamdan uzak duracaksın."
Alparslan başını hafifçe yana eğdi.
"Ablan?"
Efe'nin yüzü ekşidi.
"Benden bir dakika önce doğmuş işte. Mümkünse bunu her fırsatta hatırlatma."
Alparslan gülerek başını salladı.
"Maalesef."
"Abi, hadi!" diye seslenen İzel'in sesi ikisinin de dikkatini çekti.
Efe, ilerlemeden önce Alparslan'a son kez döndü.
"Bak, ciddi söylüyorum. Uzak duracaksın."
Alparslan ellerini iki yana açtı.
"He he."
Efe gözlerini devirerek ilerledi.
Alparslan ise arkasından bir süre baktı. Sonra ellerini ceplerine yerleştirip başındaki şapkayı çıkardı ve kolunun altına sıkıştırdı.
Bakışları bir kez daha Efsun'un gittiği yöne kaydı.
Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Efe'nin söyledikleri umurunda mıydı?
Belki biraz.
Ama bazı duygular, insanın en yakın arkadaşının ikiz kardeşine duyduğu uyarıyla geçecek kadar basit değildi.
Ve Alparslan, Efsun'a karşı hissettiklerinin öyle kolay kolay geçmeyeceğini çok iyi biliyordu.
Şapkasını kolunun altında tutarak çıkışa doğru ilerledi.
...
Efsun Arslan:
​Eve geldiğimde botlarımı çıkarıp dolaba koydum ve içeri geçtim.
​"Efsun, ceketini düzgünce askılığa as!" diyen anneme baktım.
​"Tamam, anne," dedim.
​"Efe, o odanı topla ve sen de kıyafetini as!" dedi annem.
​"Ya anne yoruldum zaten, sonra toplarız," diyen Efe ile annemin bakışları terliğine döndü.
​"Efe, terlik geliyor!" diye bağırdı annem.
​"Kaç yaşında adam olduk, hala aramı(z)dan terlik yiyoz," diye kendi kendine konuşarak odaya geçti.
​Odaya girdiğimde İzel'e baktım. İzel ile odamızın beraber olması dünyanın en kötü şeyiydi.
​"Makyaj malzemelerini topla," dedim.
​"Abla, onlar senin bir kere," dedi.
​"İzel, ben sabah topladım malzemelerimi," dedim.
​"Benim değil," dedi bastıra bastıra.
​Masaya doğru ilerleyip ruju elime aldım.
​"Bu kırmızı ruj benimmiş sence?" dedim. Makyaj yapardım ama çok yoğun olmadığı müddetçe.
​"Yani ne biliiim, kapak kalmış sadece, diğerleri senin," dedi.
​Ruju alıp ona fırlattım.
​"Ablaa!" dedi.
​"Ne, abla?" dedim.
​"Babaaa, ablam bana vuruyor, e, dağlara gönderin bunu!" diye bağırdı.
​Odaya gelen babama baktım.
​"Kızlar?" dedi.
​"Baba, ablam bana şiddet uyguluyor, dağlara gönderin!" dedi İzel.
​"Merak etme, yakında gidiciğim zaten," dedim.
​"N'oldu yine?" dedi babam.
​"Baba, başarmışsın kızın ne kadar püsürüklü," dedim. (Not: "Püsürüklü" kelimesini konuşma dilindeki doğallığı bozulmasın diye tuttum, isterseniz değiştirebilirsiniz.)
​"İzel, lütfen eşyalarını toparlar mısın kızım?" dedi babam.
​"Tabii ki babacığım," diyen İzel'e hayretle baktım.
​Ayağa kalkıp eşyalarını dolaba yerleştirdi ve geri yatağına geçti.
​"Aferin, oldu mu Efsun'um?" dedi babam.
​"Oldu," dedim.
​"Hayatım, gelir misin?" diyen annem ile babam gitti.
​Dolabımdan birkaç kıyafet alıp banyoya doğru ilerledim. Kıyafetimi dikkatlice çıkarıp duşa girdim. Soğuk su vücuduma işlerken resetlenmiş gibi hissettim.
​Duştan çıkıp kıyafetlerimi giydim.
​

​Çocukluk arkadaşım olan Özlem ile buluşacaktım. Her zaman yanımdaydı, bu yüzden ona birçok şey borçluyum.
​Dışarı çıktığımda saçlarım hâlâ ıslaktı. Odaya girip masaya oturdum, saçlarımı tarayıp kuruttum.
​"Şunu kapat artık, saçlarını yaktın abla," dedi İzel.
​"Bitti zaten," dedim.
​Hafif bir makyaj yapıp odadan çıkarken,
​"Abla nereye gidiyorsun?" dedi İzel.
​"Özlem ile buluşacağım," dedim.
​"Hee tamam, bay," dedi.
​Odadan çıkıp mutfağa gittim.
​"Ben gidiyorum," dedim.
​Annem yanıma gelip, "Kızım daha yemek bile yemedin, nereye?" dedi.
​"Özlem ile buluşacağım," dedim.
​"Yemek yeseydin," dedi annem.
​"Eliz, kızı rahat bırak," dedi babam.
​"Mustafa ama..." dedi annem.
​Babam annemin elini tuttu.
​"İyi o zaman," dedi annem.
​"Görüşürüz," dedi babam.
​El sallayıp evden çıktım. Kapıda ayakkabılarımı giyip apartmandan çıktım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…