10. bölüm · Son çare
Tuzak mı yoksa geçmiş mi?
Araç durduğu anda motor sesi geceye karışarak sustu. Kapıyı ilk ben açtım. Soğuk hava yüzüme çarparken gözlerim doğruca önümüzde yükselen yarım kalmış sanayi binasına takıldı. Şehir ışıkları buraya kadar ulaşmıyordu. Kırık camları ve karanlığın içinde kaybolan duvarlarıyla bina, uzun zamandır bizi bekliyormuş gibi sessizdi. İçimdeki his ise tek bir şey söylüyordu; bir şeyler yanlıştı.
"Dağılmadan ilerliyoruz," dedim sakin ama net bir sesle. "Gözleriniz açık olsun." Neval başını salladı, Bora çevreyi kontrol etmek için kısa bir tur attı. Emir ise sessizce yanıma geldi. Bana baktı ama hiçbir şey söylemedi. Zaten görev başlamadan önce konuşmazdı.
Binaya doğru ilerledik. Ayak seslerimiz boşluğun içinde yankılanıyordu. Kapının yarı açık olduğunu görünce durdum. Elimi kaldırınca ekip de olduğu yerde kaldı. Birkaç saniye çevreyi dinledikten sonra kapıyı yavaşça ittim. Paslı menteşeler ince bir gıcırtıyla açıldı. İçerisi karanlıktı. Fenerlerimizi yakıp dikkatlice ilerlemeye başladık.
Koridorun sonuna yaklaşırken karanlığın içinde bir hareket gördük. Hepimiz aynı anda silahlarımızı doğrulttuk.
"Dur!" diye bağırdı Emir.
Adam durmadı. Sakin adımlarla bize doğru yürümeye devam etti. Hiç acele etmiyordu. Sanki bizi bekliyordu. Yüzü ışığın altına girdiği anda nefesim kesildi.
"...Aras."
İsmi istemsizce dudaklarımdan döküldü.
Neval şaşkınlıkla bana baktı.
"Komutanım...?"
Sesini duydum ama cevap veremedim. Karşımda duran adamı yıllardır görmemiştim. Bir zamanlar sevdiğim adamdı. Bana gelecek vadeden, güven veren, sonra da tek gecede bütün hayatımı yıkan adam... Ve aynı zamanda bir terör örgütünün saha sorumlusu.
Aras hafifçe gülümsedi.
"Aynı bakıyorsun hâlâ, Hana."
Emir hemen önüme geçti.
"Komutanım, geri çekilin."
Elimi kaldırarak onu durdurdum.
"Hayır."
Gözlerimi Aras'tan ayırmadan konuştum.
"Öldüğünü söylemişlerdi."
Aras omuz silkti.
"Bazen ölmek, kaybolmanın en güvenli yoludur."
O cümleyle birlikte yıllardır unutmaya çalıştığım gece yeniden gözümün önüne geldi. İhaneti öğrendiğim an... Çöken operasyon... Bana yönelen şüpheli bakışlar... Ve bütün yolların Aras'a çıktığını öğrendiğim o saniye. Beni kullanmıştı. Güvenimi de sevgimi de planının bir parçası hâline getirmişti.
Bir adım öne çıktım.
"Beni hedef olarak seçtin."
Aras hiç düşünmeden cevap verdi.
"Evet."
Tek kelimeydi.
Ama yıllarca cevabını aradığım bütün soruları susturmaya yetmişti.
"Demek her şey yalandı."
Bu kez kısa bir sessizlik oldu. Gözlerimin içine baktı.
"Başta evet."
İçimde beklediğim acı yoktu. Yıllar önce yerini soğukkanlılığa bırakmıştı.
"Senin yüzünden ajan oldum," dedim. "Bir daha kimsenin beni kullanmasına izin vermemek için."
Aras başını hafifçe eğdi.
"Biliyorum."
Tam o sırada dışarıdan peş peşe motor sesleri yükseldi. Bir araç... Sonra bir tane daha... Ardından birkaç tane daha...
Emir hızla pencereye yöneldi.
"Komutanım... Bina sarılıyor."
Neval anında pozisyon aldı.
"Bu bir tuzak."
Bakışlarımı yeniden Aras'a çevirdim.
"Bizi buraya sen mi çektin?"
Aras'ın yüzündeki gülümseme değişti. Eskisi kadar sıcak değildi. Daha soğuk, daha tehlikeliydi.
"Hayır, Hana." dedi. "Ben sadece seni tekrar görmek istedim."
Silahımı ona doğrulttum.
"Yanlış yolu seçtin."
Aras gözlerini üzerimden ayırmadı.
"Ben hiç yol değiştirmedim."
Tam o anda dışarıdan ilk kapının kırılma sesi duyuldu. Binanın içi ayak sesleriyle dolmaya başladı. Çatışma artık kaçınılmazdı.
Ve yıllardır geride bıraktığımı sandığım geçmişim, yeniden tam karşımda duruyordu
Bu sefer nerede ne kullanacağımı bilemedim ve yazdığım bölümü Chatcpt ye attım oda noktalama işaretlerini koydu .kendimi geliştiriyor muyum ha bu arada biraz daha ilahi bakış açısı olsun dedim ama neyse yani
