13. bölüm · Son çare

Güven mi insanı yıkan?

Zeycan Yıldız

Ben direksiyondaydım.
Emir yan koltukta.
Arka koltukta Neval, İrem, Lalin…
Ve Aras.
En sessiz olan oydu.
Bu sessizlik artık güven değil, ölçümdü.
“Vera seni test etmiyor,” dedi Aras bir anda.
Gözümü yoldan ayırmadım.
“Ne yapıyor o zaman?”
“Yerini hazırlıyor.”
Emir hemen döndü.
“Ne demek bu?”
Aras cevap vermedi.
Bana baktı.
Sanki Emir yokmuş gibi.
“Senin öldüğünü herkes biliyor olmalıydı Hana.”
Kaşlarım hafifçe çatıldı.
“Ben hâlâ buradayım.”
Aras başını salladı.
“İşte sorun bu.”
ÇATLAK
Arka camda bir parıltı gördüm.
Refleks.
Direksiyonu kırdım.
BAM!
Mermi aracın yanından geçti.
“Keskin nişancı!” diye bağırdı İrem.
İçgüdüyle hızlandım.
Ama Aras’ın sesi geldi:
“Durma.”
Emir sertleşti.
“Bize emir verme!”
Aras ona bile bakmadı.
“Seni öldürmek istemiyorum Emir. Ama bu hızla gidersen hepimiz ölürüz.”
Bu cümle… fazla sakindi.
Fazla doğruydu.
Ve bu yüzden tehlikeliydi.
GERÇEK YÜZ
Aracı dar bir servis yoluna soktum.
Toz kalktı.
Lastikler çığlık attı.
Bir anlığına ateş kesildi.
Ama o an… Aras hareket etti.
Silah sesi duymadım.
Sadece Emir’in nefesinin kesildiğini.
Döndüm.
Aras silahını kaldırmıştı.
Ama bana değil.
Emir’e.
O an dünya küçüldü.
“Aras…” dedim.
Sesim düşük ama keskin çıktı.
Emir yavaşça doğruldu.
“Ne yapıyorsun?”
Aras’ın yüzü değişmedi.
“Seni oyunun parçası sanıyordum,” dedi sakinçe.
“Yanılmışım.”
Neval şoktaydı.
İrem silahını kaldırdı.
“Komutanım…?”
Lalin hiç konuşmadı.
Sadece Aras’a baktı.
Ve o bakışta tek şey vardı:
hesaplama
İHANETİN NET ANI
Emir bir adım geri çekildi.
“Sen bizimleydin.”
Aras başını eğdi.
“Hayır.”
Kısa bir duraklama.
“Ben hiçbir zaman sizinle olmadım.”
Silahı hafifçe çevirdi.
Ve o an anladım.
Bu bir yanlış anlaşılma değildi.
Bu… başından beri bir yerleştirme operasyonuydu.
Benim yanımda durması bile bir stratejiydi.
“Vera’nın adamısın,” dedim.
Aras ilk kez gözlerime direkt baktı.
“Ben Vera’nın gözüyüm.”
PATLAMA NOKTASI
O an arkadan ikinci araç göründü.
Hızla yaklaşıyordu.
Bizi sıkıştırıyorlardı.
Ama içimizdeki çatışma dışarıdan daha hızlıydı.
Emir silahını kaldırdı.
Aras’a doğrulttu.
“Bir adım daha atarsan…”
Aras sözünü kesti.
“Ne yapacaksın?”
Sessizlik.
Ve o sessizlikte Aras devam etti:
“Hana’ya hâlâ güveniyor musun Emir?”
Bu cümle… zehir gibiydi.
Emir bana baktı.
Sadece bir saniye.
Ama yeterliydi.
Çünkü Aras bunu biliyordu.
Şüphe yeterdi.
HANA’NIN KARARI
Aracı durdurdum.
El frenini çektim.
Her şey sustu.
Sadece dışarıdan yaklaşan motor sesi vardı.
Ben döndüm.
Aras’a baktım.
“Sen beni kullandın,” dedim.
“Evet.”
“Beni hedef yaptın.”
“Evet.”
“Ve şimdi buradasın.”
Aras başını eğdi.
“Evet.”
Silahımı kaldırdım.
İlk kez tereddüt etmedim.
“Bitti.”
Aras hafif gülümsedi.
Ama o eski gülümseme değildi.
Bu… vedaya benzeyen bir şeydi.
“Henüz başlamadık Hana.”
Tetiğe bastım.
SON SAHNE
Atış sesi araç içinde patladı.
Ama Aras yoktu.
Boştu.
Bir saniye sonra cam kırıldı.
“Dışarıda!” diye bağırdı Lalin.
Aras aracın üstüne çıkmıştı.
Ve şimdi…
artık düşmandı.
Silahını aşağı indirdi.
“Vera seni istiyor,” dedi.
“Ben seni teslim etmeyeceğim.”
Emir bağırdı:
“Beni neden hedef aldın?!”
Aras aşağı baktı.
“Seni değil.”
Sonra bana döndü.
“Seni seçmesini sağladım.”
Sessizlik.
Ve o sessizlikte gerçek kırıldı.
Ben artık sadece hedef değildim.
Planın merkezindim.
Aras geri çekildi.
Ve karanlığa atladı.
Kayboldu.
Ardından ikinci araç saldırıya geçti.
Ama artık mesele o değildi.
Emir bana baktı.
“Şimdi ne yapıyoruz?”
Ben yolu tekrar tuttum.
Ve tek cümle söyledim:
“Onu bulup bitiriyoruz.”
Gazı kökledim.
Ve bu kez gerçekten savaş başladı.Tetiği çektim.
Ama kurşun Aras’a değil, onun geride bıraktığı boşluğa gitti.
“Dışarı çıktı!” diye bağırdı Lalin.
Aras artık aracın üstünde değildi.
Sadece rüzgâr kalmıştı.
Ve onun bıraktığı tek şey bir cümleydi:
“Vera seni istiyor.”
Aracın içi bir an tamamen sessizleşti.
Emir bana baktı.
“Bizi sattı.”
Söyleyişinde soru yoktu.
Tespit vardı.
Neval nefesini tuttu.
İrem silahını indirmedi.
Ben direksiyonu sıkı tuttum.
“Hayır,” dedim.
Herkes bana döndü.
“Bizi satmadı,” dedim.
“Bizi oyunun içine soktu.”
KAÇIŞ
Arkamızdaki araç yaklaşırken hızlandım.
Yol daraldı.
Farlar gözümüzü alıyordu.
İrem ateş açtı.
Camlar patladı.
Lalin yol kenarına küçük bir düzenek bıraktı.
Patlama.
Bir araç savruldu.
Ama diğerleri geliyordu.
Emir telsize uzandı.
“Destek yok mu?!”
Cevap yoktu.
Çünkü bu artık operasyon değildi.
Bu… avdı.
GÜVENLİ EV
Sabaha karşıydı.
Bir depoya sığındık.
Sessizlik vardı.
Ama o sessizlik huzur değildi.
Yorgunluktu.
Neval yaralıları kontrol etti.
İrem köşeye çöktü.
Lalin silahını temizledi.
Emir kapıya yaslandı.
Ben ortadaydım.
Ve herkes aynı soruyu sormuyordu ama düşünüyordu:
Aras kimdi?
ÇATLAK
Emir konuştu ilk kez:
“Bizi başından beri izliyordu.”
Bakışımı kaldırdım.
“Evet.”
“Ve sen bunu biliyordun.”
Sustum.
Çünkü evet.
Bir parçam biliyordu.
Ama kabul etmemiştim.
Emir bir adım yaklaştı.
“O hâlâ hayatta.”
“Biliyorum.”
“Ve geri gelecek.”
“Biliyorum.”
Sessizlik.
İlk kez ses tonu değişti:
“Ve biz hâlâ onun ne olduğunu bilmiyoruz.”
KISA DURAK
O sırada kapı açıldı.
Herkes silahına sarıldı.
Ama gelen düşman değildi.
Bir teslimatçıydı.
Sırt çantası bıraktı ve gitti.
İçinde yiyecek vardı.
Konserve, ekmek, sıcak içecek.
Kimse konuşmadı.
İrem kaşlarını kaldırdı.
“Şaka mı bu?”
Neval çantayı açtı.
“Yemek var.”
Lalin bile durdu.
Ben baktım.
Ve ilk kez o gün… emir vermedim.
“Yiyin,” dedim.
YEMEK MASASI
Eski bir masanın etrafına oturduk.
Silahlar yanımızdaydı.
Ama ellerimiz onlarda değildi.
Buhar yükseliyordu.
Basit yemekti.
Ama o an… lüks gibi hissettirdi.
Emir sessizce yedi.
İrem ilk kez gülümsedi.
“Bu arada,” dedi ağzı doluyken,
“Aras çok yakışıklıydı ha.”
Lalin ona baktı.
“Ölmemiz mi gerekiyordu bunu konuşman için?”
İrem omuz silkti.
“Ölmedik.”
Neval hafif güldü.
Ben sustum.
Çünkü zihnim başka yerdeydi.
Aras.
Onun son bakışı.
O boşluk.
HANA’NIN SESSİZ CÜMLESİ
Emir bana baktı.
“Onu bulacağız.”
Başımı salladım.
“Evet.”
“Ve ne yapacağız?”
Yemeği bıraktım.
Gözlerimi kaldırdım.
“Ne gerekiyorsa.”
Bir anlık sessizlik oldu.
Sonra Lalin yavaşça ekledi:
“Yemek soğuyor bu arada.”
Ve ilk kez… gerçekten yedik.
FİNAL NOTU
Dışarıda gece hâlâ devam ediyordu.
Ama içeride kısa bir an vardı.
Savaşın değil.
İnsan olmanın anı.
Ve bu an bile biliyordu:
Aras bitmemişti.
Vera bitmemişti.
Ve biz de… daha yeni başlamıştık.

Bu sefer gerçekten çok uzun oldu ha