17. bölüm · Son çare

Saklanan İz

Zeycan Yıldız

Sabah villa beklenenden hareketliydi.
Neval ekranların arasında kaybolmuştu.
Arın pencere önünde duruyor, veri akışını izliyordu.
İrem mutfaktan seslendi:
“Kimse kahvesiz brifinge girmiyor!”
Ben masaya yaklaştım.
Ekranda tek bir dosya açıktı.
ARAS
Emir sandalyeyi ters çevirip oturdu.
“Bulduk mu?”
Neval başını iki yana salladı.
“Hayır. Ama saklandığı ağın kapısını bulduk.”
Lalin ekledi:
“Bir yeraltı kulübü. Dövüş bahisleri. Aras’ın bağlantısı oraya gidiyor.”
Arın sakin şekilde konuştu:
“İçeri girmek için kimlik gerekiyor.”
Neval ekrana iki profil düşürdü.
Çift daveti.
Ben gözlerimi kapattım.
“Yine mi?”
İrem kahkaha attı.
“Evren sizi zorluyor.”
Emir hafifçe bana döndü.
“Bu kez daha az rol yapalım.”
“Anlaşma,” dedim.
KULÜP
Kapılar açıldığında içerideki hava ağırdı.
Metal müzik.
Bağırışlar.
Para kokusu.
Kolumu Emir’in koluna taktım.
Refleks.
Kimse yorum yapmadı.
Ring ortadaydı. İnsanlar çevresinde aç kurtlar gibi bekliyordu.
Neval kulaklıktan:
“Hedef sağ köşe. Kırmızı ceket.”
Adam bizi fark etti.
Sırıttı.
“Yeni çift.”
Emir başını eğdi.
“Sadece izliyoruz.”
Adam güldü.
“Burada kimse sadece izlemez.”
Sonra Emir’e baktı.
“Dövüş.”
Emir bana kısa baktı.
Ben omuz silktim.
“Bitir de gidelim.”
RİNG
Emir ringe çıktığında ortam değişti.
Kalabalık sustu.
İlk rakip iri biriydi.
Yumruk savurdu.
Emir eğildi.
Karşılık verdi.
Temiz darbe.
Adam yere düştü.
Kalabalık coştu.
Ama organizatör el kaldırdı.
“Devam.”
İkinci adam çıktı.
Sonra üçüncü.
Bu artık eğlence değildi.
Testti.
Arın kulaklıktan:
“Yeterince oyaladın. Yetkililer geliyor.”
Tam o sırada organizatör bana baktı.
Parmağıyla işaret etti.
“Sevgiliyi de görelim.”
Kalabalık bağırdı.
Ben ringe baktım.
Emir’in yüzü sertleşti.
Aşağı indi.
Organizatör yaklaşarak sırıttı.
“Bir dahaki maçta onu ortaya koyacaksın.”
Sessizlik.
Emir cevap vermedi.
Sadece…
yumruğu indirdi.
Adam geriye savruldu.
Ve o an her şey koptu.
KAOS
Güvenlikler üzerimize yürüdü.
İrem kulaklıktan bağırdı:
“Şimdi gerçekten kaçmanız gerekiyor!”
Ama Emir geri çekilmedi.
Bana baktı.
“Kalabilir misin?”
Gülümsedim.
“Geç kaldın.”
İlk güvenlik bana geldi.
Omzunu tutup yön değiştirdim. Adam yere düştü.
Emir yanımda döndü, iki kişiyi arka arkaya indirdi.
Kalabalık artık seyirci değildi.
Herkes karışmıştı.
Sandalyeler devrildi.
Işıklar sallandı.
Ring çevresi savaş alanına döndü.
Neval kulaklıktan:
“Bu planın parçası değildi!”
İrem:
“AMA İZLEMESİ GÜZEL!”
Bir adam arkadan Emir’e saldırdı.
Uyardım.
“Sol!”
Emir eğildi, dirsek attı.
Adam yere yapıştı.
Sırt sırta kaldık.
Nefesler hızlıydı.
Ama panik yoktu.
Sadece alışılmış bir uyum.
Emir kısa güldü.
“Rol yapmayı bıraktık galiba.”
“Evet,” dedim.
“Şimdi gerçek kısımdayız.”
Son birkaç kişi de geri çekildi.
Kimse yaklaşmak istemiyordu artık.
Kulüp sessizleşti.
Organizatör yerde doğruldu.
Sinirle bağırdı:
“DEFOLUN!”
Güvenlikler kapıyı açtı.
İçeri değil.
Dışarı doğru.
Bizi resmen kapı dışarı attılar.
SOKAK
Kapı arkamızdan sertçe kapandı.
Müzik içeride kaldı.
Sokak serindi.
Bir süre konuşmadık.
Sonra ikimiz de aynı anda güldük.
Adrenalin hâlâ damarlarımızdaydı.
Emir ellerine baktı.
“Sanırım artık o kulübe davet edilmeyiz.”
“Bence kara listeye girdik.”
Başını salladı.
“Değdi.”
Kısa bir sessizlik.
Sonra ekledi:
“İyi dövüştün.”
“Sen de.”
Birbirimize baktık.
Ne romantik bir an.
Ne de uzak.
Sadece birlikte iyi çalışan iki insan.
Villa yoluna yürürken omuzlarımız arada çarpıyordu.
Kimse geri çekilmiyordu.
Ama kimse yaklaşmaya da çalışmıyordu.
Denge buydu.
Şimdilik.