4. bölüm / 6
Sırlar Modası2. Bölüm
Bölümler 6Şu an: 2. Bölüm
- 1 Karakterler*79 kelime
- 2 Giriş322 kelime
- 3 1. Bölüm533 kelime
- 4 2. Bölüm1.658 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 3. Bölüm593 kelime
- 6 4. Bölüm835 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi gün*
Bugün dersimiz olmadığı için Ceylin'in annesinin kafesine gitmiştik, birlikte kahve içerken, "Senin başvurun ne oldu?" diye sordu Ceylin. Miraç anlamayan gözlerle bize bakmaya başladı.
"Kabul oldu bu hafta, cumartesi seçmeler olacakmış." diye yanıtladım.
"O zaman bu hafta çok sıkı çalışmalısın, çok erkene almışlar neden böyle yapmışlar ki biraz daha uzatabilirlerdi süreyi yangından mal mı kaçırıyorlar anlamadım ki, istersen bu hafta derslere gitmeyiz çalışırız nasıl is..." sözünü kestim.
"Ceylin, nefes al!" Miraç anlamamış bir şekilde bize bakmaya devam ederken, "Kızlar on saattir belki açıklarsınız diye bekliyorum, o açıklama tahmini olarak ne kadar sürede gelir?"
"Çelik Moda Şirketleri modellik yarışması düzenliyormuş Ceylin de ona başvurmam için ısrar etti, ben de başvurdum." diye açıkladım.
"Aşk olsun kızlar hiç söylemeseysiniz..." diye sitem etti sonrasında.
"Tamamen unutmuşuz eninde sonunda öğrenecektin zaten." Beni başından salar gibi bir hareket yaptı. Çoğunlukla her şeyden en son haberdar olduğu için her seferinde trip atardı. Tribinin beş saniye sürmesi de işin komik yanıydı.
Daha sonra dayanamamış olacak ki, "Adına sevindim kardeşim, umarım istediğin gibi olur her şey." dedi gülümseyip masadaki elimi tutarak.
"Teşekkürler." dedim aynı sıcak gülümsemeyle.
Daha sonrasında Ceylin'in annesi yanımıza gelip ne yaptığımızı sordu, henüz kimseye bundan bahsetmeyecektim sadece arkadaşlarım bilse yeterdi.
Havadan sudan konuştuğumuzdan bahsedip onun da konuya dahil olmasını sağladık ve öylece akşama dek lafladık.
******
Cuma günü*
Miraç'ın birkaç yıl önce lise mezuniyeti ardından üniversiteye gidemeyecek, gitse bile bitiremeyecek kadar tembel olduğunu düşündüğü için kurduğu dövüş kursundaydık.
Miraç çocukluğundan beri dövüş sanatlarına ilgili biriymiş lisede de zaten kursa devam ederdi, daha sonrasında bunu neden bir mesleğe dönüştürmeyeyim diye düşünüp kurmuştu burayı, ben ve Ceylin'e de öğretmeye çalışmıştı, çalışmıştı çünkü Ceylin şiddet sevmiyordu; benim aksime. Ben dövüşe çok hevesli olduğum için çabuk öğrenmiştim bugün de antrenman yapmak için Miraç'ın yanına uğramıştık.
Ben ve Miraç ringte antrenman yaparken Ceylin buradaki öğrencilerle sohbet ediyordu.
Hamle yapacağım sırada Miraç duraksaksadı ve, "Alex, acaba gitmesen mi...?" diye sordu. Anlam veremeyip yüzüne baktım. Endişeli bir yüz ifadesi vardı.
"Nereye, 'gitmesen mi?'"
"Yarışmaya Alex, yarışmaya gitmesen mi?"
"Neden?"
"Bu fikir başta çok güzel gelmişti, senin adına çok sevinmiştim, gerçekten... ama içimdeki kötü hisse dünden beri engel olamıyorum..."
Ağzımı açmış bir şey diyecektim ki Ceylin'in cırlaması bizi böldü, "Siz ikiniz bu kadarı yeter, Alex senin daha önemli bir şeye odaklanman gerek!" dedi.
Son bir kez Miraç'a bakıp çıktım ringten ve Ceylin'in yanında gittim Miraç da zaten hemen arkamdan geliyordu. "Tam olarak neye hazırlanmam gerek yazılı bir sınava girmiyorum alt tarafı bir defile, elbisem saçım ve makyajım belli sadece hazırlanmam kaldı." benden daha fazla heyecanlıydı buna. Ceylin göz devirip buradan çıkmak için ilerlemeye başladı ta ki kapıda bir dağa çarpana kadar.
Miran, Miraç'ın ikiz kardeşi. Miraç'ın aksine fazla sert biriydi ailesiyle pek bağlantısı yoktu onun hakkında bildiğim tek şey bir iş insanı oluşuydu Miraç'ın bir ikizi olduğunu lisenin başlarında öğrenmiştim. Çift yumurta ikizi oldukları için çok benzemiyorlardı Miraç'ın mavi gözlerinin aksine koyu kahverengi gözleri vardı, ikisi arasındaki tek benzerlik siyah kıvırcık saçlarıydı, tabii Miran saçlarını kısacık kullandığı için kıvırcık olduğu belli olmuyordu. Onunla tanıştığım zamanlarda uzundu. Zaten onu çok gördüğüm de çok söylenemezdi.
Kardeşini gören Miraç şaşkınlığını gizleyip sırıtarak, "Ooo kardeşim sen gelir miydin buralara, bir kardeşin olduğunu hatırlar mıydın?" diye laf attı.
"Senin nasıl olduğunu merak ettim." dedi buz gibi ve mesafeli bir sesle.
Yüzü düşen Miraç bunu gizlemeye çalışarak, "İyiyim ben seni sormalı, gelmen beni şaşırttı açıkçası."
Bu ikisinin ilişkisi çok tuhaftı, asla anlayamamıştım hep birbirlerine uzak ve mesafelilerdi iki kardeşin aksine iki yabancı gibilerdi. Miraç ondan pek bahsetmezdi konusunun açılması onu rahatsız ederdi çünkü kardeşi lisenin ilk yılında ailesinin baskısına dayanamayıp evi terk etmiş, terk etmekle kalmamış okulu da bırakmış Miraç kardeşiyle ilgilenmek istemiş hatta bu yüzden bir sene sınıfta bile kalmış fakat Miran ona ters davranınca kendi hayatına dönmüş. Babaları pek iyi biri değilmiş tanıdığım kadarıyla Miraç'a iyi davranıyor ama Miran'a pek iyi davranmıyordu sanırsam. Her ne kadar bahsetmese de üzülürdü Miraç bu duruma kardeşini çok merak edermiş daha sonrasında abisinin yanına gittiğini öğrenince içi rahatlamış ve kendi hayatına dönmüş.
"Buralardan geçiyordum seni göreyim dedim." dedi sahte bir gülümsemeyle.
Bu çocukta içimi ürperten bir şeyler vardı, zaten iyi bir geçmişi yokmuş her ne kadar hayatını düzene soktuğunu iddia etse de bu çocuğa bir türlü ısınamıyordum.
"İyi yapmışsın şey... bir şey içmek ister misin? Uzun zaman oldu görüşmeyeli,"
Omuz silkti Miran, bize dönüp, "Naber kızlar?" diye sordu mesafeli bir tonda. Kardeşi umursamadığı için yüzü düşen Miraç'a takıldığımdan cevap vermedim, biliyorum kabacaydı cevapsız bırakmak ama en yakın arkadaşımı böyle görmek istemiyordum.
"İyi, senden?" diye yanıtladı Ceylin çocuk başını sallamakla yetindi.
Sonrasında kardeşine dönüp, "Çok isterdim kardeşim fakat sen de biliyorsun çok yoğunum," dedi ve samimiyetten uzak gülümsemesiyle ekledi, "Başka zamana söz verebilirim." dedi ve elini Miraç'ın omzuna koyup dostane bir tavırla sıktı. O zamanın hiç gelmeyeceğini her iki taraf da biliyordu ancak kimse bir şey demedi.
Miraç başını sallayıp kapıya yöneldi, "Kendine iyi bak o zaman, hadi kızlar gidelim." o erkeklerin soyunma odasına giderken ben ve Ceylin de kadınların soyunma odasına girdik, ben üstümü değiştirirken Ceylin söyleniyordu, "Hayır madem çok kalmayacaksın neden gelip adamın keyfini kaçırıyorsun ki, zaten dünden beri Miraç'ta anlam veremediğim bi' durgunluk var, bu beni ürkütüyor çünkü Miraç hiç böyle biri değil!" dedi üzgün ve düşünceli bir tonda.
"Belki hastadır." diye geçiştirmeye çalıştım. "Hasta hâlini bilmiyormuş gibi konuşma Alex, bu farklı. Onu çok az böyle görmüşümdür."
"Bilmiyorum." diye geçiştiridim ve hızla üstümü değiştrip kapıya yöneldim. "Neden kaçıyorsun Alex?"
"Kaçmıyorum Ceylin çocuğun belli ki bir derdi var ve paylaşmak istemiyor istese anlatırdı zaten."
Miraç'ı çıkış kapısında bizi beklerken görünce oraya yöneldim ve üçümüz birlikte evimize gittik.
******
Yarışma günü*
Çok heyecanlıydım buraya geldiğimiz gibi arkadaşlarım seyircilerin arasına geçti bense kulise alınmıştım. Giyinip saçım ve makyajım yapılacaktı, Ceylin boşuna o kadar hazırlık yapmamı istemişti ne getirdiğimiz elbiseleri giyebiliyor ne de istediğimiz makyajı yapabiliyorduk hepsine onlar karar verecekti.
Bana verilen elbiseyi giyip makyajım ve saçım için gelmelerini bekledim elbise sanırım yeni tasarımdı yarışma ayağına yeni bir defile düzenlenmiş olmalıydı. Bu demek oluyordu ki orada sadece juri üyeleri değil önemli konuklar da olacaktı. Heyecanım gittikçe artıyordu, umarım sahnede bir hata yapmazdım.
Kısa süre sonra makyajımı ve saçımı yapmak için geldiler onlar saçım ve makyajımla ilgilenirken, heyecanımı dindirmeye çalışıyordum, işleri en sonunda bitti ve o tedirgin bekleyiş başladı, sıramın gelmesi.
İçeri bir kadın girip hemen hazır olmam gerektiğini iki dakika sonra benim sıram olduğunu söyledi. Hızla çarpan kalbimi geri plana atmaya çalışarak aynaya baktım makyajım ve saçım hâlâ kusursuzdu, istediğim de tam olarak buydu.
Daha sonra o an geldi, "Sırada Alex Aksal," diye bir ses yükseldi. Benim sıramdı, derin bir nefes alıp ilerlemeye başladım ilk geldiğimde öğrettikleri şekilde yürüyordum, yürürken gözlerim bir yere takıldı; üst taraflardaki localardan biri aynalı camdı, nedense oraya bakarken bir ürperti hissettim.
Dönüp içeri doğru yürüdüm ve kulise geçtim. Yanıma az önceki kadın gelip bana başka bir elbise daha verdi giymem için, bu birkaç kere devam etti.
En sonunda gösteri bittiğinde bana kendi getirdiğim elbiseyi giyebileceğimi daha sonrasında sahneye gelmem gerektiğini söylediler, dediklerini yaptım ve çıktım benimle birlikte yarışan diğer yarışmacılar da oradaydı sonuçlar açıklanacaktı.
"Evet üçüncü olan yarışmacımız... Emel Güz!" diye bağırdı sunucu adam, kız gülümseyerek tepki verdi ve mikrofona bir şeyler söyledi.
Sonrasında, "İkinci olan yarışmacımız... Selin Şekerci!" diye bağırdı iknci olan yarışmacı da isminin anılması üzerine konuşmasını yaptı.
Ümidim giderek azalmıştı buradaki yarışmacıları gördükten sonra değil birinci olmak ilk üçe girebileceğimi bile düşünmüyordum. Sanırım haklıydım.
"Ve son olarak, birinci olan yarışmacımız... Alex Aksal!" diye bağırdı sunucu.
Başarmıştım... sonunda o izleyip de imrendiğim modellerden biri olabilecektim. Gururla gülümseyerek bana bakan arkadaşlarıma bakıp gülümsedim. Uzatılan mikrofonu alıp, "Ne diyeceğimi bilmiyorum, çok mutluyum... sadece bu uğurda bana en büyük desteği veren en yakın dostlarıma teşekkür etmek istiyorum." diyip mikrofonu adama geri uzattım.
Bu cümlelerimden sonra Miraç benimle çok dalga geçecekti ama olsun.
İçeri gidip hızla üzerimi değiştirip arkadaşlarımın yanına gittim fakat içerisi boştu, içeride uzun bir süre kaldığımı düşünmüyordum.
Çıkışa yöneliyordum fakat kapı kapalıydı daha sonra arkamdan bir ses yükseldi, "Alex Aksal..." arkamı dönüp baktığımda esmer uzun boylu bir adam vardı karşımda her iki yanında da kadınlı erkekli ikişer kişi vardı kimdi bu adam, ne oluyordu. "Aramıza hoş geldiniz."
Anlamayarak baktığımı gören adam, bakıp gülümsedi ve "Ali Çelik buranın sahibiyim." dedi.
Ali Çelik, bu adam mıydı herkesin görmek için can attığı ama kimsenin göremediği, çelik şirketlerinin en büyük hissedarı.
Korktuğumu gizlemeye çalışarak sahte bir şekilde gülümsedim, "Teşekkür ederim," dedim.
"Bizden korkmana gerek yok Alex," dedi Ali Çelik'in arkasındaki sarı saçlı uzun boylu kadın.
"Bundan sonra Alex, seni ben eğiteceğim; ajanlık için. Birkaç yıldır seni gözlemliyor, uzaktan izliyorum. İstihbarata bir üye olacaksın eğitimlerini tamamladıktan sonra tabii."
"A...ajanlık mı... ben modellik yarışmasına katılmıştım ama..."
"Evet Alex, bir yarışmaydı bu ama sen özel olarak seçildin." dedi Ali Çelik.
"Peki yarışmaya katılacağımı nasıl öngördünüz?" diye sordum. Bunu sormamı beklemiyor olacaktı ki yüzne bir şaşkınlık yerleşti. Niye şaşırıyorsa, herkes sorardı bunu.
"Seni ve arkadaşlarını bir süredir izliyorum diyelim."
"Ama bunlar çok saçma!"
"Bunları umursamayı bırakıp bir cevap istiyorsan teklifimi kabul et, bizimle misin yoksa değil misin?"
Ne cevap vermem gerektiğini bilmiyordum. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum...
Ben düşünürken bir dosya uzattı bana, üzerinde babamın resmi vardı ve babamın adı yazıyordu.
Ümit Aksal
İçini açmadan adamın yüzüne şaşkınlık içinde baktım, bana "Eğer babanın gerçek yüzünü görmek istiyorsan Alex, bize katıl." dedi.
Babamın gerçek yüzü mü?
Dosyayı açıp baktığımda pek bir şey anlayamamıştm. Fakat anladıklarım bile kanımı dondurdu...
Babamın işlemiş olduğu ve üstünün kapatıldığı cinayetler, kasten yaralama suçları, kaçakçılık ve daha sayamadığım, anlamadığım pek çok şey vardı bu dosyada.
"İyi de benim babam kendi hâlinde bir mimardı sadece..." diyebildim.
"Sizin sandığınız kadarıyla öyleydi, şimdi sana bir teklif sunuyorum ya bizimle gelir babanın ve daha nicelerini mahvederiz ya da bugün burada yaşananları unutur sadece birinci olan bir yarışmacı olarak kalırsın. Seçim senin."
Ne demem gerekiyordu, kabul etmeli miydim? Ya bu bir oyunsa, ya babam sandığım gibi iyi biri değilse ve gerçekten düşmanları varsa, gerçekten işlemişse o cinayetleri...
Bunları öğrenmem lazımdı, "Tamam, sizinleyim."
Yüzünde bunu biliyormuş gibi bir gülümseme belirdi, "Kabul edeceğini biliyordum," dedi. "Seninle sonra görüşeceğiz Alex, o güne dek telefonuna gelecek olan bildirimlere dikkat et ve arkadaşlarına hiçbir şey belli etme." dedi ve gittiler.
İçimde kötü hisler aradım ama yoktu, daha çok şaşkınlık içerisindeydim...
