4. bölüm / 5
Sınırsız4.bölüm
Bölümler 5Şu an: 4.bölüm
- 1 1.bölüm404 kelime
- 2 2.bölüm221 kelime
- 3 3.bölüm215 kelime
- 4 4.bölüm392 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5.bölüm433 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ocak ayının keskin soğuğu, sabaha karşı İstanbul’un üzerine kirli bir sis gibi çökmüştü. Kulübenin penceresinden dışarıya baktığımda, şehrin henüz uyanmadığını ama benim için gecenin hiç bitmediğini biliyordum. Kahvemden son yudumu alıp bardağı tezgaha bıraktım. Silahımın şarjörünü kontrol edip belime yerleştirirken, zihnimde Orçun Korkmaz’ın o tiksinç dosyası sayfalar halinde açılıyordu. Bugün, o sayfaları kanla kapatma günüydü.
Mert, SUV’un içinde motoru çalıştırmış, sokağın köşesinde beni bekliyordu. Yan koltuğa geçtiğimde yüzündeki o ciddi, ne yapacağını bilen ifadeyi gördüm. Banka soygunundaki o neşeli çocuk gitmiş, yerine operasyon moduna girmiş bir profesyonel gelmişti.
"Her şey hazır mı?" diye sordu Mert, gözlerini yoldan ayırmadan.
"Hazır," dedim, dizimin üzerindeki tableti açarak. "Orçun’un Beykoz civarındaki o gizli deposunun güvenlik kameralarını gece yarısı hackledim. Sistemde döngüsel bir izleme yarattım; şu an bizi içeride görseler bile on dakika önceki boş koridorları izliyor olacaklar. Adam tam bir paranoyak, etrafında en az altı koruma var. Ama bilmediği bir şey var: Onun paranoyası, benim en büyük avantajım."
Araba, Beykoz’un ıssız, ağaçlık yollarına saptığında hava iyice kararmıştı. Depo, dışarıdan bakıldığında terk edilmiş bir lojistik üssü gibi duruyordu ama içeride dönen pisliği bilmek midemi bulandırıyordu. Çocukların çığlıkları, feda edilen hayatlar... Her bir adımı atarken içimdeki o öfke, damarlarımdaki kanı kaynatıyordu.
Arabayı depodan yaklaşık iki yüz metre uzağa, ağaçların gölgesine çektik. Mert bagajdan ekipmanları alırken, ben susturucumu silahın namlusuna yavaşça ve milimetrik bir dikkatle vidaladım. Çıkan o metalik ses, zihnimdeki infaz emrinin ilk tıkırtısıydı.
"Ben çevre güvenliğini alıyorum ve sinyal kesicileri aktif ediyorum," dedi Mert, kulaklığıma fısıldayarak. "İçeride yalnızsın İrem. Temiz ve hızlı ol."
"Merhamet bekleyen yok zaten," diye mırıldandım.
Arka kapının şifreli kilidine yaklaştım. Tabletimden gönderdiğim bypass koduyla saniyeler içinde kapının hidrolik sesi duyuldu. İçeriye adım attığım an, burnuma gelen o rutubet ve pas kokusu, buranın bir ameliyathaneden çok bir mezbaha olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Koridor loştu, yukarılardan bir yerlerden sızan su damlalarının sesi yankılanıyordu.
İlk koruma koridorun köşesinde belirdiğinde, varlığımı fark etmesine fırsat bile tanımadım. Susturucunun boğuk sesi sessizliği deldi. Adam yere yığılırken, cesedini gölgeye doğru çektim.
Zemin kattaki ana bölmeye doğru ilerlerken, içeriden gelen o tanıdık, iğrenç sesi duydum. Orçun Korkmaz, telefonla bir sevkiyatın pazarlığını yapıyordu. Sesindeki o pişkinlik, attığı o rahat kahkahalar...
Kapının eşiğine gelip gölgemi duvara yasladım. İçeride onunla birlikte iki adamı daha vardı. Silahımı iki elimle sıkıca kavradım, derin bir nefes aldım ve kalbimin ritmini sabitledim. İhtiyar'ın dediği gibi: Dönüşü olmayan yola girdiğinde, arkana bakma.
Kapıyı ayağımla hızla iterek içeri daldım. Oyun başlıyordu.
Bölüm etkileşimi
