6. bölüm / 6
SEUL'UN YEŞİL YILDIZI4. Bölüm: DEVASA AYNALAR
Bölümler 6Şu an: 4. Bölüm: DEVASA AYNALAR
Ertesi sabah stüdyoda devasa aynalarla kaplı ana prova salonuna adım attığımda, içerideki o tanıdık ahşap ve cila kokusu beni karşıladı. Henüz sabahın erken saatleri olmasına rağmen abilerimin hepsi çoktan yerini almış, esneme hareketleri yapıyorlardı.
Kapının eşiğinde durduğumu fark eden Si-woo, aynadan bana doğru dönüp genişçe gülümsedi. "Günaydın küçük yazar! Uyku mahmurluğunu üzerimizden atalım, bugün kamera önü provamız var, ona göre!" diye seslendi.
Min-ho elindeki su şişesini kenara bırakırken, "Geç kalmadın ama tam sınırda geldin, aferin," diyerek takıldı. "Geçen haftaki 35. bölümün o yorgunluğu tamamen gitmiştir umarım, bugün enerjine ihtiyacımız olacak."
Derin bir nefes alıp çantamı köşedeki banka bıraktım ve esneme yapan Jae-hyun'un yanına doğru adımladım. "Hiç merak etmeyin abicim, molanın ilk günlerinde tam kadro dinlendim bile. Bugün sette toz attırmaya tamamen hazırım!"Jae-hyun, ısınma hareketlerini bitirip tam karşımda durdu ve elindeki kumandayla salondaki ses sistemini çalıştırdı. Hafif bas ağırlıklı ritim salonda yankılanmaya başladığında, hepimizin üzerindeki o sabah rehaveti bir anda dağıldı.
"Evet, herkes yerini alsın!" dedi Jae-hyun, enerjik bir ses tonuyla. "Kamera önü provasında ilk sahneyi tam olarak çektiğimiz gibi alacağız. Hasret, sen tam ortadaki spot ışığının altında olacaksın, unutma."
Jin-woo ve Min-ho köşedeki yönetmen masasının arkasına geçip monitörleri kontrol ederken, Si-woo, Ji-hun, Tae-min ve Do-yun arkamdaki sıralamada yerlerini aldılar.
Müziğin o keskin vuruşuyla birlikte nefesimi topladım ve gözlerimi tam karşıdaki kameraya diktim. İçimdeki o yazarlık ve sahne heyecanı harmanlanırken, ilk adımı atıp koreografiye kusursuz bir giriş yaptım. Arkamdan gelen abilerimin sesleri ve uyumlu adımları salonu doldururken, her şey tam da planladığımız gibi kusursuz akıyordu.
Koreografinin en kritik nakarat kısmına geldiğimizde, Ji-hun ve Tae-min sağ ve sol koldan kusursuz bir senkronla yanıma yanaştılar. Müziğin ritmi odadaki herkesi sararken, aynadaki yansımamıza baktığımda ekibin ne kadar harika bir uyum yakaladığını net bir şekilde görebiliyordum.
Si-woo arkadan neşeyle seslendi: "İşte bu! Ritmi asla düşürmek yok, tam gaz devam!"
Onun bu motive edici bağırtısıyla içimdeki enerji daha da katlandı. Son dönüşü de kusursuz bir şekilde tamamlayıp hep birlikte poz vererek provayı bitirdik. Salonun içinde yankılanan nefes seslerimiz, hemen ardından kopan coşkulu alkışlarla yer değiştirdi.
Min-ho monitörün başından kalkıp gülerek ellerini çırptı. "Helal olsun size! İlk deneme olmasına rağmen tam anlamıyla profesyonelceydi. Bu gidişle klip çekimi planladığımızdan bile kısa sürecek."
Müziği yeniden başlattığımızda, Jin-woo'nun söylediği o küçük mesafeyi ve açı detayını anında hesaba katarak hareket ettim. Tam dönüşü yaparken Si-woo ve Ji-hun ile olan hizzamız tam istediğimiz gibi oturdu. Aynadan kontrol ettiğimde, gündüz ışığının pencerelerden süzülüşü ve arkadaki ekibin senkronu tam anlamıyla kusursuz görünüyordu.
Nakaratın son vuruşunu da bitirip durduğumuzda, Min-ho yönetmen masasının arkasından onaylayan bir baş hareketiyle ellerini kaldırdı.
"İşte bu!" dedi, sesindeki memnuniyet tonuyla. "Tam olarak aradığımız görüntü buydu. Ara vermeden önce bu provayı bir kez de tam performansla baştan sona alalım, sonra hep birlikte öğle yemeğine geçeriz."
Do-yun neşeyle kollarını iki yana açıp güldü. "Yemek kelimesini duymak bile enerjimi ikiye katladı! Hadi bakalım, son bir kez toz attıralım buraya!"
Do-yun'un neşeli sözleriyle birlikte salonda kahkahalar yükseldi. Jae-hyun, kumandadan müziği tekrar en başa alarak ritmi salona saldı.
"Pekala millet, öğle yemeğini hak etmek istiyorsak bu son provayı kusursuz bitiriyoruz. Hazır mısınız?" diye seslendi Jae-hyun, enerjik bir tonla.
Hepimiz aynı anda başımızı sallayıp yerlerimizi aldık. Müziğin o keskin vuruşuyla birlikte son kez tüm enerjimizi ortaya koyarak koreografiye daldık. Devasa aynalardaki yansımalarımız birbirine mükemmel bir uyumla eşlik ederken, adımlarımız adeta akıp gidiyordu. Nakarat kısmına geldiğimizde Ji-hun ve Tae-min yine sağ ve sol koldan kusursuz bir zamanlamayla yanımda bittiler. Son dönüşü de hiçbir hata yapmadan tamamlayıp hep birlikte kusursuz bir final pozunda dondurarak provayı bitirdik.
Nefes nefese ama yüzümüzde kocaman gülümsemelerle birbirimize baktık. Jin-woo yönetmen masasının arkasından ayağa kalkıp memnuniyetle ellerini çırptı.
"Elinize sağlık, tam istediğimiz gibi harika bir prova oldu!" dedi Jin-woo, sıcacık bir gülümsemeyle. "Şimdi hak edilmiş bir öğle yemeği arasını ve molayı sonuna kadar hak ettiniz. Hadi bakalım, ufak bir dinlenmeyle toparlanalım."
Stüdyonun ana salonundan çıkıp dinlenme odasına doğru yöneldiğimizde, üzerimdeki o tatlı yorgunluk yerini rahatlamaya bırakmıştı. Koltuğa otururken Min-ho yanıma gelip elindeki kutu meyve suyunu uzattı.
"Al bakalım küçük hanım, bugün gerçekten stüdyonun tozunu attırdın," dedi Min-ho, şefkatli bir sesle. "Yemekten sonra biraz dinlenip yeni bölüm yazma planın var mı yoksa o kafandaki hikayeye ara mı vereceksin?"
Gülümseyerek meyve suyunu aldım ve kapağını açtım. "Aslında yemekten sonra biraz dinleneceğim abicim, ama akşam eve geçtiğimde o yarım kalan sahneleri gözden geçirmem lazım. Biliyorsun, yazmak benim için en büyük dinlenme yolu."
Si-woo yanımıza oturup kolunu omzuma attı. "Bizim küçük yazarımız asla boş durmaz zaten! Ama yorulursan hemen duruyorsun, anlaştık mı bebeğim?" diye takıldı.
Hep birlikte neşeli bir sohbet eşliğinde öğle yemeklerimizi yerken, stüdyonun o huzurlu ve aile sıcaklığıyla dolu atmosferi günün geri kalanına yansımaya devam etti. Molanın ardından bizi bekleyen yeni sürprizler için hepimiz sabırsızlanıyorduk.
Jae-hyun müziği yeniden başlattığında, son provayı da kusursuz bir şekilde tamamlayıp nefes nefese ama yüzümüzde kocaman gülümsemelerle durduk. Jin-woo ve Min-ho'nun onaylayan bakışlarıyla birlikte stüdyodaki işimizi bitirip hep birlikte evin yolunu tuttuk.
Eve girer girmez üzerimdeki yorgun kıyafetleri çıkardım, en rahat pijamalarımı giydim. Penceremden içeri süzülen loş gece ışığı odağımı tamamen huzura çevirirken, yatağıma geçip yumuşacık yastığıma sarıldım ve mışıl mışıl uykuya dalarak günü kapattım.
Bölüm etkileşimi
