2. BÖLÜM;YENİ GÜN SABAHI VE STÜDYO MACERASI

Vaveyla Yazarı: Hasret Oktay

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2. BÖLÜM;YENİ GÜN SABAHI VE STÜDYO MACERASI

Gözlerimi açtığımda odada sabahın taze ve aydınlık ışığı vardı. Üzerimdeki battaniyeyi üzerimden atıp, esneyerek yatakta doğruldum. Koyu yeşil saçlarım yine her zamanki gibi dağılmıştı.
Kapı hafifçe aralandı ve Si-woo abi başını içeri uzattı. Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
"Günaydın uykucu küçük hanım," dedi, elindeki kahvaltılığı sehpaya bırakırken. "Bugün seni çok eğlenceli sürprizler bekliyor, benden söylemesi!"
Si-woo abinin söylediği sürpriz lafı kulağımda çınlarken, yataktan aceleyle fırladım. Üzerimdeki rahat ev kıyafetleriyle mutfağa doğru koştum; zaten diğerleri de kahvaltı masasının etrafında çoktan yerlerini almışlardı.
Ben sandalyeye tırmanmaya çalışırken Min-ho abi hemen belimden tutup beni havaya kaldırdı ve sandalyeme yerleştirdi.
"Yavaş minik hanım, daha uykun tam açılmadı düşeceksin," dedi, önüme taze sıkılmış meyve suyumu bırakırken.
Masada herkesin yüzünde muzip ama bir o kadar da tatlı bir ifade vardı. Jin-woo abi kahvesinden bir yudum alıp bana doğru eğildi. "Dün stüdyoda yarım kalan bir sürprizimiz vardı hani... Hatırladın mı minik yazar?" (Göz kırparak bana bakar)
Gözlerim parladı, elimdeki çatalı bırakıp heyecanla öne doğru atıldım. "Yoksa... stüdyodaki o özel oda mı bitti?!"
Jae-hyun abi gülerek başını salladı. "Kesinlikle bitti! Senin o gizli hikayelerini yazman, rahatça çalışman ve şarkı sözü karalamaların için sana özel bir köşe hazırladık. Kahvaltıdan sonra ilk işimiz orayı görmek."
İçimdeki heyecanla kahvaltıyı anında bitirip sandalyeden aşağı zıpladım. Abilerimin kahkahaları eşliğinde hep birlikte stüdyonun yolunu tuttuğumuzda, beni bekleyen sürprizin ne kadar harika olduğunu henüz bilmiyordum.
Stüdyonun o büyük koridorundan geçip daha önce hiç girmediğimiz, en korunaklı ve en sessiz kısmına doğru ilerledik. Jin-woo abi önde, elindeki anahtarla işlemeli ahşap kapıyı yavaşça açtı ve eliyle içeri girmemi işaret etti.
İçeri adım attığım an nefesim kesildi. Oda tam anlamıyla benim dünyamdı!
Köşeye yerleştirilmiş, yumuşak tüylü minderlerle kaplı devasa bir okuma ve yazma koltuğu vardı. Önünde not defterlerimi koyabilmem için özel yapım ahşap bir sehpa duruyordu. Duvarlar pastel tonlarda boyanmış, en sevdiğim posterler ve ilham verici alıntılarla süslenmişti. Hatta tam köşede, kafamı dinleyip hikayeler kurgulayabileceğim minik, sevimli bir dinlenme alanı bile vardı.
Olduğum yerde kalakalmış, gözlerim kocaman açılmış bir şekilde etrafı incelerken arkamdan yaklaşan abilerimin nefeslerini hissettim.
Min-ho abi ellerini omuzlarıma koyup beni hafifçe öne doğru yönlendirdi. "Nasıl?" dedi, sesindeki o heyecan ve gurur tonunu gizlemeyerek. "Beğendin mi bizim küçük yazarın yeni krallığını?"
Gözlerim dolacak kadar büyük bir mutluluk dalgası içimi sardı. Olduğum yerde dönüp kollarımı en yakınımdaki Jin-woo abinin boynuna doladım, ardından hemen yanımdakilere de sıkıca sarılarak minik bir çocuk gibi sevinçle zıpladım.
"Bayıldım! Bu... bu harika!" (Sevinçten yerimde duramayarak gülümserim)
Jae-hyun abi saçlarımı şefkatle okşarken gülüştü. "Burası tamamen senin alanın. Artık harika hikayelerini ve şarkı sözlerini burada, kimse tarafından bölünmeden yazabileceksin."
Yeni odamın ortasında sevinçle zıplamam bittikten sonra, heyecanla hemen o yumuşak minderli koltuğa koştum ve bağdaş kurarak oturdum. Önümdeki ahşap sehpaya yeni aldığım defterimi ve kalemlerimi yerleştirirken yüzümde kocaman, mutlu bir sırıtış vardı.
Jin-woo abi kapının pervazına yaslanmış, kollarını göğsünde kavuşturmuş bir şekilde beni izliyordu. Gülümsemesi giderek derinleşti. "Bakıyorum da yeni krallığını hemen sahiplendin ufaklık. İlk hikaye ne zaman çıkıyor buradan?"
Kalemimi havaya kaldırıp bilmiş bir ifadeyle salladım. "Hemen şimdi! Şarkı sözleri bittiğine göre, sırada yeni kurgunun ilk taslağı var."
Min-ho abi gülerek yanıma geldi ve masanın üzerine minik bir fincan sıcak çikolata bıraktı. "Çalışırken enerjin düşmesin diye bu şart ama," dedi, göz kırparak. Jae-hyun abi ve Si-woo abi de odadaki diğer detayları düzenlerken, içeride o kadar huzurlu ve ilham verici bir hava vardı ki kelimeler kendiliğinden kağıda dökülmeye başladı.
Sanki dış dünyadaki her şey silinmişti; geriye sadece ben, odamın mis kokulu havası ve etrafımda her anımı güzelleştirmek için bekleyen abilerim kalmıştı.
Sıcak çikolatamdan küçük bir yudum alıp defterimin sayfalarını çevirdim. Kalemim kağıtla buluştuğu an, zihnimdeki kurgu hızla akmaya başladı. Odanın sessizliğini sadece kalemimin çıkardığı hafif hışırtı ve dışarıdan gelen rüzgarın sesi bozuyordu.
Jin-woo abi masanın kenarına sessizce oturmuş, yazdıklarımı bölmemeye özen göstererek beni izliyordu. Elini uzatıp koyu yeşil saçlarımdan bir tutamı kulağımın arkasına sıkıştırdı.
"Çok odaklandın yine," dedi fısıltıyla, yüzünde tatlı bir tebessümle. "Ara vermen gerekirse söyle, hemen atıştırmalık bir şeyler getirelim."
Başımı hafifçe kaldırıp ona gülümserdim. "Şimdi değil abi, tam en heyecanlı yerindeyim."
Odanın içinde yankılanan bu huzurlu sohbetin ardından, kalbimin en derinindeki hikayeleri kağıda dökmeye devam ettim; abilerimin o koruyucu ve güven veren varlığı her saniye yanımdaydı.
Sıcak çikolatamdan yükselen o hafif buhar, odanın huzurlu atmosferine karışırken, kalemim sayfada kaymaya devam ediyordu. Jin-woo abinin sessiz ama koruyucu varlığı, o an dünyadaki en güvenli hissi veriyordu bana. Sayfalar ilerledikçe karakterlerimin sesleri zihnimde daha da netleşiyor, sanki odanın duvarları arasında canlanıyorlardı.”
Kapının eşiğinde ellerinde meyve tabaklarıyla görünen Si-woo ve Min-ho abi parmak uçlarına basarak içeri sızdılar.
Si-woo tabağı sehpanın kenarına sessizce bırakırken göz kırptı. "Yazar hanımın konsantrasyonunu bozmayalım ama beyin gücü için vitamin şart, uyardı demeyim!"
Min-ho abi de gülerek onun sırtına hafifçe vurdu. "Tam zamanında geldik bence, kesin acıktı bizim küçük yazar."
Onların bu tatlı hallerine sessizce gülümseyip kalemimi kısa bir süreliğine defterin arasına bıraktım. Meyve tabağından bir dilim çilek alırken Jae-hyun abi de odaya girip odanın diğer köşesindeki dinlenme alanına göz gezdirdi.
"Nasıl, yeni krallık çalışma performansını artırdı mi bakalım?" diye sordu Jae-hyun abi merakla.
Başımı sallayıp neşeyle gülümsedim. "Artırmaz olur mu! Burası o kadar ilham verici ki, sanırım bu gidişle ikinci cildi bekletmeden bitireceğim."
Abilerimin o gurur dolu bakışları ve yüzlerindeki sıcak gülümseme, içimdeki yaratıcı ateşi daha da körükledi. Onlar odadan sessizce çekilip beni baş başa bıraktıklarında, sıcak çikolatamdan son yudumumu alıp hikayenin en heyecanlı yerine geri döndüm. Bu oda, bu aile ve bu kelimeler... Her şey tam da olması gerektiği gibiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.