3.BÖLÜM;SABAHIN SESSİZLİĞİ VE YENİ BİR BAŞLANGIÇ.

Vaveyla Yazarı: Hasret Oktay

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 3.BÖLÜM;SABAHIN SESSİZLİĞİ VE YENİ BİR BAŞLANGIÇ.

Odanın o yumuşak minderli koltuğunda yazarken nasıl uyuya kaldığımı bile anlamamıştım. Gözlerimi yavaşça araladığımda, dışarıda sabahın erken saatlerinin o taze ve sakin maviliği pencerelerden süzülüyordu. Üzerimde yine her zamanki gibi özenle örtülmüş kalın bir battaniye vardı; demek ki gece ben fark etmeden beni koruma altına almışlardı.
Esneyerek kollarımı iki yana açtım ve uyku sersemliğiyle etrafıma baktım. Stüdyodaki özel odamın o huzurlu kokusu içime dolarken, kapı aralığından dışarıdan gelen kahve kokuları ve hafif kahkahalar duyuluyordu.
Yavaşça ayağa kalkıp koyu yeşil dağınık saçlarımı ellerimle düzelttim ve ayak seslerimi belli etmeden koridora doğru süzüldüm. Mutfak tezgahının etrafına toplanmış olan abilerim, sabah kahvaltısı için son hazırlıkları yapıyorlardı.
Jin-woo abi beni kapıda saçlarım dağınık, gözlerim yarı kapalı halde görünce elindeki bardağı bırakıp hemen gülümsedi.
"Günaydın uykucu minik yazar," dedi, kollarını iki yana açarak yanıma yaklaşırken. "Belli ki dün gece yine masada sızıp kalmışsın."
Min-ho abi de arkasından kahkahayla gelip saçlarımı karıştırırken, yeni günün bu tatlı ve sıcak sabahı hepimizi yeniden sarmaladı.
Kahvaltı masasına oturduğumuzda, mis gibi taze ekmek ve kahve kokusu etrafı sarmıştı. Jae-hyun abi önümdeki tabağa en sevdiğim krep çeşitlerinden özenle dizip bana uzattı.
"Bakalım dün gece yarım bıraktığın o heyecanlı kurgu bugün nasıl devam edecek minik kuş?" diye sordu, gözlerindeki o meraklı ve teşvik edici bakışla.
Elimdeki çatalı tutup neşeyle gülümsedim. "Bugün tam ana karakterin dönüm noktası olduğu sahneleri yazacağım! Öyle bir sürpriz ekledim ki okuyan herkes şoke olacak."
Si-woo abi kahvesinden bir yudum alıp başını salladı. "Desene bugün stüdyoda yine bizim sırtımız yere gelmeyecek, küçük yazarımız harikalar yaratıyor."
Kahvaltının neşeli sohbeti ve abilerimin tatlı takılmaları eşliğinde kahvelerimizi içip güne enerjik bir başlangıç yaptık. Kahvaltı bittikten sonra herkes kendi işine dağılırken ben hemen heyecanla kendi özel odama koştum; yeni bölümü kağıda dökmek için sabırsızlanıyordum.
Jin-woo abi elindeki belgeleri bırakıp hafifçe gülümser ve yanıma yaklaşarak önümdeki sehpanın kenarına çömelir.
"Aslında tam da bunu konuşuyorduk minik yazar," der, sesindeki o heyecan ve gurur tonunu saklamayarak. "Yeni şarkımızın kayıtları dün tamamlandı, aranjesi de bitti bile. Önümüzdeki hafta başı gibi klip çekimleri için sete giriyoruz."
Min-ho abi de arkadan neşeyle lafa karışır, saçlarımı karıştırarak göz kırpar. "Yani hazırlıklara şimdiden başlasan iyi olur küçük hanım. Sette senin o yeşil saçların için harika bir konsept planladık, bayılacaksın!"
Gözlerim sevinçle parlar, elimdeki kalemi sehpaya bırakıp heyecanla yerimde hafifçe zıplarım.
"Gerçekten mi?! Klip çekimi mi?!" Ellerimi birbirine vurarak minik bir çocuk gibi sevinçle mırıldanırım. "Peki benim sahnelerim nasıl olacak? Kostümlerim hazır mı? Bana hemen detayları anlatmalısınız, yoksa merakımdan çatlarım!"
Jin-woo abi benim bu sevimli ve sabırsız hallerime dayanamayıp gülerek kollarını iki yana açar. "Yavaş ol ufaklık, hepsini tek tek anlatacağız. Önce bir sakinleş bakalım," derken Jae-hyun abi ve Si-woo abi de neşeyle etrafımızda toplanır, odanın içi yine kahkahalarımızla dolup taşar.
Jae-hyun abi kıkırdayarak masanın üzerindeki tabletini eline alır ve ekranı bana doğru çevirir.
"Bak bakalım minik hanım, senin için hazırladığımız kostüm taslakları ve set konsepti nasılmiş?" der, gözlerindeki o muzip parıltıyla.
Ekrandaki tasarımları görünce nefesim kesilir. Koyu yeşil saçlarımla mükemmel uyum sağlayacak, hem tarz hem de inanılmaz havalı kıyafetler seçilmiştir. Hatta klipte çalacak olan şarkının ritmine uygun olarak stüdyoda harika bir set tasarımı planlanmıştır.
Ellerimle ağzımı kapatıp mutluluktan başımı sallar ve heyecanla abilerime dönerim. "Bu... Bu inanılmaz! Bayıldım buna! Kesinlikle şimdiye kadarki en iyi klibimiz olacak!"
Si-woo abi kollarını göğsünde kavuşturup gururla gülümser. "Beğenmene sevindik küçük yazar. Malum, grubumuzun en parlayan yıldızı için en iyisi neyse o olmalı."
Jin-woo abi tablet ekranını kapatıp sehpaya koyar ve şefkatle saçlarımı hafifçe karıştırır.
"Beğendiğine sevindik minik yazar," der, yüzündeki o sıcak gülümseme hiç solmadan. "Ama asıl sürprizimiz şu ki; bu klipte sadece şarkı sözü yazarı olarak arkada kalmayacaksın. Kameraların önüne geçip sahnelerde bizzat yer alacaksın."
Gözlerim bu kez heyecandan ve şaşkınlıktan neredeyse yuvalarından fırlayacak gibi açılır. Ellerimi göğsüme götürüp yerimde hafifçe doğrulurum. "Ben mi?! Sadece arka planda değil, klipte de mi oynayacağım?!"
Min-ho abi gülerek başını sallar. "Elbette! Grubun hem kalbi hem de en parlayan yıldızı sensin, kameralar karşısında parlamanın vakti çoktan geldi."
Kalbim göğsümde deli gibi çarpmaya başlarken, sevinçten ne yapacağımı bilemeyerek kollarımı boynuna doladığım gibi Min-ho abiye sarıldım.
"İnanmıyorum! Gerçekten klipte ben de mi olacağım?!" Sesimdeki o çocuksu heyecan odada yankılanırken, diğerleri de gülüşerek aramıza katıldılar.
Jae-hyun abi ve Si-woo abi de kollarını ikimize doladıklarında, o an stüdyodaki özel odamın içi tamamen sıcak bir sarılmayla doldu. Jin-woo abi gülerek saçlarımın tepesine yumuşak bir öpücük kondurdu.
"Hazırlansan iyi olur ufaklık," dedi, gözlerindeki o gururlu ve korumacı ışıltıyla. "Önümüzdeki hafta kameralar karşısına geçtiğimizde, herkes bizimle birlikte senin de ne kadar harika olduğunu görecek."
Az önce Si-woo, Ji-hun, Tae-min ve Do-yun'un o neşeli ve gürültülü bir şekilde odaya dalıp sürpriz habere ortak olduğu yerde kalmıştık. Onların bu enerjik katılımıyla hikayeyi hemen oradan sürdürüyorum:
Si-woo, Jin-woo, Min-ho ve Jae-hyun abilerimle yaşadığımız bu heyecanlı anın ortasında, kafamı biraz geriye çekip merakla kapıya doğru bakındım.
"Bir dakika..." dedim, kaşlarımı hafifçe çatıp gülerek. "Diğerleri nerede kaldı? Ji-hun, Tae-min, Do-yun... Yani siz neredeydiniz? Bütün bu büyük haberi onlarsız nasıl kutlayacağız ki?"
Tam o sırada, stüdyonun geniş koridorundan gelen o tanıdık kahkahalar odanın kapısında yankılandı.
Ji-hun elindeki bazı notlarla kapıda belirdi; hemen arkasından Tae-min ve Do-yun da koşa koşa içeri daldılar.
Ji-hun nefes nefese ama yüzünde kocaman bir sırıtışla ellerini beline koydu. "Bak sen şuna! Biz arkada klip için son ışık ve sahne detaylarını toparlayalım, bunlar burada durup en büyük haberi bizim en küçük yıldıza bizden önce versinler!"
Tae-min başını sallayıp gülerek hemen aramıza katıldı. "Öyle şey olur mu hiç? Biz de tam kapının arkasında bekliyorduk, asıl sürprizi kaçıracağız diye ödümüz koptu!"
Do-yun ellerini iki yana açıp neşeyle lafa atıldı. "Kesinlikle! Yeni klip ve bizim minik yazarımızın sahnede bizzat parlayacak olması kutlanmayı sonuna kadar hak ediyor. Bütün ekip tam kadro buradayken bu haberi kutlamadan adım atmayız, benden söylemesi!"
Jin-woo oturduğu yerden gülerek ayağa kalktı ve odadaki herkesin görebileceği şekilde ellerini birbirine vurdu.
"Madem bütün ekip tam kadro toplandı ve en küçük yıldızımız da aramıza katıldı, o zaman kutlama vakti demektir!" dedi, gözlerindeki o neşeli pırıltıyla. "Hadi bakalım, önce Do-yun'un getirdiği o lezzetli tatlıları yiyelim, ardından da yarından itibaren sete çıkmadan önce yapacağımız son prova programını masaya yatıralım."
Min-ho hemen başını sallayarak onayladı ve masanın etrafındaki sandalyeleri hepimiz için düzenlemeye başladı. Jae-hyun, Ji-hun, Tae-min ve Si-woo da neşeli sohbetler eşliğinde etrafa yayılırken, odanın içi bir anda hem sıcak bir aile ortamına hem de profesyonel bir ekibin o harika sinerjisine büründü.
Ben de heyecanla yerimden doğruldum ve masanın etrafındaki yerimi alırken içimden geçirdim: Yazım, stüdyo, şimdi de bu muazzam klip... Hayatımın en harika dönemi resmen başlıyor.
Tatlılar masanın ortasına yerleştirilir yerleştirilmez odadaki coşku iki katına çıktı. Ji-hun, getirdiği çikolatalı kurabiyeleri özenle tabağa dizerken bir yandan da takılmadan duramadı.
"Bak Hasret, bu kurabiyeleri özellikle seçtim çünkü son bölümün o kadar heyecanlı bittiğini söylüyorsun ki, tatlı yemeden o tempoya ayak uydurmamız imkansız," dedi, yüzündeki o tatlı gülümsemeyle.
Tae-min hemen atılıp elindeki kahve fincanını masaya bıraktı. "Kesinlikle haklı! Özellikle o secret data extraction (gizli veri çıkarma) teması ve ardından gelecek olan on altıncı ve on sekizinci bölümlerdeki o büyük confrontation (yüzleşme) sahnesi... Biz şimdiden meraktan çatlıyoruz, klip provasına geçmeden önce bize hikayenin gidişatıyla ilgili biraz daha ipucu vermelisin."
Si-woo kafasını sallayarak Tae-min'i onayladı ve bana doğru eğildi. "Doğru söylüyor küçük yazar, hikayenin bu yeni dönemi için masada bir içindekiler tablosu bile istemediğine göre, okuyucuları doğrudan o nefes kesici kaosun içine atacaksın demektir. Detayları şimdiden bizimle paylaşmalısın."
Ben kıkırdayarak önümdeki kurabiyeden bir ısırık aldım ve gözlerimi parıldatarak etrafımdaki yedi abime baktım. "Sürprizin büyüğünü şimdiden bolemem ki! Ama klip çekimleriyle birlikte hikayenin o sahneleri de tam oturduğunda, asıl şölen o zaman başlayacak."
Min-ho, elindeki kahve kupasını sehpaya bırakıp hafifçe öne doğru eğildi, gözlerindeki o yapımcı ciddiyeti ama aynı zamanda neşeli parıltı birleşmişti.
"İyi de küçük yazar, sen hem o devasa kurgunun yeni cildinin hazırlıklarıyla uğraşacaksın hem KPSS maratonunu idare edeceksin hem de bizimle günlerce sürecek klip setinde sabahlayacaksın," dedi, hafif bir merak ve tonunda tatlı bir korumacılıkla. "Bu kadar şeyi aynı anda nasıl sığdıracaksın planına? Arada uyumayı falan düşünmüyor musun yoksa?"
Odadakiler Min-ho'nun bu haklı ama muzip sorusuna gülerken, Jin-woo hemen kollarını kavuşturup gülümseyerek araya girdi.
"Merak etme Min-ho, bizim en küçük yıldızımız her şeyi kusursuz organize eder," dedi, gururla başını sallayarak. "Zaten 35 bölümlük o yoğun cildin son bölümünü yeni bitirip bir-iki haftalık hak edilmiş bir mola verdi bile. Zamanlamayı gayet iyi ayarlıyor."
Ben ağzımdakini yutup neşeyle başımı salladım, ellerimi masaya dayayıp özgüvenle gülümsedim. "Tamamen planlı programlı gidiyorum abilerim! Bir-iki haftalık bu mini molamı hem klibin hazırlıkları hem de dinlenmek için harika bir fırsata çevireceğim. KPSS ve yazarlık aynı anda biraz yoruyor olsa da, ikisinden de vazgeçmeye niyetim yok!"
Do-yun ellerini havaya kaldırıp gülerek teslim olur gibi bir hareket yaptı. "Vay be! Biz burada sadece tek bir şarkının klibiyle uğraşırken tık nefes oluyoruz, sen aynı anda hem geleceğin sınavına çalışıyorsun hem de milyonları peşinden sürükleyecek kitaplar yazıyorsun. Helal olsun valla!"
Jae-hyun, masanın üzerindeki tabletini tekrar ellerinin arasına alıp klip için hazırlanan örnek koreografi videolarından birini açtı ve ekranı hepimizin görebileceği şekilde masanın ortasına doğru eğdi.
"Madem planlar yapıldı ve mola dönemi harika bir şekilde değerlendiriliyor, o zaman küçük bir ön izleme yapma vaktimiz geldi demektir," dedi, yüzündeki o enerjik dansçı gülümsemesiyle. "Hasret, özellikle senin kameraların önüne geçeceğin o kritik sahneler için hazırladığımız ana ritim tam olarak bu. Bakalım bu tempoya ayak uydurabilecek misin?"
Videoda oynayan tempolu ve keskin dans hareketlerini görünce gözlerim parladı. Koltuğumda biraz daha dikleşip ekrana odaklandım. "Aman Allah'ım... Bu beat inanılmaz iyi! Koreografi de tam tarzım olmuş," diye mırıldandım heyecanla.
Ji-hun hemen ayağa kalkıp sandalyeyi biraz geriye itti ve odanın boş alanına doğru bir adım attı. "Sadece video izlemekle olmaz ama," dedi, gülerek ellerini birbirine vururken. "Hadi bakalım küçük yazar, şimdiden ufak bir provaya başlayalım ki sette yabancılık çekmeyesin!"
Ji-hun'un bu meydan okuyan ama bir o kadar da eğlenceli teklifiyle odadaki tüm gözler bana çevrildi. Jae-hyun tabletten müziğin sesini biraz daha açarken, odanın içini o ritmik ve enerjik beat sardı.
"Meydan okumayı asla geri çevirmem!" dedim, gülerek oturduğum yerden hızla ayağa kalkarken.
Si-woo, Tae-min ve Do-yun oturdukları yerlerden neşeyle ellerini çırparak tempo tutmaya başladılar. Jin-woo ve Min-ho ise kahvelerini ellerine alıp keyifle arkalarına yaslandılar, sanki biraz sonra izleyecekleri gösterinin başrollerini bekleyen gururlu prodüktörler gibiydiler.
Ji-hun ilk adımı atıp koreografinin o keskin ve akıcı hareketlerini yapmaya başladığında, gözlerimle hemen hareketleri takip ettim. Ritmin kulağıma dolmasıyla birlikte, içimdeki o sahne heyecanı bütün yorgunluğumu alıp götürdü. Ji-hun'un yönlendirmesiyle aynı anda kollarımı yukarı kaldırıp ilk dönüşü yaptım ve tam da videoda gördüğümüz o ana figürde onunla kusursuz bir uyum yakaladık.
Nefes nefese ama yüzümde kocaman bir gülümsemeyle durduğumda, Tae-min coşkuyla yerinden fırladı.
"Vay canına! Daha ilk deneme olmasına rağmen sanki aylardır bu koreografi üzerinde çalışıyormuş gibisin!" dedi, hayranlıkla ellerini birbirine vurarak.
Do-yun gülerek yerinden kalktı ve bana bir şişe su uzatırken başını hafifçe salladı. "Böyle giderse klip çekimlerinde bizim bile pabucumuzu dama atarsın valla, asıl dansçılar olarak işimiz zor," dedi takılarak.
Su şişesini alıp neşeyle gülümserken Jae-hyun oturduğu yerden tableti kapatıp ayağa kalktı. "Do-yun haklı, enerjin kelimenin tam anlamıyla tavan yapmış durumda. Ama bu tempoyu sette de korumamız gerekecek, o yüzden yarın sabah stüdyodaki ana prova salonunda tam kadro buluşuyoruz, unutmayın!"
Jin-woo, ceketini sırtına geçirip son bir kez hepimize göz gezdirdi ve onaylayan bir baş hareketi yaptı. "Aynen öyle. Herkes dinlensin, yarın sabah erken saatlerde iş başı yapıyoruz. Özellikle bizim minik yazarımız, o bir-iki haftalık molanın tadını çıkarırken dinlenmeyi de ihmal etmesin."
Abilerimle stüdyonun çıkış kapısına doğru yürürken, içimdeki o tatlı yorgunluk yerini yerini tarifsiz bir huzura ve heyecana bırakmıştı. Hayatımın bu en tempolu, en harika dönemi tam da istediğim gibi akıp gidiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.