3. bölüm · Sessiz yemin
İlk sınav
# BÖLÜM 3: İlk Sınav
Araba kilometrelerce uzağa, benim hiç bilmediğim ama yeni hayatımın başlayacağı o devasa, korunaklı evin önüne gelene kadar kasıklarımdaki o ince sızı hiç geçmedi. Yol boyunca öz annemin bana şefkatle bakışlarını, öz babamın dikiz aynasından beni endişeyle süzüşünü kaçamak bakışlarla izlemiştim. Bana zarar vermek istemedikleri aşikardı, ama içimdeki korku o kadar büyüktü ki, kimseye yaklaşamıyordum. Benim limanım da, sığınağım da, en büyük tehlikem de karnımdaki o küçük candı.
Arabadan indiğimizde karşımda yükselen modern, lüks evi bile gözüm görmedi. Tek istediğim bir an önce yalnız kalıp bedenimin bana oynadığı bu acı oyunu kontrol altına almaktı.
"Seni çok yorduk, farkındayım güzel kızım," dedi annem, kapıdan içeri girerken koluma nazikçe dokunarak. "Burası senin evin. Yukarısı tamamen senin odan. Git biraz dinlen, akşam uzun uzun konuşuruz, olur mu?"
Sadece başımı sallayabildim. Konuşacak dermanım yoktu. Merdivenleri neredeyse koşarak çıktım ve bana gösterilen o geniş, yabancı odanın kapısını arkamdan kapatıp kilitledim. Sırtımı kapıya yasladığım an, nefesim boğazıma tıkandı.
Kasıklarıma saplanan o ani ve keskin acıyla inleyerek yere çöktüm. Bol siyah kazağımın eteklerini titreyen ellerimle yukarı doğru sıyırdım. Karnıma dokundum. Buz gibiydi ama içi alev alev yanıyordu.
*"Hayır..."* diye fısıldadım, gözlerimden yaşlar boşalırken. *"Şimdi olmaz. Bizi bırakma..."*
Ağır adımlarla banyoya ulaştım. Korktuğum o amansız gerçekle yüzleşmek saniyelerimi aldı. Çamaşırımda gördüğüm o birkaç damla leke, kalbimin teklemesine yetti. **Düşük riski başlamıştı.** Vücudum, on yedi yıllık ailemin evinde yediğim o darbeleri, işittiğim o ağır "oruspu" ithamlarını ve bu yolculuğun amansız stresini artık kaldıramıyordu. Bedenim bana isyan ediyordu.
Korkuyla banyonun zeminine uzandım, bacaklarımı göğsüme doğru çekip cenin pozisyonu aldım. Eğer şimdi hastaneye gitmek istersem, bu yeni aile her şeyi öğrenecekti. Karnımdaki bebeği öğrenecekler, babasını soracaklar ve o aşiret duvarlarının arkasındaki adamın gölgesi bu eve de düşecekti. Susmak zorundaydım. Bu acıyı da, bu riski de tek başıma göğüslemek zorundaydım.
Gözlerimi sımsıkı kapatıp ellerimle karnımı sardım. *"Dayanacaksın,"* dedim içimdeki fırtınaya. *"O korkak adama inat, beni bir kalemde silen o aileye inat dayanacaksın. Seni kimsenin benden almasına izin vermeyeceğim."*
Kapının arkasından annemin yumuşak sesi duyuldu: "Kızım? İyi misin? Bir şeye ihtiyacın var mı?"
Sesimi normal çıkarmaya çalışarak, boğazımdaki hıçkırığı yutarak cevap verdim: "İyiyim... Sadece çok yorgunum, biraz uyuyacağım."
"Tamam canım, dinlen sen," dedi ve ayak sesleri uzaklaştı.
Sancı dalga dalga gelip beni sarsarken, banyo zemininde ne kadar kaldığımı bilmeden acıyla kıvrandım. Bebeğim sınırdaydı; yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide, benim feryatlarıma tutunmaya çalışıyordu.
