22. bölüm · Sessiz Tanıklar
8. Bölüm
Gözlerimi yavaşça açtım.
Oda hâlâ loştu.
Perdenin arasından ince bir sabah ışığı içeri süzülüyordu.
Birkaç saniye tavana baktım.
"Neredeyim ben?"
Sonra başımı çevirince hatırladım.
Meyra'nın odası...
Yıldız, yatağın hemen yanında kıvrılmış uyuyordu.
Meyra ise battaniyeye iyice sarılmış, derin bir nefes alıp veriyordu.
İçim istemsizce yumuşadı.
Dün gece bana "Burada kal." demişti.
Belki de uzun zamandır ilk kez gerçekten güvende uyumuştum.
Sessizce doğruldum.
Yatağın gıcırdamaması için yavaş hareket ettim.
Yıldız kulağını hafifçe oynattı ama uyanmadı.
Gülümsedim.
Parmak uçlarımda yürüyerek odadan çıktım.
Lavaboya girdim.
Musluğu usulca açtım.
Soğuk su avuçlarıma doldu.
Yüzüme çarptığım anda irkildim.
Aynaya baktım.
Kısa saçlarım hâlâ bana yabancı geliyordu.
Parmaklarımı saçlarımın arasından geçirdim.
"Hâlâ alışamadım..."
Yüzümü kurularken elim cebime gitti.
Bir şey vardı.
Kaşlarımı çattım.
Cebimden küçük, katlanmış bir kâğıt çıktı.
Kalbim sıkıştı.
Yavaşça açtım.
Tek bir cümle yazıyordu.
"Gidin bakalım... Beni gömdüğünüz ormanda mıyım?"
Boğazım düğümlendi.
Ellerim titremeye başladı.
"N... nasıl?"
Bu not...
Cebime nasıl girmişti?
Ben uyurken mi?
Evdeyken mi?
Yoksa...
Bizi biri sürekli izliyor muydu?
Kalbim göğsümü yumrukluyordu.
Koşarak odaya döndüm.
"Meyra..."
Sesim titriyordu.
Omzuna hafifçe dokundum.
"Meyra... uyan."
Meyra gözlerini araladı.
"Efsun?"
Notu uzattım.
Hiç konuşamadım.
Sadece baktım.
Meyra satırları okuyunca yüzündeki uykulu ifade tamamen kayboldu.
"Bu... ne?"
Sessizce başımı salladım.
"Bilmiyorum."
Meyra hemen telefonunu aldı.
"Sessiz Tanıklar" grubunu görüntülü aradı.
Birkaç saniye içinde herkes bağlandı.
İlk Kerem çıktı.
Yatağa yayılmıştı.
Saçları darmadağındı.
"Meyra.. sabah sabah..."
Esnemesi yarıda kaldı.
"Hayırdır?"
Sonra İzmir bağlandı.
Mutfaktaydı.
Elinde spatula vardı.
"Bir dakika, yumurtalar yanacak..."
Arkasından Yaman göründü.
Her zamanki gibi sakindi.
Aras ise dışarıdaydı.
Rüzgâr saçlarını hafifçe savuruyordu.
Meyra kamerayı bana çevirdi.
"Yeni not geldi."
Herkes aynı anda ciddileşti.
Notu ekrana tuttum.
Kimse birkaç saniye konuşmadı.
Kerem bile ilk kez şaka yapmadı.
Yaman derin bir nefes aldı.
"Sahilde buluşuyoruz."
Kimse itiraz etmedi.
Görüntülü konuşma sona erdi.
---
Meyra aceleyle hazırlanırken ben de montumu giydim.
Yıldız uyanmıştı.
Kuyruğunu sallayarak yanıma geldi.
"Gel bakalım."
Tasmasını taktım.
Kapıyı açtığımız anda Hazal Teyze ile göz göze geldik.
Şaşkınca bana baktı.
"Efsun?"
"Buradaydın demek."
Başımı mahcup bir şekilde eğdim.
"Evet..."
Meyra cevap verdi.
"Anne, acil çıkmamız gerekiyor."
Hazal ikimize de baktı.
"Bari kahvaltı edin kızlar."
Meyra başını iki yana salladı.
"Sonra yeriz."
Hazal iç çekti.
"Aç kalmayın olur mu?"
Yüzünde öyle sıcak bir gülümseme vardı ki...
İçim burkuldu.
Bir anne...
Demek böyle konuşabiliyormuş.
Sessizce teşekkür ettim.
Sonra dışarı çıktık.
---
Meyra hiç düşünmeden elimi tuttu.
"Hadi."
Koşmaya başladık.
Yıldız da peşimizden seke seke geliyordu.
Sabah rüzgârı yüzüme çarpıyordu.
Nefes nefese kaldığım hâlde durmadım.
Aklım sadece o nottaydı.
Sürekli aynı soru dönüyordu.
"Bizi kim izliyor?"
---
Sahile vardığımızda herkes bizi bekliyordu.
Kerem beni görünce bir an durdu.
Sonra şaşkınlıkla saçlarıma baktı.
"Saçlarını mı kestin?"
Ben cevap veremedim.
Meyra sessizce konuştu.
"Babası kesmiş."
Bir anda sessizlik oldu.
Aras bana baktı.
Kaşları hafifçe çatılmıştı.
Sonra beklemediğim bir şey söyledi.
"Yakışmış."
Şaşırdım.
Gerçekten şaşırdım.
İlk kez kısa saçlarım için güzel bir şey söyleyen biriydi.
İçimde küçücük bir sıcaklık oluştu.
İstemsizce gülümsedim.
"Teşekkür ederim."
Aras sadece başını salladı.
---
Hepimiz kuma oturduk.
Yaman notu elimden aldı.
Dikkatlice okudu.
Sonra düşünceli bir sesle konuştu.
"Önce gidip iddianın doğru olup olmadığını anlamamız gerekiyor."
Başımı kaldırdım.
"Ya orada ceset yoksa?"
Bu ihtimal bile içimi ürpertiyordu.
Kerem cebinden araba anahtarını çıkardı.
"Babamın arabası bende."
"Onunla gideriz."
Herkes kabul etti.
--
Arabaya bindik.
Yaman direksiyona geçti.
Ben arka koltuğa oturdum.
İzmir yanıma geldi.
Başını omzuma yasladı.
Hiç konuşmadı.
Ama bazen sessizlik de destek oluyordu.
Meyra camdan dışarıyı izliyordu.
Aras ön koltukta sessizce yolu takip ediyordu.
Kerem ise gülerek
"Yıldız, niye öyle bakıyorsun lan?"
dedi.
Tam o anda Yıldız zıplayıp Kerem'in kucağına oturdu.
Kerem kahkaha attı.
"Tamam tamam, anladım."
"Hepiniz beni seçiyorsunuz zaten."
Arabanın içinde kısa bir gülümseme yayıldı.
Ben de istemeden gülümsedim.
Ama cebimdeki notu sıkıca tutuyordum.
Çünkü içimde tek bir his vardı.
Birisi...
Bizi izliyordu.
Ve bu oyunun daha yeni başladığını hissediyordum.
