9. bölüm · Seni Sevmek Dünya'dan Başka

Kalbim deli olduu

Yagmur _

9. Bölüm

(Sabah saat altıydı. Bugün dükkâna erken gidecektim. Üzerimi giyindim, hızlıca çıktım. Otobüs durağında biraz bekledim. Hava bugün bayağı soğuktu.
Yarım saat sonra dükkânın oraya gelmiştim. Kapı açıktı ama kim açmıştı? Sadece demiri yukarı kaldırmam gerekiyordu, kaldırdım. “Acaba hırsız mı girdi?” diye düşündüm ama sanmam.
İçeri girdim, üstümü değiştirdim. Sadece ben vardım. Seslendim, kimse ses etmedi. Bu arada ben aptal mıyım? Bu ne rahatlık, dükkânı kontrol bile etmedim. Neyse… Yukarı çıktım, gezindim, kimse yoktu. Işıkları açtım. En son ofisin oraya gittim, mutfağın ilerisindeydi. Kapıyı açtım ve içeride Rafet sandalyede uyuya kalmıştı.
Köşede bir şal vardı, üzerine örtmek için yaklaştım. Örtüp çıktım. “Niye burada uyumuştu acaba?” derken Kerem ve Zeynep dükkâna girdi. Ardından Ayşe, soğuk bir ifadeyle.)
Zeynep: Günaydın. Burada ne arıyorsun kız erkenden?
Yağmur: Öyle… Erken geldim.
Kerem: Günaydın gün ışığı.
Yağmur: Ahaha sağ ol Kerem, sana da.
(Ayşe koşarak sarıldı.)
Ayşe: Günaydınnn!
Yağmur: Günaydın, ne oldu?
Ayşe: Açım. Aç hemen mutfağı, bize kahvaltı hazırla.
Yağmur: Ne ara uyandın da acıktın?
Ayşe: Sus sus.
Yağmur: Peki tamam.
Zeynep: Rafet usta kaçta gelecek?
Yağmur: Bilmem, nereden bileyim… Şey, içeride aslında.
Kerem: Nasıl, nerede?
Yağmur: Sabah geldim, kapı açıktı. Dükkânı dolandım, ışıkları açtım. Ofisin kapısı aralıktı, Rafet içeride uyuyordu. Anlamadım.
(Ayşe bara baktı.)
Ayşe: Benim buradan iki şişe almış.
Zeynep: Off, desene bugün hiç çekilmez Rafet. Aman neyse, ben işime geçiyorum.
Kerem: Ee Yağmur, gel hadi sen de.
Yağmur: Tamam Kerem, siz geçin.
Ayşe: Yemekkk!
Yağmur: Tamamm.
(Mutfağa girdim. Zeynep ve Kerem tezgâhlarını ayarlıyordu. Zeynep kahvaltıda, Kerem hazırlıktaydı. Ben de ocak bölümündeydim.
Omlet ve biraz kahvaltılık hazırladım. Dokuz tabak yaptım: Ayşe, Kerem, Zeynep, Berke, Murat, Mehmet, Asude, ben ve Rafet.
Personel masası kuruldu, herkes oturdu. Kimseye çaktırmadan ofise doğru yürüdüm, elimde tepsiyle. Tabii Ayşe olayı anladı, o ayrı.
Kapıyı açtım. Rafet hâlâ uyuyordu. Tepsiyi masaya bıraktım.
“Ben bu ayıya niye iyi davranıyorum?” dedim içimden. “Hani bana bakmaz ya zaten.”
Kapıyı kapatıp mutfağa çıktım. Ayşe arkamdan geldi.)
Ayşe: Sen niye yemiyorsun?
Yağmur: Canım istemiyor.
Ayşe: Rafet kollarına bayılmak istiyor gibi canın dimii? :)
Yağmur: Hayır Ayşe.
Hüseyin: Günaydın kızlar.
Ayşe: Ben gidiyorum.
Hüseyin: Dur gitme, bekle. Yağmur geliyorum ben, gel Ayşe.
Ayşe: Ya niye beni köşeye götürdün, ne istiyorsun?
Hüseyin: Berke’den uzak dur. Kapıda az önce sigara içerken gördüm. Gülüşerek… Kahvaltı falan sevmem ben.
(Ayşe kahkaha patlattı.)
Ayşe: Pardon, neyimsin benim sen? Kıskanıyor musun?
Hüseyin: Seni kıskanmıyorum. O çocuk düzgün değil. Çok samimisiniz. Ayrıca dükkân burası, kovulursun yoksa.
Ayşe: Sana bir şey diyeyim mi? S*ktir git Hüso.
(Hüseyin Ayşe’nin kolunu tuttu.)
Hüseyin: Düzgün konuş Ayşe. Canımı sıkıyorsun. Ayrıca bu ruj ne böyle?
(Ayşe’nin rujunu parmağıyla sildi.)
Ayşe: Ya ne yapıyorsun—
Hüseyin: Sus. Bir daha yok. Dükkân burası.
(Ayşe Hüseyin’i itekleyip bara doğru gitti. Hüseyin arkasından sırıttı.)
(“Sen benimsin Ayşe,” diyor kalbim ve aklım sanki.)
(Rafet – gözlerimi açtım. Masada bir kahvaltı tepsisi vardı. Kim bıraktı bunu? Üzerimde bir şal… Yağmur diyorum içimden.
On dakika sonra odadan çıkıp üstümü değiştirdim. Mutfağa geçtim. Herkes çalışıyordu. Yağmur köşede, düşünceli düşünceli doğrama yapıyordu. Çok güzel duruyordu. Yanakları al al, dudakları kırmızı, gözleri koyu kahve. Elleri yine titrek. Yanına yürüdüm.)
Rafet: Günaydın.
Yağmur: Sağ ol.
Rafet: Gece için…
Yağmur: Sorun yok, ben yanlış anladım.
Rafet: Sen de beni yanlış anladın.
Yağmur: Peki, tamam. Uzatmaya gerek yok.
(Zaman geçti. Aşağı indim, Ayşe’yle mola saatimiz denk geldi. Berke’yle sohbet ediyordu, numaraları bile vermişler birbirlerine. Neyse… Ben de telefonla uğraşıyordum.
Bir süre sonra biri yanıma oturdu. Kafamı kaldırdım; elinde sigara, Rafet.)
Rafet: Numaranı versene.
Yağmur: Neden?
Rafet: Geceleri sapkınlık yapacağım, neden olsun? Yağmur mutfak grubuna alacağım.
Yağmur: Hayır yani… Tamam vereyim. Ben de yapabilirim sapkınlık arada, haberin olsun.
Rafet: Karşılıklı he.
Yağmur: Kaydettin mi?
Rafet: Tamam, gruptasın artık. Sigara içer misin?
Yağmur: Kullanmıyorum, sevmem.
Rafet: Ben de sevmem. Yakışmıyor kadının eline.
Yağmur: Çoğu kişi içiyor şu an.
Rafet: Sana hiç yakışmaz bence.
Yağmur: İyi, peki.
(Telefonunu aldı, bakınmaya başladı. Ben de hemen öyle yaptım.)
Moladan Sonra – Mutfak
Kerem: Ee Yağmur, gruptasın. Numaranı da kaydettim bu arada. Müsait olduğun bir akşam var mı?
Yağmur: Yok Kerem, ben müsait olmuyorum.
Kerem: Naz yapıyorsun.
Yağmur: Evet, öyle.
Rafet: İyi mi sohbet?
Yağmur: Çok iyi. Sizden daha konuşkan, samimi, güler yüzlü.
(Rafet kaşlarını kaldırdı, Kerem güldü.)
Rafet: Komik mi Kerem? Yağmur ne demek bu?
Yağmur: Şaka şaka.
Rafet: Ben sevmem.
(Dudağımı büzdüm, gözlerimi ağlayacak gibi yaptım.)
Yağmur: Peki peki.
Rafet: Kırdım mı?
Yağmur: Yo, asla asla.
(Hızlıca köşeye doğru yürüdüm. Arkamdan geldi.)
Rafet: Kırdım mı seni?
Yağmur: Hayır dedim ya.
(Elini yüzüme koydu.)
Rafet: Kırdım sanki… Dudakların…
Yağmur: Ama ne oluyor? Hem geceki lafı unutmayın. Benim çıkış saatim geldi, gittim ben.
Rafet: Dikkatli git.
(Göz kırptım. Rafet gerçekten sapık olabilir diye bazen düşünüyorum. Ayşe de Hüso için… Bu iki kuzen tehlikeli valla.
Neyse eve gittim, hızlıca yatağa yattım. Elimi yanağıma koydum. Hâlâ sıcacıktı.
Ah Rafet ah… Ne istiyorsun anlasam.
Yağmur, yumuşama hemen. Daha dün ne oldu, unutma. Amacı başka onun.
Neyse… Erkenden uyuya kalmışım, elim yanağımda. Rüyamda Rafet’i gördüm ve beni öp—
Neyse. Bu rüya korkunç. Yok öyle şey Yağmur. Sabaha kadar uyu.
Uyandım, devam ettim işte.)

Devam edecek…