8. bölüm · Seni Sevmek Dünya'dan Başka
Duygusuz adam
8. Bölüm
(Dudaklarımda bir el vardı. Karanlık ve sessizdi. Yağmur olduğunu hissettim o an; zaten titriyordu, tir tir. Bir elimi beline doladım, anlıktı, refleks gibiydi. Diğer elimi dudaklarıma dokunan eline götürdüm ve belinden kendime biraz daha çektim. Nefesi nefesimdeydi.
O an ne istiyordum ben bu kızdan gerçekten? Aşık mıydım?
Daha da yaklaşmışken Yağmur bir anda itti beni. Hızlıca değil, yavaşça. Sonra arkasını dönüp karanlıkta koştu, merdivene doğru. O an merdiveni bile buldu. Korkuttum galiba. Ama o an bilmiyorum… Sanki onu öpmek istedim. Neyse… Ne yaptım ben? Saçmaladım. Arkasından seslendim.)
Rafet: Yağmur, yavaş… Bekle. Özür dilerim Yağmur!
Hüseyin: Noldu kız? Yağmur, niye bu kadar nefes nefesesin? Sakin.
Yağmur: Yok bir şey… Aşağıda korktum.
(Arkamdan Rafet gelmişti. Mutfağa girdi, bana bakıyordu. Ben ona bakamadım bile. Hızlıca arkaya geçtim. Elime oyalanacak bir şey aradım.
Ne yaptı o? Beni öpecek miydi yani? Nasıl oldu öyle? Off… Neyse Yağmur, sakın belli etme. Kendini sakin tut.)
Hüseyin: Oğlum sen neredesin? Kız kahve getirdi sana, sen aşağı gitmişsin. Hadi iç, soğutma iyice.
Rafet: Tamam, oturdum.
(Gözlerim Yağmur’daydı. Ya rahatsız oldu ya da çok utandı. Ama ne yaptım ben?)
Hüseyin: Noldu aşağıda, kızı mı kovaladın? Yazık, koşarak geldi.
Rafet: Yok öyle bir şey. Karanlıkta ses duymuştur belki, ondandır.
Hüseyin: Perili ya bura dimi? Doğru söyle kuzen.
Rafet: Kafa bulma oğlum benimle. Git işine ya… Ne bileyim işte, korkmuştur.
Hüseyin: Sende var mı bu kıza karşı bir şeyler ha? Değişiksin bu aralar.
Rafet: Yok, saçmalama. Ne olacak?
Hüseyin: Neyse boş ver. Şu Berke’yi kovalayalım mı?
Rafet: Niye? Keyfe eleman mı çıkarıyorum ben?
Hüseyin: Ya sebebi var.
Rafet: Neymiş?
Hüseyin: Ayşe’ye sarkıyor, canımı sıkıyor biraz o yüzden.
Rafet: Sana ne Ayşe’den? Hayırdır, âşık mı oldun?
Hüseyin: Aşk değil de… Ayşe küçük ya daha, ondan rahatsız olur falan. Güzel de kız yani.
Rafet: Takılmaya mı lazım? Benim elemanlardan uzak dur.
Hüseyin: Ya zaten rahat kandırırım da… Şaka yapıyorum. Yaşı küçük ondan. Kızın Berke çok peşinde.
Rafet: Sen karışma, işin yoksa.
Hüseyin: İyi. Yağmur gelsene buraya, orada öyle durma. İş yok zaten.
Yağmur: Yok, iyi böyle. Siz oturun.
Rafet: Eline sağlık bu arada.
(Sadece kafamı salladım. Hâlâ kalbim küt küt atıyordu.)
2 Saat Sonra
Hüseyin: İyi, kolay gelsin size. Ben gidiyorum. Kuzen, sana da görüşürüz. Yağmur.
Rafet: Sağ ol, hadi görüşürüz.
(Hüso barın oraya gider.)
Ayşe: Ne oldu, ne bakıyorsun?
Hüseyin: Ee, çıkmıyor musun? Bırakayım istersen.
Ayşe: Sen kendini bırak istersen. Cins seni.
Hüseyin: Çok burnun kalktı ha.
Ayşe: En azından büyük değil, seninki gibi.
Hüseyin: Ne? Ne?
(Ayşe gülerek çıktı, dışarı gitti.)
Rafet: Ee Yağmur, seslendim ama duymadın. Özür dilerim demiştim.
Yağmur: Doğru değildi. Neden yani?
Rafet: Anlık refleks işte.
Yağmur: Her reflekste birini mi… Off, neyse. Tamam sorun yok. Ben ortalığı toplayayım. Saat on oldu artık.
Rafet: Yardım edeyim istersen.
Yağmur: İstemez.
Rafet: Nazikçe sordum. Nazik cevap ver. Bu dükkânın neyi olduğumu unutma istersen.
Yağmur: Doğru, Rafet Bey. Kusura bakmayın.
(Rafet derin bir iç çekti, dışarı çıktı. Sigarasını yaktı. Derin derin düşündü. Doğruyu mu yanlışı mı yaptı bilmiyordu.
Yağmur mutfakta temizlik yapıyordu. Kafası doluydu ama kalbi daha da doluydu.)
Çıkış Saati
Rafet: Mutfak tamamsa ışıkları kapatayım, çıkalım artık. Dışarıda yağmur var, fazlasıyla.
Yağmur: Peki, tamam. Hazır burası. Kapatabiliriz, Rafet Bey.
Rafet: Yağmur Bey konusu yine mi başladı?
Yağmur: Karşınızda kim olduğunu unutma dediniz, o yüzden.
Rafet: O manada demedim. Neyse, yürü. Bir daha “bey” yok.
(Kafamı salladım. Aşağı soyunma odasına indim. Bu defa kapıyı kilitledim ve üzerimi değiştirmeye başladım. Hazırlandıktan sonra kilidi açmaya çalıştım ama…
Bir dakika. Kapı açılmıyor.
Bu başım beladan niye kurtulmuyor benim ya?)
Yağmur: Pardon! Kimse var mı? Kapı sıkışmış… Pardon!
Rafet: Ne oldu? Niye bağırıyorsun?
Yağmur: Kapı sıkışmış. Açabilir misiniz? Korkuyorum biraz, çok darlandım.
Rafet: Orada kal bugün. Ne olmuş?
Yağmur: Ya ne? Hayır!
(Rafet kapının köşesinde sessizce bekledi. Yağmur seslenip duruyordu. Yağan yağmurla birlikte tak… yine elektrik gitti.
Yağmur en sonunda ağlamaya başladı.)
Korkuyorum… Ne olur yapmayın ya…
(Dayanamadım. Niye böyle yaptım bilmiyorum ama hoşuma da gitti. Delirdim mi lan ben? Kapıyı biraz zorlayıp açtım.)
(Yağmur gözleri dolu dolu bana bakıyordu.)
Yağmur: Neden bunu yaptın? Ben daraldım. Korktuğum için değil ama… Sessizlik bir anda…
Rafet: Şakaydı. Özür dilerim.
(Kafamı eğip yukarı çıktım. Herkese “kolay gelsin” deyip dışarı çıktım.
Niye yaptı bunu bugün? Ne istiyor benden? Neden yani? Aptal adam…
Ve bir ses arkamdan geliyor.)
Rafet: Yağmur! Tamam, özür dilerim. Şakaydı gerçekten. Çok soğuk, bak ıslanıyorsun. Hadi gel, arabayla bırakayım.
(Dönüp bakmadım bile. Koştum arkasından, tuttu, çekti.)
Rafet: Hadi ama… Tamam, gel. Bırakayım.
Yağmur: Yeter artık! Ne istiyorsunuz benden? Ben gidebilirim. Her elemanınıza bu kadar ilgili misiniz acaba?
Rafet: Saçmalama Yağmur. Ben senin için, hastalanma diye… Yanlış anladın. Benim seninle işim bile olmaz. Ne anlatıyorsun?
(O an içimde bir şey kırıldı.
Evet korktum, evet rahatsız oldum ama… Ben Rafet’i seviyordum. Onun da öyle hissettiğini düşünmüştüm.
Bu neden şimdi? Ben çirkin miydim?
Elimi kolumdan çektim. Gözlerim doldu. Arkama döndüm ve hızlıca yürüdüm.)
Rafet: Yağmur, ne oldu? Nereye? Ne dedim ben ki? Yağmur, bak…
(Ne oldu biliyor musun Rafet? Aklını dinledin, kalbini değil.
Kızı kırdın. İçinde hisler varken her şeyin içine ettin.
Hadi şimdi toparla, toplayabilirsen. Ama bu sensin.
Yüz tane Yağmur gelse de değişmezsin. İçin bozuk senin.
Böyle bir kızı iğrenç duygularınla kirletme.
Dükkâna geri girdim. “Herkes çıksın” dedim.
Dükkân boşaldıktan sonra bardan bir şişe aldım, ofisime geçtim.
Kamerayı açtım. O karanlık ana baktım. Şansa ikimiz vardık sadece: Yağmur ve ben.
Benden kaçışını izledim.
Bardağı köşeye fırlattım. Şişeyi kafaya diktim.
Sonra orada uyuya kalmışım zaten.)
Yağmur – Evde
(Neden böyle dedi bana? Amacı neydi?
Ben niye girdim buraya? İlk hislerimde çıkmalıydım. Başka iş bulmalıydım.
Off… Ne yaptım ben? Sana bakar mı sence Rafet?
Aptalsın Yağmur. Hem de çok.
Gözlerim dolu dolu uyuya kaldım.
Ama kalbimde bir acı vardı.
Ve bambaşkaydı.)
Devam edecek...
