12. bölüm · SEN GELMEDEN ÖNCE

11 - Bir Gün Aynı Evde Uyanırsak

Başaran Küçükyanaçık

Eskiden mutluluğu çok uzaklarda arıyordum.
Yeni şehirlerde...
Yeni başlangıçlarda...
Büyük değişimlerde...
Oysa şimdi...
Mutluluğun aynı masada iki fincan kahve bırakabilmek olduğunu düşünüyorum.
Sevgili gelecekteki sen...
Bir gün aynı evde uyanırsak...
Umarım acelemiz olmaz.
Kahvaltıyı telaşla hazırlamak zorunda kalmayız.
Bazen ekmek kızarırken saçma bir konu hakkında konuşuruz.
Bazen hiçbir şey konuşmayız.
Ve o sessizlik bile eksik hissettirmez.
Çünkü bazı evler eşyalarla doludur.
Bazıları ise huzurla.
Ben ikinciyi kurmak istiyorum.
Sen kitap okurken...
Ben karşı koltukta başka bir kitap okuyayım.
Arada başımı kaldırıp sana bakayım.
Sen bunu fark etmeyebilirsin.
Ama ben içimden şunu düşüneyim:
"İnsan bazen en sevdiği manzaraya alışmıyor."
Birlikte markete gidelim.
Liste yapalım.
Listeyi yine evde unutalım.
Sen domates seçerken ben çayı unutayım.
Kasaya geldiğimizde ikimiz de birbirimize suç atalım.
Sonra dönüş yolunda gülelim.
Çünkü yıllar sonra hatırlanacak şey...
O alışveriş değil.
Birlikte gülüşümüz olacak.
Sevgili gelecekteki sen...
Kış akşamlarını çok seviyorum.
Belki sen de seversin.
Dışarıda yağmur yağarken...
İçeride kahve içerken...
Bir battaniyenin altına iki kişi sığmaya çalışırken...
Dünyanın bütün telaşı kapının dışında kalıyor gibi geliyor bana.
İşte ben...
Lüks bir hayat değil...
Böyle akşamlar istiyorum.
Biliyor musun?
Bence aşkın en güzel cümlesi...
"Seni seviyorum."
Değil.
"Gel, ben yaptım."
Cümlesi.
Bir tabağa meyve koyarken...
Bir fincan kahve uzatırken...
Üşüdüğünde omzuna bir şey bırakırken...
İnsan bazen sevgisini konuşmuyor.
Yaşıyor.
Sevgili gelecekteki sen...
Olur da bir gün canın çok sıkkın olursa...
Sana uzun nasihatler vermeyeceğim.
Belki mutfağa geçip sessizce çay koyacağım.
Belki yanına oturacağım.
Belki hiçbir şey söylemeyeceğim.
Çünkü bazı yaralar...
Konuşarak değil...
Birinin gitmemesiyle iyileşiyor.
Bir gün yaşlanacağız.
Belki gözlüklerimizi bulamayacağız.
Belki aynı hikâyeyi birbirimize ikinci kez anlatacağız.
Belki sen:
"Bunu dün de anlattın."
Diyeceksin.
Ben yine anlatacağım.
Sen yine güleceksin.
Ve belki o gün anlayacağız...
Mutluluk kusursuz bir hafıza değil.
Tekrar etmekten sıkılmadığın bir sevgidir.

Sana Küçük Bir Not
Sevgili gelecekteki sen...
Bir gün aynı evde yaşarsak...
Lütfen o evi sadece eşyalarla doldurmayalım.
Bir köşesinde birlikte okuduğumuz kitaplar olsun.
Bir fincanın üzerinde küçük bir çatlak olsun.
Duvara birlikte seçtiğimiz bir saat asılsın.
Cam kenarında unutulmuş bir çiçek olsun.
Ve bütün bunların arasında...
Kendimizi hiç kaybetmeyelim.
Çünkü ev...
Dört duvar değildir.
İnsan, sevdiğinin yanında kendisi olabiliyorsa...
Orası evdir.

Bir gün sabah benden önce uyanırsan...
Lütfen perdeyi yavaşça aç.
Çünkü ben güneşten önce sesinle uyanmak isterim.

"Sevgili gelecekteki sen…
İnsan bazen büyük hayaller kuruyor. Benimkiler biraz daha küçük. Çünkü öğrendim; ömür, büyük olaylarla değil, aynı evde tekrar eden küçük mutluluklarla güzelleşiyor."

Gelecekteki eşime not:
Bir gün saçların beyazladığında da sabah sana "Günaydın güzelim." diyebilmek istiyorum.
Çünkü güzellik zamana yenilmez; sevgiyle derinleşir.