2. bölüm · SEN GELMEDEN ÖNCE

1 - Eğer Bu Kitabı Okuyorsan

Başaran Küçükyanaçık

Bilmiyorum bu kitabı ne zaman eline aldın.
Belki yağmurlu bir akşamda.
Belki herkes uyuduktan sonra, kendine ayırdığın sessiz bir saatte.
Belki bir kitapçıda rastgele açtığın bir sayfada gördün bu cümleleri.
Belki de sadece kapağı ilgini çekti.
Ama eğer buradaysan…
Bir ihtimal var demektir.
Belki de sen de benim gibi bazı cümlelerin insanı bir yerlere götürdüğüne inanıyorsundur.
Çünkü bazı kitaplar okunmaz.
Bazı kitaplar insanın içine dokunur.
Bazı cümleler sadece harflerden oluşmaz.
Bir yerlerden tanıdık gelir.
Sanki daha önce yaşamışsındır o cümleyi.
Sanki biri senin yerine hissetmiş, senin yerine anlatmıştır.
Belki de bu yüzden buradasın.
Belki sen de benim gibi kalabalıkların içinde bazen yalnız hissettin.
Belki herkesin seni tanıdığını sandığı ama kimsenin seni gerçekten anlamadığı zamanlar oldu.
Belki güçlü görünmekten yoruldun.
Belki "iyiyim" kelimesini, gerçekten iyi olmadığın günlerde fazla kullandın.
Belki sen de bazı geceler tavana bakıp kendi kendine şu soruyu sordun:
"Benim hikâyemin güzel tarafı ne zaman başlayacak?"
Eğer sorduysan…
Bilmeni isterim.
Ben de sordum.
Hem de birçok kez.
Hayat bazen garip bir öğretmen.
Sana istediğin şeyi hemen vermez.
Önce seni ona hazırlar.
Ben bunu geç öğrendim.
Eskiden hayatımdaki eksik şeyleri hep dışarıda arardım.
Bir insan gelsin ve bütün yaralarımı kapatsın isterdim.
Biri gelsin ve yalnızlığımı bitirsin.
Biri gelsin ve bütün eksiklerimi tamamlasın.
Ama sonra fark ettim…
Bir insan başka bir insanın yaralarını tamamen iyileştiremez.
Sadece yanında durabilir.
Sadece elini tutabilir.
Sadece "Buradayım." diyebilir.
Ve bazen hayatta ihtiyacımız olan en büyük şey budur.
Birinin mucize yaratması değil…
Birinin gitmemesidir.
Sevgili gelecekteki sen…
Seni tanımıyorum.
Sesinin nasıl olduğunu bilmiyorum.
Gülerken gözlerinin nasıl değiştiğini bilmiyorum.
Kahveni nasıl içtiğini bilmiyorum.
En sevdiğin şarkıyı bilmiyorum.
Çocukken neye sevindiğini bilmiyorum.
Kalbini en çok neyin kırdığını bilmiyorum.
Ama merak ediyorum.
Çünkü insan bazen birini tanımadan önce bile onun hikâyesine ilgi duyar.
Ben senin sadece güzel günlerini bilmek istemiyorum.
Hangi savaşlardan geçtiğini de bilmek istiyorum.
Çünkü insanı insan yapan biraz da atlattığı fırtınalardır.
Sana küçük bir itirafta bulunayım.
Ben seni beklerken aslında bir hayalin peşinden koşmadım.
Çünkü hayaller bazen insanı kandırır.
Ben gerçek bir insan bekledim.
Bazen yorulan…
Bazen hata yapan…
Bazen ağlayan…
Bazen çocuk gibi sevinen…
Bazen sadece sarılmaya ihtiyaç duyan gerçek bir insan.
Çünkü ben de öyleyim.
Ben de kusurlarımı saklamıyorum.
Sana kusursuz bir hikâye vaat etmiyorum.
Ama gerçek bir hikâye vaat ediyorum.
Belki bir gün gerçekten karşılaşacağız.
Belki bir kitapçıda.
Belki bir kahve sırasında.
Belki hiç planlamadığımız bir anda.
Ve belki de birbirimize bakıp şunu diyeceğiz:
"Demek bütün bu zaman boyunca birbirimizi arıyormuşuz."
Ama eğer o gün gelirse…
Sana ilk söyleyeceğim şey şu olmayacak:
"Seni bekledim."
Çünkü bu cümle biraz eksik kalır.
Sana şunu söyleyeceğim:
"Ben seni beklerken büyüdüm."
Çünkü sen gelmeden önce…
Ben kendimi tanımayı öğrendim.
Sevmeyi öğrendim.
Sabretmeyi öğrendim.
Ve en önemlisi…
Birini sevmek için önce kendi kalbine dürüst olman gerektiğini öğrendim.
Sevgili gelecekteki sen…
Eğer bu kitabı okuyorsan…
Belki artık gelecekte değilsin.
Belki artık benim bugünümdesin.
Ve belki de bu sayfaları okurken gülümsüyorsun.
Bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
Bazı karşılaşmalar tesadüf gibi görünür.
Oysa bazı insanlar hayatımıza gelmeden önce bile bir yere yazılmıştır.
Belki sen de benim hikâyemin henüz okumadığım sayfasısın.
Ve ben…
Seni okumayı bekliyorum.

"Sevgili gelecekteki sen…
Eğer şu an bu sayfalardaysan, belki de hayat bizi birbirimize anlatmaya başlamıştır. Çünkü bazı insanlar önce tanışmaz; önce bir hikâyede karşılaşırlar."