4. bölüm / 7
SEÇİM4. BÖLÜM: Anlaşmalar ve Maskeler
Bölümler 7Şu an: 4. BÖLÜM: Anlaşmalar ve Maskeler
Gri takımlı adamın uzattığı siyah belleğe uzun uzun baktım. Zihnimde binbir türlü ihtimal çarpışıyordu: Ya bu adam kapıdan çıktığı an evim hedef olacaktı ya da onunla gidip babamın arkasında bıraktığı o koca sır perdesini aralayacaktım. Başından beri kaçmak ya da saklanmak istemiyordum; sadece gerçekleri öğrenmek istiyordum. İçimi kaplayan o tuhaf cesaretle elimi uzatıp buz gibi metal belleği adamın avucundan aldım.
"Tamam," dedim sesimin titrememesine gayret ederek. "Teklifini kabul ediyorum. Sizinle geleceğim ama bana her şeyi, en başından itibaren anlatacaksınız."
Adamın yüzünde soğuk, memnun ama bir o kadar da ürpertici bir tebessüm belirdi. Geriye doğru bir adım atarak kapının eşiğini boşalttı:
"Çok akıllıca bir seçim Hera. Mantığın duygularının önüne geçti. Şimdi hemen üzerini değiştir. Bekletmeyelim."
İçeri girip kapıyı aralık bıraktım. Kalbim göğüs kafesimi döverek çarpıyordu. Mutfaktaki masaya yürüyüp hırkamı sırtıma geçirdim. Dükkândan aldığım o ikinci el telefonu ve kendi telefonumu cebime soktum. Adamın verdiği belleği ise hırkamın iç cebine, en güvenli yere yerleştirdim. Evden çıkarken geriye dönüp bakmadım; çünkü bu kapıdan bir daha eski Hera olarak giremeyeceğimi biliyordum.
Merdivenleri sakince indik. Bina kapısından dışarı adım attığımız an, sokağın iki girişinin de siyah minibüslerle kapatıldığını, eli telsizli adamların çevreyi ablukaya aldığını gördüm. Gri takımlı adam önden yürüyüp siyah camlı minibüsün kapısını açtı. Otomobilden yayılan deri ve ağır parfüm kokusu genzimi yaktı. Adamın hemen arkasından içeri geçip deri koltuğa kuruldum. Kapı büyük bir gürültüyle kapandı ve minibüs hızla sokaktan ayrıldı.
Minibüsün arka kısmı tamamen karartılmıştı; dışarıyı görmek imkânsızdı. Araç şehir dışına doğru ilerlerken cebimdeki ikinci el telefon sessizce titreşmeye başladı. Gri takımlı adam hemen yanımda, gözleri kapalı bir şekilde oturuyordu. Telefonu çaktırmadan cebimden çıkarıp ekranı gölgeliğe aldım. Ekran aydınlandı ve telefonun kendi içinde yüklü olan gizli bir yazılım otomatik olarak çalıştı. Ekranda şu mesaj belirdi:
GİZLİ BİLDİRİM: "Cebindeki belleği telefonun altındaki şarj girişine tak. Dosya şifresi çözüldü."
Nefesimi tuttum. Cebimdeki dönüştürücüyü çıkarıp belleği telefona bağladım. Telefon ekranı bir anlığına karardı, ardından 1998 yılına ait taranmış eski belgelere dair bir klasör açıldı. Klasörün adı **“MÜHÜR”**dü.
Ekranı aşağı kaydırdıkça gördüklerim karşısında adeta kanım çekildi. Dosyada babamın yirmi yıl önceki gençlik fotoğrafı vardı. Fotoğrafta babam yalnız değildi; hemen yanında duran ve kolunu babamın omzuna atmış olan genç adama baktığımda başımdan aşağı soğuk sular döküldü. Fotoğraftaki kişi, tam şu an yanımda oturan, o soğukkanlı Gri Takımlı Adam’ın ta kendisiydi!
Fakat asıl şok bu değildi. Belgenin altındaki kimlik bilgilerini okuduğumda parçalar zihnimde can yakıcı bir netlikle oturdu. Belgede adamın adı açıkça yazıyordu: Burak.
O an zihnimdeki devasa oyun gün yüzüne çıktı. Dükkânda bana "Sana yardım edeceğim" diyerek bu telefonu satan "Burak Bey" ile beni evimden alıp bu minibüse bindiren "Gri Takımlı Adam" aslında aynı kişiydi! Bana iki farklı kimlikle yaklaşmıştı: Bir yanda dükkânında bana acıyan ve gizlice yardım eden koruyucu Burak Bey; diğer yanda ise kapıma dayanıp beni tehdit eden gri takımlı tehlikeli adam... İki rolü de o kadar kusursuz oynamıştı ki, kendimi onun çizdiği sınırların içinde bir piyon gibi hareket ederken bulmuştum.
Gözlerimi telefondan ayırıp yavaşça başımı sağa çevirdim.
Gri takımlı adam —yani Burak Bey— gözlerini açmış, karanlığın içinde doğrudan bana bakıyordu. Yüzündeki o yapay, kibar ifade tamamen silinmişti. Yüzü bir heykel kadar sert ve soğuktu.
Minibüs yüksek demir kapıların açılma sesiyle devasa bir malikânenin bahçesine giriş yaptı ve durdu. Burak Bey bana doğru hafifçe eğildi, sesi minibüsün sessizliğinde bir bıçak gibi çınladı:
"Oyunu erken çözdün Hera... Ama teklifimi kabul ettin bir kere. Eve hoş geldin. Şimdi babanın yirmi yıl önce yarım bıraktığı o işi birlikte bitireceğiz."
(Eğer Hera, Alya'ya konum atıp yardım çağırsın istiyorsan seni on ikinci bölüme çağırıyorum.)
(Eğer Hera, Burak Bey’e boyun eğmeyip onunla teke tek riskli bir pazarlığa otursun diyorsan on üçüncü bölüme geçebilirsin.)
Bölüm etkileşimi
