2. bölüm / 7
SEÇİM2. BÖLÜM: 08.20 Durağı
Bölümler 7Şu an: 2. BÖLÜM: 08.20 Durağı
08.14’te durağa vardığımda nefes nefeseydim. Otobüs tam zamanında yanaştı. İçeri girip en arkadaki koltuğa doğru ilerlerken kalbim göğsümü delercesine çarpıyordu. Otobüs oldukça tenhaydı. En arka koltuğa oturduğumda hemen yanımda, koltuğun üzerine bırakılmış siyah bir sırt çantası fark ettim.
Tam çantaya uzanacakken otobüsün hoparlörlerinden o bildik cızırtılı ses yükseldi. Bu sefer canlı bir anons değil, otobüsün müzik sistemine sızmış bir kayıt çalıyordu:
"Geldin Hera. Çantayı aç ve içindeki kulaklığı tak. Arkana sakın bakma, çünkü yan koltuğundaki adam seni izliyor."
Gözlerim dehşetle yan tarafımda gazete okuyan adama kaydı. Adam yavaşça gazeteyi indirdi ve bana bakıp gülümsedi.
Çantayı elime alırken soğuk soğuk terliyordum. Yanımdaki adam gazeteyi tamamen katlayıp kucağına koydu. Yüzündeki o sakin, ürpertici tebessüm doğrudan gözlerimin içine çakılmıştı.
"Kulaklığı taksan iyi edersin Hera, adam bekletilmeyi sevmez," diye fısıldadı.
Sesi o kadar sıradan, o kadar doğaldı ki sanki bana hava durumundan bahsediyordu. Titreyen parmaklarımla çantayı açtım. İçinde sadece ucuz, siyah bir kablolu kulaklık ve kapalı bir telsiz duruyordu. Kulaklığı telefona takıp kulağıma geçirdiğim an cızırtı kesildi ve o panikli erkek sesi bu kez fısıltıyla konuşmaya başladı:
"Harika. Demek yemi yuttun. Şimdi dinle Hera; yanındaki adam bir tetikçi değil, sadece bir piyon. Ama asıl tehlike, 08.20 durağında otobüse binecek olan kız. O senin en yakın arkadaşın... Ve senin bu telefona sahip olduğunu bilmiyor. Eğer otobüsten şimdi inersen, onun cebindeki bombayı patlatacaklar."
Başımı hızla kaldırdım. Otobüs yavaşlıyordu. Yandaki tabelada yazan yazı gözüme çarptı: 08.20 Durağı.
Kapılar tıslayarak açıldı ve kalabalığın arasından o tanıdık yüz otobüse adımını attı. Nefesim boğazıma tıkandı. Ailemin bana verdiği adın hakkını verme vakti gelmişti ama ben daha kendi hayatımı bile koruyamıyordum...
Gözlerimi kapılardan ayıramıyordum. İçeri giren kişi gerçekten de en yakın arkadaşımdı. Otobüsün koridorunda ilerlerken gülümsedi, tam arkalara doğru hamle yapacaktı ki yanımda oturan adam hafifçe öksürdü.
Kulaklıktaki ses tekrar fısıldadı:
"Sakin ol ve çantadaki telsizin düğmesine bas. Ona çaktırmadan yanına oturtman lazım. Eğer otobüsten inmeye kalkarsa veya durumu anlarsa her şey biter."
Kalbim ritmini tamamen kaybetmişti. Arkadaşım tam yanımızdaki boş koltuğa yönelecekken göz göze geldik. Yüzündeki şaşkınlık ifadesini görebiliyordum.
"Hera? Senin bu saatte bu otobüste ne işin var?" dedi şaşkınlıkla.
Yutkundum. Yanımdaki adam gazeteyi tekrar açmış gibi yapıyordu ama bakışlarının üzerimde olduğunu hissedebiliyordum. Çantanın içindeki telsizi avucumun içinde sıkıp zoraki bir gülümseme takındım:
"Görüyorsun işte... Gel, yanıma otur da anlatayım."
(Eğer Hera sakin kalıp telsizi kullansın diyorsan beşinci bölüme geçebilirsin.)
(Eğer Hera hemen arkadaşını indirsin diyorsan yedinci bölüme davetlisin.)
Bölüm etkileşimi
