7. bölüm · Sana Anonim
BÖLÜM7 ⋆.˚ 𓇼Aşkta Kaybedersin
Gözlerimi açtığımda ilk fark ettiğim şey otobüsün durduğu ve herkesin ayakta olduğuydu. Bir an nerede olduğumu anlayamadım, sonra yavaş yavaş her şey yerine oturdu… gezi, şehir dışı, yol, Kuzey…
Kuzey’in omuzuna yattığımı fark ettiğimde direkt doğruldum, sanki yakalanmışım gibi hızlıca toparlandım. Telefonum hâlâ kucağımdaydı, neyse ki düşmemişti ama ben o an sadece yüzümün ne kadar kızardığını hissediyordum.
“Ben… uyumuşum,” dedim gereksiz bir açıklama yapar gibi.
Kuzey bana döndü, gayet rahattı. Sanki bütün yol boyunca biri omzunda uyumamış gibi “Fark ettim,” dedi.
Hemen çantamı toparlamaya başladım, göz teması kurmamaya çalışıyordum “Özür dilerim,” dedim hızlıca. “Fark etmedim bile.”
Kuzey hafifçe güldü “Rahat mıydı bari?” dedi.
Bir saniye durdum.
“Ne?”
“Uyku,” dedi omzunu hafifçe oynatarak. “İyi miydi?”
Yüzümün daha fazla kızarması mümkün değil sanıyordum ama yanılmışım “Çok komik,” dedim küçük bir sinirle ama sesim bile düzgün çıkmadı.
Kuzey sanki keyif alıyormuş gibi başını yana eğdi “Cevap vermedin,” dedi.
“Verilecek bir şey yoktu.”
“Demek rahatmış.”
Gözlerimi devirdim ama yüzüm hâlâ yanıyordu.
“Abartıyorsun.”
“Ben mi?” dedi. “Bütün yol omzumdaydın.”
Bir şey diyemedim sadece çantamı daha hızlı toparlayıp ayağa kalktım.
“Unut bunu,” dedim yürümeye başlarken.
Arkadan onun sesi geldi, hâlâ aynı sakinlikte:
“Zor.”
Otobüsün kapıları açıldığında dışarıdan serin bir hava içeri doldu. Herkes yavaş yavaş valizlerini alıp iniyordu, içerideki uğultu dışarıdaki kalabalığa karışıyordu.
Ben ilk inenlerden biri oldum. Ayaklarım yere basar basmaz etrafa baktım.
“Liyaaa!”
Defne’nin sesi kalabalığın içinden direkt kulağıma çarptı.
Başımı çevirdiğim anda onu gördüm; elinde çantasıyla bana doğru hızlı hızlı geliyordu, yüzünde sabahki tüm şikayetlerine rağmen aşırı enerjik bir ifade vardı.
“Sen nerede kaldın ya?” dedi yanıma gelir gelmez. “Ben önde bayılmadım ama neredeyse ruhum çıktı yolda.”
İstemeden güldüm.
“Abartma.”
Defne gözlerini kıstı “Sen niye bu kadar… değişik geldin bana?”
“Ne değişiği?”
Beni yukarıdan aşağıya süzdü “Yüzünde var bir gariplik.”
“Yok bir şey,” dedim hızlıca.
Defne tam bir şey daha diyecekti ki arkadan Kuzey, Emir ve Hira Su beraber indiler. Hira Su elinde telefonla bir şeyler anlatıyordu, Emir ve Kuzey ona yarı ilgisiz bakıyorlardı.
Defne bana döndü tekrar “Otobüs nasıldı?”
Bir saniye durdum.
“Uzun,” dedim sadece.
Defne sırıttı.
“Sadece uzun mu?”
“Evet Defnecim.”dedim konunun artık kapanmasını ister gibi.
“Tamam tamam,” dedi ellerini kaldırarak. “Şimdilik soruyorum.”
Otobüsün ardından herkes otele doğru yönelmişti. Bavullar teker teker resepsiyona bırakılıyor, öğrenciler yorgun ama bir o kadar da heyecanlı şekilde etrafa bakıyordu.
Otelin lobisi kalabalıktı ve Defne yanımda esneyerek yürüyordu.
“Ben var ya direkt yatağa yapışırım,” dedi.
“Önce odalara çıkalım,” dedim çantamı düzelterek.
Resepsiyondan oda anahtarlarını aldıklarında öğretmen listeleri okumaya başladı.
“İki kişilik odalar hazır, herkes eşleşmesine göre dağılıyor!”
Defne bir anda bana döndü “Biz beraberiz zaten dimi?”
Anahtarı kontrol ettiğimde isimler yan yanaydı.
“Evet.”
Defne direkt kollarını havaya kaldırdı “Tamam, hayat kurtarıcı.”
Asansöre doğru yürürken herkes kendi odasına dağılmaya başlamıştı. Koridorlar yavaş yavaş sessizleşiyordu.
Odaya girdiğimizde Defne ilk işi yatağa atlamak oldu “Ahhh yaşıyorum.”
“Daha yeni geldik,” dedim valizi kenara çekerek.
Defne başını yastığa gömdü “Beni kimse kaldırmasın.”
Gülümsedim ama ben de yorgundum. Valizimi açarken oda tamamen sessizdi. Defne çoktan uyumuş, düzenli nefes alışıyla her şey durulmuş gibiydi. Ben ise yatağın kenarında oturup telefonu elime aldım, ekranın ışığı karanlıkta tek başına kalmış gibi parlıyordu.
Bildirimlerde birkaç saat önce Kuzey’den gelmiş mesajlar duruyordu.
Bir an sadece baktım.
Kuzey:cevap vermedin
Kuzey:uyudun mu
Bilinmeyen Numara: sende iyice alıştın bana, benden mesaj mı bekliyorsun gerçekten🤭
Kuzey:öyle mi dersin
Bilinmeyen Numara: evet evet sen bana aşık olmuşsun kabul et
Kuzey: yine uçtun sen
Kuzey:soruma cevap alamadım
Bilinmeyen Numara: sence ben bunu yer miyim
Bilinmeyen Numara: otobüsteki uyuyan kızlara baktın değil mi
Bilinmeyen Numara: sence ben o kadar acemi miyim kuzey uyumuş olsam bile sana bunu söyler miyim
Kuzey: gece fotoğraf atarken de böyle mi düşünüyordun
Bilinmeyen Numara: o hata bir kere yapılır:))
Kuzey: defalarca yapılmasına gerek yok zaten:)
Kuzey’in ne demek istediğini tam olarak anlamamıştım ama o kadar uykum vardı ki anlamlandırmaya çalışacak kadar da kendimi güçlü hissetmiyordum.
⋆.˚ 𓇼
Defne beni uyandırdığında odanın içi akşam ışığıyla dolmuştu ve sanki birkaç saat değil de bütün bir gün uykuda geçmiş gibi garip bir boşluk hissi vardı içimde.
“Liya, akşam yemeğine geç kalacağız,” dedi Defne kıvırcık saçlarını toplamaya çalışırken.
“Bir dakika…” diye mırıldandım ama sesim bile tam uyanmamıştı, sanki uykuyla uyanıklık arasında sıkışıp kalmıştım.
Hızlıca banyoya gidip yüzümü yıkadım, soğuk suyun etkisiyle biraz kendime gelirken aynada kendime baktım ve “tamam, toparlan,” diye içimden konuşarak üzerimi değiştirdim; rahat ama biraz daha düzenli duran bir şey seçtim çünkü aşağı indiğimizde herkes orada olacaktı.
Defne kapıya yaslanmış beklerken bana bakıp yine o klasik yorumunu yaptı, “bugün sende bir gariplik var ama hadi bakalım,” dedi ama ben yine üstüne gitmesini istemedim ve sadece “yorgunum” diyerek geçiştirdim.
Koridordan aşağı inerken otelin içi yavaş yavaş dolmaya başlamıştı, her yerden konuşma sesleri geliyor, herkes akşam yemeğine yetişmeye çalışıyordu ve ben adım attıkça sanki uykudan çıkıp gerçek dünyaya daha yeni dönüyormuşum gibi hissediyordum.
Yemek salonuna girdiğimiz anda gözlerim istemsizce etrafa kaydı, çünkü kalabalığın içinde birini arıyormuşum gibi bir refleksim vardı ve bu refleksi hiç sevmiyordum ama engelleyemiyordum da.
Kuzey’i gördüğümde ise bir an durdum, çünkü masada rahat bir şekilde oturmuş, arkadaşlarıyla konuşurken bile ara ara etrafına bakıyor gibiydi ve bunu fark etmek bile içimde açıklayamadığım bir şeyi hareketlendirdi.
Masaya doğru yürürken aklımda tek bir şey vardı; gün boyunca hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışmış olabilirdim ama bazı şeyler, insan ne kadar saklamaya çalışsa da, sadece saklandığı yerden daha belirgin hale geliyordu.
Yemek salonunda tabaklarımızı alıp sıradan geçtikten sonra Defne direkt “ben açım ama ruhum da aç” diyerek üç farklı şey doldurdu, ben ise biraz daha seçerek kendime küçük bir tabak hazırladım çünkü zaten iştahım çok yerinde değildi.
Bir masaya oturduğumuzda ortam biraz daha sakinleşmişti, herkes kendi grubuyla konuşuyor, çatal sesleri birbirine karışıyordu.
“Ben bugün resepsiyonda bir çocukla yanlış anlaşılma yaşadım.”
İstemeden güldüm.
“Nasıl yani?”
Defne anlatmaya devam ederken ben ilk kez gerçekten rahatlamış gibi hissettim, çünkü gün boyunca kafamın içinde dönüp duran her şey bir anlığına geri plana çekilmişti ve onun abartılı hikâyesine istemsizce gülüyordum.
Yemeğe devam ederken, konuşma tekrar normal şeylere döndü; yarınki planlar, otelin koridorlarında yaşanan saçmalıklar, öğretmenlerin erken kalkma tehditleri…
Ama ben arada bir yine kendimi farklı şeyler düşünürken buluyordum.
⋆.˚ 𓇼
Odaya girer girmez Defne direkt kendini yatağa bıraktı, çantasını bile düzgün bırakmadan “ben bittim” diye mırıldanıp yastığa gömüldü.
“Sen zaten otobüste bitmiştin,” dedim gülerek çantamı kenara bırakırken.
Defne gözlerini kısarak bana baktı “Hayır, otobüste sadece hayata tutunuyordum.”
“Şu an ne yapıyorsun peki?”
“Bıraktım.”
Gözlerimi devirdim ama gülmemi de tutamadım. Odaya hafif bir sessizlik çöktü, sadece dışarıdan gelen koridor sesi vardı.
Ben yatağın kenarına oturup telefonumu elime aldım. Ekrana baktım ama aslında hiçbir şeye bakmıyordum. Defne çoktan yarı uykuya geçmişti bile.
“Yarın maç var ya…” diye mırıldandı gözleri kapalıyken, “uyuyalım artık.”
“Tamam,” dedim sessizce.
Ama ben hemen uyuyamadım, telefonu biraz kurcaladım, sonra ekranı açıp kapattım, sanki bir şey bekliyormuşum gibi.
Ve sonunda yazdım.
Bilinmeyen Numara:uyudun mu
Kuzey: yok ya
Bilinmeyen Numara: niye??????
Kuzey: emir çok konuşuyor
Bilinmeyen Numara: maç var sabah kuzey uyu senin yüzünden okulumuz kaybedemez
Kuzey: ne zaman kaybettiğimi gördün
Bilinmeyen Numara: egolu kaptan
Bilinmeyen Numara: maçlarda kaybetmiyor olabilirsin ama biraz daha bana aşık olduğunu itiraf etmezsen aşkta kaybedecek gibi duruyorsun
Kuzey: konuyu nasıl buraya getirdin peki şuan
Bilinmeyen Numara: benim için her zaman konu bu 🥹
Kuzey: umarım ciddi ciddi tanımadığım bir kıza aşık olmamı bekleyecek kadar deli değilsindir
Bilinmeyen Numara: öyle deme kuzeyaşkım
Bilinmeyen Numara: üzülüyorum
Bilinmeyen Numara: hem kötü mü oldu ilerde çocuklarımıza anlatabileceğin anılarımız var😞
Kuzey: çocuklar temazsız oluyor herhalde bu senaryoda
Bilinmeyen Numara: haha
Bilinmeyen Numara: çok komikti gerçekten bir daha olmasın
