4. bölüm · Sahte Yuva: Yaren İrem
3. BÖLÜM: SOĞUK SAVAŞIN İLK İZLERİ
Mutfaktan elinde bir bardak suyla çıkan Yaren İrem, salondakilerin dik bakışlarını üzerinde hissetse de istifini bozmadan doğrudan odasına çıktı. Arkasında bıraktığı gerginlik, evdeki havayı daha da ağırlaştırmıştı.Rüzgar, gözlerini merdiven boşluğundan ayıramıyordu. Açelya’nın anlattığı "kıskanç ve saldırgan" kız profilinin aksine, karşısında inanılmaz derecede kendinden emin ve mesafeli bir kadın görmüştü. Bu durum Açelya’nın gözünden kaçmadı. Nişanlısının kolunu hafifçe sıkarak dikkatini yeniden üzerine çekti."Gördün değil mi Rüzgar? İnsanlara selam vermeye bile tenezzül etmiyor. Evde hepimize bir düşmanmışız gibi bakıyor," dedi Açelya, sesine yerleştirdiği mağdur tonla.Rüzgar toparlanarak Açelya’ya gülümsedi. "Önemli değil güzelim. Yeni geldiği için uyum sağlayamıyordur. Zamanla yerini öğrenir."Umut ise olaya son noktayı koydu. "Bu evde kimin ne olduğunu yakında anlayacak. Şimdilik kendi haline bırakın."Ertesi sabah Yaren İrem, kimseden bir şey istememek adına erkenden kalktı. Üzerini giyinip üniversiteye gitmek üzere aşağı indiğinde, kahvaltı masasının kurulduğunu gördü. Masanın başında Nermin Hanım ve Kemal Bey oturuyordu."Günaydın," dedi Yaren, sadece bir nezaket kuralı olarak.Nermin Hanım başını tabağından kaldırmadan, "Sana da," diye geçiştirdi. Kemal Bey ise gazetesini okumaya devam etti."Kahvaltıya oturmayacak mısın?" diye sordu masaya yeni geçen Emre. Sesindeki çekingenlik barizdi."Hayır, okulda bir şeyler atıştırırım," dedi Yaren. "Sadece ders programım yoğun olduğu için akşam gecikebilirim, bilginiz olsun."Tam kapıya yönelmişti ki Savaş elinde araba anahtarıyla merdivenlerden indi. "Nereye gidiyorsun bu saatte? Otobüs durağına kadar yürümeyi düşünmüyorsun herhalde? Burası senin geldiğin mahalleye benzemez, toplu taşıma kapının önünden geçmez."Yaren arkasını dönüp Savaş’a baktı. "Yürümek benim için sorun değil. Yıllardır kendi işimi kendim görüyorum, alışkınım.""Açelya’yı da okula ben götüreceğim," dedi Savaş alaycı bir tavırla. "Arabada yer var ama Açelya seninle aynı araçta rahat edemez. Başının çaresine bakman iyi olur."Yaren hafifçe gülümsedi. "Zaten senin arabana binmek gibi bir niyetim yoktu Savaş. Bana gölge etmeyin, başka ihsan istemem."Bu lafın üzerine Savaş’ın yüzü gerildi ancak Yaren yanıt vermesini beklemeden kapıyı açıp dışarı çıktı.Kampüse vardığında Yaren’in içi ilk kez ferahladı. Mimarlık fakültesinin çizim atölyesine girdiğinde kendisini evinde gibi hissetti. Ancak ders çıkışı onu bir sürpriz bekliyordu.Fakülte binasından çıktığında bahçede Arda’yı gördü. Arda, elinde iki karton bardak kahveyle bir bankta oturuyordu. Yaren’i görünce yüzünde kocaman bir tebessüm belirdi."Haber vermeden geldim ama dayanamadım," dedi Arda kahvenin birini Yaren’e uzatarak. "Dün geceden beri aklım sendeydi. Nasılsın? Hayatta mısın?"Yaren kahveden bir yudum alıp derin bir nefes verdi. "Ayaktayım Arda. Kolay olmayacağını biliyordum ama her fırsatta yüzüme 'yabancı' olduğumu vurmalarını beklememiştim.""O Açelya denen kız ne yapıyor?""Gözümün içine bakarak rol yapıyor. Bütün aileyi parmağında oynatıyor. Ama asıl sorun abilerim... Özellikle Umut ve Savaş bana bir böcekmişim gibi bakıyor."Arda’nın çenesi kasıldı. "Bırak gel diyorum sana Yaren. O lüks hayat onların olsun. Senin onlara ihtiyacın yok.""Mesele para ya da lüks değil Arda," dedi Yaren gözlerindeki kararlılıkla. "Mesele bana yapılan haksızlık. Yıllarca başkalarının hayatını yaşamak zorunda kaldım. Şimdi de beni 'sığıntı' gibi hissettirmelerine izin vermeyeceğim. O evde kalacağım ve hak ettiğim saygıyı alacağım."Akşam saatlerinde Yaren eve döndüğünde salonda beklenmedik bir kalabalık vardı. Babaanne Mefaret Hanım salondaki berjerde oturuyor, aile üyeleri ise etrafında toplanmış görünüyordu.Yaren içeri girdiğinde Mefaret Hanım gözlüklerinin üstünden torununa baktı ve bastonuna dayanarak ayağa kalktı."Gel kızım," dedi Mefaret Hanım, tok ve otoriter bir sesle. "Buranın öz evladı sensin. Gel ve yanıma otur."Salondakiler —özellikle Nermin Hanım ve Açelya— neye uğradığını şaşırdı. Babaanne ilk kez açıkça tarafını belli ediyordu.Yaren İrem, kendisine çekilen sınırların ortasında ilk kez bir müttefik bulduğunu anladı. Mefaret Hanım’a doğru yürürken, Açelya’nın kıskançlıktan sararan yüzünü izlemek günün en büyük ödülüydü.
