20. bölüm · Sahte Yuva: Yaren İrem
19. BÖLÜM: BÜYÜK GÜN
Hamileliğin dokuzuncu ayı tamamlanırken Karadağ Malikanesi’nde tatlı bir telaş ve yüksek bir alarm havası hâkimdi. Demir, Yaren’in her adımını gözlemliyor, şirketteki toplantılarını bile malikanedeki çalışma odasından yürütüyordu. Yaren ise eşinin bu aşırı korumacı ve telaşlı hallerine gülümsüyor, günlerini heyecanla bebeğini kucağına alacağı anı bekleyerek geçiriyordu.Güneşli bir salı öğleden sonrasında Yaren, bahçedeki çiçeklerle ilgilenirken aniden giren keskin bir sancıyla duraksadı. Elindeki sulama kabı çimlerin üzerine düşerken derin bir nefes aldı."Demir..." diye seslendi, sesindeki değişim malikanenin verandasına kadar ulaştı.Çalışma odasının penceresinden sesi duyan Demir, saniyeler içinde bahçeye koştu. Yaren’in yüzündeki ifadeyi gördüğü an ne olduğunu anladı. Hayatında ilk kez soğukkanlılığını bu kadar hızlı kaybettiğini hisseden Demir, Yaren’i dikkatle kucağına alarak kapıda bekleyen arabaya doğru taşıdı."Sakin ol Yaren, yetişiyoruz. Her şey hazır," dedi Demir arabayı çalıştırırken, ancak kendi ellerinin direksiyonda titremesine engel olamıyordu.Özel hastanenin doğum katına varıldığında haber çoktan sevdiklerine ulaşmıştı. Kısa süre içinde Nermin Hanım, Emre ve Arda hastane koridorunda yerlerini aldılar. Nermin Hanım dualar ederek kapının önünde volta atıyor, Emre ise geleceğin doktoru olarak en az Demir kadar gergin bir şekilde bekliyordu.Demir, ameliyathane kıyafetlerini giyerek Yaren’in yanından bir an olsun ayrılmadı. Doğumhanenin içinde Yaren’in elini sımsıkı tutarken, onun gözlerinin içine bakarak cesaret verdi."Buradayım Yaren... Sonuna kadar yanındayım."Saatler süren heyecanlı bekleyişin ardından, odada yükselen minik ve güçlü bir bebek sesi tüm gerginliği bir anda yok etti. Doktor gülümsüyarak bebeği kucaklarına verdiğinde, Demir ve Yaren’in gözlerinden aynı anda sevinç gözyaşları süzüldü.Sağlıklı bir erkek bebek dünyaya gelmişti.Akşam saatlerinde hastane odası çiçeklerle ve sevdiklerinin tebessümleriyle dolup taştı. Kucağında bebeğiyle yatakta oturan Yaren’in yüzünde tarifsiz bir huzur vardı.Nermin Hanım minik torununa bakarken gözyaşlarını tutamadı. "Çok güzel bir bebek Yaren... Tıpkı senin çocukluğun gibi."Emre yeğeninin minik elini parmağıyla tutarak gülümsedi. "Aramıza hoş geldin küçük Karadağ. Dayın senin için her şeyi yapmaya hazır."Herkes tebriklerini iletip odayı yavaşça baş başa kalmaları için terk ettiğinde, Demir yatağın kenarına oturdu. Bebeğin alnına ve ardından Yaren’in şakağına tender bir öpücük kondurdu."Adı ne olsun Karadağ?" diye sordu Demir, sonsuz bir hayranlıkla eşine bakarak.Yaren, kucağındaki minik varlığa ve hayatını adadığı adama baktı. "Adı Rüzgar olsun Demir... Hayatımızdaki tüm fırtınaları dindirip bize bu güzel esintiyi getirdiği için."Demir, Rüzgar’ı ve Yaren’i şefkatle kollarıyla sararken, sahte bir protokolle başlayan bu hikaye, gerçeğin ve sevginin en güzel zaferiyle taçlanmıştı.
