9. bölüm · Sahnedeki Sessizlik

9. Bölüm VERİLEN SÖZLER

Moka ★

★Sezen Aksu- Kurşuni Renkler

Ulaş'ın anlatımıyla..

Rüya evden çıktığı an onu takip ettim. Ne yapıyordu bu kız? Nereye gidiyordu?

Uzun süre yürüdükten sonra caddenin sonundaki bir bara baktı. Uzun süre bekledikten sonra yanına gelen çocuk ile bara girdi. Bu çocuk Demirdi. Uras gittikten sonra onun yerine geçmeye çalışan şerefsiz.

Bu kızın barda ne işi vardı şimdi.. Uras duyarsa beni kesecekti. İstemeyerek de olsa ona mesaj yazdım ve haber verdim.

O bara girince ben de arkasından girdim. Beni görmeyecekleri bir yere geçtim.

"Abi ne alırsın." Barmen çocuğa baktım.

"İçmeyeceğim." Kardeşim, dostum bana onu emanet etmişti. Oturup içki içemezdim.

Rüya bir şeyler içmeye başlayınca kendimi tutmaya çalıştım. Rüya'nın içtiğini ilk defa görüyordum. Ve bu Deniz Uras'ın hiç hoşuna gitmeyecekti.

Rüya bir kaç bardak daha içti. Hiç tepki göstermiyordu sanki daha önceden de içmişti. Barmen altıncı bardağı götürürken daha fazla dayanamazdım.

Ayağa kalktım ve bardağı yere ittirdim. Cama bardak yerde parçalanırken Demir denen şerefsize sert bir yumruk geçirdim.

"U-laş."

Sendeleyerek aramıza girdi. Kolundan tutup dışarı çıkardım.

"Rüya ne haltyiyorsun burda bu orospu çocuğuyla." Sesim yüksek çıkmıştı.

"Birincisi yemiyordum içiyordum."

"İkincisi sanane Ulaş Demir benim arkadaşım."

Onu arabaya bindirdim. Sersem kız neredeyse sarhoş olmuştu. Arabayı evine doğru sürerken Uras aradı.

"Hah şimdi sıçtım."

Telefonu açtığımda Uras'ın öfkeli sesi beni karşıladı.

"Ne oldu Ulaş! Sana sevdiğim kadını da emanet edemeyecek miyim? Ben sana demedim mi yanından ayrılmayacaksın, yanlış bir şey yaparsa haber vereceksin diye!"

"Özür dilerim abi. Zaten bir dakika bile yanından ayrılmıyorum. Onunla olduğum kadar Alaca ile-"

Sustum. Bu doğruydu. Uras Rüyaya sahip çıkmamı söylemişti ama onunla ilgilenmekten Alaca'm ile doğru düzgün konuşamıyordum bile. Uras'a bir söz vermiştim. Ve bu söz benim hayatıma mâl oluyordu. Sevdiğim kadınla daha fazla ilgilenemiyordum. Gözlerine bakmak, ellerini tutmak, gülüşünü izlemek, gözyaşlarını silmek istiyordum..

"Rüyayı al o piçin yanından."

"Abi tamam ya aldım aldım." Dedim.

"Ben artık yapamayacağım Ulaş. Geleceğim Türkiyeye. Rüya'mın yanına. Ona daha fazla bunu yapamam. Zaten her şey benim yüzümden mahvoldu. İkimiz de acı çekiyoruz.." Sesi titremişti. Kaç yıllık dostum ilk defa benimle konuşurken sesi titremişti. Ne diyebilirdim ki.. O da haklıydı.

"Saçmalama henüz iyi değilsin. Bana bak öyle bir delilik yapmıyorsun, dur durduğun yerde." İyileşmemişti, gelemezdi.

Önce iyi olmalıydı Rüya'nın karşısına çıkabilmek için.

"Ulaş ben kendimi çok güçlü sanıyordum. Değilmişim..o olmadan yapamıyorum. Duramam burda. Ona ihtiyacım var be oğlum."

"Az kaldı kardeşim,geçecek." Diyebildim sadece. Telefonu güçlükle kapattım.

Rüyayı kollarıma aldım ve evin zilini çaldım. Annesi açtı. Babası da peşinden gelmişti.

Rüyayı Mehmet amcanın kucağına bırakırken olanları anlattım onlara.

Giderken,

"Ona ihtiyacı olduğunu siz de biliyorsunuz."

Demiştim. Evet Rüya'nın da Uras'a ihtiyacı vardı. Benim Ala'ya ihtiyacım olduğu gibi..

•~•●•~•

"Alaca..." dedim titrek sesimle.

"Ulaş daha sonra konuşalım mı gitmem gerek." Yine kaçıyordu benden,her zaman olduğu gibi..

"Ala..neden benden uzaklaşıyorsun..?"
Diye sorarken gözlerimde ıslak hissettim ama henüz akmamışlardı.

"Ulaş ben yapamam...üzgünüm."

Hayal kırıklığı içinde yemyeşil gözlerine baktım. Gözlerinde hiçbir ifade yoktu.
Yanımdan ayrılıp giderken koskoca tiyatro sahnesinde tek başıma kaldım.

Kızmıyordum ona..Ben ikimizin yerine de severdim. Sadece.

Sadece kırılıyordu insan. O güzel bakışların ardında ona dair hiçbir şey olmadığını anlayınca.

Göğsümde hissettiğim sızı varlığını arttırdı.
Sahnenin ucuna oturunca sessizlik içime işledi.

Sol elimde tuttuğum minik şey Alaca'nın yüzüğüydü. Geçen sene düşürmüştü. Ve ben o günden beri saklıyordum. Ona açılacağım zaman ona verecektim..

Yüzüğü avucumda sıkıp cebime koydum. Tiyatro salonundan çıktım. Kütüphaneden sesler geliyordu. Rüya'nın sesi ve o şerefsizin sesi.

Yavaş adımlarla içeri girdim. Rüya ve Demir.. Öpüşüyordu.

Uras'ın "Ona ihtiyacım var.." diyen sesi kulaklarımda yankılandı.

İçimdeki tarif edilemez hüzün yerini öfkeye bıraktı. Demire bir yumruk attım.

Rüya kütüphaneden çıkarken Demire bir yumruk daha geçirdim.

"Şerefsiz orospu çoçuğu!"

Kütüphaneden çıktım. Telefonumu elime aldım. Uras'a bahsetmeli miydim bu olanlardan? Canı yanacaktı.. Canı çok yanacaktı...

Ve onu ben bile orada tutamayacaktım artık.

Telefon çaldı. Kardeşim..sanki hissetmişti.

Telefonu kulağıma götürdüm.

"Ulaş Rüya'nın fotoğrafını çekebilir misin?...onu çok özledim."

Onun için defalarca kez Rüyayı gizlice çekmiştim. Sırf o özlemini biraz da olsa giderebilsin diye..

Ona yalan söyleyemezdim.

"Deniz Uras söylersem buraya gelmeyeceğine söz verir misin..?"
Tabiki gelecekti biliyordum.

"Bir şey mi oldu Ulaş? Rüya'ma bir şey mi oldu..."

"Off abi ya ne yapacağım bilmiyorum ki.."

"Ulaş söyle delirtme insanı."

"Biliyorum seni..söylersem geleceksin. İyileşemeyeceksin Uras. Kardeşim.."

"Hiçbir şey umurumda değil artık. Sen söylesen de söylemesen de geleceğim Ulaş."

"Rüya ve Demir.." devamını getiremedim.
Bu onu mahvetmeye yetecekti zaten..

Telefon yüzüme kapanınca hızlıca Rüyayı aradım. Sınıfta olduğunu söyleyince sınıfına doğru yürüdüm.

Her şeyi mahvetmiştim. Uras'a söylememem gerekirdi. Şimdi tedavisi bitmeden buraya gelecekti.

Ama Rüya'nın da suçu vardı. Ne diye gidip Demir'i öpüyordu. Deniz'in onu sevdiğini biliyordu.

Kendi kendime düşünürken sınıfa girdim. Rüya sırasında oturuyordu. Yanına oturdum.

Kısaca konuştuktan sonra sordum.

"Bunu neden yaptın?"

"Seni ilgilendirmez." Dedi.

"Onu ilgilendiren her şey beni de ilgilendirir."

"İstedim ve yaptım."

"İstedin ve yaptın öyle mi? Uras'ın isteyip yapacağı şeyleri bilmek istemezsin."

"Doğru bilmek istemem."

"Onunla ilgili hiçbir şey beni ilgilendirmiyor."

Yalan söylediği o kadar belliydi ki. Aylardır onu izliyordum. Ve gözlerinde tek bir şey vardı. Özlem.

Deniz'i özlüyordu, onu merak ediyordu işte. Neyini inkar ediyordu.

"Bitmediğini biliyorsun Rüya. Her şey daha yeni başlayacak." Demiştim.

"Artık bir önemi kalmadı.." dedi umutsuzca.
Rüya ona olan hislerini kaybediyor gibiydi. Deniz Uras ise onu hâlâ deliler gibi seviyordu. Üzüleceklerdi..

Dayanamayıp konuştum,

"Belki bir gün anlayacaksın. Ama o güne kadar ona karşı olan hislerini kaybetmemeye çalış olur mu..?"

"Çünkü..çünkü benim kardeşim güzel sever."

Güzel severdi benim dostum, kardeşim..
Onu sekiz yıldır tanıyordum. Birlikte büyümüştük. Ben onun ciğerini bilirdim.

Rüya beklemediğim bir şekilde onu rahat bırakmamı söyledi. Ama ben bir söz vermiştim ve sözümden asla dönmezdim.

"Ben bir söz verdim Rüya. Ve ben sözümden asla dönmem."

Kendimden emin bir şekilde konuştuğumda beni Alaca ile tehtid etti. Nerden biliyordu? Küçücük bir kızdan korkacak değildim. Ama konu Ala olduğunda aptallaşabiliyordum.

"Sen..ne" dedim şaşkınlıkla.

"Gözleriniz..gözleriniz sizi ele verdi Ulaş bey."

Bu kız cidden psikopat gibiydi. Arkasına bakmadan sınıftan çıkıp gitti. Hiçbir şey söyleyemedim ve peşinden de gidemedim.

Üzgünüm kardeşim, ama onun için her şeyi yapabilirim.

Uras'a verdiğim sözü hiçe saymayacaktım ama Rüyayı sık sık da izlemeyecektim. Sadece iyi olduğuna emin olup Uras'a verdiğim söze bir nebze de olsa sadık kalacaktım.