6. bölüm · Sahnedeki Sessizlik

6. Bölüm ACI VE AYRILIŞ

Moka ★

★Murat Boz- Üzüleceksin
★Emre Aydın- Sen Beni Unutamazsın
★Emir Can İğrek- Beyaz Skandalım

Rüya'nın anlatımıyla..

Gözlerimi hastane odasında açmıştım. Annem ve babam yanımda duruyordu.

"Rüya kızım iyi misin?" Annem beni
görünce gözünden bir yaş aktı.

"Ben iyiyim..."

"Baba..."

"Söyle güzel kızım."

"O nerde..."

Uras yoktu. Nerdeydi? O beni bırakmazdı ki.

"Boşver onu kızım. Bak yeni iyileştin."

"Anne..onu görmek istiyorum. Nerde o?"

"Gitti." Dedi annem tok bir sesle.

"Hayır gitmez..o beni bırakmaz ki.."

Kimse Deniz Uras'ın beni bırakıp gittiğine inanmamı sağlayamazdı.

Biliyordum o bırakmazdı beni..

"Telefonumu verir misiniz?"

"Kızım lütfen biraz dinlen. Kendin için."

"Anne! Telefonumu verin."

Babam telefonumu uzattı. Annem sinirle ona bakıyordu.

Telefonumu alınca Deniz'i aradım.

Çaldı..

Çaldı..açmadı..

Açmamıştı...

"Bak açmıyor hadi kızım boşver. Gel bir şeyler ye, iyileşemeyeceksin."

"Hayır..hayır..bir şey olmuş olmalı Deniz beni bırakmazdı.." gözlerimden yaşlar boşaldı.

"Ağlama Rüya. Merak etme babacığım bir şey olmamıştır."

"Baba...onu istiyorum..." Babam bana sımsıkı sarıldı.

Niye yoktu? Ona ihtiyacım vardı.. Burda olmalıydı. Yaralarımı sarmalıydı..

Islak gözlerimi zorlukla yumdum. Uyumak istiyordum. Uyumak ve bir daha uyanmamak.

Gözlerimi açtım. Ne kadar uyuduğumu bilmiyordum. Başımı kaldırdım.

Telefonumu elime alıp Urasa mesaj attım.

Rüya: Neden yoksun?

Rüya: Sana ihtiyacım var..

Rüya: Deniz..sensiz ne yapacağım...

Rüya: Bana ne oldu bilmiyorum ama sensiz savaşmak istemiyorum. Hani yaralarımı saracaktın. Neden beni bırakıp gittin..?

Mesaj gelmedi..

Tekrar yattım masada yemek vardı yemek istemiyordum. Annem zorlasa da yemedim. Gözlerimi kapattım ve uykuya daldım.

•~•●•~•

Deniz Uras'ın anlatımıyla..

Bir sürü mesaj yazmıştı. Hiçbir şey yapamıyordum....

Onu o kadar özlemiştim ki..

O gün annesi gitmemi söylemişti. Ona acı vereceğimi söylemişti. Onu öylece bırakıp
gitmemi söylemişti bana..

Hiç istememiştim onu orda bırakmayı. Nasıl bırakırdım..onun bana ihtiyacı vardı.

Benim de ona...

Yazdığı mesajlar yüreğimi yakıyordu.

'Sensiz ne yapacağım?' Demişti. Peki ben onsuz ne yapacaktım..
Onu görememek, kokusunu içime çekememek öyle dokunuyordu ki..

En son beş gün önce attığı mesajın ardından yeni bir mesaj attı.

Rüya'm: Ölmek istiyorum..

Sadece bunu söylemesi bile beni mahvetmeye yetmişken o yeni bir mesaj daha attı.

Rüya'm: Sensiz yaşamak istemiyorum..
Yapamam Uras benden bunu isteme.

Ben de yapamazdım..

Rüya'm: Ameliyat olmayacağım.

Bunu söylemesi beni şoka uğratınca gözlerimin dolduğunu fark etmemiştim.

Rüya'm: Belki böylesi daha iyidir. Ölürsem nereye gideceğimi bilmiyorum ama aklım sadece sende kalacak..

O nasıl sözdü tabiki de cennete gidecekti. O kadar saf, güzel ve iyi kalpliydi ki.

Bu dünya için fazla masumdu..

Rüya'm: Herkesten nefret ediyorum. Herkes yalan söylüyor. Sadece sen.. sen doğruları söylüyorsun..ve artık yoksun.

Rüya'm: O halde ben de yokum..

Artık daha fazla dayanamazdım. Onu öylece yalnızlığa mahkum edemezdim.
Bana kimse engel olamazdı. Oraya..

Sevdiğim kızın yanına gidecek ve ona destek olacaktım..

Arabama bindim. Hızlıca kaldığı hastaneye sürdüm. Onu göreceğim için kalbim hızlanmıştı.

Bir süre sonra hastanenin önünde durdum. İçeri gireceğim sırada Rüya'nın babası kolumdan tuttu.

"Gelmemeni söylemiştim."

"Bana ihtiyacı var." Benim de ona ihtiyacım var.

"Git burdan delikanlı."

"Onu görmeden hiçbir yere gitmeyeceğimi çok iyi biliyorsunuz. Sadece işimi zorlaştırıyorsunuz. Bırakın da gideyim."

Kolumdaki elini bıraktı. Hızla asansöre bindim. Kaldığı odaya giderken kalbim acıdı. Onu nasıl yalnız bırakabilmiştim?

Odadan içeri girince uyuduğunu fark ettim.

Melek gibiydi..

Elim saçlarına gitti.Öyle güzeldi ki dokunurken ellerim titriyordu.

Onu izlerken gözlerini kırpıştırdı ve gözleri gözlerimi buldu.

Ağlamaktan kıpkırmızı olmuşlardı. Ona bunu yaşattığım için kendimden bir kez daha nefret ettim.

"Güzelim.."

"D-deniz.." Sesi titremişti.

"Seni çok özlemişim.." dedim burnumu saçlarına götürüp kokusunu içime çekerken.

Vanilya ve ananas kokuyordu her zamanki gibi..

"Beni bıraktın.. ben sana güvenmiştim Uras."

"Çok üzgünüm güzelim ama gelemezdim.."

"Neden..? neden.."

"Senin için bunun iyi olacağını düşündüm."
Ailesinin beni gönderdiğini söylemezdim, onlara kızmasını istemiyordum.

"İyi mi..? Neyden bahsediyorsun Deniz.? Ben sensiz nasıl iyi olabilirdim... "

"Biliyorum...ben de sensiz yapamadım.."

"Yaralarımı saracaktın Deniz..." gözlerinden yaşlar boşaldı.

"Evet güzelim saracağım..bunun için burdayım.. her şey ,herkese rağmen..."

Minik bedenini kollarımın arasında sakladım. Artık kimse zarar veremezdi ona.

Göğsümde hıçkırarak ağladığını duyduğumda daha da sıkı sarıldım ona. Ellerim saçlarını okşadı. Saçlarına öpücük bıraktım.

Rüya'nın annesi ve babası dışardan bizi izliyordu. İkisinin de yüzündeki pişmanlığı görebiliyordum. Babasıyla göz göze geldik. Özür dilercesine baktı.

Başımı tekrar Rüya'ma çevirdim. Kollarımın arasında uyuyakalmıştı.

Onu hafifçe yatağına yatırdım. Üzerini örttüm. Baş ucundaki koltuğa oturdum.

Daha fazla bu hastane odalarında kalmasını istemiyordum. Umarım kısa zamanda çıkardı.

Onu izlemeye başladım.

•~•●•~•

Rüya'nın anlatımıyla..

Dudaklarımda hissettiğim öpücükle gözlerimi araladım.

Deniz Uras beni izliyordu. Dün gece ansızın gelmişti ve onun kollarında huzuru bulmuştum.

"Aç mısın?"

"Evet.."

"Peki, güzelim ben sana bir şeyler alıp geleceğim burda beni bekle tamam mı? "

"Tamam.." Deniz odadan çıkarken onu izledim.

Bir süre sonra annem odaya girdi.

"Canım seninle biraz konuşabilir miyim?"

"Tabii anne."

Annem küçük koltuğa oturdu.

"Ben özür dilerim...senin ona ne kadar değer verdiğini bilmiyordum. Bana.."

"Bana hiç bahsetmiyorsun...Gökalp ten sonra.. benimle bu konular hakkında hiç konuşmadın."

"Ben yeni birine hazır olduğumu bilmiyordum anne. Başka birini sevebileceğim ihtimali aklıma dahi gelmiyordu. Ama onunla tanıştım..."

"Deniz Uras benim hayatıma girdi ve çok şeyi değiştirdi. Onu çok seviyorum..ve onsuz yapamam. Lütfen benden onu bırakmamı istemeyin."

"Böyle bir şeyi senden neden isteyelim kızım..? Seni mutlu görmek bizi o kadar mutlu ediyor ki.. sen bizim canımızın."

Annem beni kollarının arasına aldı. Küçük bir çocuk gibi ağlayarak anneme sarıldım.

"Kendimi ilk defa huzurlu ve güvende hissediyorum anne. İlk defa bir insan evim gibi hissettiriyor. Anne..ben Deniz Uras'a âşık oldum..."

"Görüyorum..güzel kızım benim. Her şeyim.." annem saçlarımı öptü.

Gözlerimdeki yaşları sildiğimde annem de ağlamayı bırakmıştı.

"Ameliyat olacağım ve iyileşeceğim.."

"İyileşeceksin güzel kızım."

Annem beni son kez öptüğünde Uras odaya girdi. Gözleri beni buldu.

"Bölmüyorum değil mi?"

"Yok biz konuştuk..gel oğlum."

Annemin sözü üzerine Deniz yanıma geldi.

Eli saçlarımı okşadı.

"Güzelim benim.."

Uras elindeki poşetlerden bir şeyler çıkardı.
Ananas suyu ve poğaça. Ve bir de kurabiye.

Sütlü çikolatalı ve yaban mersinli..

Taptazeydiler. Kaşlarımı çattım. Bu benim özel tarifimdi, nasıl bulmuştu?

"Bunları nasıl..."

"Pastaneden aldım ama seninkilerden farklı. Seninkiler kadar iyi olmasa da...ye afiyet olsun."

Gülümsedim. O ananas suyumu açarken poğaçadan bir ısırık aldım. Ananas suyunu dudaklarıma götürdü. Onu da içtim ve yemeğimi bitirdim.

Annemin Uras'ın kulağına fısıldayışını duydum.

"Sağol oğlum. Günlerdir tek lokma bir şey yemiyordu. İyiki geldin.."

Çok sessiz söylese de ben duymuştum. Uras bana bakıp gülümseyerek karşılık vermişti anneme.

Babam odaya girerken Denizi fark etmedi.

"Yarın burdan çıkacaksın canım kızım."

Deniz Uras'ı fark edince ona selam verdi ve beni öpüp annemin yanına geçti.

"Tek istediğim şey eve gitmek. Okula da gitmek istiyorum tiyatro hocamız gelmiş."

"Ameliyata kadar bir süre..."

Annemin ne söyleyeceğini biliyordum. Ona karşı geldim.

"Hayır anne..tiyatroyu bırakmamı isteyemezsin.."

"En azından bir süreliğine.." dedi babam.

"Olmaz..." sesim titrek çıkmıştı.

Tiyatro benim her şeyimdi. Ara vermek istemiyordum. İnsan su içmeye, nefes almaya ara verir miydi hiç? Tiyatro benim için hayat demekti. Kendimi bildim bileli bununla ilgileniyordum. Şimdi ara veremezdim..

"Canım sonra konuşuruz." Dedi annem babama çok üstelemedi.

Gözlerimin dolduğunu hissediyordum. Dokunulsa ağlayacaktım.

Babam annemi kafeteryaya bırakacağını ve kendisinin de eve gidip ihtiyacım olacak şeyleri getireceğini söyleyip çıkmıştı. Annem de onunla gitmişti.

Yalnız kalmıştık.

Kafamı yastığa koydum. Konuşmak istemiyordum. Konuşursam ağlardım. Deniz başucuma gelip elini boynuma götürdü. Boynumu okşamaya başladı.

Dokunuşuyla bedenime yayılan ürpertiye engel olamadım.

"Rüya'm..sadece senin için.."

Tiyatro meselesinin beni ne kadar üzdüğünü biliyordu.

"Bırakmak istemiyorum.."

"Sadece bir süre dinlenmelisin..ruhsal olarak da.."

"Tiyatro ruhuma bedenime iyi geliyordu. Deniz Uras sen bırakabilir miydin...kitap okumayı."

"Evet.." dedi beklemediğim cevabı verirken.

"Kitaplar benim kaçış noktamdı. Ama şimdi başka bir kaçış noktam var."

Yatakta doğrulmuştum onu dinliyordum.
Elleri yüzüme gitti. Aramızda çok az mesafe vardı.

"Ne o..?"

"Tek kaçış noktam sensin..."

Aramızdaki on santimlik mesafeyi de kapattı. Ve dudakları dudaklarıma mühürlendi. Küçük bedenim kollarının arasında yok olurken onu öpmeye devam ettim. Beni göğsüne doğru çekti. Kalp atışlarını duyabiliyordum. Benimkiler gibi hızlıydılar.

Saçlarıma öpücükler bıraktı. Başımı kaldırıp grilerine baktım.

Bana doymamış gibiydi..

Ben de ona doymamıştım...

Burnuma da bir öpücük kondurup ayağa kalktı.

"Ne istediğini biliyorum yaramaz kız ama hastanedeyiz. Hem bana bir borcun var..bizim evde...unuttun mu?"

Onun odasındayken Nare'yle vedalaştıktan sonra geri geleceğimi söylemiştim. Ama bayılmıştım..

"Unutmadım. Borcumu ödeyeceğim." Dedim gülerken.

Uras bana bir şey uzattı. Bu Zamansız kitabının yazarının başka bir kitabıydı.
Kitabı heycanla elime aldım.

Ben kitabı incelerken Deniz de beni inceliyordu. Kitap zamansıza göre daha kalındı. Ama üç dört gün içerisinde bitireceğime emindim.

"Teşekkürler Uras."

"Önemli değil güzelim."

"Ben gidip kendime kahve alacağım..bir isteğin var mı?"

Başımı iki yana salladım.

"O halde sen biraz uyu olur mu? Dinlenmen gerekli."

"Zaten çok uykum var."

Uras gülümseyip yatağa uzanmamı sağladı. Gözlerimi kapattım. Deniz anlıma bir öpücük bırakıp odadan çıktı.

"Beni aldatıyorsun...Rüya." gökalp'in sesi kalbimde binlerce deliğin oluşmasına sebep oldu.

"Gökalp...seni çok özledim.."

"Neden bunu yaptın bize..?" Dedi sert bir sesle.

"Sen neden bunu yaptın bize...neden gittin Gök?"

"Sebepsizce geliriz dünyaya ve bir gün sebepsizce gideriz.."

"Gitmeni istemiyordum...gitme Gökalp."

"Onu kaybetme Rüya..ben seni ona emanet ettim.. kendine iyi bak güzel sevgilim.."

Ona ulaşmaya, gitmemesi için elini tutmaya çalıştım.. ama o çoktan yok olmuştu.

"Gökalp... hayır..hayır gitme...beni bırakamazsın.."

"Gökalp..."

Endişeyle gözlerimi açtım. Beni izleyen Deniz Uras'ı gördüm. Duymuştu beni..

Öylece gözlerimin içine bakıyordu. Hiçbir şey söyleyemedim.

"Onu özlüyorsun.."

"Hayır..hayır.." Başımı iki yana salladım.

"Duygularını gizleyemezsin Rüya. Ama onlardan kurtulamazsın da... Sana kırılmadım. Seni çok iyi anlıyorum. Sevdiğin birini kaybetmenin acısını ben de tattım."

"Özür dilerim...seni seviyorum.."

"Ben de seni seviyorum.. En güzel Rüya'm."

Ona sarılırken kendime binlerce kez kızdım. Onunlayken nasıl Gökalpi düşünürdüm..?

"Deniz o Melis dediğin kız kimdi..?"
Birdenbire sorduğum soruya ben de şaşırmıştım.

"Arkadaşım..sınıftan."

"Onu biliyorum." Dedim içimde bir yerlerde ona çok sinirli ve kırgındım.

"İnan ki benim için hiçbir önemi yok."

"Ama benim için var. Uras o kız sana sevgilim dedi..yoksa siz..."

"Değiliz Rüya.Aramızda hiçbir şey olmadı."

"O zaman seninle neden o kadar yakındı."

"Bunu sana söyleyemem.."

"Anlıyorum..." dedim hayal kırıklığıyla.

"Rüya bana öyle bakma...Sana kıyamıyorum. Ama söylersem korkacaksın."

Şimdiden endişelenmeye başlamıştım.

"Anlat..Deniz."

"Babam Melisi sen sanıyor."

"Ne..!?" Dedim şok içinde.

"Onun sen olduğunu sanıyor. Çünkü...sana zarar verecekti Rüya. Sana dokunmasına izin veremezdim."

Nasıl bir oyunun içindeydim? Anlamazca Uras'a baktım.

"Kardeşimi de o aldı benden..sevdiğim herkesi elimden alıyor..acı çekmem için.. Seni de almasına izin veremezdim. Özür dilerim güzelim."

"Bana...ne yapacak.?" Dedim korkuyla.

"Hiçbir şey...sana dokunamaz güzelim. Korkma sen buna asla izin vermem."

"Peki Melis ne olacak?"

"Susacak tabiki. Melis dokuzuncu sınıftan beri beni seviyor..konuşmaz merak etme."

"Aman ne güzel.. iyi bir fırsat vermişsin sen de." dedim onu kıskanarak.

Onu kıskanmış mıydım? Kendine gel Rü.

"Güzelim sen kıskandın mı?"

"Saçmalama Uras neyini kıskanayım. "

"Peki öyle olsun." Dedi sırıtarak.

"Ameliyat bir hafta sonra olacakmış.."

"Biliyorum babanlarla ve doktorunla konuştum. İyi olacaksın.."

"İyileşeceğim değil mi..?" diye sordum gözlerim buğulanırken.

"Evet..güzelim iyileşeceksin."

Elleri yüzüme gitti. Yüzümü okşarken burnumdan akan bir kaç damla kızıl kan eline bulaştı.

Ondan uzaklaştım. Elimi burnuma götürdüm. Kıpkırmızı olan ellerime baktım.
Ben ölüyor muydum...? Gökalp'in yanına mı gidecektim? Henüz çok erken değil miydi?

"Rüyaa." Deniz Uras korkuyla başımı avuçlarının arasına aldı. Elindeki peçeteyle burnumun kanamasını engellemeye çalışıyordu.

Gözlerimin bulanıklaştığını hissettim. Başım dönüyordu.

"Deniz Uras...başım dönüyor."

"Geçecek Rüya'm..geçecek.."

Son gördüğüm şey telaşla odaya giren doktorlar ve Uras'ın korkulu gözleriydi.

"Beni bırakma Deniz...ölsem de beni bırakma.."

•~•●•~•

Yazarın anlatımıyla..

Ameliyathanenin kapısı önünde dizlerinin üzerine çökmüş çaresizce içerde yatan sevdiği kadını bekliyordu Deniz Uras.

Çaresizdi..çok çaresizdi..

Ne yapacağını bilmiyordu. Rüya'sı apartopar ameliyata alınmıştı. Ailesi de Rüya için gözyaşı döküyorlardı. Uras'ın gözyaşı kalmamıştı artık. Tükenmişti..

Saatlerdir içerde yatıyordu Rüya. Ailesi ve onu seven adam dışarda onu bekliyordu. O ise içerde büyük bir yaşam mücadelesi veriyordu..

Doktor yanlarına geldi. Herkes pür dikkat onu dinliyordu.

"Tümörü çıkardık. Şimdilik her şey iyi gidiyor. Fakat uyandığında.."

Uras sinirlerine hakim olamadı. Sesini yükselterek,

"Uyandığında ne...söylesene! Ne olacak sevgilime!" Kendine engel olamamıştı.

Mehmet onu sakinleştirmeye çalıştı.

"Sakin ol evlat önce doktor beyi dinleyelim."

"Kusura bakmayın buyrun."

"Uyandığında bazı şeyleri hatırlayamayabilir. Bu kimi zaman kısa sürede geçer, kimi zaman da uzun bir süre hatırlayamayabilir. Elimizden geleni yaptık.Birazdan uyanacaktır yanında olmalısınız. Ne olursa olsun ona destek olun."

Deniz Uras'ın kalbine binlerce iğne saplanmıştı. Ne yani sevdiği kadın onu hatırlayamayabilir miydi?

O iyileşsin beni hatırlamasa da olur..yeterki o iyi olsun diye geçirdi içinden.

Ailesi Rüya'nın yanına gittiler. Uyanmamıştı henüz.

"Mehmet amca..onunla yalnız kalabilir miyim..?" Diye sordu Rüya'nın babasına.

Başıyla onayladı Mehmet. Karısını zorlukla çıkardı odadan.

Yalnız kalmışlardı şimdi..

Sevdiği kadının ay gibi bembeyaz tenini izledi. Her detayını ezberlemişti onun..

Elleri ipek gibi yumuşacık olan saçlarına gitti. Sanki derin bir uykudaydı Rüya. Öyle güzel uyuyordu ki Deniz Uras'ın içi gitti..

Onun küçük bedenini makinelere bağlı görmek canını yakıyordu.

"İyileşeceksin sevgilim..."

"Her şey çok iyi olacak."

"Sana yaşattıklarım için özür dilerim.."

"Sen iyileş ki beni de iyileştir..."

"Ah be güzel sevgilim benim..."

Rüya gözlerini kırpıştırmaya başladı. Uras heycanla ona bakıyordu.

Rüya uyanıyordu. Ve ilk onu görecekti..

Şaşkınlıkla etrafına bakındı Rüya. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

"Deniz Uras.." dedi tiz sesiyle.

Hatırlıyordu..

Sevdiği kadın onu unutmamıştı..

"Rüya'm...uyandın."

"Ne oldu bana..?"

"Geçti gitti her şey. Şimdi biraz dinlen."

"Ne oldu Uras...?"

Derin nefes aldı Deniz Uras
"Ameliyat oldun ve her şey geçti..bitti..."

"İyileştim mi?" Diye sordu çocuksu bir sevinçle. Yüzünde minik bir kız çocuğu gülümsemesi vardı.

"İyileştin..sevgilim."

Mehmet ve Eda içeri girince Uras kapıya yöneldi.

"Deniz gitme.." Anne ve babasına baktı onları merakla süzdü.

"Siz..." onları anımsamaya çalışıyordu. Anne ve babasını tanıyamamıştı Rüya..

"Kızımm.." dedi annesi ona sarılacağı sırada geri çekildi.

"İyi misin canım?" Dedi babası.

Rüya Deniz Uras'a baktı. Gözleriyle onların kim olduğunu soruyordu.

"Annecim...güzel kızım." Eda eliyle Rüya'nın saçlarına dokundu.

"Deniz..ben..onları tanıyamıyorum.." dedi kısık sesle. Ama Eda da Mehmet de duymuştu.
Eda'nın gözünden bir damla yaş aktı. Biricik kızları onları hatırlamıyordu. Onun yerine bir kaç ay önce tanıştığı çocuğu hatırlıyordu.

"Merak etme güzelim hatırlayacaksın. Sadece biraz zamana ihtiyacın var."

Bunu Rüya'ya bakarak söylese de asıl duymasını istediği kişi onun anne ve babasıydı.

"Özür dilerim...ben..sizi hatırlayacağım.."

"Güzel kızım.." annesi ve babası Rüyaya sıkıca sarıldı.

"Sizin gibi bir ailem olduğu için çok şanslı olmalıyım.." dedi gülümseyerek.

Ailecek uzun uzun sarıldılar. Deniz Uras odadan çıkarak onları yalnız bıraktı.

Bahçeye çıkıp bir banka oturdu. Bundan sonra ne yapacağını düşünmeye başladı. Babası Melisin Rüya olmadığını öğrendiği zaman bu işin peşini bırakmayacaktı.

Rüya zaten daha yeni atlatmıştı hastalığı. Bir de babasının onu incitmesine izin veremezdi.

O gün babasını vurduğunda ölmemişti. Kötülere bir şey olmazdı.

Büyük suçların bedelini masumlar öderdi..

•~•●•~•

Rüya'nın anlatımıyla..

Elimdeki kitabı okurken masamdan kalktım.
Az önce telefonda Nare ile konuşmuştuk. Beni en kısa sürede ziyarete geleceğini söylemişti.

Hastaneden çıkalı bir buçuk ay olmuştu. Koskoca bir buçuk ay..Anne ve babamı daha da anımsamaya başlamıştım. Nareyi unutmamıştım. Ama annem ve babamı hatırlayamıyordum.

Telefonum çalınca kitabı masaya bıraktım. Dilan arıyordu. Benimle ne işi vardı ki..?

Telefonu açıp kulağıma dayadım.

"Dilan ne oldu?"

"Rüya sakince sana atacağım fotoğrafa bak...ve lütfen üzülme. Yanına geliyorum"

"Ne fotoğrafı.." demiştim ki dilandan mesaj gelmişti. Korkuyla fotoğrafa tıkladım.

Fotoğrafı görünce kalbim sıkışmaya başladı. Sanki kalbimi sıkıştırıp patlatmak üzereydiler.

Fotoğrafta Uras vardı. Yanında, kucağında bir kız vardı..sarmaş dolaşlardı...

Deniz kızı yiyecekmiş gibi öpüyordu. Midem bulanmaya başlayınca başımı yere eğdim ve kustum. Öksürmeye başladım. Boğuluyormuş gibi hissediyordum.

Onun denizinde boğuluyordum..

Beni sevdiğini sandığım adam başkasını kollarına almış ve onunla öpüşüyordu...

Dudaklarıyla iz bıraktığı dudaklarımdan iğrenmiştim.
Gözlerimdeki yaşlar tamamen boşalmak istercesine akıyordu.

"Rüya iyi misin...? Geliyorum bekle.."

Dilan'ın telefondaki endişeli sesini duydum. Telefon elimden kayıp yerle buluşmuştu çoktan kırılmış olmalıydı.

Telefon tamir edilirdi.

Peki ya benim paramparça olmuş kalbim ne olacaktı..

Dizlerimin üzerine çöktüm. Bu iğrençliğin içine nasıl dahil olmuştum. Kendimi bir yeni alınıp sadece bir kere kullanıldıktan sonra atılmış bir eşya gibi hissediyordum.

Dakikalar sonra kapı çaldı. Zorlukla ayağa kalktım. Kapıyı açtım. Dilan endişeyle bana bakıyordu. Koşarak kolumun altına girip bana destek verdi. Beni koltuğa otutturdu.

"Böyle olacağını tahmin etmiştim. Sana göstermemeliydim.. üzgünüm."

"Neden üzgünsün senin suçun değil.."

"Yine de görmeye hazır değildin.."

"Uyarmıştınız..siz beni uyarmıştınız benim hatam..ona güvenmemeliydim."

"Demir gelecek birazdan. Annenler nerde sorun olamaz değil mi?"

"Annem psikoloğumla seansta. Babam şehir dışında.."dedim güçlükle.

Ameliyattan sonra annemlerin ve doktorun zoruyla psikolojik destek almaya başlamıştım. Bir aydır neredeyse haftada üç gün seans yapıyorduk. Okuldan sonra gidiyordum. Tiyatroya devam ediyordum tabiki. Unutmadığım bir şey varsa o da tiyatroya olan aşkımdı.

Ona olan âşkımı da unutmamıştım...

"Sen sadece kendini düşün..sen iyi ol yeter Rüya. Kimse senden daha değerli değil."

"Değerliydi ama Dilan...o benim için çok değerliydi..seviyordum ben onu.."

"Gel Rüyacım." Bana sarıldı.

Gözyaşlarımı tutamadım.

Deniz Uras yaralarımı saracağına ruhumda kocaman bir yara açmıştı..

Zil çaldı. Dilan kapıyı açtı. Demirin sesini duydum. Dilan ona kızıyordu.

"Ben geldim." Demir koltuğa oturdu.

Dilan da yanıma oturup elini omzuma koydu. Deniz elinde bir şişe tutuyordu.
Bir süre inceledikten sonra ismini bilmediğim bir içki olduğunu anladım.

"Dilan şu ikinci dolapta kadeh var, getir."

Dilan bana endişeyle baktı. Dolabı açtı ve iki kadeh getirdi.

"İçmek isterseniz içebilirsiniz. Annemler gelene kadar evi temizlerim."

Demir içkiyi doldururken Dilanla bir şeyler konuşuyorlardı. Dilan beni izliyordu.

Deniz Uras resmen beni kandırmıştı, kullanmıştı beni..

Yalandı söylediği her şey babasıyla ilgili söyledikleri de yalandı o halde..

Gözlerimden yaşlar boşaldı.

Gökalpten sonra ilk kez birini sevmiş ona güvenmiştim yanında kendimi huzurlu hissetmiştim. Kendimi aptal gibi hissediyordum.

"İyi misin Rüya?" Demirin bir saniye benimle dalga geçtiğini düşündüm. İyi miydim? Nasıl iyi olabilirdim?

"Değilim.."

"Canım yanıyor..." dedim titrek bir nefes alırken.

Dilan omzumu sıvazladı. Demir içkisinden bir yudum aldı. Dilan da kendininkini içti.

"Nasıl geçecek...?"

"Belki de geçmeyecek. Ama alışacaksın."

Dilan Demir'in koluna vurdu. Elindeki içki yere damlamıştı.

"Ya da unutacağım." Unutamayacaktım..

Ben onu ölsem de unutamazdım..

"Tadı güzel mi?" Diye sordum elindeki kadehi işaret ederken.

Dilanın gözleri büyümüştü. Başını olumsuz anlamda salladı.

"Hayır..hayır Rüya içmeyeceksin değil mi?"

"O şeyi asla ağzıma sürmem." Demiştim ona.

Şimdi ise kendi isteğimle onun için...Onu unutmak için içecektim.

Dilan'ın elindeki kadehi alıp kafama diktim.

İçki boğazımdan aşağı inerken geçtiği her yeri yakmıştı. Yüzümü buruşturdum.

"Sandığım kadar da kötü değilmiş."

Demir elimde tuttuğum kadehi doldurdu.
Dilan sinirle ona bakıyordu.

Bir kaç yudum aldıktan sonra hepsini tek dikişte içtim. Dilan benim için endişelenirken çoktan bir kadeh daha içmiştim.

"Rüya yeter..senin bünyen için uygun değil."

"Unutmak istiyorum Dilan..."

Kapı çaldı. Dilan telaşla kapıya gitti. Kendimde olmamama rağmen annemlerin gelmesinden endişelenmeye başladım.

Dilan kapıyı açınca şok oldu. Gördüğü kişi her kimse Dilan onunla tartışıyordu.

Dayanamayıp sendeleyerek yanına gittim.

Onu gördüm..

Gelmişti...

"Defol Deniz Uras kızın hâlini görmüyor musun..?"

Gözlerimiz buluştu. Gözlerinde neden pişmanlık vardı...? Neredeyse inanacaktım..

"Ben konuşurum D-dilan." Başım çok ağrıyordu. Ayakta duracak gibi bile değildim. Nasıl konuşmayı planlıyordum acaba?

Dilan endişelense de bizi yalnız bıraktı.

Bahçeye çıktık. Adımlarım hiç de sağlam değildi birazdan yere yapışacak gibiydim.

Elim başıma gitti. Başım çok ağrımaya başlamıştı. Gözlerimi kapattım. Acının geçmesini beklerken sesini duydum.

"İyi misin...?"

İyi misin mi? İyiyim çok iyiyim..Benimle oynayıp beni kenara attıktan sonra çok iyiydim.

"Seni ilgilendirmiyor artık."

"Rüya....neden içtin..?"

"Neden yaptın..?" Dedim sorusunu yanıtsız bırakarak.

"Ben..."

"Çünkü sen şerefsizin tekisin! İğrenç işlerin için beni kullandın. Ordan bakılınca tek gecelik ilişkinde kullanacağın kızlara mı benziyorum!" Dedim alkolün verdiği cesaretle sesimi yükselterek.

"Ben seni sevdim Rüya.."

"Bu söylediğine kendin bile inanmadın Uras! Sen beni kandırdın!"

"Ben yıllar sonra ilk defa birine güvendim onun yanında kendimi huzurlu hissettim.."

"Sonra o adamın ne kadar iğrenç bir insan olduğunu söylediler.. Ama ben inanmadım!"

"Çünkü sana güveniyordum. Seni tanıyordum..tanıdığımı sanıyordum.."

"Sen bana Deniz'i gösterdin...Urasla yeni tanıştım ben.."

"Neden Uras..neden bunu yaptın bize...?"

Uzun süre sessiz kaldı. Ona boş boş bakarken gözlerim buğulandı. Kafam iyice güzelleşmişti.

"N-neden.." dedim fısıldayarak.

"Yapamam sen içinde bir yerlerde ona karşı hisler beslerken ben bunu yapamam."

"Denedim Uras. Onu unutmayı yüzlerce kez denedim. Psikoloğa yalvardım bana onu unutturabilmesi için.."

"Seanslarla halledebileceğimizi söyledi. Bir sürü seans yaptık, artık unutmaya başlıyordum.Her seansta bana ilaçlar verdi. Biliyordum Uras bana onu unutturan seanslar değildi, kullandığım ilaçlardı.. Ama onları kullanmayı bırakmadım. Çünkü.. çünkü onu unutmak ve seninle yeni bir hayata başlamak istedim Deniz Uras.."

"Senin için..bizim için geleceğimiz için o ilaçları kullanarak kendi geçmişimi unuttum..."

Sadece gözlerime bakıyordu.

"Ben sana âşık olmuştum çünkü.."

Hiçbir şey söylemedi. Arkamı dönüp eve doğru yürüdüm.

Gidenin mi yoksa kalanın mı daha çok yanardı canı..?

Giden bendim...kalan o..

Canı yanan da bendim...öylece susan da o..

Herşey bir bahar esintisi gibi geçmiş, güz fırtınası gibi yıkıp gitmişti..

Bitmişti her şey..

•~•●•~•