5. bölüm · Şah ve Mat

5.Bolum

Esmer Oruç

"Hayat, satranç gibidir. Her taşın bir değeri, her hamlenin bir bedeli vardır.

Ama kimse oyuna nasıl başlandığını hatırlamaz; yalnızca sona yaklaşınca uyanır gerçeğe.

Bazıları vezir olmaya öykünür, bazıları şahın peşinde koşar.

Ama en çok unutulan hep piyondur… ilk feda edilen, ilk yok sayılan.

Tıpkı çocuklar gibi… küçük, sessiz, değersiz sanılan.

Oysa oyun, onların üzerinden döner.

Ve bir gün o unutulan piyon, tahtanın kaderini değiştirir.

Adalet, terazisi kırık bir satranç tahtasında aranmaz.

Adalet, susanların, görmezden gelenlerin, duymayanların elleriyle yok edilir.

Ben bu oyunu seyretmeyeceğim.

Ben hamlemi yaptım.

Şimdi sıra sizde…

Bakalım kim bu oyunun sonunda tahtada kalacak?”

Olay Yeri – 04:47

Karanlık çökmüştü. Sokağın tek ışığı, kırık bir lambadan süzülen solgun sarı bir titremeyle sokağı yalayıp geçiyordu. Cinayet mahalline ilk ulaşan ekip, gördükleri manzara karşısında dona kaldı. Kurban, bembeyaz bir örtünün üzerine yatırılmış, hemen yanına bir satranç tahtası yerleştirilmişti. Tahtada yalnızca iki taş vardı: bir şah ve bir vezir.

Ancak asıl dehşet, birkaç adım ötede, küçük bir masanın üzerinde duran kavanozdaydı.

Kavanozun içinde hâlâ taze kan izleriyle kaplı bir insan kalbi vardı. Üzerine kırmızı mürekkeple tek bir kelime yazılmıştı:

“Hamle sırası sende.”

---

Birkaç gün öncesi – Küçük Çocuğun Hikâyesi

Küçük çocuk, günlerdir içinde sebebini bilmediği bir huzursuzluk taşıyordu. Sanki onu uzaktan izleyen bir çift göz vardı. Bu his, kalbinde sessiz ama giderek büyüyen bir korkuya dönüşmüş, adım atmasını bile zorlaştırır olmuştu.

Okul saati gelmişti. Evin kapısında öylece durdu. İçindeki korkuya rağmen yürümek zorundaydı. Kimseye bir şey anlatmamıştı. Çünkü nasıl anlatsa da kimsenin inanmayacağından emindi. Ve bu sessizliği... onun en büyük hatasıydı.

Evden çıktıktan kısa bir süre sonra, arkasından gelen ayak seslerini duydu. Donup kaldı. Koşmaya hazırlanıyordu ki, aniden ağzına bastırılan bir bez parçasıyla önce başı döndü, sonra gözleri karardı. Her yer karanlığa gömüldü.

---

Kurtuluş ve Karşılaşma

Çocuğu kaçırmaya çalışan adam, onu sürükleyerek arabasına götürmeye çalışıyordu. Ama hesaba katmadığı biri vardı.

Arabayı çalıştıracağı sırada, kaputun önünde bir siluet belirdi. Başından ayaklarına kadar siyahlara bürünmüş, yüzünü gizleyen maskesiyle sessizce duruyordu.

Adam arabadan inip karşısındaki kişiyi alt edeceğini sandı. Ancak bu, onun son hatasıydı. Çünkü karşısındaki, günlerdir haberlerde bahsi geçen, kalp söken katilin ta kendisiydi. Ve şimdi sıradaki hedef oydu.

Bir hamle… sadece bir hamle yetti. Adam kendini yerde buldu. Katil, onu kısa sürede bayıltıp arabasının bagajına attı.

Çocuğu ise baygın halde evinin önüne bıraktı. Üzerine küçük bir not iliştirmişti:

“Sizin ihmal ettiğiniz çocuk bugün az daha ölüyordu. Bir çocukla ilgilenmek bu kadar zor olmamalı. Eğer dünyaya çocuk getirdiyseniz, onun sorumluluğunu da alacaksınız.”

Ve katil, sessizce oradan ayrıldı.

---

Yeni Hamle

Ormanın derinliklerinde, katil arabayı durdurdu. Sırt çantasından bir kavanoz çıkardı. Kavanoz, birazdan çok özel bir şey taşıyacaktı.

Önce adamı arabadan indirip bir ağaca yasladı. Sonra önceden hazırladığı satranç tahtası benzeri büyük bez seti yere serdi. Adamı bu setin üzerine yatırdı. Soğukkanlı bir ustalıkla kalbini yerinden çıkarıp kavanoza yerleştirdi.

Kavanozun üzerine kırmızı kalemle tek bir cümle yazdı:

“Hamle sırası sende.”

Kurbanın yanına bir şah ve bir vezir taşı koydu. Son olarak küçük bir not bıraktı:

“Ben hamlemi yaptım. Hamle sırası sizde. Bakalım bu oyunun sonunda kazanan kim olacak?”

Katil notu bırakıp sessizce oradan ayrıldı. Gece yine karanlığa gömüldü. Ama artık şehirde bir satranç oyunu başlamıştı. Ve bu oyunun her taşı, bir kalple değiştirilecekti…

SON DAKIKA

Sabah saatlerinde ülkenin dört bir yanında yankı bulan tüyler ürpertici olaylar zinciri, kamuoyunda büyük paniğe neden oldu. İsmi açıklanmayan bir çocuk, kaçırılmak üzereyken maskeli bir kişi tarafından kurtarıldı. Aynı anda, şehir dışındaki ormanlık bir alanda ritüel benzeri bir cinayet işlendi. Cesedin hemen yanında yer alan satranç tahtası, cam kavanoz içindeki kalp ve kırmızı mürekkeple yazılmış şu not tüm ülkenin kanını dondurdu:

"Hamle sırası sende."

EMNİYET ALARMDA, HALK TEDİRGİN

Yetkililer, failin daha önce de işlediği benzer cinayetlerde bıraktığı semboller ve şifreli mesajlarla adeta bir “oyun” yürüttüğünü ifade ediyor. Psikolojik profilleme uzmanları, katilin zekâ seviyesi yüksek, sistemden kopmuş ve adaleti kendi yöntemleriyle sağlamaya çalışan biri olduğunu düşünüyor.

---

SOSYAL MEDYADA TEPKİ YAĞDI

Olayın ardından sosyal medya adeta yangın yerine döndü. #HamleSırasıSende etiketi birkaç saat içinde trend listelerinde ilk sıraya yükseldi. Bazı kullanıcılar katilin bu mesajlarıyla bir tür adalet arayışında olduğunu savunurken, bazıları ise onun sadece dikkat çekmek isteyen bir psikopat olduğunu dile getirdi.

> @BilinmeyenlerPodcast:

Bu bir uyarı değil, savaş ilanı. Satranç taşları boşuna değil. Her taş bir figürü temsil ediyor olabilir. Kurbanlar kim, temsil ettikleri ne?

> @GerçeklerSayfası:

Çocuğun kurtarılması planlı bir kurgu muydu? Belki de katil, kahraman rolünü oynamak için kendisi organize etti. Her şey bir tiyatro...

> @AdaletKaranlıkta:

Bu cinayetler, çözülemeyen davalara, çocuk istismarına, ihmale dikkat çekmek için mi yapılıyor? Sessiz çığlıkların sesi mi bu adam?

---

SÖYLENTİLER VE KOMPLOLAR

Bazı yerel gazeteler, katilin eski bir istihbaratçı ya da görevden atılmış bir polis olabileceğini iddia etti. Bazı forumlarda ise kurbanların “temsil ettiği” kişilerin, yargı sistemine, aile yapısına veya sosyal adalete zarar veren kimseler olduğu öne sürüldü.

Sosyal medya dedektifleri ise satranç tahtasındaki her taşın bir anlamı olabileceğini, şahın sistemi, vezirin ise bireysel gücü temsil ettiğini tartışıyor. Peki ya sıradaki taş? Sıradaki kurban?

Henüz ne oyunun kuralları ne de oyuncuları netleşmiş değil. Ama tek bir şey kesin: Katil mesajlarını satranç tahtasında veriyor ve her hamlesi daha kanlı, daha ürkütücü oluyor.

“Bu bir oyun değil. Bu, adaletin karanlıkta kalan yüzüyle yapılan bir hesaplaşma.”