2. bölüm · Şah ve Mat

2.Bölüm

Esmer Oruç

SON DAKİKA HABERİ

"Evet, sayın seyirciler, şok edici bir olayla karşınızdayız! Dün gece ormanlık alanda, kalbi sökülmüş bir erkek cesedi bulundu. Yetkililerden henüz bir açıklama gelmezken, halk büyük bir tedirginlik içinde. Bölge sakinleri, korku içinde katilin bir an önce yakalanmasını bekliyor. Bu vahşetin arkasında kim var? Yeni bir seri katil mi doğuyor? Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz..."

---

Olay medyaya sızmıştı.

Tam da istenmeyen şey olmuştu. Polisler soruşturmayı gizli tutmaya çalışıyordu, ama artık çok geçti. Haber tüm kanallarda dönüyor, sosyal medyada farklı teoriler dolaşıyordu. İnsanlar şoke olmuştu.

Asıl soru şu: Katil kimdi ve neden insanların kalbini sökeceğinden bahsediyordu?

Kim, neden öldürmüş olabilirdi bir lise öğrencisini?

Katil, maktulle nasıl bir bağa sahipti?

Bu soruların cevapları için polisler, cesedin bulunmasının ertesi günü maktulün okuluna gitti. İlk adım, okulun güvenlik kameralarını incelemekti.

Görüntülerde, öğle arasında bahçede maktulün bir kızla tartıştığı açıkça görülüyordu. Kızın öfkeli olduğu, maktulünse alaycı bir tavır takındığı fark ediliyordu. İlk şüpheli, doğal olarak o kız olabilirdi.

Müdüre giderek kızı sordular.

"Merve Deniz Çakmak… 11/E sınıfı öğrencisi. Hemen çağırıyorum."

Ancak, nöbetçi öğrenci sınıfa gittiğinde beklenmedik bir şey oldu.

"Özür dilerim hocam, müdür Merve Deniz Çakmak’ı çağırıyor."

Öğretmen duraksadı.

"Merve bugün okula gelmedi."

Bu bilgi, polisleri harekete geçirdi. Hemen Merve’nin arkadaşlarıyla konuşmak istediler. Teneffüs saatinde birkaç öğrenciyle yapılan görüşmelerde, maktulün Merve’yi herkesin önünde aşağılayıp küçük düşürdüğü ortaya çıktı. Merve o olaydan sonra hızla okuldan ayrılmış ve bir daha geri dönmemişti.

Polisler, Merve’nin ev adresini aldı ve oraya gittiler. Kapıyı açan, genç kızın annesiydi.

"Hanımefendi, kızınız Merve’nin bir olayla ilgili ifadesine başvurmamız gerekiyor."

Annesi endişelendi.

"Ne oldu? Bir sorun mu var? Kızım ne yaptı?"

Polisler detay vermedi.

"Bunu karakolda konuşmamız daha iyi olur."

Merve, annesinin şaşkın bakışları arasında hızla hazırlandı ve polislerle birlikte gitti.

---

Sorgu odasında:

Merve, neden orada olduğunu hala anlayamıyordu. Polisler önüne bir fotoğraf koydu.

Gözleri büyüdü.

"Bu… Bu Tarık! Ne oluyor? Neden bana onun fotoğrafını gösteriyorsunuz?"

Polislerden biri sakince konuştu:

"Dün onunla tartışmışsın. O tartışmadan yedi saat sonra cesedi ormanda bulundu. Kalbi sökülmüş halde."

Merve’nin yüzü aniden soldu.

"Ne? Öldü mü? Hayır… Olmuş olamaz! Kamera şakası falan mı bu?! Eğer öyleyse, hiç komik değil!"

"Şaka yapmıyoruz, Merve Hanım."

Merve`nin nefesi hızlandı. Gözleri boşluğa daldı, elleri titremeye başladı.

"Hayır… Hayır, olamaz…"

Başını iki yana salladı, gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. Aniden sinir krizi geçirmeye başladı. Odaya bir polis memuru daha girdi. Merve nefes nefese konuştu:

"Ondan nefret ediyordum, evet! Beni rezil etti, alay etti, küçük düşürdü! Ama… ama asla ölmesini istemedim! Ona karşı içimde hâlâ bir şeyler vardı. Bir parçam… Onu seviyordu."

Sorgu odasında bir sessizlik oldu.

Polislerden biri, diğerine göz ucuyla baktı.

Bu kızın gözlerinde nefret vardı… Ama aynı zamanda bir tür kırılganlık da.

Gerçekten suçlu muydu?

Yoksa olayın arkasında, çok daha büyük ve karanlık bir şey mi

katilden kesit

"Sizin kalpsiz dediğiniz insanların kalbini sökerek, gerçekten de kalpsiz olmalarını sağladım. Ve devam edeceğim. Bu belki ilk oldu ama asla son olmayacak. Artık kalpsiz kelimesi bir mecaz değil, gerçeğin ta kendisi olacak… Çünkü ben, adaletin unutulduğu bu dünyada, onu kendi ellerimle yazmaya karar verdim.

Onların çürümüş kalpleri artık atmayacak, ama adaletin nabzı benim ellerimde atmaya devam edecek. Beni canavar ilan edeceksiniz, biliyorum. Ama ben sadece aynayı tutuyorum; asıl canavarlar, içinde bir kalp taşıdığı halde vicdanı olmayanlar. Benim yaptığım tek şey, onların içindeki boşluğu görünür kılmak. Ve ben o aynayı kanla parlatacağım, ta ki herkes kendi yansımasında çürümüşlüğünü görene kadar.

Siz, suçluları koruyanlar… Siz, adaleti eğip bükenler… Siz, kör taklitlerle 'iyi' olduğunu sananlar… Hepiniz! Adalet dediğiniz şeyin aslında bir yanılsama olduğunu biliyorum. Hukuk, güçlülerin oyuncağıdır. Mahkemeler, en ağır günahları bile unutturabilir. Ama benim mahkememde unutulmak diye bir şey yok. Ben, adaletin hafızasıyım. Ben, unutmam.

Onları kalpsiz yapmak benim elimde… uSiz bunu vahşet sanıyorsunuz, değil mi? Ama bir gün fark edeceksiniz… Gerçek adalet, bazen kanla yazılır. Ve o kan, yalnızca suçlulara ait olduğunda, adalet gerçekten hayat bulur.

Ama asıl soru şu: Adaletin ellerinde atan son kalp sizinki olursa ne yapacaksınız?"

Polisler, gerçekten Merve’yi mi suçlayacak, yoksa başka bir şüpheli mi ortaya çıkacak?

Maktulün geçmişi araştırıldıkça, onun da kirli sırları olduğu ortaya çıkabilir mi?

Asıl "kalpsiz katil" hala gölgelerde mi saklanıyor?

.