ŞAH kitap kapağı

11. bölüm / 11

ŞAH

Bölüm 11

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: Bölüm 11

Gece, İstanbul’un üzerine ağır ağır çökmüştü.

Sokak lambalarının solgun ışıkları, siyah aracın camlarında kayıp gidiyordu. Direksiyonda Cenk vardı. Arka koltukta oturan Kağan ise gözlerini telefonundan ayırmıyordu.

Ekranda hâlâ aynı konum açıktı.

İstanbul — Eski Devlet Arşivi.

Ve zihninde babasının son sözleri yankılanıyordu.

“Bana gelme.”

Kağan acı bir gülümsemeyle başını koltuğa yasladı.

“Yıllarca öldüğünü düşündüm,” diye mırıldandı. “Şimdi karşıma çıkmış, bir de gelme diyor.”

Cenk dikiz aynasından ona baktı.

“Belki seni korumaya çalışıyordur.”

Kağan gözlerini kaldırdı.

“Beni korumak için annemi benden uzak tuttu. Beni korumak için çocukluğumu yalanlarla doldurdu. Beni korumak için karımı ve kızımı bu savaşın ortasında bıraktı.”

Bir an sustu.

“İnsan sevdiklerini korurken onları kaybetmeyi göze alıyorsa, bunun adı korumak değildir, Cenk.”

Cenk cevap vermedi.

Çünkü Kağan’ın sesindeki kırgınlığı ilk kez bu kadar açık duyuyordu.

Telefonu yeniden titredi.

Bu kez arayan Alya’ydı.

Kağan bir anda doğruldu.

“Alya?”

Karşıdan birkaç saniye boyunca yalnızca nefes sesi geldi.

“Alya, beni duyuyor musun?”

Sonra karısının titreyen sesi duyuldu.

“Kağan…”

Kağan gözlerini kapattı. Bir anlığına bütün dünya durmuş gibiydi.

“Güzelim, neredesin?”

“Bilmiyorum. Bizi bir yere getirdiler. Mira yanımda ama—”

Arka planda bir kapı çarptı.

Alya sustu.

“Alya!”

“Kağan, beni dinle.” Sesi fısıltıya dönmüştü. “Bizi kaçıran adam yüzünü saklamıyor.”

“Kim o?”

Alya’nın nefesi hızlandı.

“Bunu söylediğime inanmayacaksın.”

“Kim, Alya?”

“Babanın adamlarından biri.”

Kağan’ın yüzündeki bütün ifadeler silindi.

“Ne?”

“Adını bilmiyorum. Ama adam bana bir fotoğraf gösterdi. Fotoğrafta senin baban vardı. Yanında da sen…”

Kağan’ın boğazı düğümlendi.

“Benim çocukluğumdan mı bahsediyorsun?”

“Evet. Fotoğrafın arkasında bir tarih yazıyordu.”

Kağan’ın parmakları telefonun etrafında sıkılaştı.

“Ne yazıyordu?”

Alya yutkundu.

“17 Eylül 2006.”

Kağan gözlerini kapattı.

Yine aynı tarih.

Her şeyin başladığı gün.

Alya devam etti:

“Kağan, burada bir şeyler dönüyor. Beni ve Mira’yı sadece sana ulaşmak için kullanmıyorlar. Sanki senden bir şey almaya çalışıyorlar.”

“Ne istiyorlar?”

“Bilmiyorum.”

Ardından Mira ağlamaya başladı.

Alya’nın sesi yumuşadı.

“Şşşt, güzel kızım… Baban bizi bulacak.”

Kağan’ın gözleri doldu.

“Alya, beni iyi dinle. Ne olursa olsun Mira’yı bırakma. Seni bulacağım. İkinizi de oradan çıkaracağım.”

“Biliyorum, Şah.”

Alya’nın sesi titredi.

“Ben senden korkmanı istemiyorum. Sadece eve dönmeni istiyorum.”

Kağan dudaklarını birbirine bastırdı.

“Size söz veriyorum.”

Tam o anda telefonun diğer ucundan bir erkek sesi duyuldu.

“Konuşma süren doldu.”

“Alya!”

Telefon kapandı.

Kağan birkaç saniye hareketsiz kaldı.

Sonra başını kaldırdı.

“Cenk.”

“Efendim?”

“Arşive gitmiyoruz.”

Cenk şaşkınlıkla ona baktı.

“Konum orası değil miydi?”

Kağan telefonunu cebine koydu.

“Bizi oraya çekmek istiyorlar. Alya’nın sesini duymamıza izin vermeleri bile planın bir parçası.”

“Peki nereye gidiyoruz?”

Kağan’ın bakışları karardı.

“Babamın yıllar önce yaşadığı son adrese.”

Cenk’in elleri direksiyonda gerildi.

“Orası terk edilmiş bir yer.”

“Artık değil.”

Kağan camdan dışarı baktı.

“Bu gece biri saklandığı yerden çıkacak.”

### Aynı saatlerde — Bilinmeyen bir yer

Alya, telefonun elinden alınmasıyla geriye çekildi.

Mira göğsüne yaslanmış, korkuyla ağlıyordu.

Alya kızını daha sıkı sardı.

“Benden ne istiyorsunuz?”

Karşısındaki adam cevap vermedi.

Siyah gömleğinin kollarını düzeltti, ardından odanın köşesindeki kameraya baktı.

“Bağlantı kesildi.”

Hoparlörden bir erkek sesi duyuldu.

“Konuştu mu?”

“Yeterince.”

“Kağan şüphelendi mi?”

Adam kısa bir sessizliğin ardından cevap verdi.

“Kağan Demirhan her şeyden şüphelenir.”

Hoparlördeki kişi güldü.

“Güzel. O zaman planımız işliyor.”

Alya ayağa kalktı.

“Kağan size boyun eğmeyecek.”

Adam ona döndü.

“Ben de zaten boyun eğmesini istemiyorum.”

“Öyleyse neden bizi buraya getirdiniz?”

Adam bir süre Alya’yı inceledi.

Sonra beklemediği bir şey yaptı.

Silahını çıkardı, masanın üzerine bıraktı ve iki adım geri çekildi.

“Çünkü Kağan’ın tek zayıflığı ailesi değil.”

Alya kaşlarını çattı.

“Ne demek istiyorsun?”

Adamın yüzündeki ifade değişti.

“Kağan’ın en büyük düşmanı, kendisi hakkında bildiği yalanlar.”

Alya cevap veremeden kapı açıldı.

İçeri yaşlı bir kadın girdi.

Alya onu tanımıyordu.

Fakat kadın, Mira’yı görünce gözleri dolarak yaklaştı.

“Demek torunum…”

Alya’nın kanı dondu.

“Torununuz mu?”

Kadın başını kaldırdı.

“Ben Kağan’ın babaannesiyim.”

Alya bir adım geri çekildi.

“Kağan’ın babaannesi yıllar önce öldü.”

Kadının gözlerinden bir damla yaş süzüldü.

“Öyle sanmasını istediler.”

Sonra Alya’nın elini tuttu.

“Beni iyi dinle kızım. Kağan buraya gelirse, onu durdurmalısın.”

“Neden?”

Yaşlı kadın kapıya baktı.

“Çünkü oğlu olduğunu bildiği adam, bu gece onun babasını öldürmeye hazırlanıyor.”

Alya’nın dudakları aralandı.

“Kağan’ın babası zaten—”

“Hayır.” Kadının sesi sertleşti. “Senin kocanın babası yaşıyor. Ama onu öldürmek isteyen kişi, Kağan’ın yıllardır güvendiği biri.”

Alya’nın içinden soğuk bir ürperti geçti.

“Kim?”

Kadın cevap vermek üzereydi ki koridordan silah sesleri yükseldi.

BANG!

Ardından bir çığlık duyuldu.

Yaşlı kadın Alya’yı kendine çekti.

“Geç kaldık…”

### Eski ev — Gece yarısı

Kağan arabanın kapısını açıp indiğinde yağmur başlamıştı.

Karşısında, yıllardır terk edilmiş görünen eski bir ev duruyordu.

Babasının son adresi.

Cenk silahını kontrol etti.

“Önden ben gireyim.”

Kağan başını iki yana salladı.

“Bu kez değil.”

“Kağan…”

“Bu evde yıllardır benimle ilgili saklanan sırlar var. İlk kez kendi gözlerimle göreceğim.”

Kapıya yaklaştı.

Kapı kilitli değildi.

İçeri girdiğinde eski ahşabın kokusu yüzüne çarptı. Salonun ortasında bir masa, masanın üzerinde iki bardak ve yeni demlenmiş bir çay vardı.

Birisi onu bekliyordu.

“Geç kaldın, oğlum.”

Kağan olduğu yerde durdu.

Merdivenlerin başında bir adam vardı.

Saçlarına ak düşmüş, yüzüne yılların yorgunluğu yerleşmişti. Fakat gözleri…

Kağan o gözleri çocukluğundan hatırlıyordu.

Babası yavaşça merdivenlerden indi.

Kağan’ın eli silahına gitti.

“Bir adım daha atma.”

Adam durdu.

“Bana silah mı doğrultacaksın?”

Kağan’ın sesi buz gibiydi.

“Sen benim babam değilsin.”

Adamın yüzünde acı bir gülümseme belirdi.

“Bunu söyleyeceğini biliyordum.”

“Yıllarca seni mezarda sandım.”

“Biliyorum.”

“Annem her gece senin için ağladı!”

Adam gözlerini kapattı.

“Biliyorum.”

“Ben büyürken sen neredeydin?”

Bu kez adam cevap veremedi.

Kağan bir adım yaklaştı.

“Bana tek bir şey söyle. O kadar yıl boyunca bir kez olsun eve dönmeyi düşündün mü?”

Babasının gözleri doldu.

“Her gün.”

Kağan acı acı güldü.

“Ne büyük fedakârlık.”

Tam arkasını dönecekken babası konuştu.

“Alya ve Mira tehlikede.”

Kağan anında durdu.

“Onların yerini biliyor musun?”

“Evet.”

“Neredeler?”

“Onları kurtarmak istiyorsan beni dinlemek zorundasın.”

Kağan silahını kaldırdı.

“Bana oyun oynarsan seni kendi ellerimle bitiririm.”

Babası başını salladı.

“Bunu hak ettim.”

Ardından ceketinin iç cebinden bir fotoğraf çıkardı ve masaya bıraktı.

Fotoğrafta Kağan, Alya ve Mira vardı.

Ama fotoğraf yeni çekilmişti.

Arkasında tek bir cümle yazıyordu:

“Bir Demirhan bu gece ölecek.”

Kağan fotoğrafı eline aldı.

“Kim?”

Babası gözlerini doğrudan oğlunun gözlerine dikti.

“Bunu sana söylemeden önce bir gerçeği bilmelisin.”

“Ne gerçeği?”

Adam derin bir nefes aldı.

“Kağan… Senin doğduğun gece, ben bir anlaşma yaptım.”

Kağan’ın yüzü gerildi.

“Ne anlaşması?”

“Senin yaşaman karşılığında, hayatımdan vazgeçtim.”

Sessizlik.

Sonra babası son cümleyi söyledi:

“Ve o anlaşmayı yapan kişi, bugün senin en güvendiğin adam.”

Kağan’ın zihninden yüzler geçti.

Cenk.

Rauf.

Hakan.

Aras…

Ama babasının bir sonraki sözü, bütün ihtimalleri altüst etti.

“Kağan, bu gece kimseye güvenme. Çünkü seni buraya getiren kişi… Cenk.”

Kağan yavaşça arkasını döndü.

Kapı açıktı.

Cenk ortada yoktu.

Ve dışarıdan tek bir silah sesi yükseldi.

Bölüm 13 sonu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18